Nur'un İlk Kapısı
— 5 —

[Bu risalenin felsefeye vurduğu tokat, beşere zararlı ve dine zıd olan felsefe kısmıdır. Beşere menfaatlı ve diyanete dost olan felsefe değildir. Hem ecnebi kâfirler tabiri, İslâmiyet ve din aleyhinde çalışanlara aittir.]

Mukaddime

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Gayet acib ve garib ve beni gayet hayrette bırakan bir hâdise-i Nuriyeyi beyan edeceğim:

Risale-i Nur'un birinci medresesi ve tarlası olan Barla Karyesine, yirmibeş senelik bir müfarakattan sonra, aynen meskat-ı re'sim Nurs Karyesine karşı olan sıla-i rahmden daha ziyade bir saikle geldim. Gördüm ki:

Aynen Nurs Köyü vaziyetindeki o eski medresem gibi ve Nurs'taki babamın aynı hanesi gibi ve hakikî meskat-ı re'sim Nurs'a gelmişim

— 6 —

gibi, gayet hazîn ve lezzetli bir haleti hissettim. Birden ruhuma baktım ki; eski Said'in ve yeni Said'in tarz-ı hayatını ve tarîk-ı hakikattaki tarz-ı hareketlerini ve Risale-i Nur'un te'lif olunan merkezlerini bilmek için Risale-i Nur'un te'lifine merkez ve dershane olmuş olan yerleri gezdim. Sonra gayet zevkli ve neş'eli bir halet içinde iken, sekiz sene hiç gücendirmeden mükemmel bana hizmet eden Sıddık Süleyman bana bir kitab getirdi. Açtım baktım ki, eski Said ile yeni Said'in birbiriyle münazara edip nefs-i emmareyi susturan ve şuhud derecesindeki hakikatları ihtiva eden onüç dersler olup, bu onüç dersin doğrudan doğruya Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın âyetlerinden aynelyakîne yakın bir surette yeni Said'e ders olduğunu ve bütün bu derslerde doğrudan doğruya birinci muhatab Said olduğunu gördüm. Küçük Sözler'in ve bazı mühim Sözler'in çekirdeklerini ve bir kısmının tam izahlarını içinde gördüm.

Hususan bu risalenin âhirinden bir parça evvel, risalet-i Ahmediyeye (A.S.M.) ait olan Ondokuzuncu Söz gayet kısa olduğu halde, gayet büyük ve gayet kuvvetli olduğu için, bu çekirdek olan risaleye aynen girmiş. Demek o Söz, gayet ehemmiyetli olduğu içindir ki, aynen

— 7 —

Nur'un bu çekirdeğine girdiği gibi, Nur mecmualarında da mükerreren neşredilmiş. Bu eser, bana çok ehemmiyetli geldi. Aslâ ve kat'â hatırıma gelmemişti. Bütün bütün bu eseri unutmuştum. Vücudunu hiç bilmiyordum. Sıddık Süleyman'ın sekiz sene sadakatlı hizmetinin tam bir yadigârı nev'inden, onun gayet büyük bir hizmeti hükmünde kabul ettim, bin bârekellah dedim.

İşte şimdi Risale-i Nur'un bir fihristesi ve bir listesi ve bir çekirdeği olan bu risalenin içindeki hakikatlar gerçi hem Küçük Sözler'de hem başka Sözler'de bir derece yazılıdır; fakat Said'e karşı Kur'an'ın birinci dersi ve tam ilmelyakîn ve aynelyakîn derecesinde bir meşhudatı tarzında olmasından, te'lifindeki acemîlikten gelen içindeki kusurata ve tekrarata bakmayıp, Nur şakirdleri onu neşretseler, inşâallah çoklar istifade edecekler.

Said Nursî