Akşamları Nurlu cemaatten mürekkeb fakirhanemize gelen cemaate tedrisat-ı Nuriyede devam olunuyor. Malatya seyahatimde oradaki alâkadarların çalışma tarzlarını söyledim. Büyük Doğucuların bu fakiri kendi zümrelerine katmak hususundaki tekliflerine: «Büyük Doğuculuk siyasî bir teşekkül müdür?» diye sordum. "Evet" dedikleri için, "Sizin yalnız imanî ve Kur'anî mesaildeki müşkillerinizi ve izahını arzu ettiğiniz noktaları Risale-i Nur'un yardımı ile halle çalışırım. Benim mesleğim,
ihtiyar ve şuurum taalluk etmeden Risale-i Nur dairesinde istihdamdan ibarettir. İman ve Kur'an mes'elelerinize hemfikrinizim. Fakat siyasetle iştigal edemem." mealinde cevab verdim. Yalnız bu zümreden Nurlarla alâkadar olanlar var. Onların el ele vererek hem eserleri okumalarını ve anlayamadıkları yerleri sormalarını, Kur'anî hattı öğrenmeye gayret etmelerini rica ettim. Malatya, Urfa, Aynteb'dekileri eserleri edinmeye ve alâkalarını arttırmaya âcizane yazılarımla teşvik etmekteyim. Şimdilik mesaî-i Nuriyem böyledir.
Cenab-ı Hakk'a nihayetsiz hamd ve şükür olsun ki, hesabsız kusurlarımla beraber bu Kur'anî ve imanî hizmette istihdama lâyık görmüştür. Elbette mübarek ve müşfik Üstadımın duaları bereketiyle zümre-i Nuriyenin âciz bir ferdi olmakta devam ve öylece Liva-i Ahmedî Aleyhissalâtü Vesselâm tahtında toplananlardan olurum.
Tekrar tekrar mübarek ellerinizi kemal-i ta'zimle takbil eyler, alâkadar kardeşlerimin de selâm, dua ve ihtiramlarını arzederim. Muhitinizdeki maddeten ve manen yakın bütün arkadaşlara arz-ı ihtiram eylerim. Erhamürrâhimîn olan Rabbimizden daimî niyazım; aziz, muhterem ve müşfik Üstadımdan ebediyen razı olsun ve bütün maksadını hasıl eylesin. Âmîn.
Çok sevgili, müşfik Üstadım Efendim Hazretleri!
Hem mübarek leyali-i aşerenizi, hem kudsî bayramınızı ruh-u canımla tebrik eder, arz-ı hürmetlerimle Nur neşreden ellerinizden öper, kusuratımın affını istirham ederim.
Bu günahkâr, âdi, âciz, kusurlu, liyakatsız, miskin, tenbel talebenizi Risale-i Nur'un hakaik-i kudsiye-i imaniye ve Kur'aniyesine ve sevgili Üstadın terbiye-i maneviye ve maddiyesine mazhar buyuran Cenab-ı Erhamürrâhimîn'e hadsiz şükrediyorum.
Sevgili Üstadım! Terbiye-i maneviyenizin âsârını her vakit bize ihsas eden Rabb-i Rahîmime ne kadar şükretsem yine azdır. Tahdis-i nimet olmak üzere şunu da arzetmek isterim ki: Hastalığımdan
müşteki değilim. Çünki lillahilhamd nur-u aynım ve sürur-u ruhum ve gıda-i kalbim olan Risale-i Nur'un hakikatlarını bilfiil ve bittecrübe ders almama sebeb oldu.
Hem hakikaten ömrü kırkıncı sene-yi devriyesinde müdhiş bir tarzdaki maddî ve manevî hastalıklarıma her bir ricasında ruha ve kalbe binler nur-u tevhidi ve ziya-yı teselliyi serpen İhtiyarlar Risalesi,
Hem her bir devasında bînihaye şifa-yı manevî bulunan Hastalar Risalesi,
Hem onbir kelime-i kudsiye-yi tevhidiyenin pek hârika ve emsalsiz bir tarzda tılsımlarını keşfeden ve her bir cümlesinden nur-u tevhid fışkıran Yirminci Mektub,
Hem hakaik-i imaniyenin en son ve en müşkil ve en derin ve bütün filozofları, hattâ hükema-i İslâmiyeyi dahi hayrette bırakan çok mühim muammaları halleden Yirmidördüncü Mektub,
Hem kalbin bütün manevî yaralarına kudsî bir tiryak olan Onyedinci Söz ve emsali risaleler pek hârika bir tarzda imdadıma yetişti ve tedaviye başladı.
Ve bana şöyle bir kanaat-i kat'iyye verdi ki: Güya Risale-i Nur, ezcümle mezkûr risaleleri hem ben, hem hastalık münasebetiyle yanıma gelenler ders alsınlar diye rahmet-i İlahiye tarafından hastalandırılmışım.