Siracünnur
— 270 —

Merhum Hasan Feyzi'nin Risale-i Nur hakkındaki manzumesi

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ

Âyetinin veraset-i Ahmediye (asm) cihetinde, mana-yı işarî noktasında, bu asırda o Rahmeten li'l-âlemîn'in bir âyinesi ve hakikat-i Kur'aniyenin bir hakiki tefsiri olan Risale-i Nur, o küllî rahmetin bir cilvesi, bir numunesi olmasından hakikat-i Muhammediyenin (asm) bir kısım evsafını, mana-yı mecazî ile cüz'î bir vârisine verilebilir diye bu parlak kasideye ilişmedim. Yalnız hakikat-i Ahmediye (asm) âyinesinin farkına işareten bazı kelimeler ilâve edildi.

Said Nursî

Huzur bulur bugün seninle âlem

Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Sürur bulur bugün seninle âdem

Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur7

Bu hasta gönüller çoktan perişan

Varsa sende eğer Lokman'dan nişan

Bir şifa sun, gel ey mahbub-u zîşan

Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Gelmez mi sonu bu uzun hecenin

Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin

Zâri arttı, sabrı bitti nicenin

Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Fahr-i Âlem, arştan bu yere indi

Şah-ı Velayet gelip Düldül'e bindi

Zülfikar'a bugün artık Nur dendi

Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

— 271 —

Yolumuz, bu Nur'un bu nurlu yolu

Olduk hepimiz o Nur'un bir kulu

Nur yolunda yürüyen hem ne mutlu

Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Nurs'un nur çıkan nurlu dağında

Bülbül öter bahçesinde bağında

Tozu olsak onun pâk ayağında

Ey rahmet-i âlem cilvesi Risaletü'n-Nur

Dertlere dermansın, mahbub-u cansın

Hem câmiü'l-esma ve'l-Kur'ansın

Hem de Nur-u Hak'tan bize ihsansın

Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Bu âlemde madde değil, bir özsün

Her zerreden bakan bütün bir gözsün

Kâinatı hayran eden bütün bir yüzsün

Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Aslı evvelisin balın, şekerin

Deryasısın cümle ilmin, hünerin

Gelmedi cihana böyle eser benzerin

Ey mir'at-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Sen, aylardan, güneşlerden üstünsün

Nihayetsiz, sonu gelmez bütünsün

Nur cemalin bütün bütün görünsün

Ey mazhar-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Boyun büküp acı acı melerdik

Gözyaşını kanlar ile silerdik

Görsek diye seni Hak'tan dilerdik

Ey bir temsil-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Çünkü sensin bu asırda Rahmeten li'l-âlemîn'in cilvesi

Çünkü sensin şimdi Şefîu'l-müznibîn'in vârisi

Ağisna yâ Gıyase'l-Müstagîsîn, bir duası

Ey şule-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

— 272 —

Şifa bulsun şimdi biraz yaramız

Revaç bulsun geçmez olan paramız

Saç nurunu, aka dönsün karamız

Ey ziya-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Cürmümüzle külhan gibi pür-nârız

Dert elinden hem her gün zâr u zârız

Affet bizi madem sana hep yârız

Ey nur-u rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Meylimiz yok yalancı bir dünyaya

Son verdik biz bid'alara, riyaya

Kapılmayız öyle kuru hülyaya

Ey bir hakikat-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Yok bizde cemiyet kurma hülyası

Yok başka bir yola gitme sevdası

Olduk ancak Nur'un dertli şeydası

Ey dertlilere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Yollarda bıraktık, geçtik dervişi

Attık gönüllerden öyle teşvişi

Kâfi bu parlayan nurun güneşi

Ey ma'kes-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Geçmişiz hep medihlerden senadan

Yüz çevirdik servetlerden gınadan

Nur isteriz, geçmeden bu fenadan

Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Nur elinden içeli biz şarabı

Çevirmişiz tatlılığa azabı

Bir mahbubun biz de olduk türabı

Ey bize rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Âşıkların arşa çıkan feryadı

Ağlatıyor o pâk ruhlu ecdadı

Allah için eyle bize imdadı

Ey muhtaçlara rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

— 273 —

Gökler saldı bela, yer verdi bela

Sarstı âfakı bir acı vaveylâ

Rahmet et âleme ey Nur-u Mevla

Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Bir yanda sel var, bir yanda kan akar

Bu bela ateşi âlemi yakar

Ağlayan bu beşer hep sana bakar

Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Çevrildi ateşle bu koca dünya

Bir cehennem gibi kaynadı derya

Yetiş imdada ey şah-ı evliya

Ey bu zamanda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Her yangını senin nurun söndürür

Her bir yeri bir gülşene senin nurun döndürür

Deccal'ı da bir gün gelir elbette öldürür

Ey nur-u rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Zındıkaya, küfre karşı saldırdın

Gönüllerden kederleri kaldırdın

Bizi nurun deryasına daldırdın

Ey bîçarelere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Kaldıramaz sana aslâ kimse el

Bağlıyoruz bizler sana candan bel

Dünyalara sensin ümit ve emel

Ey ziya-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Sen ordu kurmazsın erle, uşakla

Savaşmazsın öyle topla, bıçakla

Nurunla şu asrı tutup kucakla

Ey şimdi rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Bitsin de bu korkunç tufan-ı şedid

Açılsın yepyeni bir devr-i mesud

On sekiz bin âlem eylesin hep îd

Ey ehl-i Kur'an'a rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

— 274 —

Geliyor şu karşıdan gerçi bir zulmet

Fakat sensin bugün atâ-yı rahmet

Boğacaksın onu nurunla elbet

Ey bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Kızıl ejder yuvamıza girmesin

Zehirli eli yakamıza ermesin

Karşı durup nurun fırsat vermesin

Ey seyf-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Kara duman üstümüzden dağılsın

Kızıl alev sönüp âlem ayılsın

Bu zaferin haşre kadar anılsın

Ey zülfikar-ı rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

O soydandır nice canlar yakanlar

O soydandır evler barklar yıkanlar

O soydandır sana kinle bakanlar

Ey hüccet-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Masumların kanlarını içerler

Ebu Cehl'i, Nemrutları geçerler

Ölümlerden ölümleri seçerler

Ey şimdi bir rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Bir mikrop ki ciğerleri dişliyor

Kanımızla kendisini besliyor

Temiz yurdu telvis edip pisliyor

Ey bir eczahane-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Gazilerin, fatihlerin konağı

Seyyidlerin, serverlerin otağı

Bu vatandır, şehitlerin yatağı

Ey cilve-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

O şehidin ala dönmüş kefeni

Miskler kokar, güle benzer bedeni

Öper melekler de nurlu naaşını

Ey numune-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

— 275 —

Kur'an diyor ölmemiştir, diridir

Her birisi Hakk'ın arslan eridir

Türbeleri yürekleri titretir

Ey âyine-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Armağansın çünkü asil millete

Düşmeyelim bir gün bile zillete

Götür bizi şanlı büyük devlete

Ey misal-i rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Eyleyeler nurun ile hep savlet

Zaferlerle şanlar bulur bu millet

Şarka, garba ziya salsın bu devlet

Ey bizlere rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur

Nurdan kanadın hem sağlam kolun var

Nurdan senin Hakk'a giden yolun var

Kabul et bir kemter Feyzi kulun var

Ey bu asırda rahmet-i âlem Risaletü'n-Nur!

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Üstadım, Efendim Hazretleri!

وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ âyetinin nurlarından, Nur'un sayesinde alabildiğim bir zerreyi bu şekilde yazdım ve huzur-u irfanınıza sundum. Kabulünü rica ederim. Selâmlarımızı sunar ve mübarek ellerinizi öperiz efendimiz.

Bîçare talebeniz
Hasan Feyzi
رَحْمَةُ اللّٰهِ عَلَيْهِ اَبَدًا دَائِمًا
— 276 —
بِاسْمِهِ‌ ‌سُبْحَانَهُ‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌‌

Merhum Hasan Feyzi, Nurlardan aldığı hakikat dersini, Nurlara işaret ederek güzel tanzim etmiş. Lâhika'ya girsin.

Said Nursî

Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mana var

Dert ehline bu manada canlar sunan eda var

Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine

Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var

Derin, güzel düşünce ile incelersen bunu sen

Zayıflamış ruhlar için dağlar gibi gıda var

Hem dilersen tükenmeyen sermaye-i serveti

Aç gözünü Nurlara bak, işte sana tufan gibi gına var

Beni tanı, yürü kulum yürü diye bizlere

Her nefeste şefkat ile Rabb'imizden nida var

Duymuş isen bu nidayı her zerrenin dilinden

Müjde olsun, artık sana cennet denen safa var

Uzaklara bakma! "Nurlara bak, yürü!" Âlem onun âyinesi

Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziya var

Bir güneştir her zerrede cilve yapıp parlayan

Bilmez misin, sende dahi o edadan eda var

Eller açıp yürü bugün kana kana Risale-i Nur'dan ışık al

Aşka uyan, nura kanan her zerrede reha var

Hüner değil; dostu düşman, yârı ağyar eylemek

Yâdı biliş yapasın ki ancak dostta vefa var

Hünerdir ki yaprak atlas, toprak elmas olmalı

Çünkü bir bak, ne yaprakta ne toprakta beka var

Kısa görüp denizleri damlalara çevirme

Hakikatte, her damlada gizli birer derya var

— 277 —

Damla iken aslın senin, dağı taşı aşarsın

Hem gökleri keşfedersin, sende ey nur, böyle deha var

Bir noktayı bir cihan yap, o cihana hâkim ol

Zira senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var

Her zerrenin Kâbe'sidir kalbi, yine kendine

Dikkat eyle, her birinde yine ancak Huda var

Sakın Feyzi! Sen gözünü Hak yüzünden ayırma

Hakkı gören gerçeklere, hakkı kadar atâ var.

(Denizli Kahramanı Merhum)
Hasan Feyzi