— 50 —
Aziz, sıddık kardeşlerim!
«Âyetü'l-Kübra» nın matbu nüshaları perde altında çok hizmet görmüşler. Baştaki ihtarın âhirinde -beyaz yerde- bir haşiye olarak size altı satır suretini gönderdik; siz münasib görürseniz yazdırırsınız, hem ıslah ve tashih edersiniz. Benim kat'î kanaatım geldi ki: Bu defa, «Âyetü'l-Kübra» yı dikkatle ve muarızları nazara alıp okudum. Şübhem kalmadı ki, Risale-i Nur'un çok şiddetli darbelerine karşı muarızlar zaîf bahaneler ve sinek kanadı kadar ehemmiyetsiz kusurları medar-ı mes'uliyet gördükleri halde; bu dehşetli darbeleri nazara almayıp hem beraetimizi, hem Risale-i Nur'un serbestiyetini kabul etmelerinin sebebi: Başta «Âyetü'l-Kübra» olarak Risale-i Nur'un «Meyve» ve «Hüccetü'l-Bâliğa» gibi eczalarındaki hârikulâde ve sarsılmaz hakikatlar, onların dehşetli inadlarını kırmasıdır. Çaresiz mecburiyetle serbestiyetini; beraetimizi resmen kabul etmişler. Fakat yine gizli zındıka komitesi, elinden geldiği kadar nazar-ı millette kendilerini lanetten, nefretten bir derece kurtarmak için, kusurlarımızı arıyorlar ve hükûmeti iğfal etmeğe çalışıyorlar. Onun için biz; eskisi gibi ihtiyatımızı elden bırakmamalıyız. HaşiyeÂyetü'l-Kübra'nın başındaki ihtarın âhirinde, "nazar-ı dikkati celbetmiş" cümlesine haşiyedir: Evet İmam-ı Ali'nin (R.A) Âyetü'l-Kübra hakkında verdiği haberi, tam tamına Denizli hâdisesi tasdik etti. Çünki bu risalenin gizli tab'ı hapsimize bir vesile oldu. Ve onun kudsî ve çok kuvvetli hakikatı galebesiyle, beraet ve necatımıza ehemmiyetli bir sebeb oldu. İmam-ı Ali'nin (R.A.) keramet-i gaybiyesini körlere de gösterdi.
وَ بِالْاٰيَةِ الْكُبْرَى اَمِنّ۪ى مِنَ الْفَجَتْ
hakkımızdaki duasının kabulünü isbat etti.— 51 —
Umum kardeşlerimizin gelecek mübarek Ramazan-ı Şerifinizi ve geçmiş Berat gecelerinizi bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, onların ve bizlerin hakkımızda bu Ramazan'daki Leyle-i Kadrimizi bin aydan hayırlı ve bin ay kadar medar-ı sevab eylesin, ümmet-i Muhammediyeye saadet ve selâmet versin, âmîn!
Hem cümlenize birer birer selâm eden kardeşiniz Said Nursî
Aziz, sıddık, metin, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadar kardeşlerim!