Mektubat
— 461 —

Çünki kâinatı ehl-i vahdetü'l-vücud gibi, huzur-u daimî kazanmak için i'dama mahkûm zannedip "Lâ mevcude illâ Hu" hükmetmeye veyahut ehl-i vahdetü'ş-şuhud gibi, huzur-u daimî için kâinatı nisyan-ı mutlak hapsinde hapse mahkûm tahayyül edip "Lâ meşhude illâ Hu" demeye mecbur olmuyor. Belki i'damdan ve hapisten gayet zahir olarak Kur'an afvettiğinden, o da sarf-ı nazar edip ve mevcudatı kendileri hesabına hizmetten azlederek Fâtır-ı Zülcelal hesabına istihdam edip esma-i hüsnasının mazhariyet ve âyinedarlık vazifesinde istimal ederek mana-yı harfî nazarıyla onlara bakıp, mutlak gafletten kurtulup huzur-u daimîye girmektir; herşeyde Cenab-ı Hakk'a bir yol bulmaktır.

Elhasıl:

Mevcudatı mevcudat hesabına hizmetten azlederek, mana-yı ismiyle bakmamaktır.

Otuzuncu Mektub

Matbu', Arabî "İşaratü'l-İ'caz Tefsiri"dir.

Otuzbirinci Mektub

Otuzbir "Lem'a"dır.

Otuzikinci Mektub

Kendi kendine manzum tarzını alan matbu' «Lemaat» risalesidir. Aynı zamanda «Otuzikinci Lem'a» olup, «Sözler» mecmuasının âhirinde neşredilmiştir.

Otuzüçüncü Mektub

Marifet-i İlahiyeye pencereler açan «Otuzüç Pencereli Risale» olup, bir cihette «Otuzüçüncü Söz» olduğundan Sözler Mecmuasında neşredilmiş, buraya dercedilmemiştir.