Emirdağ Lahikası
— 49 —

Aziz kardeşlerim!

Hazret-i Ali Radıyallahu Anh

وَ بِالْاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنّ۪ى مِنَ الْفَجَتْ

fıkrasında «Âyetü'l-Kübra» yüzünden şakirdleri bir musibete düşüp ve onun berekâtıyla emniyet ve selâmete çıkacaklarını kerametkârane haber verdiği gibi, Âyetü'l-Kübra Risalesi Nurlar içinde yüzer matbu' nüshasıyla serbestiyet noktasında daha ziyade mevki alması cihetiyle bu memlekete üç büyük yağmur rahmetine birinci vesile olduğu gibi; ben dünya halini bilmiyorum, fakat eskiden beri boğazımızı sıkan ve daima bizi istila etmeye fırsat bekleyen ve dehşetli kuvvet alan ve taraftarlar bulan ve bizi istinadsız zannıyla fırsat bekleyenin istilasından ve esaretinden Âyetü'l-Kübra ve arkadaşlarının

— 50 —

serbestiyeti çok hâdise ve emarelerle şimdiye kadar Risale-i Nur -sadaka gibi- belaların def'ine bir vesile olduğundan, bu da bu belaya karşı vesiledir denilebilir. Ve İmam-ı Ali Radıyallahu Anhu'nun

وَ اسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

fıkrasında bir vecihte Âyetü'l-Kübra Risalesi maksud olduğu gibi, Denizli Meyvesinin onbir mes'elesi, «Hüccetü'l-Bâliğa» onbir hüccetiyle aynen asâ-yı Musa'nın onbir mu'cizesine tevafuk edip, bu fıkrada aynen Âyetü'l-Kübra Risalesi gibi İmam-ı Ali'nin (R.A.) medar-ı nazarı olduğu kalbime ihtar edildi. Demek Meyve Risalesi asâ-yı Musa gibi çok firavunları susturur, mağlub eder. «Âyetü'l-Kübra» yı tab'eden kahraman ve mübarek kardeşlerimiz, pek büyük bir hizmet-i Nuriye yapmışlar. Merhum Hâfız Ali'nin (R.H.) hizmet-i Nuriyesi, bununla da devam ediyor.