Kur'ân Meali
— 582 —

79-Naziat

﴿ (٧٩) سُورَةُ النَّازِعَاتِ ﴾

{Nebe' sûresinden sonra Mekke'de inmiştir; 46 âyettir. Adını, "söküp çıkaranlar" yahut "çekip çıkaranlar" manasına gelen "nâziât" kelimesinden alır. Ana fikir olarak kıyameti konu edinir.

Cenab-ı Allah, sûrenin başında, kendilerini, ilk beş âyette belirtilen güç ve melekelerle donattığı varlıklara yemin etmektedir.}

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ﴾
﴿ وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًاۙ﴿١﴾ وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًاۙ﴿٢﴾ وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًاۙ﴿٣﴾ فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًاۙ﴿٤﴾ فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْرًاۢ﴿٥﴾ ﴾

1-2-3-4-5- Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;

﴿ يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ﴿٦﴾ تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ﴿٧﴾ قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ﴿٨﴾ اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ﴿٩﴾ ﴾

6-7-8-9- Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.

﴿ يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى الْحَافِرَةِۜ﴿١٠﴾ ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةًۜ﴿١١﴾ ﴾

10-11- "Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, (hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?" derler.

﴿ قَالُوا تِلْكَ اِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ﴿١٢﴾ ﴾

12- "O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur" dediler.

﴿ فَاِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ﴿١٣﴾ ﴾

13- Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.

﴿ فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ﴿١٤﴾ ﴾

14- Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

— 583 —
﴿ هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ﴿١٥﴾ ﴾

15- (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?

﴿ اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ﴿١٦﴾ ﴾

16- Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:

﴿ اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ﴿١٧﴾ ﴾

17- Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.

﴿ فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ﴿١٨﴾ وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ﴿١٩﴾ ﴾

18-19- De ki: Arınmayı ve seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.

﴿ فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْكُبْرٰىۘ﴿٢٠﴾ ﴾

20- Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.

فَكَذَّبَ وَعَصٰىۘ﴿٢١﴾

21- (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.

ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ﴿٢٢﴾

22- Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstermek üzere sırtını döndü.

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ﴿٢٣﴾

23- Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:

﴿ فَقَالَ اَنَ۬ا رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ﴿٢٤﴾ ﴾

24- Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.

﴿ فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ﴿٢٥﴾ ﴾

25- Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.

﴿ اِنَّ ف۪ى ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟﴿٢٦﴾ ﴾

26- Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

﴿ ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠﴿٢٧﴾ رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ﴿٢٨﴾ وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ﴿٢٩﴾ ﴾

27-28-29- Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.

﴿ وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ﴿٣٠﴾ اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ﴿٣١﴾ وَالْجِبَالَ اَرْسٰيهَاۙ﴿٣٢﴾ مَتَاعًا لَكُمْ وَ لِاَنْعَامِكُمْۜ﴿٣٣﴾ ﴾

30-31-32-33- Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

﴿ فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ﴿٣٤﴾ يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَاسَعٰىۙ﴿٣٥﴾ وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى﴿٣٦﴾ ﴾

34-35-36- Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit, insan dünyada iken ne için çalıştığını hatırlar. Cehennem de gören her kişiye açıklığı ile gösterilir.

﴿ فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ﴿٣٧﴾ وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ﴿٣٨﴾ فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِىَ الْمَاْوٰىۜ﴿٣٩﴾ ﴾

37-38-39- Azana ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır.

﴿ وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ﴿٤٠﴾ فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِىَ الْمَاْوٰىۜ﴿٤١﴾ ﴾

40-41- Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegâne barınaktır.

﴿ يَسْئَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ﴿٤٢﴾ ﴾

42- Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)

﴿ ف۪يمَ اَنْتَ مِنْ ذِكْرٰيهَاۜ﴿٤٣﴾ ﴾

43- Sen onu nereden bilip bildireceksin!

﴿ اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ﴿٤٤﴾ ﴾

44- Onun nihaî ilmi yalnız Rabbine aittir.

﴿ اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشٰيهَاۜ﴿٤٥﴾ ﴾

45- Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.

﴿ كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا﴿٤٦﴾ ﴾

46- Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.