Kastamonu Lahikası
— 12 —

Aziz, tam sıddık kardeşlerim!

Benim bu dünyada medar-ı tesellim ve sürurum sizlersiniz. Eğer sizler olmasaydınız, bu dört sene azaba dayanamazdım. Sizin sebat ve metanetiniz, bana da kuvvetli bir sabır ve tahammülü verdi. Birden hatıra gelen dört nokta:

Birincisi:

Kardeşlerim, bu zelzele benim itikadımda Şakk-ı Kamer gibi bir mu'cize-i Kur'andır. En mütemerridi dahi tasdike mecbur eder bir vaziyete girdi.

İkincisi:

Eski zamandan beri hiçbir cemaat, Risale-i Nur'un şakirdleri kadar hak ve hakikat mesleğinde pek çok iş görmekle beraber, pek az zahmetle kurtulmamışlar. Bizim hizmetimizin ondan birini yapanlar, zahmetimizin on mislini çekmişler. Demek biz, daima şükür ve Elhamdülillah dedirten bir haldeyiz.

Üçüncüsü:

Ben gönderilen risaleleri mütalaa ettim. Bir kısım hakikatları mükerrer gördüm. Makam münasebetiyle tekrar edilmiş. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan ne için böyle olmuş, kuvve-i hâfızama gelen nisyandan sıkıldım. Birden şiddetli bir ihtar ile "Ondokuzuncu Söz'ün âhirine bak!" denildi. Baktım, Risalet-i Ahmediye'nin (A.S.M.) Mu'cize-i Kur'aniyesinde tekraratının çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risaletü'n-Nur'da tamamıyla tezahür etmiş. O tekrarat, o hikmetler için tam yerinde ve münasib ve lâzım olmuş.

Hem Lütfü, hem Abdurrahman, hem Hâfız Ali hükmünde Küçük Ali sizin namınıza da Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiye'nin tefsir ve tercümesini istemiş. Benim şimdi onun ile meşgul olmaya ne

— 13 —

vaktim var, ne de halim müsaade eder. İnşâallah ileride Risaletü'n-Nur'un başka bir şakirdi o vazifeyi yapacak.

Hem Yirminci Mektub ile Otuzikinci Söz bir derece o Lem'ayı izah ederler. Hazret-i Ali (R.A.) iki defa

تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا

sırrıyla, perde altında gizli parlamasına işareti bizi ihtiyata sevk ve emreder.

Bir mes'eleye gayet kısacık bir remz ile, zekâvetinize fehmini havale ediyorum.