Emirdağ Lahikası
— 180 —

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Bir mes'eleyi, çoktan beri size söylemek lâzım iken unutmuştum. O da şudur: Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesindeki ekser âyetler, herbiri

— 181 —

ya mülhidler tarafından medar-ı tenkid olmuş veya ehl-i fen tarafından itiraza uğramış veya cinnî, insî şeytanların vesvese ve şübhelerine maruz olmuş âyetlerdir. İşte Yirmibeşinci Söz öyle bir tarzda o âyetlerin hakikatlarını ve nüktelerini beyan etmiş ki; ehl-i ilhad ve fennin kusur zannettikleri noktalar, i'cazın lemaatı ve belâgat-ı Kur'aniyenin kemalâtının menşe'leri olduğunu, ilmî kaideleri ile isbat edilmiş. Bulantı vermemek için onların şübheleri zikredilmeyerek cevab-ı kat'î verilmiş.

﴿ وَ الشَّمْسُ تَجْر۪ى ٭ وَ الْجِبَالَ اَوْتَادًا ﴾

gibi... Yalnız Yirminci Söz'ün Birinci Makamında üç-dört âyette şübheleri söylenmiş.

Hem o Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi de gerçi gayet muhtasar, acele yazılmış ise de; fakat ilm-i belâgat ve ulûm-u arabiye noktasında âlimlere hayret verecek derecede âlimane ve derin ve kuvvetli bir tarzda beyan edilmiş. Gerçi her bahsini, her ehl-i dikkat tam anlamaz, istifade etmez; fakat o bahçede herkesin ehemmiyetli hissesi var. Pek acele ve müşevveş haletler içinde te'lif edildiğinden, ifade ve ibaresinde kusur var olması ile beraber ilim noktasında çok ehemmiyetli mes'elelerin hakikatını beyan etmiş.