Nur Çeşmesi
— 227 —

Bir Zeyl

İstikbalin Hâkim-i Mutlakı Kur'andır

Sual: Gayet müdakkik birkaç zât dediler ki: Bu feylesoflar gibi yüzer tane mütefekkir feylesofların kat'î kanaatla tasdiklerinin verdiği kuvvet ve kanaata binler gâvur feylesofların inkârları bir zarar vermiyor mu? Bir şübhe getirmiyor mu?

Elcevab: Âyetü'l-Kübra Risalesi'nin başında mukaddemedeki izaha havale edip burada kısaca cevab veriyoruz:

"Müsbet mes'elede isbat edici iki adam, menfîce inkâr yoluna sapan binlere tereccuh eder" diye bir kaide-i mukarreredir. Meselâ: Ramazanın başındaki hilâli gören iki şahid, isbat cihetinde görmeyen ve nefyeden binler adamın inkârını hükümden ıskat ettiği gibi; Karlayl ve Bismark'ın Kur'anı ve Risalet-i Muhammediyeyi isbat suretinde tasdikleri, yüzbin nefyeden münkir feylesofların inkârı değil bir şübhe, belki bir vesvese vermemek gerektir. Hem meselâ bir-iki adam isbat suretinde deseler: "Pek hârika ve semavata

— 228 —

yol açan bir maden dünyada var." Yerini veya numunesini göstermekle kolayca davasını isbat ettikleri ve onu inkâr edenler bütün dünyayı aramak taramakla hiçbir yerinde bulunmadığını göstermekle ve binler müşkilâtla o menfî davalarını ancak isbat edebilirler.

Aynen bu misal gibi, Bismark ve Karlayl ve emsallerinin hakaik-i Kur'aniye ve Risalet-i Muhammediyeyi isbatları gayet derecede kanaat verir. Ve o hakaik-i müsbeteyi nefyeden binler münkirlerin davalarını hiçe indirir. O münkirler âlem-i gayb ve şehadeti aramak taramakla, bin müşkilâtla o menfî davayı ancak isbat edebilmeleri için onların inkârları hiçbir ehl-i imana hiçbir vesvese ve vehim vermemek lâzım gelir. Hem isbat ediciler birbirine kuvvet verdikleri için, Karlayl ve Bismark gibi gayr-ı müslimler milyonlarla ehl-i iman feylesofların isbatına dayanıp kuvvet alıyorlar. Nefyedici münkir ise birbirine kuvvet veremez. "Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar."

Onun için hadsiz ehl-i inkâr, değil bu hadsiz ehl-i isbata karşı, belki iki ehl-i isbata karşı gelemez. Bu hakikatı Risale-i Nur çok yerlerde isbat ettiği için kısa kesiyoruz.

Said Nursî