Aziz, sıddık kardeşlerim!
Hadsiz şükür olsun ki, Risale-i Nur'un Haremeyn-i Şerifeyn'ce makbuliyetine bir alâmet şudur ki: Denizli kahramanı Hâfız Mustafa,
İstanbul'dan aldığı Zülfikar ve Asâ-yı Musa ve Siracünnur'u -ki Hindistan ulemasına gönderilecekti- onları alıp yolda bazı hacılara okutup, beraber Medine-i Münevvere'de Keşmir'li gayet meşhur bir âlim ve Türkçe de güzel bilen zâta teslim etmiş. O zâtın da çok takdir edip kat'î teminat ile Hindistan ulemasının merkezine göndereceğini ve Medine-i Münevvere'ye mahsus olan mecmualar da yetiştiğini ve sair yerlere de gönderilen mecmualar selâmetle yetiştiğini, Denizli'li Hâfız Mustafa'ya beraber arkadaş olup ve yolda Nurları okuyarak giden hem genç, hem Nurcu iki Afyon'lu hacı ve başka hacılar, bu müjdeli haberi bana getirdiler ve hariçte Risale-i Nur'un ehemmiyetli revacını ve makbuliyetini müjdelediler. Yalnız Câmiü'l-Ezher'e gidecek üç mecmuadan Zülfikar burada kaldı, gönderemedik; ikisi gitmişler. Bunun hikmeti şudur ki: Zülfikar ilmî bir geniş derstir. Âlem-i İslâm'ın medrese-i kübrası olan Câmiü'l-Ezher'e ders suretiyle göndermek münasib olmadığı gibi, hem orada kolera hastalığının istilasıyla elbette Zülfikar, lâyık olduğu dikkat-i nazara bu sırada alâkadarane mazhar olamayacaktı.
Aziz, sıddık kardeşlerim!
Nur'un ehemmiyetli kahramanlarından, Nur'un ehemmiyetli mecmualarını Mekke-i Mükerreme'ye götürüp gayet büyük bir Hind'li âlim Ahmed Ali Şimşirî'ye teslim edip, hem Hindçe tercüme etmeğe ve Hind'e de göndermeğe teminat alan kardeşimiz Hâfız Mustafa'ya binler bârekellah ve mâşâallah ve es'adekâllah deriz. Medresetü'z-Zehra, Mekke-i Mükerreme'deki o büyük zâtla muhabere etsin. Adresi şudur: "Mekke-i Mükerreme'de Bâbü's-Selâm'da Ahmed Ali Şimşirî" diye mektub yazabilirsiniz.