— 585 —
81-Tekvir
(٨١) سُورَةُ التَّكْو۪يرِ(٨١) سُورَةُ التَّكْو۪يرِ
{Mekke'de inmiştir, 29 âyettir. Sûrenin başında güneşin dürülmesinden söz edilmiş ve adını da buradan almıştır. Sûrenin söz dizisinde, ihtiva ettiği konuya ilişkin anlamları yankılandıran ve güçlendiren mükemmel bir musikî, taklit edilemez bir âhenk vardır.}
﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ﴾﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ﴾
﴿ اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ﴿١﴾ ﴾﴿ اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ﴿١﴾ ﴾
1- Güneş katlanıp dürüldüğünde,
﴿ وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ﴿٢﴾ ﴾﴿ وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْۙۖ﴿٢﴾ ﴾
2- Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde,
﴿ وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ﴿٣﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْۙۖ﴿٣﴾ ﴾
3- Dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde,
﴿ وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ﴿٤﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْۙۖ﴿٤﴾ ﴾
4- Gebe develer salıverildiğinde,
﴿ وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ﴿٥﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْۙۖ﴿٥﴾ ﴾
5- Vahşî hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde,
﴿ وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ﴿٦﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ﴿٦﴾ ﴾
6- Denizler kaynatıldığında,
﴿ وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ﴿٧﴾ ﴾﴿ وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْۙۖ﴿٧﴾ ﴾
7- Ruhlar (bedenlerle) birleştirildiğinde,
﴿ وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ﴿٨﴾ بِاَىِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ﴿٩﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْۙ﴿٨﴾ بِاَىِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْۚ﴿٩﴾ ﴾
8-9- Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda,
﴿ وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ﴿١٠﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْۙۖ﴿١٠﴾ ﴾
10- (Amellerin yazılı olduğu) defterler açıldığında,
﴿ وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ﴿١١﴾ ﴾﴿ وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ﴿١١﴾ ﴾
11- Gökyüzü sıyrılıp alındığında,
﴿ وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ﴿١٢﴾ وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ﴿١٣﴾ ﴾﴿ وَاِذَا الْجَح۪يمُ سُعِّرَتْۙۖ﴿١٢﴾ وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ﴿١٣﴾ ﴾
12-13- Cehennem tutuşturulduğunda ve cennet yaklaştırıldığında,
﴿ عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ﴿١٤﴾ ﴾﴿ عَلِمَتْ نَفْسٌ مَٓا اَحْضَرَتْۜ﴿١٤﴾ ﴾
14- Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır.
﴿ فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ﴿١٥﴾ اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ﴿١٦﴾ ﴾﴿ فَلَٓا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِۙ﴿١٥﴾ اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِۙ﴿١٦﴾ ﴾
15-16- Hayır! Akıp giden, bir kaybolup bir etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun,
﴿ وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ﴿١٧﴾ ﴾﴿ وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَۙ﴿١٧﴾ ﴾
17- Kararmaya yüz tuttuğunda geceye andolsun,
﴿ وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ﴿١٨﴾ ﴾﴿ وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَۙ﴿١٨﴾ ﴾
18- Ağarmaya başladığında sabaha andolsun ki,
﴿ اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ﴿١٩﴾ ذ۪ى قُوَّةٍ عِنْدَ ذِى الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ﴿٢٠﴾ ﴾﴿ اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَر۪يمٍۙ﴿١٩﴾ ذ۪ى قُوَّةٍ عِنْدَ ذِى الْعَرْشِ مَك۪ينٍۙ﴿٢٠﴾ ﴾
19-20- O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi (Allah'ın) katında itibarlı bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
— 586 —
مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ﴿٢١﴾مُطَاعٍ ثَمَّ اَم۪ينٍۜ﴿٢١﴾
21- O orada sayılan, güvenilen (bir elçi) dir.
﴿ وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍۚ﴿٢٢﴾ ﴾﴿ وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍۚ﴿٢٢﴾ ﴾
22- Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.
﴿ وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُب۪ينِۚ﴿٢٣﴾ ﴾﴿ وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُب۪ينِۚ﴿٢٣﴾ ﴾
23- Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
﴿ وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَن۪ينٍۚ﴿٢٤﴾ ﴾﴿ وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَن۪ينٍۚ﴿٢٤﴾ ﴾
24- O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez.
{Âyetteki "gayb" kavramı, duyu organlarıyla idrak edilemeyen ve fakat inanılması gereken iman esaslarını içine almaktadır. Allah Resûlünün onlar hakkında cimri davranmadığı, yani herhangi bir şeyi gizlemediği açıklanmıştır.}
﴿ وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ﴿٢٥﴾ ﴾﴿ وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۚ﴿٢٥﴾ ﴾
25- O lânetlenmiş şeytanın sözü de değildir.
فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ﴿٢٦﴾فَاَيْنَ تَذْهَبُونَۜ﴿٢٦﴾
26- Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?
﴿ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ﴿٢٧﴾ لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ﴿٢٨﴾ ﴾﴿ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ﴿٢٧﴾ لِمَنْ شَٓاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَق۪يمَ﴿٢٨﴾ ﴾
27-28- O, herkes için, sizden doğru yolda gitmek isteyenler için bir öğüttür.
﴿ وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ﴿٢٩﴾ ﴾﴿ وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ﴿٢٩﴾ ﴾
29- Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.