Konferanslar
— 110 —

AVRUPA'DA BULUNAN MÜHİM BİR ÂLİMİN MANZUMELERİDİR.

Ey benim has nur-u didem, ruh-u zübdem kardaşım;

Nurdan olmuş, nuru bulmuş, nurla dolmuş nurdaşım!

İstikamet üzre olsun mesleği sevkin bütün,

İstikamet nisbetinde tam gerek şevkin bütün

Zikr ü fikrin uygun olsun rıfk ile vıfkın bütün

Hizmetince olmuyor mu ücretin hakkın bütün

Gayretin mi'yarıdır hep sendeki zevkin bütün

Mü'min-i kâmil isen dinden coşar aşkın bütün

Eskiden vasfındır ey has müslüman sıdkın bütün,

İsm ü resmin ayrı düşsün gayrıdan farkın bütün

Ey benim has nur-u didem, ruh-u zübdem kardaşım ;

Nurdan olmuş, nuru bulmuş, nurla dolmuş nurdaşım!

Ahd-i mü'min: cehdidir hak dinini ihya için.

Cehd-i mü'min: sa'ydir, imanını ihya için

Azm-i mü'min: vakf-ı mevcud, nurunu ibka için

Rezm-i mü'min: bezl-i candır, emrini icra için

— 111 —

Deyn-i mü'min: nar-ı küfrü durmamak itfa için

Din-i mü'min: kinledir her dinsizi imha için.

Vasf-ı mü'min: neşr-i dindir beytini inşa için.

Şan-ı mü'min: hep çalışsın şartını îfa için

Ey benim has nur-u didem, ruh-u zübdem kardaşım;

Nurdan olmuş, nuru bulmuş, nurla dolmuş nurdaşım!

Müslümanım dersin, imanında sağlam sadık ol,

Sıdkına bürhan getir, Hak emrini hep nâtık ol.

Akdini teyid için misakla bağlan, vâsık ol.

İlleti teşhis edip de yap tedavi, hâzık ol.

Fâsık olma, mârık olma, lâhik olma, sâbık ol!

Her cihetten olma dûn, emsaline sen faik ol!

Ehl-i hakka, nur-u hakka, din-i hakka âşık ol!

Sâbıkînin zümresinde kaydın olsun, lâyık ol!

Ey benim has nur-u didem, ruh-u zübdem kardaşım;

Nurdan olmuş, nuru bulmuş, nurla dolmuş nurdaşım!

Gafil olma, müntebih ol, daima ey müslüman,

Aç basarla iç basiret gözlerini her zaman.

Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman.

Kendini pek görme âlemlerde dûn u müstehan!

— 112 —

Gerçi nâsut u zemin olmuş sana bir âşiyan,

Lâkin elyak, nazm-ı hakka yine sensin tercüman.

Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan,

Mutmain ol ki, muînin hep Huda-i Müstean.

Ey benim has nur-u didem, ruh-u zübdem kardaşım;

Nurdan olmuş, nuru bulmuş, nurla dolmuş nurdaşım!

Ey mükerrem Hak kulu, tutmakta kendi nurunu!

Ey mufaddal abd-i âciz, anlayan meş'urunu!

Ey mübeccel cirm-i asgar, borç bilen memurunu!

Ey münevver cism-i ekrem, farkeden makdûrunu!

Ey mümeyyiz akl-ı vâhid, söyleyen meysurunu!

Ey müna'am nefs-i mümtaz, isteyen mevfurunu!

Ey mükemmel ruh-u insan, söyleyen düsturunu!

Ey benim has nur-u didem, ruh-u umdem kardaşım;

Nurdan olmuş, nuru bulmuş, nurla dolmuş nurdaşım!

Hâfız Ali
— 113 —
SAİD NUR'A

Gına bulduk, büyük servet

Gınasından Said Nur'un.

Şifa bulduk, yeter devlet

Devasından Said Nur'un.

Tarîkında zaferyâbız

Şiarıyla şerefyâbız

Şükür Hakk'a feyizyâbız

Duasından Said Nur'un.

Medarında nümudarız

Huzurundan haberdarız

Hübubiyle havadarız

Sabasından Said Nur'un.

Çıkan yoktur zılalinden

Kaçan yoktur cemalinden

Misal aldık hısalinden

Edasından Said Nur'un.

Dürûsuyla muallâyız

Salahiyle müzekkâyız

Musaffayız, murebbayız

Gıdasından Said Nur'un!

— 114 —

Zuhuruyla belâğ gördük

Şuuruyla çerağ gördük

Füyuzuyla şuâ gördük

Ziyasından Said Nur'un.

Şerif oldu şerafette

Delil oldu delalette

Biz aldık nur hidayette

Hüdasından Said Nur'un.

Bed olduk biz ve nîk olduk

Saadette şerik olduk

Emir olduk, melik olduk

Hümasından Said Nur'un.

Resulden tam hısal almış

Velilerden mecal almış

Eâli hep makal almış

Nidasından Said Nur'un.

Süleymandan, selim anlar

Ganemden de halîm anlar

Fehîm anlar, alîm anlar

Nevasından Said Nur'un.

Ne mizan var, ne de ölçek

Hakikattır bu söz gerçek

Zekâ-ender olan yüksek

Dehasından Said Nur'un.

— 115 —

Kelâm almak, nizam almak

Tamamıyla meram almak

Ne mümkündür makam almak

Sivasından Said Nur'un.

Ne kuvvetli o temyizi

Ne hoş tab'ı dil-âvizi

Uzaklaşmaz tilamizi

Fezasından Said Nur'un.

Gören lâzım, o çağrılmak

Selâmlanmak ve kayrılmak

Kimin haddi hiç ayrılmak

Gazâsından Said Nur'un.

Onun hasmı değil mâric

Onun dostu olur âric

Derim olmaz kalan hariç

Livasından Said Nur'un.

Ne nimettir nur olmakta

Ne rahmettir hür olmakta

Elîmdir pek dûr olmakta

Likasından Said Nur'un.

Vuzuh bulmak, hafâ bulmak

Gelir ondan vefa bulmak

Müyesserdir safa bulmak

Bekasından Said Nur'un.

— 116 —

Alâsından âlî olduk

Velâsından veli olduk

Hafî olduk, halî olduk

Rehasından Said Nur'un.

Seherlerde kanat açtım

Ufuklarda bir iz seçtim

Sehî oldum biraz geçtim

Semasından Said Nur'un.

Hitab ettim umum halka

Kitab yazdım karin hakka

Eser koydum düşüp aşka

Kuvasından Said Nur'un.

Bilâd memnun, ibad memnun

İmad memnun, idad memnun

Reşad memnun, cihad memnun

Senasından Said Nur'un.

Bu canlar hep fedamızdır

Onunçün hep ricamızdır

Mezid ömrü duamızdır

Hudasından Said Nur'un.

Hâfız Ali
— 117 —
SAADET O SAİD'E

Feyyaz-ı Ezel verdi saadet o Said'e

Deyyan-ı Ebed koydu hidayet o Said'e

Mevcud eserinden okunur nur-u hakaik

Hak, doğmadan etmişti inayet o Said'e.

Mebzul, medenî bin harekâtında zafer var

İrfan ise nefhetti celadet o Said'e

Dinî nice bin işde o olmuş müteâlî

İman dahi dökmüş ne salabet o Said'e.

Mesbuk, müteâlî hidematında muvaffak

Vaki' her işi açtı selâmet o Said'e.

Hep hârikalarla doludur şanlı hayatı

Hep mu'cizeler yazdı beraat o Said'e.

Âsârını tedkik ediver gör ne feyiz var

Er sen de... Rab erdirdi fazilet o Said'e.

Ahkâmını i'lâya mücahid ne gazâdır

Şâfi' olacak Zât-ı Şeriat o Said'e.

— 118 —

İcrasına her emrini, her nehyini azim

Dareyni saadet kıldı diyanet o Said'e.

Meslekte ilâ-yevm-i kıyam sabit olan Nur

Nur kendisi saçmakta beşaret o Said'e.

Mahsus ona ta'zim ile tekrim sona varsın

Lâyık "heme hürmet ve riayet" o Said'e...

Hâfız Ali
— 119 —
TASVİR-İ HAKİKAT

Bu Nurlara Bismillah ile girelim ey kardaşlar,

Bu sözlere hamdederek başlayalım ey yoldaşlar,

Bu bağlara şükrederek biz bakalım ey haldaşlar,

Bu gülleri fikrederek koklayalım ey dindaşlar,

Tullab-ı Nur'un elleriyle kurtulacak çok düşmüşler,

Naşirlerinin dilleriyle dirilecek çok ölmüşler.

Selâm olsun hepinize ey Kur'an'ın hâdimleri,

İkram olsun ruhunuza ey Nurların naşirleri,

İman dolsun kalbinize ey Sözlerin kâtibleri,

Envâr dolsun kabrinize ey Nurların şakirdleri,

Tullab-ı Nur'un elleriyle kurtulacak çok düşmüşler,

Naşirlerinin dilleriyle dirilecek çok ölmüşler.

Talebelerin üstadına "Said" derler hem adına.

Bu ümmetin imdadına, "Nursî" memur irşadına,

Nasihatı ihvanına: "Koşun halkın ıslahına,

Nurla gidin yanlarına, davet edin ahkâmına."

Tullab-ı Nur'un elleriyle kurtulacak çok düşmüşler,

Naşirlerinin dilleriyle dirilecek çok ölmüşler.

Korkmayınız kîl u kàlden Allah sizi kurtaracak

— 120 —

Yılmayınız hücumlardan, Sözler sizi kurtaracak

Bıkmayınız derd-i gamdan, Nurlar sizi kurtaracak

Çıkmayınız nurlu yoldan, yoktur başka kurtaracak.

Tullab-ı Nur'un elleriyle kurtulacak çok düşmüşler,

Naşirlerinin dilleriyle dirilecek çok ölmüşler.

Birlikleri tevhidlidir, yok bunlarda ayrılık

Fikirleri teslimlidir, yok bunlarda gayrılık

Kullukları imanlıdır, yok bu zümrede azgınlık

A'malleri ihlaslıdır, yok işlerinde bozukluk.

Tullab-ı Nur'un elleriyle kurtulacak çok düşmüşler,

Naşirlerinin dilleriyle dirilecek çok ölmüşler.

Üstadları yalnız iken, sırran oldu tenevverat

Şakirdleri pek az iken, binler oldu bak ne hikmet

Hêdimleri pek çok iken, Allah verdi Nur'a nusret

Bu Hulusi bir mûr iken, Allah verdi şükr-ü nimet.

Tullab-ı Nur'un elleriyle kurtulacak çok düşmüşler.

Naşirlerinin dilleriyle dirilecek çok ölmüşler.

Talebeniz Hulusi