Merhum Hasan Feyzi'nin Risale-i Nur hakkındaki manzumesi
Âyetinin veraset-i Ahmediye (asm) cihetinde, mana-yı işarî noktasında, bu asırda o Rahmeten li'l-âlemîn'in bir âyinesi ve hakikat-i Kur'aniyenin bir hakiki tefsiri olan Risale-i Nur, o küllî rahmetin bir cilvesi, bir numunesi olmasından hakikat-i Muhammediyenin (asm) bir kısım evsafını, mana-yı mecazî ile cüz'î bir vârisine verilebilir diye bu parlak kasideye ilişmedim. Yalnız hakikat-i Ahmediye (asm) âyinesinin farkına işareten bazı kelimeler ilâve edildi.
Huzur bulur bugün seninle âlem
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Sürur bulur bugün seninle âdem
Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur7
Bu hasta gönüller çoktan perişan
Varsa sende eğer Lokman'dan nişan
Bir şifa sun, gel ey mahbub-u zîşan
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Gelmez mi sonu bu uzun hecenin
Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin
Zâri arttı, sabrı bitti nicenin
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Fahr-i Âlem, arştan bu yere indi
Şah-ı Velayet gelip Düldül'e bindi
Zülfikar'a bugün artık Nur dendi
Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Yolumuz, bu Nur'un bu nurlu yolu
Olduk hepimiz o Nur'un bir kulu
Nur yolunda yürüyen hem ne mutlu
Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Nurs'un nur çıkan nurlu dağında
Bülbül öter bahçesinde bağında
Tozu olsak onun pâk ayağında
Ey rahmet-i âlem cilvesi Risaletü'n-Nur
Dertlere dermansın, mahbub-u cansın
Hem câmiü'l-esma ve'l-Kur'ansın
Hem de Nur-u Hak'tan bize ihsansın
Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Bu âlemde madde değil, bir özsün
Her zerreden bakan bütün bir gözsün
Kâinatı hayran eden bütün bir yüzsün
Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Aslı evvelisin balın, şekerin
Deryasısın cümle ilmin, hünerin
Gelmedi cihana böyle eser benzerin
Ey mir'at-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Sen, aylardan, güneşlerden üstünsün
Nihayetsiz, sonu gelmez bütünsün
Nur cemalin bütün bütün görünsün
Ey mazhar-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Boyun büküp acı acı melerdik
Gözyaşını kanlar ile silerdik
Görsek diye seni Hak'tan dilerdik
Ey bir temsil-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Çünkü sensin bu asırda Rahmeten li'l-âlemîn'in cilvesi
Çünkü sensin şimdi Şefîu'l-müznibîn'in vârisi
Ağisna yâ Gıyase'l-Müstagîsîn, bir duası
Ey şule-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Şifa bulsun şimdi biraz yaramız
Revaç bulsun geçmez olan paramız
Saç nurunu, aka dönsün karamız
Ey ziya-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Cürmümüzle külhan gibi pür-nârız
Dert elinden hem her gün zâr u zârız
Affet bizi madem sana hep yârız
Ey nur-u rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Meylimiz yok yalancı bir dünyaya
Son verdik biz bid'alara, riyaya
Kapılmayız öyle kuru hülyaya
Ey bir hakikat-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Yok bizde cemiyet kurma hülyası
Yok başka bir yola gitme sevdası
Olduk ancak Nur'un dertli şeydası
Ey dertlilere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Yollarda bıraktık, geçtik dervişi
Attık gönüllerden öyle teşvişi
Kâfi bu parlayan nurun güneşi
Ey ma'kes-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Geçmişiz hep medihlerden senadan
Yüz çevirdik servetlerden gınadan
Nur isteriz, geçmeden bu fenadan
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Nur elinden içeli biz şarabı
Çevirmişiz tatlılığa azabı
Bir mahbubun biz de olduk türabı
Ey bize rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Âşıkların arşa çıkan feryadı
Ağlatıyor o pâk ruhlu ecdadı
Allah için eyle bize imdadı
Ey muhtaçlara rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Gökler saldı bela, yer verdi bela
Sarstı âfakı bir acı vaveylâ
Rahmet et âleme ey Nur-u Mevla
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Bir yanda sel var, bir yanda kan akar
Bu bela ateşi âlemi yakar
Ağlayan bu beşer hep sana bakar
Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Çevrildi ateşle bu koca dünya
Bir cehennem gibi kaynadı derya
Yetiş imdada ey şah-ı evliya
Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Her yangını senin nurun söndürür
Her bir yeri bir gülşene senin nurun döndürür
Deccal'ı da bir gün gelir elbette öldürür
Ey nur-u rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Zındıkaya, küfre karşı saldırdın
Gönüllerden kederleri kaldırdın
Bizi nurun deryasına daldırdın
Ey bîçarelere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Kaldıramaz sana aslâ kimse el
Bağlıyoruz bizler sana candan bel
Dünyalara sensin ümit ve emel
Ey ziya-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Sen ordu kurmazsın erle, uşakla
Savaşmazsın öyle topla, bıçakla
Nurunla şu asrı tutup kucakla
Ey şimdi rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Bitsin de bu korkunç tufan-ı şedid
Açılsın yepyeni bir devr-i mesud
On sekiz bin âlem eylesin hep îd
Ey ehl-i Kur'an'a rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Geliyor şu karşıdan gerçi bir zulmet
Fakat sensin bugün atâ-yı rahmet
Boğacaksın onu nurunla elbet
Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Kızıl ejder yuvamıza girmesin
Zehirli eli yakamıza ermesin
Karşı durup nurun fırsat vermesin
Ey seyf-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Kara duman üstümüzden dağılsın
Kızıl alev sönüp âlem ayılsın
Bu zaferin haşre kadar anılsın
Ey zülfikar-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
O soydandır nice canlar yakanlar
O soydandır evler barklar yıkanlar
O soydandır sana kinle bakanlar
Ey hüccet-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Masumların kanlarını içerler
Ebu Cehl'i, Nemrutları geçerler
Ölümlerden ölümleri seçerler
Ey şimdi bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Bir mikrop ki ciğerleri dişliyor
Kanımızla kendisini besliyor
Temiz yurdu telvis edip pisliyor
Ey bir eczahane-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Gazilerin, fatihlerin konağı
Seyyidlerin, serverlerin otağı
Bu vatandır, şehitlerin yatağı
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
O şehidin ala dönmüş kefeni
Miskler kokar, güle benzer bedeni
Öper melekler de nurlu naaşını
Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Kur'an diyor ölmemiştir, diridir
Her birisi Hakk'ın arslan eridir
Türbeleri yürekleri titretir
Ey âyine-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Armağansın çünkü asil millete
Düşmeyelim bir gün bile zillete
Götür bizi şanlı büyük devlete
Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Eyleyeler nurun ile hep savlet
Zaferlerle şanlar bulur bu millet
Şarka, garba ziya salsın bu devlet
Ey bizlere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur
Nurdan kanadın hem sağlam kolun var
Nurdan senin Hakk'a giden yolun var
Kabul et bir kemter Feyzi kulun var
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!
Üstadım, Efendim Hazretleri!
وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ âyetinin nurlarından, Nur'un sayesinde alabildiğim bir zerreyi bu şekilde yazdım ve huzur-u irfanınıza sundum. Kabulünü rica ederim. Selâmlarımızı sunar ve mübarek ellerinizi öperiz efendimiz.
Merhum Hasan Feyzi, Nurlardan aldığı hakikat dersini, Nurlara işaret ederek güzel tanzim etmiş. Lâhika'ya girsin.
Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mana var
Dert ehline bu manada canlar sunan eda var
Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine
Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var
Derin, güzel düşünce ile incelersen bunu sen
Zayıflamış ruhlar için dağlar gibi gıda var
Hem dilersen tükenmeyen sermaye-i serveti
Aç gözünü Nurlara bak, işte sana tufan gibi gına var
Beni tanı, yürü kulum yürü diye bizlere
Her nefeste şefkat ile Rabb'imizden nida var
Duymuş isen bu nidayı her zerrenin dilinden
Müjde olsun, artık sana cennet denen safa var
Uzaklara bakma! "Nurlara bak, yürü!" Âlem onun âyinesi
Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziya var
Bir güneştir her zerrede cilve yapıp parlayan
Bilmez misin, sende dahi o edadan eda var
Eller açıp yürü bugün kana kana Risale-i Nur'dan ışık al
Aşka uyan, nura kanan her zerrede reha var
Hüner değil; dostu düşman, yârı ağyar eylemek
Yâdı biliş yapasın ki ancak dostta vefa var
Hünerdir ki yaprak atlas, toprak elmas olmalı
Çünkü bir bak, ne yaprakta ne toprakta beka var
Kısa görüp denizleri damlalara çevirme
Hakikatte, her damlada gizli birer derya var
Damla iken aslın senin, dağı taşı aşarsın
Hem gökleri keşfedersin, sende ey nur, böyle deha var
Bir noktayı bir cihan yap, o cihana hâkim ol
Zira senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var
Her zerrenin Kâbe'sidir kalbi, yine kendine
Dikkat eyle, her birinde yine ancak Huda var
Sakın Feyzi! Sen gözünü Hak yüzünden ayırma
Hakkı gören gerçeklere, hakkı kadar atâ var.