Tarihçe-i Hayat
(Tarihçe-i Hayat sh: 5)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Ve ancak Onunla yardım dileriz.
(Tarihçe-i Hayat sh: 8)
yâni: "Âlimler, Peygamberlerin varisleridirler"
(Tarihçe-i Hayat sh: 9)
Meâl-i şerifi: "Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz. Ve hiç şüphe yok ki, Allah muhsinlerle -Allah'ı görür gibi ibadet eden mücahitlerle- beraberdir."
(Tarihçe-i Hayat sh: 14)
Benim mükâfâtımı vermek ancak Allah'a aittir. (Hûd Sûresi, 11:29)
(Tarihçe-i Hayat sh: 19)
Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Ve Allah'a hamdolsun Allah'tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Allah yüceler yücesidir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 29)
Muvaffakiyet ve başarı Allah'tandır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 30)
İlk Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 34)
Sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene yönel. (Buharî, Büyû': 3; Tirmizî, Kıyâme: 60; Müsned, 3:152; el-Münâvî, Fezü'l-Kadîr, 3:528-529, Hadis no: 4211-4214)
(Tarihçe-i Hayat sh: 37)
Cem'ü'l-Cevâmi' kitabının tamamını bir Cuma'da hıfzında cem etmiştir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 46)
Yüksek ilimler: İman hakikatları ilmi, tefsir, ilm-i kelam, hadîs, fıkıh.. gibi
Gramer ilimleri, dilbilgisi: Sarf ve nahiv, felsefe, mantık.. gibi.
(Tarihçe-i Hayat sh: 46)
Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun. Âmin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 53)
Yani, "Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?"
(Tarihçe-i Hayat sh: 54)
Yâni "Avrupa, bir İslâm devletine hâmiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa ile hâmiledir, o da onu doğuracak."
(Tarihçe-i Hayat sh: 55)
Ölümden sonra yeniden diriliş (haktır).
(Tarihçe-i Hayat sh: 56)
Keşke toprak olsaydım. (Nebe Sûresi: 40)
Henüz beşikte çocukken konuştu.
(Tarihçe-i Hayat sh: 59)
Hiç şüphesiz ki, Allah kudretlidir., herşeye gücü yeter ve yücedir, izzetlidir. (Hac Sûresi, 40: 74)
(Tarihçe-i Hayat sh: 61)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Sırların ortaya çıktığı gün... (Tarık Sûresi: 9)
(Tarihçe-i Hayat sh: 62)
Yani, "Medar-ı iftiharım olan mehasinim, şimdi günah sayılıyor! Artık nasıl itizar edeyim, mütehayyirim!"
(Tarihçe-i Hayat sh: 63)
Milletin efendisi, onlara hizmet edendir. (el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml, 1:450, Hadis no: 1668; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463)
(Tarihçe-i Hayat sh: 72)
Gerçek hile, hileyi terk etmektedir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 73)
Bütün insanlar ve cinler şahit olsun ki, ben mürteciyim
(Tarihçe-i Hayat sh: 76)
Hakkın hatırı yücedir, hiçbir şey ondan yüce ve üstün olamaz.
(Tarihçe-i Hayat sh: 82)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 85)
Ne mutlu size! Sizi tebrik ederiz!
(Tarihçe-i Hayat sh: 87)
Ben susuzluktan ölürsem, tek damla bile yağmur yağmasın!
Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 88)
Vakit geçmiş değil, eskiden kaybettiklerinizi şimdi tadârik edin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 95)
Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz. (Zümer Sûresi, 39:53)
Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez.
Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim). (Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106)
(Tarihçe-i Hayat sh: 96)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 99)
Kimin himmeti yalnız nefsi ise; o insan değil. Çünkü insan fıtratı medenidir, ebna-yı cinsini mülâhazaya mecburdur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 100)
Onların yönetimi, aralarında yaptıkları istişare iledir. (Şûrâ Sûresi, 42: 38)
Yani,
İman bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek, ve zâlimlere tezellül etmemek...
Allah'a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.
Birbirinizi, Allah'tan başka kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah'ı tanımayan, herşeye, herkese nispetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
Evet, hürriyet-i şer'iye Cenâb-ı Hakkın Rahmân, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 101)
Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itâb ve nefret, hevâ hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, hüdâya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 119)
Çocukları ihtiyarlatan bir gün... (Müzzemmil Sûresi, 73:17)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 126)
Ondan başka ilâh yoktur. (Bakara Sûresi 163; Al-i İmrân Sûresi: 2)
(Tarihçe-i Hayat sh: 128)
Yani, "Allah'tan başka bütün çağırdığınız ve ibadet ettiğiniz şeyler toplansalar da, asla bir sineği halk edemezler."
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Ondan başka ilâh yoktur. (Bakara Sûresi 163; Al-i İmrân Sûresi: 2)
(Tarihçe-i Hayat sh: 131)
Acile, hemen, peşin..
Bilâhere, sonradan, şarta bağlı olarak.
(Tarihçe-i Hayat sh: 134)
Verilecek cezâ yapılan iş ve davranışın türüne göredir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 135)
Herbir şeyde Onun bir olduğuna delâlet eden bir delil vardır. (İbnü'l-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 1:24)
(Tarihçe-i Hayat sh: 136)
Sen dârü'l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara kalbini tedavî etsin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 139)
Ey Mebuslar (Vekiller)! Şüphesiz siz azim bir gün için mebuslarsınız (diriltileceklersiniz).
(Tarihçe-i Hayat sh: 142)
Allah'ın dinine ve Kur'ân'a hep birlikte sımsıkı sarılın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 146)
Allahım, erkek, kadın bütün mü'minleri mağfiret et, bağışla.
Mü'minin ferasetinden sakının; çünkü o Allah'ın nuruyla bakar. (Tirmizî, Tefsiru Sûre 15:6; Ebû Nuaym, Hılyetü'l-Evliyâ, 4:94; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 10:268; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:42)
(Tarihçe-i Hayat sh: 147)
O gün dostlar birbirine düşman kesilir -ancak takvâ sahipleri müstesna. (Zuhruf Sûresi, 43:67)
(Tarihçe-i Hayat sh: 150)
Barla Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 168)
Mübârek (verimli, bereketli) bir ağaç. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Tarihçe-i Hayat sh: 172)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin ve arkadaşlarınızın, hususan ... ilâ âhir, üzerine olsun.
Kime hikmet verilmişse, işte ona pek çok hayır verilmiştir. (Bakara Sûresi, 2:269)
(Tarihçe-i Hayat sh: 173)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 174)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Gece ve gündüz devam ettikçe, devirler birbirini takip ettikçe, ay ve güneş durdukça iki kutup yıldızı karşılıklı bulundukça Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi de siz ikinizin ve kardeşlerinizin üzerine olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 175)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Eğer Senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
O, "ben Senin Rabbin değil miyim?" dedi. Sen "Evet" dedin. "Evet" demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır. (Dîvân-ı Kebîr, s. 157, Gazel 251)
(Tarihçe-i Hayat sh: 176)
"Cenâb-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden neyi kazanır?" yani, "Onu bulan herşeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur" İbn-i Atâillah el-İskenderî, Şerhü'l-Hikemi'l-Atâiye, s. 208
Ne mutlu gariplere! (Keşf-ül Hafa: 887, Müslim, Îman: 232; Tirmizî, Îman: 13; İbni Mâce, Fiten: 15; Dârimî, Rikâk: 42; Müsned, 1:184, 398, 2:177, 222, 389, 4:73)
Semâ'ın ne olduğunu bilir misin? O, şahsî varlıktan ve mevcuttan vazgeçip fenâ bulmak; mutlak yokluk içinde bekâyı zevk etmektir.
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 177)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Selâm, doğru yola tâbi olanlara olsun. (Tâhâ Sûresi, 20:47)
Kınama ve azarlama ise nefsin heves ve arzularına tâbi olanlara olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 179)
Öyle insanlarız ki, bir orta seviyemiz yoktur. Ya herşeyin üstünde, ya da kabirde oluruz.
(Tarihçe-i Hayat sh: 180)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 181)
Dediler: Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun; yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler. (A'râf Sûresi, 7:43)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 182)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah emrini mutlaka gerçekleştirir. Allah herşeye bir ölçü takdir etmiştir. (Talâk Sûresi, 65:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 187)
Ölüm haktır, kesin gerçektir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 190)
Ey muhafaza edici olan ve koruyucuların en hayırlısı olan Allahım! Beni ve arkadaşlarımı nefsin ve şeytanın şerrinden, insanların ve cinlerin şerrinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerrinden muhafaza et. Âmin, âmin, âmin.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 193)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onlara söyle ki: Allah'ın lütfuyla ve rahmetiyle ancak bununla ferahlansınlar. Bu, onların dünyada toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. (Yûnus Sûresi, 10:58)
(Tarihçe-i Hayat sh: 195)
Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum. (Hassan b. Sâbit (r.a.) ait bir sözdür. İbn-i Esir, el-Meselü's sair, 2/357; el-Kalkeşendî, Subhu'l Aşa, 2/321; İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 1/58, 44. Mektub.)
Yani, "Kur'ân'ın hakaik-i i'câzını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim. Belki Kur'ân'ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi."
(Tarihçe-i Hayat sh: 199)
O herşeye kâdirdir. (Hûd Sûresi, 11:4; Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9; Mülk Sûresi, 67:1)
(Tarihçe-i Hayat sh: 202)
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah'a hamd olsun.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve Onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 206)
Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Tarihçe-i Hayat sh: 208)
İhtilâfa düşmeyin; sonra gevşeyip cesaretiniz kırılır, cemaatinizin tadı (gücünüz) elden gider. (Enfâl Sûresi, 8:46)
(Tarihçe-i Hayat sh: 211)
Güneşi bir ışık, ayı bir nur yapan Odur. (Yûnus Sûresi, 10:5)
Ayın ışığı güneşten gelir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 212)
Tevâzu göstereni Allah yüceltir. (el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:108, hadis no: 8605; Aynı manayı ifade eden diğer rivayetler için bk. İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned, 3:76)
Sen dârü'l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara, kalbini tedavi etsin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 213)
Bir damla su denize delâlet eder.
Yanınızdaki arkadaşa... (Nisâ Sûresi, 4:36)
(Tarihçe-i Hayat sh: 215)
Eskişehir Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 226)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 234)
Ölüm haktır, kesin gerçektir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 244)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Ey Peygamber, eğer insanlar Senden yüz çevirirse, Sen de ki: 'Allah Bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
(Tarihçe-i Hayat sh: 248)
Annenin hakkı yine altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)
Erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)
(Tarihçe-i Hayat sh: 250)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 251)
Annenin hakkı yine altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)
Erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)
Ey Peygamber, hanımlarına de ki: ... (Ahzâb Sûresi, 33:28)
O zaman hoşunuza gideni... nikâh edebilirsiniz. (Nisâ Sûresi, 4:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 255)
Annenin hakkı yine altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)
Erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)
(Tarihçe-i Hayat sh: 257)
Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz ki Allah kullarını hakkıyla görür. (Mü'min Sûresi, 40:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 263)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar onlara 'Düşman size karşı büyük bir kuvvet topladı; onlardan korkun' dedikleri zaman onların imanı ziyadeleşti ve 'Allah bize yeter; O ne güzel vekildir' dediler. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(İkiniz) ona (Firavuna) yumuşak bir dille söz söyleyin. (Tâhâ Sûresi, 20:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 264)
Gerçek hile, hilesizliktir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 266)
"İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları, ırkçılık ve kabileciği keser, kaldırır." Buharî, Ahkâm: 4, İmâra: 36, 37; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Tirmizî, Cihâd: 28, İlim: 16, Nesâî, Bey'a: 26; İbni Mâce, Cihad: 39; Müsned, 4:69, 70, 199, 204, 205, 5:381, 6:402, 403)
(Tarihçe-i Hayat sh: 267)
Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Muhakkak ki Allah kullarını hakkıyla görür. (Mü'min Sûresi, 40:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 269)
Rabbinin nimetini yâd et. (Duhâ Sûresi, 93:11)
(Tarihçe-i Hayat sh: 270)
Allah'a tevekkül ettik.
(Tarihçe-i Hayat sh: 271)
Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder. (Yûsuf Sûresi, 12:53)
(Tarihçe-i Hayat sh: 274)
Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Tarihçe-i Hayat sh: 275)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 278)
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.
Zilletle ele geçen âb-ı hayat, tıpkı Cehennem gibidir. İzzetle Cehennem ise, medar-ı iftihar bir menzilim olur. Dîvânü Antera, (Takdim ve şerh: Mecîd Tarrâd), 135
(Tarihçe-i Hayat sh: 280)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır! (Enfâl Sûresi, 8:40; Hac Sûresi, 22:78)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 281)
Kastamonu Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 284)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 285)
Ölü iken (îmân ile diriltip nûra ...) (En'âm Sûresi, 6:122)
(Tarihçe-i Hayat sh: 292)
Allah bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehtir.
Bütün hamd, minnet ve şükürler Allah'a aittir.
Allah en büyüktür (Akla gelebilecek her şeyden daha büyüktür).
Allah'tan başka ilâh yoktur.
Milyon kere salât ile milyon kere selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü.
(Tarihçe-i Hayat sh: 293)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler... (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 296)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
...Âhirete
(Tarihçe-i Hayat sh: 300)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 305)
Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
Ona bir bakmak, incelemek lâzım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 308)
Gaybı Allah'tan başkası bilemez.
Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
(Tarihçe-i Hayat sh: 310)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 313)
Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhâfaza ederek oradan geçip giderler. (Furkan Sûresi, 25:72)
(Tarihçe-i Hayat sh: 316)
Bizi koru, bize merhamet et, bizi bağışla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 317)
Yemin olsun Asra. İnsan muhakkak hüsrandadır. (Asr Sûresi, 103:1-2)
Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar, salih amel işleyenler müstesnâ. (Asr Sûresi, 103:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 318)
Ancak îmân edenler...
(Tarihçe-i Hayat sh: 320)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 322)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 323)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Allah için sevmek, Allah için buğz etmek. (Buharî, Îmân: 1)
Siyaset için sevmek, siyaset için buğz etmek.
(Tarihçe-i Hayat sh: 324)
"Zarara râzı olana merhamet edilmez." Mânâsında
kaide-i esasiyesiyle, şefkat hakkını ve merhamet liyâkatını kendilerinden selbetmiştir. Onlara acınmaz ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz, başlarına belâ getiriyorlar.
(Tarihçe-i Hayat sh: 325)
Risale-i Nur'un yazılan ve okunan harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 328)
Belâların en şiddetlisi insanların en iyisi, en kâmilleri olan peygamberlerin, sonra derecelerine göre Allah'ın velî kullarının üzerine gelir. (Buharî, Merdâ: 3: Tirmizî, Zühd: 57; İbni Mâce, Fiten: 23; Dârimî, Rikâk: 67; Müsned, 1:172, 174, 180, 185, 6:369; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:519, hadis no: 1056; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:343)
(Tarihçe-i Hayat sh: 329)
Allah Teâla bu ümmet için her yüz senenin başında dinlerini tecdid eden bir müceddid gönderir. (el-Hakim, el-Müstedrek, 4:522; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 2:281, hadis no: 1845)
(Tarihçe-i Hayat sh: 330)
Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret. Muhakkak Sen bizim himâyemiz altındasın. (Tûr Sûresi, 52:48)
(Tarihçe-i Hayat sh: 331)
Said (mutlu) olan annesinin karnında saîddir (mutludur). (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 452, hadis no: 1475; Süyûtî, el-Fethü'l-Kebîr, 2:171)
(Tarihçe-i Hayat sh: 332)
Ayet-ül Kübra ile beni musibetten emin kıl.
(Tarihçe-i Hayat sh: 333)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Yedi gökle yer ve onların içindekileri Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O Halîmdir, cezâ vermekte
acele etmez; Gafûrdur, günahları çokça bağışlar. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 334)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, vüs'at ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen teshir ve tedbir ve tedvir (döndürme) ve tanzim ve tanzif ve tavzif hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, semâvât bütün içindekilerle beraber Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 336)
Ve rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda... (Bakara Sûresi, 2:164)
(Tarihçe-i Hayat sh: 337)
İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan da Odur. O, kullarını gözetip koruyan ve her türlü övgüye lâyık olandır. (Şûrâ Sûresi, 42:28)
Gök gürültüsü Onu hamd ederek, tesbih eder. (Ra'd Sûresi, 13:13)
Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri alıverir. (Nûr Sûresi, 24:43)
(Tarihçe-i Hayat sh: 338)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, vüs'at ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen teshir ve tasrif ve tenzil ve tedbir hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, cevv-i semâ bütün içindekilerle beraber Onun vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 339)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir. (Rum Sûresi, 30:50)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, umumiyet ve şümul ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen, bütün zevilhayatın iaşesi için tohumların teshir ve tedbir ve terbiye ve feth ve tevzi ve muhafaza ve idaresi ve Rahmâniyet ve Rahîmiyet hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, arz bütün içindekiler ve üzerindekilerle Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 340)
Daha yok mu? (veya daha var mı?)
(Tarihçe-i Hayat sh: 341)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, genişlik ve intizamı gözle görünen teshir ve muhafaza ve iddihar ve idare hakikatlerindeki ihatanın büyüklüğünün şehadetiyle, denizler ve
nehirler bütün içindekilerle beraber Onun birlik içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 342)
Dağları direk (yapmadık mı?) (Nebe Sûresi, 78:7)
Yeryüzünde sâbit dağlar diktik." (Hicr Sûresi, 15:19)
Dağları sapa sağlam dikti. (Nâziât Sûresi, 79:32)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, Rabbânî ihtiyat maddelerinin bilmüşahede vâsi ve âmm ve muntazam ve mükemmel iddihar ve idare ve muhafaza ve tedbiri ve tohumların neşri hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, bütün dağlar ve sahrâlar bütün içindekiler ve üzerindekilerle beraber Onun vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 343)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
İman nimeti için Allah'a hamdolsun
(Tarihçe-i Hayat sh: 344)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mizanlı ve fesahatli yapraklarının ve süslü ve cezaletli çiçeklerinin ve intizamlı ve belâğatli meyvelerinin kelimeleriyle konuşan ve tesbih eden bütün ağaç ve nebat nevilerinin icmâı, birbirinin misli ve benzeri olan mahdut çekirdek ve habbeciklerden süslü ve birbirinden farklı ve mütenevvi, gayr-ı mahdut suretlerinin hepsinin birden fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, kasdî ve rahmetli in'âm ve ikram ve ihsan hakikatinin ve iradeli ve hikmetli temyiz ve tezyin ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, icmâ ile Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 345)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mevzun ve muntazam ve fasih hasselerinin ve kuvvelerinin ve hissiyat ve latîfelerinin kelimeleriyle ve mükemmel ve beliğ cihazat ve cevarih ve âlât ve âzâlarının kelimeleriyle hamd ve şehadet eden bütün
hayvanat ve tuyur nevilerinin ittifakı, birbirinin misli ve benzeri, mahsur ve mahdut sayıda yumurta ve katrelerden muntazam, muhtelif, mütenevvi ve gayr-ı mahsur suretlerinin fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, iradeli icad ve sun' ve ibdâ' hakikatinin ve kasdî temyiz ve tezyin hakikatinin ve hikmetli takdir ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 346)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 347)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, bütün enbiyanın, tasdik edici ve tasdike mazhar mu'cizât-ı bâhirelerinin kuvvetiyle ittifakları, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 348)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, bütün asfiyanın, muhakkak ve müttefik ve parlak burhanlarının kuvvetiyle ittifakları, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 349)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, bütün evliyanın, muhakkak ve musaddak ve zahir keşif ve kerametlerinin icmâı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 350)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, insanların nazarına temessül eden ve beşerin havâs kısmıyla konuşan melâikenin ittifakı, birbirine tetabuk ve tevafuk eden ihbaratıyla, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 351)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, istidat ve mezheplerinin farklılığıyla beraber bütün münevver ve müstakim akıl sahiplerinin birbirine tetabuk eden kanaat ve yakînleri, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, birbirine mütebayin meslek ve meşreplerine rağmen bütün selim ve nuranî kalb sahiplerinin birbirine tetabuk eden keşifleri ve birbirine tevafuk eden müşahedeleri de, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 352)
Beşerin akıllarına ve fehimlerine göre konuşmak, bir tenezzül-ü İlâhîdir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 354)
(De ki:) Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi." (Kehf Sûresi, 18:109)
(Tarihçe-i Hayat sh: 355)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, tenezzülât-ı İlâhiyeyi ve mükâlemât-ı Sübhâniyeyi ve taarrüfât-ı Rabbâniyeyi ve kullarının münâcâtına mukabelât-ı Rahmâniyeyi ve mahlûkatına vücudunu ihsas eden iş'ârât-ı Samedâniyeyi mutazammın bütün hak vahiylerin icmâı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, teveddüd-ü İlâhiyeyi ve mahlûkatının duâlarına icâbât-ı Rahmâniyeyi ve kullarının istiğaselerine imdadat-ı Rabbâniyeyi ve masnuatına vücudunu bildiren ihsasat-ı Sübhâniyeyi mutazammın sadık ilhamların ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 356)
Ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1)
Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı. (Enfâl Sûresi, 8:17)
(Tarihçe-i Hayat sh: 362)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, Kur'ân'ının azamet-i saltanatı ve dininin haşmet-i vüs'ati ve kemâlâtının kesreti ve hattâ düşmanlarının tasdikiyle dahi ahlâkının ulviyetiyle, fahr-i âlem ve şeref-i nev-i benî Âdem olan Zât (a.s.m.), Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
Kezâ, O Zât (a.s.m.), zâhir ve bâhir ve musaddık ve musaddak yüzlerce mu'cizâtının kuvvetiyle ve dininin sâti' ve kàti' binlerce hakaik-i diniyesinin kuvvetiyle ve Ehl-i Beytinin icmâıyla ve basar sahibi Ashabının ittifakıyla ve ümmetinden burhan ve nuranî basiret sahibi muhakkiklerin tevafukuyla, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna şehadet ve Onu ispat eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 364)
Artık emrolunduğun şeyi, onların kafalarını çatlatırcasına apaçık bildir, söyle! (Hicr Sûresi, 15:94)
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. (Hadîd Sûresi, 57:1)
(Tarihçe-i Hayat sh: 368)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, melek ve ins ve cin ecnâsının makbulü ve mergubu olan, her dakikada bütün âyetleri nev-i insandan yüz milyonların lisanında kemâl-i ihtiramla okunan, saltanat-ı kudsiyesi arzın ve âlemlerin aktarında ve zamanın ve asırların yüzlerinde devam eden, nuranî hâkimiyet-i mâneviyesi arzın yarısında ve beşerin beşte birinde on dört asırdır kemâl-i ihtişamla cârî olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, Kur'ân, müşahede ve ayân ile, kudsî ve semâvî sûrelerinin icmâı ve nurânî ve İlâhî âyetlerinin ittifakı ve esrar ve envârının tevafuku ve hakaik ve semerât ve âsârının tetabukuyla Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna şehadet ve Onu ispat eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 370)
Amel defterleri açılıp yayınlandığında... (Tekvîr Sûresi, 81:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 373)
Allah'tan başka ilâh yoktur. Nazîri mümteni ve Ondan başka herşey mümkin ve Vâhid-i Ehad olan o Vâcibü'l-Vücud ki, mücessem bir kitab-ı kebîr, muazzam bir Kur'ân-ı cismânî, munazzam ve müzeyyen bir kasr ve muntazam ve muhteşem bir memleket olan bu kâinat, sûrelerinin ve âyetlerinin ve kelimelerinin ve harflerinin ve bablarının ve fasıllarının ve sayfalarının ve satırlarının icmâıyla ve erkânının ve envâının ve eczasının ve cüz'iyatının ve sekene ve müştemilâtının ve varidat ve masarifinin ittifakıyla, bütün ulema-i ilm-i kelâmın icmâına müstenit hudus ve tagayyür ve imkân hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle ve suret ve müştemilâtının hikmet ve intizamla tebdili ve huruf ve kelimatının nizam ve mizanla tecdidi hakikatinin şehadetiyle ve mevcudatında müşahede ve ayân ile görünen teâvün ve tecavüb ve tesanüd ve tedahül ve muvazene ve muhafaza hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
Yalnız Sana. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
(Tarihçe-i Hayat sh: 376)
Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, (Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi.) (Kehf Sûresi, 18:109)
(Tarihçe-i Hayat sh: 377)
Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir." (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O öyle bir Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehaddir ki, bütün güzel isimler, bütün yüce sıfatlar ve en yüce vasıflar Ona aittir. İrade ve kudretle icad ve halk ve sun' ve ibdâ' fiillerini, ihtiyar ve hikmetle takdir ve tasvir ve tedbir ve tedvir fiillerini, kasd ve rahmetle ve kemâl-i intizam ve muvazene ile tasrif ve tanzim ve muhafaza ve idare ve iaşe fiillerini tazammun eden faaliyet-i müstevliyenin devamı içinde görünen tezahür-ü
rububiyet ve onun içinde görünen tebarüz-ü ulûhiyet hakikatinin azametinin şehadetiyle; ve "Bütün kâinatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır" (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18.) meâlindeki âyet-i kerimenin hakikat-i esrarının azamet-i ihatasının şehadetiyle; bütün kudsî ve muhît sıfatlarının ve kâinatta tecellî eden bütün Esmâ-i Hüsnâsının icmâı ve kâinatta tasarruf eden bütün şuunat ve ef'âlinin ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 380)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, her türlü canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için Allah'ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden nice deliller vardır. (Bakara Sûresi, 2:164)
(Tarihçe-i Hayat sh: 394)
Ey su ile herşeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.
(Tarihçe-i Hayat sh: 397)
Allah, onların söyledikleri şeylerden pek münezzehtir ve pek büyük bir yücelikle yücedir. (İsrâ Sûresi, 17:43)
(Tarihçe-i Hayat sh: 398)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 399)
Denizli Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 401)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 402)
Kadere îmân eden kederden kurtulur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 405)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 408)
Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 409)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 410)
Biz, Allah'ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 411)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 412)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 414)
Namaza yaklaşmayın.. (Nisâ Sûresi, 4:43)
İçkili olduğunuz zaman.. (Nisâ Sûresi, 4:43)
(Tarihçe-i Hayat sh: 415)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 417)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 420)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
(Tarihçe-i Hayat sh: 421)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Rabbinin hükmüne sabret. Muhakkak ki Sen bizim gözetimimiz altındasın. Rabbini hamd ile tesbih et. (Tûr Sûresi, 52:48)
(Tarihçe-i Hayat sh: 422)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Yâ Rab! Âyetü'l-Kübrâ hakkı için beni helâketten kurtar, eman ve emniyet ver.
(Tarihçe-i Hayat sh: 423)
Yâni: "Sen, onların hassalarını topla ve mânalarını tahkik eyle, bütün hayır ve saadet onlar ile tamam olur."
Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir.
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kadere îmân eden kederden kurtulur.
Rabbinin hükmüne sabret. Muhakkak ki Sen bizim gözetimimiz altındasın. Rabbini hamd ile tesbih et. (Tûr Sûresi, 52:48)
(Tarihçe-i Hayat sh: 424)
Allah neyi seçti ise, hayırlı olan odur.
Küfür ve dalâlet dışında her türlü halimiz için Allah'a hamd olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 425)
Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır. (Bakara Sûresi, 2:216)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 432)
İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1:55)
(Tarihçe-i Hayat sh: 438)
Gökleri ve yeri yarattı. (En'âm Sûresi, 6:1)
Göklerin ve yerin Rabbi. (Ra'd Sûresi, 13:16)
(Tarihçe-i Hayat sh: 439)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 440)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Kıyâmetin gerçekleşmesi ise göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır. (Nahl Sûresi, 16:77)
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir." (Rum Sûresi, 30:50)
(Tarihçe-i Hayat sh: 445)
Yine Onun âyetlerindendir ki, gök ve yer Onun emriyle ayakta durur. Sonra O sizi bir emirle çağırdığında derhal kabirlerinizden çıkarsınız. (Rum Sûresi, 30:25)
(Tarihçe-i Hayat sh: 446)
Amel defterleri açıldığında. (Tekvîr Sûresi, 81:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 447)
O Evveldir; O Âhirdir; O Zâhirdir; O Bâtındır (Hadîd Sûresi, 57:3)
"Evvel" olan Allah.
"Âhir" olan Allah.
"Zâhir" olan Allah.
"Batın" olan Allah.
(Tarihçe-i Hayat sh: 448)
Amel defterleri açıldığında. (Tekvîr Sûresi, 81:10)
O "Batın"dır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 449)
O Evveldir; O Âhirdir; O Zâhirdir; O Bâtındır (Hadîd Sûresi, 57:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 453)
Emirdağ Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 460)
Herbir şeyde Onun bir olduğuna delâlet eden bir delil vardır. (İbnü'l-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, 1:24.
Bir saat tefekkür, bir sene nâfile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)
(Tarihçe-i Hayat sh: 476)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 477)
yâni "Birisinin hatâsiyle, başkası veya akrabası hatâkâr olmaz; cezaya müstehak olmaz."
İnsan ise, şüphesiz ki, çok zâlim ve çok nankördür. (İbrahim Sûresi, 14:34)
(Tarihçe-i Hayat sh: 478)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Yâni "Başkasının dalâleti sizin hidayetinize zarar etmez. Sizler, lüzumsuz onların dalâletleriyle meşgul olmayasınız..."
(Tarihçe-i Hayat sh: 479)
Düsturun mânası: "Zarara kendi râzı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz."
Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 482)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 483)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 485)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 487)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
(Tarihçe-i Hayat sh: 490)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Bu, Rabbimin fadl ve ihsanıdır.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 497)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar.
(Tarihçe-i Hayat sh: 498)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 500)
Birşey sizin için hayırlı olduğu halde, olur ki siz ondan hoşlanmayabilirsiniz. (Bakara Sûresi, 2:216)
Kadere iman eden, kederden emin olur. (ed-Deylemî, el-Müsned 1:113; el-Müsavî, Feyzu'l-Kadîr 3:187; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl 1:106)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 501)
De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi, yani Ehl-i Beytime muhabbettir. (Şûrâ Sûresi, 42:23)
(Tarihçe-i Hayat sh: 503)
Fitne kapılarını kapatmak şeriatın güzelliklerindendir.
Cenâb-ı Hak ellerimizi o kanlı hâdiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hâdiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım. (Ömer bin Abdülaziz'e ait bir söz. Şa'ranî, El-Yevâkit ve'l-Cevahir, 2:69; Bâcurî, Şerhü Cevheretü't-Tevhid, 334)
(Tarihçe-i Hayat sh: 504)
Allah'ın lâneti zâlimlerin ve münafıkların üzerine olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 508)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 514)
Hangi yüzü olursa olsun iman nurunu nasip ettiği için Allah'a hamd olsun!
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 516)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 518)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 520)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 521)
Biz sana ap açık bir fetih yolu açtık. Ve Allah sana pek şerefli bir zaferle yardım eder. (Fetih Sûresi, 48:1, 3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 522)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 524)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 528)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 529)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 533)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107)
(Tarihçe-i Hayat sh: 537)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107)
(Tarihçe-i Hayat sh: 541)
Afyon Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 551)
Öfkelerini yutanlar ve insanları affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
(Tarihçe-i Hayat sh: 556)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onunla yardım isteriz..
(Tarihçe-i Hayat sh: 564)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 566)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 568)
Her türlü musîbet karşısında söylediğimiz söz şudur: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
(Tarihçe-i Hayat sh: 573)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır. (Enfâl Sûresi, 8:40; Hac Sûresi, 22:78)
Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (Fâtiha Sûresi, 1:2)
(Tarihçe-i Hayat sh: 575)
Ey Peygamber, eğer insanlar Senden yüz çevirirse, Sen, de ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
(Tarihçe-i Hayat sh: 581,84)
(Biz) her türlü musîbet karşısında (şöyle deriz): Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 585)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır. (Bakara Sûresi, 2:216)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 591,93)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 594,95)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hayır, Allah'ın seçtiği şeydir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 596)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Kadere iman eden, kederden emin olur. (ed-Deylemî, el-Müsned 1:113; el-Müsâvî, Feyzu'l-Kadîr 3:187; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl 1:106)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 600)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hayır, Allah'ın seçtiği şeydedir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 601)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 612)
Isparta Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 616)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 618)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164)
Milletin efendisi, onlara hizmet edendir. (el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml, 1:450, Hadis no: 1668; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463)
(Tarihçe-i Hayat sh: 620)
Allah'ım, erkek ve kadın bütün mü'minleri bağışla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 621)
Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini kurşunla tutan bina gibidir. (Buharî, Salât: 88, Edeb: 36, Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Neseî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409)
(Tarihçe-i Hayat sh: 641)
Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara Sûresi, 2:153)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 643)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Kim ciddî olarak arayış içine girerse, bulur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 653)
Bu Rabbimin lütfudur. (Neml Sûresi, 27:40)
(Tarihçe-i Hayat sh: 658)
Meali: "Haberiniz olsun ki o küfür edip halkı Allah yolundan meneyleyen ve hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra Peygambere karşı gelenler, hiçbir zaman Allaha zerrece bir zarar edecek değiller. O, onların amellerini heder edecektir." (Muhammed Sûresi, 47:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 659)
Meali: "Ey bütün iman edenler.. Allaha ve Resûlüne itaat edin de amellerinizi ibtal eylemeyin." (Muhammed Sûresi, 47:33)
(Tarihçe-i Hayat sh: 660)
Meali: "Onlar Allahın nurunu ağızlariyle söndürmek istiyorlar. Allah ise, -muhakkak- nurunu tamamlamak (tamamen parlatmak) istiyor.. kâfirler hoşlanmasalar da." (Tevbe Sûresi, 9:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 663)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 666)
Ey îmân edenler! Allah'a itaat edin; Peygambere ve sizden olan idarecilere de onlar, şeriatın hükümlerine uydukları takdirde itaat edin. (Nisâ Sûresi, 4:59)
(Tarihçe-i Hayat sh: 690)
Göklerin ve yerin Rabbi, terbiye edicisi. (Zuhruf Sûresi, 43:82; Duhân Sûresi, 44:7)
Onun gücü herşeye yeter. (Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9)
(Tarihçe-i Hayat sh: 691)
Allah'a hamd olsun, bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 704, 15,17,20)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.