Risale-i Nur

Elif-Ba
— 3 —
لِسَانُ الْقُرْاٰنْ

KUR'ÂN LİSANI ELİFBÂSI

Hazırlayan:
H.Enver Galip Ceylân
Nuruosmaniye Camii
Em. Baş İmamı
— 4 —

1. HARFLER

Kuran-ı Kerîm'in harfleri sağdan sola doğru yazılır ve okunur.

Gelecek derslerde harfler tedricen öğretileceğinden bu tablo üzerinde fazla durmadan hemen karşı sahifedeki harekeli harfleri okumaya geçiniz.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
ا ٭ ب ٭ ت ٭ ث ٭ ج
ح ٭خ٭ د ٭ ذ ٭ ر
ز ٭ س ٭ ش ٭ص ٭ ض
ط ٭ ظ٭ ع ٭غ٭ ف ٭ق
ك ٭ ل ٭ م ٭ ن
و ٭ هی ٭ لا ٭ ى

"Bismillah" her hayrın başıdır. (Sözler)

— 5 —

HAREKE

Kur'ân harflerini kısa sesle okutan işaretlere «Hareke» denir. Bunlar üç tanedir:

ÜSTÜN: ( یَ ): İnce harfleri «E», kalın harfleri «A» sesiyle okutur.

ESRE: ( یِ ): İnce harfleri «İ», kalın harfleri «I-İ» arası bir sesle okutur.

ÖTRE: ( یُ ): İnce harfleri «U-Ü» arası, kalın harfleri «U» sesiyle okutur.

ا ٭ ب ٭ د ٭ ر ٭ ز
ÜSTÜN
اَ ٭ بَ ٭ دَ ٭ رَ ٭ زَ ٭ بَ ٭ دَ ٭ اَ ٭ زَ ٭ رَ
ESRE
اِ ٭ بِ ٭ دِ ٭ رِ ٭ زِ ٭ دِ ٭ زِ ٭ رِ ٭ اِ ٭ بِ
ÖTRE
اُ ٭ بُ ٭ دُ ٭ رُ ٭ زُ ٭ رُ ٭ دُ ٭ زُ ٭ اُ ٭ بُ

Demek selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyette ve imandadır. (Sözler)

— 6 —

Öğrendiğimiz harflerden

HEMZE-ELİF: ء ا Türkçedeki «e,i,u-ü» sesidir.

ب , DÂL د , ز ve ر harfleri Türkçedeki benzerleri gibi telâffuz edilir ve daima ince okunur.

Yalnızca ر harfi üstün veya ötreli olunca kalın okunur. Ra رَ , Ru رُ gibi.

ا ٭ ب ٭ د ٭ ر ٭ ز
اَ-اِ-اُ ٭ بَ-بِ-بُ ٭ دَ-دِ-دُ ٭ زَ-زِ-زُ ٭ رَ-رِ-رُ
اَدَبَ ٭ دَاَبَ ٭ دَرَاَ ٭ رَاَبَ ٭ زَرَبَ
اِرَبِ ٭ اَدَبِ ٭ اَدِرَ ٭ زَرِبَ ٭ اَزِبَ
اُرِبَ ٭ اَزِبُ ٭ دُرِزَ ٭ رُزِبَ ٭ زُرِبَ
اَرُبَ ٭ دَرِبَ ٭ دَرِزَ ٭ اَرِبَ ٭ زَرِدَ
اُزِرَ ٭ اَدُبَ ٭ اَرِدُ ٭ اَزِرُ ٭ زُرِدَ
دَرَاَ ٭ دَاَبَ ٭ زَرَبَ ٭ دَرِبَ ٭ اُرِبَ
اَرِدُ ٭ اَزِرُ ٭ اَزِبُ ٭ رُزِبَ ٭ زُرِدَ

"Kur'ân okuyun. Zira o (Kur'ân), okuyanlara kıyamet günü şefaatçı olarak gelecektir." (Hadîs-i Şerîf Meâli)

— 7 —

Öğreneceğimiz beş harften

ZÊL ذ ve ث peltek okunur. Yani dilin ucu üst ön dişlerden biraz dışarı çıkartılarak telâffuz edilir.

VAV و Dudaklar öne doğru uzatılarak çıkarılır.

NUN ن ve MİM م Türkçedeki N,M sesini verir. Hepsi ince okunan harflerdir.

ذ ٭ و ٭ ث ٭ ن ٭ م
ذَ-ذِ-ذُ ٭ وَ-وِ-وُ ٭ ثَ-ثِ-ثُ ٭ نَ-نِ-نُ ٭ مَ-مِ-مُ
ذَاَبَ ٭ وَرَدَ ٭ دَاَثَ ٭ رَزَنَ ٭ ذَاَمَ
اَذِنَ ٭ اَوِدَ ٭ وَرِثَ ٭ وَزَنَ ٭ رَدَمَ
اُذِنَ ٭ وُزِنَ ٭ وُرِدَ ٭ رُدِنَ ٭ وَرِمَ
ذَرَاَ ٭ وَزَرَ ٭ اَرِثُ ٭ اَزِنُ ٭ اِرَمَ
اَذَرُ ٭ وَذَرِ ٭ اَوِبَ ٭ ذَرِبَ ٭ زَرِبَ
ذَرَاَ ٭ وَزَنَ ٭ وَزَرَ ٭ وَرَدَ ٭ رَدَمَ
اَذِنَ ٭ اُذِنَ ٭ وَرِثَ ٭ اِرَمَ ٭ وَذَرِ

"İman eden ve iyi işler işleyen mü'minlere beşaret ver ki, altında nehirler akan Cennetler onlarındır. (Âyet Meâli)

— 8 —

CEZM (TUTAR) یْ

Cezm işareti hangi harfin üstünde bulunursa o harfi kendinden önceki harekeli harfe tutturur, beraber okutur. Üzerinde cezm işareti bulunan harfe sâkin denir. eb اَبْ , üb اُبْ gibi.

اَبْ ٭ اَنْ ٭ اَمْ ٭ اَوْ ٭ ذَرْ
اِذْ ٭ اِنْ ٭ دُمْ ٭ زُرْ ٭ زِدْ
دَاْبِ ٭ اَدْرِ ٭ اِذْنِ ٭ وِزْرَ ٭ زِدْنَ
اِرْمِ ٭ اَوْزِدْ ٭ اَوْرَدَ ٭ اَوْزَرَ ٭ اَوْرَثَ
اَدْرَبُ ٭ اَذْرَبُ ٭ اَرْزُنُ ٭ اَزْرُبُ ٭ اَرْدِمُ
اَرَدْنَ ٭ وَرَدْنَ ٭ رَدَدْنَ ٭ رُدِدْنَ ٭ اَزَرْنَ
وَاَدْنَ ٭ وَدَدْنَ ٭ وَزَرْنَ ٭ اَوِدْنَ ٭ ذَرَاْنَ
دَاَبَ ٭ ذَرَاَ ٭ دَاْبِ ٭ اَدْرِ ٭ اِذْنِ
وِزْرَ ٭ اَوْرَدَ ٭ اَرَدْنَ ٭ اَوْاَنْ ٭ اَوْزِدْ

Allah'a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. (Sözler)

— 9 —

KISA TÊ ة

harfi: Türkçedeki ince T sesidir ve iki şekilde yazılır: Uzun ت , kısa ة İki noktalı bir he şeklinde «Kısa tê» yalnız kelime sonlarında bulunur.

HÊ: ه هی Türkçedeki ince H sesini andırır.

LÂM: ل Türkçedeki L gibidir.

YÊ: ى يی Türkçedeki ince Y sesidir.

ت ٭ ة ٭ ه هی ٭ ل ٭ ى
تَ-تِ-تُ ٭ ةَ-ةِ-ةُ ٭ هیَ-هیِ-هُ ٭ لَ-لِ-لُ ٭ يیَ-ىِ-ىُ
زُرْتَ ٭ وَرْدَةَ ٭ وَرِهَ ٭ اَوِلَ ٭ ذَوِىَ
زُرْتُ ٭ وَرْدَةُ ٭ وَذَرْهُ ٭ رَذُلَ ٭ رُوِىَ
زِدْتُ ٭ زُرْتِ ٭ زِدْهُ ٭ وَاَلَ ٭ رَاْىَ
رَاَتْ ٭ وَرَدَتْ ٭ رَاَوْهُ ٭ اَرْذَلِ ٭ ذَوَىْ
اَرَدْتُ ٭ رُدِدْتُ ٭ رُدِدْتِ ٭ رُدِدْتُ ٭ ذَرَاْتَ
اَوْرَثَ ٭ اَرْذَلِ ٭ وَرْدَةُ ٭ اَوْرَدَ ٭ اَرْدِمُ
اَرَدْتُ ٭ رُدِدْتُ ٭ رَاَوْهُ ٭ ذَرَاْنَ ٭ ذَوَىْ

"İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar." (Bediüzzaman)

— 10 —

HARFLERİN BİTİŞİK YAZILIŞI

Harflerin şekillerine göre sıralanışını, tek ve bitişik olarak yazılışlarını ve bitiştikleri zaman aldıkları değişik durumları gösteren tablodur.

ا ء یئی یا ٭ د ید ٭ ذ ییذ ٭ ر ییر ٭ ز یز
و ییو ٭ ف فی یفی یف ٭ ق قی یقی یق ٭م می یمی یم ٭ هی هی یهی یه
ب بی یبی یب ٭ت ة تی یتی یت یة ٭ ث ثی یثی یث ٭ ن نی ینی ین ٭ ى يی یيی یى
ج جی یجی یج ٭ ح حی یحی یح ٭ خ خی یخی یخ ٭ ع عی یعی یع ٭ غ غی یغی یغ
س سی یسی یس ٭ ش شی یشی یش ٭ ص صی یصی یص ٭ ض ضی یضی یض ٭ ط طی یطی یط
ظ ظی یظی یظ ٭ ك كی یكی یك ٭ ل لی یلی یل ٭ لا یلا
— 11 —

HARFLERİN BİTİŞME ŞEKLİ

Kur'ân harflerinin çoğu bitiştirilerek yazılır ve kelime haline gelir. Birinci satırda ayrı yazılmış harflerin ikinci satırda kısmen bitişerek ne şekil aldığını görüyorsunuz.

بَ‌دَاَ -بَدَاَ ٭ نَ‌ذَرَ -نَذَرَ ٭ تَ‌زِرُ -تَزِرُ ٭ ىَ‌دِىَ -يَدِىَ ٭ اَثَ‌رِ -اَثَرِ
اَمَرَ ٭ وَلَدَ ٭ وَهُوَ ٭ هُدِىَ ٭ وَلِىَ
اَدْبَرَ ٭ اُنْذِرَ ٭ مَدْيَنَ ٭ اَهْوَنُ ٭ يَاْتَلِ
وَدِيَةُ ٭ وَرَثَةِ ٭ بَرَرَةِ ٭ زَهْرَةَ ٭ لَوْمَةَ
اَتَوْهُ ٭ يَزِدْهُ ٭ رَاَتْهُ ٭ لَدُنْهُ ٭ يَدَيْهِ
رَاَيْتَ ٭ يَرَوْنَ ٭ بِاِذْنِ ٭ وَيَاْتِ ٭ وَاَنْتَ
اَمِنَ ٭ يَاْمَنُ ٭ ذَهَبَ ٭ يَذْهَبُ ٭ مَرْيَمُ
اَمْ لَمْ ٭ اَنْ لَنْ اِذْهَبْ ٭ وَاْمُرْ ٭ بَلْ‌هُمْ
زُبَرَ ٭ نَزَلَ ٭ تَذَرُ ٭ نُرِىَ ٭ نَرِثُ

Programımız budur ki: Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levazımatı tedarik etmekle mükelleftir. (Sözler)

— 12 —

BİR YAZI (İMLÂ) KAİDESİ

Aşağıda sıralanan altı harf, yalnız kendisinden önceki harfe bitişir, sonraki harfe bitişmez. Yani sondan ve soldan hiçbir harfe bitişmezler. Misaller her harfin hizasındadır.

ییا :اَمَرَ ٭ يَاْمُرُ ٭ وَيَاْتِ ٭ اَتَاْمُرُ
یید :دُبُرَ ٭ بَدَاَ ٭ تُدْهِنُ ٭ دَمْدَمَ
ییذ :ذَهَبَ ٭ يَذْهَبُ ٭ تَذْهَلُ ٭ لَذَهَبَ
ییر :رَبَتْ ٭ بَرَرَةِ ٭ رَهْبَةَ ٭ زَهْرَةَ
ییز :زُبَرَ ٭ اَنْزَلَ ٭ زُلْزِلَتْ ٭ زَلْزَلَةَ
ییو :وَهَنَ ٭ بِوَلَدِ ٭ وَهُوَ ٭ وَيَوْمَ
اِبْنُ ٭ اَيْنَ ٭ اُتْلُ ٭ اِثْمَ ٭ اَهْلَ
اَلَمْ ٭ وَلَوْ ٭ رَبَتْ ٭ بَدَتْ ٭ يَدَىْ
اَوَلَوْ ٭ اَوَمَنْ ٭ اَوْمِنْ ٭ ذَرْهُمْ ٭ زُرْتُمْ
اَلِدُ ٭ وَرِثَ ٭ يَرِثُ ٭ وَزَرَ ٭ يَزِرُ

Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapsa, zahiren bir Cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. (Sözler)

— 13 —

BİTİŞİK KELİMELER

Bundan önceki derslerimizde kısmen bitişen harflerle yapılan kelimeleri öğrenmiştik. Bu dersimizde harflerin tam bitişme şeklini ve 3-4 harfli bitişik kelimeleri öğreneceğiz.

نَ‌بَ‌اَ -نَبَاَ ٭ لَ‌بِ‌ثَ -لَبِثَ ٭ ىَ‌تِ‌رَ -يَتِرَ ٭ ىَ‌هَ‌بُ -يَهَبُ ٭ مَ‌ثَ‌لُ -مَثَلُ
نَبَذَ ٭ لَهِىَ ٭ بُهِتَ ٭ لَهُوَ ٭ ثَمَرَ
بَيْنَ ٭ لِنْتَ ٭ تُبْتُ ٭ هَيْتَ ٭ لَيْتَ
اَبَيْنَ ٭ اَتَيْنَ ٭ اَتَيْتَ ٭ لَبِثْتَ ٭ رَمَيْتَ
تُنْبِتُ ٭ يُثْبِتُ ٭ تُنْذِرُ ٭ يَلْمِزُ ٭ تَاْمَنْهُ
نَبْرَاَ ٭ يَثْرِبَ ٭ بَيْتِىَ ٭ يَنْزِلُ ٭ يَمْهَدُ
وَاْمُرْ ٭ اَنْتُمْ ٭ دُمْتُمْ ٭ مِنْهُمْ ٭ تَمْنُنْ
اَنْبَاَ ٭ تَوْبَةَ ٭ لَوْمَةَ ٭ اَثْمَرَ
نُبِذَ ٭ وَهَبَ ٭ يَهَبُ ٭ تُدْهِنُ ٭ تَذْهَلُ

Her kim hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da; Dünyasını, Cennet'in intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder... (Sözler)

— 14 —

CİM: ج Türkçedeki C sesini andıran ince bir harftir.

HÂ: ح Boğaz hafif sıkılarak çıkarılır ve yumuşak okunur.

NOKTALI HÂ: خ (Hı) harf; boğazı hırıldatarak çıkarılır ve kalın okunur.

AYIN: ع Boğaz hafif sıkılarak çıkarılır ve yumuşak okunur.

GAYIN: غ Türkçedeki kalın Ğ sesini andıran yumuşak ve kalın bir harftir.

ج ٭ ح ٭ خ ٭ ع ٭ غ
جَجِجُ ٭ حَحِحُ ٭ خَخِخُ ٭ عَعِعُ ٭ غَغِغ
جَهَرَ ٭ حَمَلَ ٭ خَتَمَ ٭ عَبَدَ ٭ غَلَبَ
يَجِدُ ٭ حِجَجِ ٭ بَخِلَ ٭ يَعِدُ ٭ بُغِىَ
جُمِعَ ٭ حُمِلَ ٭ خُمُرِ ٭ بَعُدَتْ ٭ غُلِبَتْ
تَجْهَرُ ٭ يُحْمَدُ ٭ نُخْرِجُ ٭ يُعْجِبُ ٭ يَغْلِبُ
جَحَدَ ٭ يَجْحَدُ ٭ خَرَجَ ٭ يَخْرُجُ ٭ يُثْخِنُ
نَحْنُ ٭ نَعْلَمُ ٭ عَمِلَ ٭ يَعْمَلُ ٭ تَبْلُغُ
اَحْمَدُ ٭ اَبْرَحُ ٭ بَرْزَخُ ٭ اِخْوَةُ ٭ زُحْزِحَ
ذُبِحَ ٭ اَخَذَ ٭ جَعَلَ ٭ نَزَعَ ٭ نَزَغَ

"Evlerinizde çok çok Kur'ân okuyunuz. Çünkü Kur'ân okunmayan evde hayır az, şer (kötülük) ise çok olur. Ve o ev halkı daima sıkıntılı ve huzursuzdur." (Hadîs-i Şerîf Meâli)

— 15 —

FÊ: ف Türkçedeki ince F sesidir.

KÂF: ق Şiddetli ve daima kalın okunan K sesidir.

KÊF: ك İnce bir harftir; fakat Türkçedeki ince "K" den biraz kalınca ve şiddetli okunur.

SİN: س Türkçedeki ince S sesidir.

ŞİN: ش Türkçedeki ince Ş sesidir.

ف ٭ ق ٭ ك ٭ س ٭ ش
فَفِفُ ٭ قَقِقُ ٭ كَكِكُ ٭ سَسِسُ ٭ شَشِشُ
فَتَحَ ٭ قَتَلَ ٭ كَتَبَ ٭ سَجَدَ ٭ شَهِدَ
سَفِهَ ٭ نُقِرَ ٭ ذُكِرَ ٭ حَسِبَ ٭ خَشِىَ
فُتِحَتْ ٭ ثَقُلَتْ ٭ كُفِرَ ٭ سُبُلَ ٭ نَحْشُرُ
يَفْسَحُ ٭ يَقْتُلُ ٭ يَكْفُلُ ٭ يَسْجُدُ ٭ تَشْكُرُ
اَنْفَقَ ٭ يُنْفِقُ ٭ سَلَكَ ٭ يَسْلُكُ ٭ يَشْهَدُ
نَفْقَهُ ٭ يَخْلُقُ ٭ يَغْفِرُ ٭ نَسْلَخُ ٭ يَشْفَعُ
يَفْرَحُ ٭ يَرْزُقُ ٭ يُدْرِكُ ٭ تَاْكُلُ ٭ يُوَسْوِسُ
رَدِفَ ٭ وَرَقِ ٭ تَرَكَ ٭ دَرَسَ ٭ شَكَرَ

"Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?" (Sözler)

— 16 —

SÂD: ص «Sabah» ve «su» kelimelerindeki S 'yi andırır ve kalın okunur.

DÂD: ض «Dalalet» ve «Kadı» kelimelerindeki kalın D 'yi andıran yumuşak ve kalın bir harftir.

TÂ: ط Türkçedeki kalın T 'yi andırır, şiddetli ve kalın okunur.

ZÂ: ظ Peltek, kalın ve yumuşak okunur.

HEMZE: ء Hareke ve cezmi kabul eden elif 'in kısa şeklidir. İkisinin okunuşları da aynıdır.

ص ٭ ض ٭ ط ٭ ظ ٭ ء
صَصِصُ ٭ ضَضِضُ ٭ طَطِطُ ٭ ظَظِظُ ٭ اَیئِیءُ
صَلَحَ ٭ ضَعُفَ ٭ طَبَعَ ٭ ظَهَرَ ٭ ءَاَلِدُ
نُصِبَتْ ٭ قُضِيَتْ ٭ سُطِحَتْ ٭ ظَلَمَتْ ٭ مُلِئَتْ
صُحُفِ ٭ ضُرِبَ ٭ طُبِعَ ٭ ظُلِمَ ٭ سُئِلَ
حَصْحَصَ ٭ نَضْرَةَ ٭ خِطْبَةِ ٭ اَظْفَرَ ٭ يُؤْخَذُ
يَصْنَعُ ٭ اَضْحَكَ ٭ نَطْمَعُ ٭ يُظْهِرُ ٭ يُؤْثَرُ
نَقْصُصْ ٭ يُضْلِلْ ٭ تُشْطِطْ ٭ اُغْلُظْ ٭ اَنْزِلْ
سَوْطَ ٭ شِئْتَ ٭ جِئْتَ ٭ اَئِنْ ٭ لَئِنْ
عَرَضَ ٭ رَضِىَ ٭ نَظَرَ ٭ حَفِظَ ٭ قُرِئَ

Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur. (Sözler)

— 17 —

TENVÎN (NUNLAMA) ٌ ً ٍ

İki üstün, iki esre ve iki ötre dediğimiz bu işaretler, kelimenin sonunda bulunur ve daima cezimli nun gibi okunur. ( «en>اً , in اٍ , ün» اٌ gibi.) Tenvin üstün olursa elif üzerine yazılır. Berden بَرْدًا , vizRan وِزْرًا kelimelerinde olduğu gibi.

اًاٍاٌ ٭ رِدْءًا ٭ بَرْدًا ٭ وِزْرًا ٭ عَرْضًا
بِشَىْءٍ ٭ بِقَلْبٍ ٭ لِيَوْمٍ ٭ نَقْصٍ ٭ لِبَعْضٍ
جُزْءٌ ٭ قَلْبٌ ٭ بَيْتٌ ٭ رَهْطٌ ٭ مَوْجٌ
فَتْحٌ ٭ شَيْخٌ ٭ كُرْهٌ ٭ عَهْدٌ ٭ بَيْضٌ
خَيْرٌ ٭ كَنْزٌ ٭ اَخْذٌ ٭ حِفْظٌ ٭ حَرْثٌ
نَفْسٌ ٭ كَزَرْعٍ ٭ عَرْشٌ ٭ بَيْعٌ ٭ نَزْغٌ
خَوْفٌ ٭ خُلُقٌ ٭ مَلَكٌ ٭ رُسُلٌ ٭ قَسَمٌ
اُذُنٌ ٭ لَهْوٌ ٭ خِزْىٌ ٭ سِنَةٌ ٭ فِئَةٌ
اِخْوَةٌ ٭ وَرْدَةٌ ٭ رَوْضَةٌ ٭ رَاْفَةٌ ٭ وَرَحْمَةً
نَشْطًا ٭ حِفْظًا ٭ عَنْ طَبَقٍ ٭ مِنْ مَسَدٍ ٭ كَعَصْفٍ

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir. (Sözler)

— 18 —

ŞEDDE ّ

Üzerinde bulunduğu harekeli harfi iki kere okutan ّ bu işarete şedde denir. Birinci okunuşta, harf cezimli gibi, ikincisinde ise kendi harekesine göre okunur. رَبْبَ: رَبَّ

اَنَّ ٭ رَبَّ ٭ اُمَّ ٭ وَدَّ ٭ اَىُّ
مِتَّ ٭ بَثَّ ٭ مَسَّ ٭ قَصَّ ٭ حَجَّ
شُحَّ ٭ مَدَّ ٭ يَمُدُّ ٭ حَقَّ ٭ يَحِقُّ
نَعُدُّ ٭ يَحُضُّ ٭ يَقُصُّ ٭ تَمُرُّ ٭ يَدُعُّ
اَوَّلَ ٭ اَذَّنَ ٭ نَزَّلَ ٭ بُشِّرَ ٭ سَخَّرَ
اَذِّنْ ٭ رَتِّلْ ٭ بَشِّرْ ٭ نَبِّئْ ٭ طَهِّرْ
تَبَّتْ ٭ هَمَّتْ ٭ ظَلَّتْ ٭ خَفَّتْ ٭ حُقَّتْ
حُبًّا ٭ مَنًّا ٭ كُلًّا ٭ فَظًّا ٭ دَكًّا
لَذَّةً ٭ عِزَّةٍ ٭ فِضَّةٍ ٭ سِتَّةٍ ٭ حِطَّةٌ
وَتَمَّتْ ٭ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا

Kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. (Sözler)

— 19 —

MED HARFLERİ

Kendisinden önceki harfin harekesini uzun sesle okutan ا و ى harflerine Med harfleri denir. Med harflerinin uzatma ölçüsü bir elif miktarı, yani bir «elif» diyecek kadardır.

ELİF: ا Daima harekesiz olduğundan kendisinden önceki üstünlü harfin harekesini uzun sesle okutur.

ذَا ٭ مَا ٭ لَا ٭ هَا ٭ يَا
رَانَ ٭ ذَاتَ ٭ زَادَ ٭ ضَاقَ ٭ حَاقَ
خَافَ ٭ طَالَ ٭ تَابَ ٭ عَادَ ٭ سَارَ
شَاءَ ٭ جَاءَ ٭ بَاءَ ٭ فَازَ ٭ قَالَ
كَانَتْ ٭ ضَاقَتْ ٭ دَامَتْ ٭ سَاءَتْ ٭ زَاغَتْ
فَاَمَّا ٭ فَلَمَّا ٭ وَاِنَّا ٭ لِئَلَّا ٭ فَاِيَّاىَ
اَثَاثًا ٭ سَلَامًا ٭ حَلَالًا ٭ حَرَامًا ٭ مِهَادًا
صَالِحٌ ٭ عَالِمٌ ٭ غاَلِبٌ ٭ ظَالِمٌ ٭ ثَابِتٌ
جَوَابَ ٭ وَبَالَ ٭ اَخَاهُ ٭ اَحَاطَ ٭ اَفَاضَ
اَبَانَا ٭ اَخَانَا ٭ ذَوَاتَا ٭ اَرَادَا ٭ وَقَالَا

Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir. (Mektubat)

— 20 —

MED HARFLERİNDEN UZATAN YÊ

Harekesiz YÊ: ى Kendisinden önceki esreli harfin harekesini uzun sesle okutur. Uzatan YÊ 'den önceki esre, bizim mushaflarımızda dik ا۪ى olarak yazılmıştır.

ا۪ى ٭ ذ۪ى ٭ ب۪ى ٭ ف۪ى ٭ ل۪ى
اَب۪ى ٭ اَخ۪ى ٭ بَن۪ى ٭ لَف۪ى ٭ لِذ۪ى
اَزْر۪ى ٭ رَاْس۪ى ٭ تَهْو۪ى ٭ تُرْج۪ى ٭ يُحْي۪ى
اُمّ۪ى ٭ رَبّ۪ى ٭ عَنّ۪ى ٭ بَثّ۪ى ٭ وَهُزّ۪ى
دُعَائ۪ ٭ عِبَاد۪ى ٭ صَلَات۪ى ٭ صِرَاط۪ى ٭ شِقَاق۪ى
وَرَائ۪ى ٭ مَوَال۪ى ٭ لِسَان۪ى ٭ بَنَات۪ى ٭ مَقَام۪ى
اَبَاب۪يلَ ٭ اَبَار۪يقَ ٭ قَوَار۪يرَ ٭ قَرَاط۪يسَ ٭ ثَمَان۪ينَ
رَح۪يمٌ ٭ نَع۪يمٌ ٭ صَغ۪يرٌ ٭ ظَه۪يرٌ ٭ عَظ۪يمٌ
نَض۪يدٌ ٭ بَص۪يرٌ ٭ يَس۪يرٌ ٭ بَش۪يرٌ وَ نَذ۪يرٌ
كَث۪يرٌ ٭ عَز۪يزٌ ٭ حَك۪يمٌ ٭ سَم۪يعٌ ٭ عَل۪يمٌ

Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. (Sözler)

— 21 —

MED HARFLERİNDEN UZATAN VÂV

Harekesiz VÂV: و Kendisinden önceki ötreli harfin harekesini uzun sesle okutur.

اُوتَ ٭ اُوفِ ٭ دُونَ ٭ يُوقَ ٭ سُوءَ
اَعُوذُ ٭ يَتُوبُ ٭ تَفُورُ ٭ يَقُولُ ٭ تَبُورَ
دُون۪ى ٭ رُوح۪ى ٭ نُوح۪ى ٭ كُون۪ى ٭ يُوص۪ى
اَبُونَا ٭ ذَرُونَا ٭ تَزُولَا ٭ رَسُولَا ٭ فَقُولَا
بَادُونَ ٭ عَادُونَ ٭ قَارُونَ ٭ طَاغُونَ ٭ سَاهُونَ
قَانِتُونَ ٭ حَافِظُونَ ٭ مَالِكُونَ ٭ عَامِلُونَ ٭ سَالِمُونَ
اَط۪يعُونِ ٭ يُق۪يمُونَ ٭ يَح۪يطُونَ ٭ يَمُوتُونَ ٭ يَذُوقُونَ
رُوحٌ ٭ نُورٌ ٭ حُورٌ ٭ هُودٌ ٭ لُوطٌ
وُجُوهًا ٭ قُصُورًا ٭ رَسُولًا ٭ خُشُوعًا ٭ يَؤُسًا
لَاف۪يهَا ٭ ا۪يتُون۪ى ٭ نُوح۪يهَا ٭ اُوذ۪ينَا ٭ وَاُوت۪ينَا

Sultan-ı Kâinat birdir, herşey'in anahtarı onun yanında, her şey'in dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun." (Mektubat)

— 22 —

KISA ELİF

Kur'an-ı Kerim'de bazı kelimelere med harfi olan ELİF yerine ى ve و VÂV harfleri yazılmıştır. Bu ve VÂV 'dan önceki harfte bir KISA ELİF bulunur ve onu ELİF gibi uzun okutur.

اَرٰى ٭ اَبٰى ٭ اَتٰى ٭ عَلٰى ٭ اِلٰى
هَوٰى ٭ سَعٰى ٭ طَغٰى ٭ عَصٰى ٭ عَسٰى
اَوْحٰى ٭ تَقْوٰى ٭ يَرْضٰى ٭ يَحْيٰى ٭ يَخْشٰى
اَبْقٰى ٭ مَوْلٰى ٭ اُخْرٰى ٭ بُشْرٰى ٭ ذِكْرٰى
طُوبٰى ٭ يُوحٰى ٭ مُوسٰى ٭ وَع۪يسٰى ٭ ض۪يزٰى
اَتٰيهَا ٭ ضُحٰيهَا ٭ مَرْعٰيهَا ٭ مُرْسٰيهَا ٭ فَسَوّٰيهَا
صَلٰوةٌ ٭ زَكوٰةً ٭ حَيٰوةً ٭ وَمَنٰوةَ ٭ اَلْغَدٰوةُ
اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ ٭ مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا﴿﴾ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا﴿﴾
وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ﴿﴾ وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا﴿﴾

Hem kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin? (Sözler)

— 23 —

TABİÎ UZATMA İŞARETİ ٰ

Kur'an'da bazı harfler, kendisinden sonra elif bulunmadığı halde, elif varmış gibi uzatılarak okunur ve harfin üstünde uzatan elif yerine kâim bir UZATMA İŞARETİ bulunur.

اٰدَمَ ٭ اٰمَنَ ٭ اٰمَنَتْ ٭ اٰمَنْتُ ٭ اٰمَنَّا
هٰذَا ٭ هٰذِه۪ ٭ هٰذَانِ ٭ هٰكَذَا ٭ هٰهُنَا
ذٰلِكَ ٭ كَذٰلِكَ ٭ ذٰلِكُمْ ٭ لٰكِنَّ ٭ وَلٰكِنْ
اِلٰهٌ ٭ قُرْاٰنٌ ٭ مَاٰبِ ٭ اٰيَاتٌ ٭ ثَلٰثَ
اَلْئٰنَ ٭ مَلٰٓئِكَةٌ ٭ سَمٰوَاتٍ ٭ ثَلٰث۪ينَ ٭ اٰخَر۪ينَ
اِبْرٰه۪يمَ ٭ اِسْمٰع۪يلَ ٭ اِسْحٰقَ ٭ هٰرُونَ ٭ سُلَيْمٰنَ
اِلٰهُنَا ٭ اٰيَاتُنَا ٭ اٰثَارَهُمْ ٭ اٰذَنَّاكَ ٭ اٰتُون۪ى
اٰمَنَّا ٭ بِاٰيَاتِ ٭ رَبِّنَا ٭ بِثَلٰثَةِ ٭ اٰلَافٍ ٭ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌ
اٰدَمَ وَنُوحًا وَاٰلَ اِبْرٰه۪يمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ...
وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ...

"İçinde (kalbinde, kafasında) Kur'ân'dan hiçbir şey (bir ayet) bulunmayan kimse harap ev gibidir." (Hadîs-i Şerîf Meâli)

— 24 —

LÂM'ÜT-TA'RİF (I)

Kelimelerin evveline bitişen اَلْ harfleri, aşağıda gördüğünüz 14 harften birine bitişince (hemze-elif) ve (lâm) ikisi de okunur. Eğer اَلْ den önce harekeli bir harf bulunursa اَلْ in hemzesi okunmaz. Misaller her harfin hizasında gösterilmiştir.

یا :اَلْاَبْتَرُ ٭ هُوَالْاَبْتَرُ
یب :اَلْبَيْتُ ٭ مِنَ الْبَيْتِ
یج :اَلْجَنَّةُ ٭ مِنَ الْجَنَّةِ
یح :اَلْحَقُّ ٭ بِالْحَقِّ
یخ :اَلْخَلْقُ ٭ هُوَالْخَلَّاقُ
یع :اَلْعِلْمُ ٭ مِنَ الْعِلْمِ
یغ :اَلْغَفُورُ ٭ هُوَالْغَفُورُ
یف :اَلْفَتْحُ ٭ وَالْفَتْحِ
یق :اَلْقَمَرُ ٭ وَالْقَمَرِ
یك :اَلْكِتَابُ ٭ بِالْكِتَابِ
یم :اَلْمُؤْمِنُ ٭ بِالْمُؤْمِن۪ينَ
یو :اَلْوَالِدُ ٭ وَبِالْوَالِدَيْنِ
یهی :اَلْهُدٰى ٭ وَالْهُدٰى
یى :اَلْيَوْمَ ٭ وَالْيَوْمِ
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ...
اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ى شُغُلٍ فَاكِهُونَ﴿﴾
وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْغَفُورُ﴿﴾ وَالْفَجْرِۙ﴿﴾ وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ﴿﴾ وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ﴿﴾

Kur'an kalblere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı kuvveti artırır. (Mesnevi-i Nuriye)

— 25 —

LÂM'ÜT-TA'RİF (II)

Aşağıda yazılı 14 harften birine اَلْ harfleri bitişince اَلْ in lâmı okunmaz ve hemze lâmdan sonra şeddeli harfe tutulur. Şayet اَلْ in hemzesinden önce harekeli bir harf bulunursa hemze-elif de okunmaz. Misalleri dikkatle okuyunuz.

یت :اَلتّ۪ينُ ٭ وَالتّ۪ينِ
یث :اَلثَّوَابُ ٭ نِعْمَ الثَّوَابُ
ید :اَلدّ۪ينُ ٭ يَوْمَ الدّ۪ينِ
یذ :اَلذِّكْرُ ٭ وَالذَّاكِر۪ينَ
یر :اَلرَّحْمٰنُ ٭ هُوَالرَّحْمٰنُ
یز :اَلزَّيْتُونُ ٭ وَالزَّيْتُونِ
یس :اَلسَّلَامُ ٭ دَارُالسَّلَامِ
یش :اَلشَّمْسُ ٭ وَالشَّمْسِ
یص :اَلصَّيْفُ ٭ وَالصَّيْفِ
یض :اَلضُّحٰى ٭ وَالضُّحٰى
یط :اَلطَّارِقُ ٭ وَالطَّارِقِ
یظ :اَلظَّالِمُ ٭ بِاالظَّالِم۪ينَ
یل :اَللَّط۪يفُ ٭ هُوَاللَّط۪يفُ
ین :اَلنُّورُ ٭ مِنَ اَلنُّورِ
وَ اللّٰهِ بِا اللّٰهِ تَا اللّٰهِ﴿﴾ قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ﴿﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُ﴿﴾
وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ﴿﴾ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ﴿﴾ وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ﴿﴾
فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّ۪ينِۜ﴿﴾ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحَاكِم۪ينَ﴿﴾

Kur'an hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir. (Mesnevi-i Nuriye)

— 26 —

KELİME SONUNDAKİ HÊ LERİN ه هی OKUNUŞU

Kelime sonunda bulunan ه هی lerden önceki harf harekeli ise «hê» harfi uzatılarak okunur. (Misaller 1-2'nci satırdadır.)

harfinden önce med harfleri veya cezimli harf bulunursa 'nin harekesi uzatılmaz, kısa okunur. (Misaller 3-7'nci satırdadır.)

اِنَّهُ ٭ اُمَّهُ ٭ وَحْدَهُ ٭ عِنْدَهُ ٭ عَبْدَهُ
ف۪ى قَلْبِه۪ ٭ لِقَوْمِه۪ ٭ بِاِذْنِه۪ ٭ مِنْ عِلْمِه۪ ٭ مِنْ بَعْدِه۪
تَرْضٰيهُ ٭ مَوْلٰيهُ ٭ عَيْنَاهُ ٭ رَدَدْنَاهُ ٭ اَنْزَلْنَاهُ
خُذُوهُ ٭ ضَرَبُوهُ ٭ قَتَلُوهُ ٭ نَصَرُوهُ ٭ وَنَسُوهُ
ف۪يهِ ٭ اَخ۪يهَ ٭ اَب۪يهِ ٭ وَبَن۪يهِ ٭ نُوح۪يهِ
عَنْهُ ٭ مِنْهُ ٭ وَجْهِ ٭ نُذِقْهُ ٭ لَدُنْهُ
عَلَيْهِ ٭ اِلَيْهِ ٭ اُذُنَيْهِ ٭ اَبَوَيْهِ ٭ بِوَالِدَيْهِ
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ ف۪ى عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ ل۪ى وَلِوَالِدَيْكَۜ...
ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَۙ﴿﴾ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ى لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ﴿﴾

Kimin için Allah var, ona herşey var ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir. (Sözler)

— 27 —

MED (UZUN UZATMA) İŞARETİ یٓ

Med harfleri olan elif ا , vâv و , ى den sonra kısa veya uzun hemze bulunursa med harfinin üst yanındaki harfin harekesi üç, dört kat daha uzun okunur. Yine med harflerinden sonraki harfte cezim ْ veya şedde ّ (sükûn) bulunsa üst yanındaki harfin harekesini dört elif miktarı uzatır. Uzatılan harekelerin üzerinde MED ٓ işareti bulunur. Misaller 1, 2, 3'üncü satırlardadır.

سَٓاءَ ٭ سُٓوءَ ٭ س۪ٓىءَ ٭ جَٓاءَ ٭ وَج۪ٓئَ ٭ لِلْمَلٰٓئِكَةِ
وَمَٓااَدْرٰيكَ ٭ اِنَّٓااَنْزَلْنَاهُ ٭ اَلَّذ۪ى اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ
آٰلْئٰنَ ٭ حَٓافّ۪ينَ ٭ وَحَٓاجَّهُ ٭ ضَٓالًّا ٭ فَهَدٰى
وَاَنَا۬ ٭ قَالُوا ٭ كَانُوا ٭ قُولُوا ٭ وَتَوَاصَوْا
اُو۬لُوا ٭ اُو۬ل۪ى ٭ اُو۬لَاتِ ٭ اُو۬لَٓاءِ ٭ اُو۬لٰٓئِكَ ٭ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
ذُوالْفَضْلِ ٭ ذُوالْجَلَالِ ٭ وَاَق۪يمُواالصَّلٰوةَ
يُبْدِئُ ٭ هُدًى ٭ هَدَى اللّٰهُ ٭ ذِى الْقُرْبٰى

OKUNMAYAN ÜÇ HARF

4. Satırdaki kelimelerin sonunda bulunan elifler okunmaz. (ene, Kâlû, kânû) gibi.

5. Satırda yazılı 6 kelimedek «Hemze-elif» lerden sonra gelen «vâv» lar okunmaz. (ulû, ulî) şeklinde okunur.

6. Satırdaki «vav» lar okunmaz.

7. Satırdaki birinci kelimelerin sonunda bulunana «yê» harfleri de okunmaz.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِى الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ﴿﴾
اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ﴿﴾
— 28 —

VAKIF (DURAK) İŞARETLERİ

فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ﴿﴾
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ﴿﴾
اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ى خَلَقَۚ﴿﴾ خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍۚ﴿﴾ اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ﴿﴾ اَلَّذ۪ى عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ﴿﴾ عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَالَمْ يَعْلَمْۜ﴿﴾
قَالُوا سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَاعَلَّمْتَنَاۜ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ﴿﴾
رَبَّنَا لَاتُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ﴿﴾
وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ى عِلْمًا﴿﴾
وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَامًا﴿﴾
دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟﴿﴾

Ayetlerin sonunda bulunan vakıf işaretlerinde nefes almak için durulunca kelimedeki son harfin harekesi okunmaz. (Yani cezim varmış gibi okunur.)

Üçüncü satırın sonundaki «min âlakın» kelimesinde «min alak» şeklinde, dokuzuncu satırdaki «imâmen» kelimesinde «imâmâ» diye vakfedilir, durulur.

Bir de âyet sonu olmayan bazı kelime üzerinde ط , ج , ق gibi vakıf işaretleri vardır: Beşinci satırda «allemtenâ» kelimesindeki «Tâ",>altıncı satırda "Rahmeh» kelimesindeki (cim) bu durak işaretlerindendir.

— 29 —

HURÛF-İ MUKATTA'A

یالٓمٓ:اَلِفْ لَٓامّ۪ٓيمْ ٭الٓمٓصٓ:اَلِفْ لَٓامّ۪ٓيمْ صَٓادْ ٭الٓرٰ:اَلِفْ لَٓامْ رَا ٭الٓمٓرٰ:اَلِفْ لَٓامّ۪ٓيمْ رَا ٭كٓهٰيٰعٓصٓ:كَٓافْ هَا يَا عَيْنْ صَٓادْ ٭طٰهٰ:طَاهَا ٭طٰسٓ:طَاس۪ٓينْ ٭طٓسٓمٓ:طَا س۪ٓينْ م۪ٓيمْ ٭يٰسٓ:يَا س۪ٓينْ ٭صٓ:صَٓادْ ٭حٰمٓ:حَام۪ٓيمْ ٭عٓسٓقٓ:عَيْنْ س۪ٓينْ قَٓافْ ٭قٓ:قَٓافْ ٭نٓ:نُٓونْ
الٓمٓۚ﴿﴾ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَارَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ﴿﴾
حٰمٓ﴿﴾ عٓسٓقٓ۠﴿﴾ كَذٰلِكَ يُوح۪ٓى اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ﴿﴾
يٰسٓ﴿﴾ وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ﴿﴾ اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ﴿﴾ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ﴿﴾
— 30 —

NAMAZDA OKUNAN DUALAR

سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالٰى جَدُّكَ (وَجَلَّ ثَنَٓاؤُكَ) ٭ وَلَٓا اِلٰهَ غَيْرُكَ ٭
اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ ٭ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ ٭ اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِح۪ينَ ٭ اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ٭
اَللّٰهمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ ٭ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰٓى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ ٭ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
أللّٰهمَّ بَارِكْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ مُحَمَّدٍ ٭ كَمَا بَارَكْتَ عَلٰٓى اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ ٭ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
— 31 —
NAMAZDA OKUNAN DUALAR
رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ٭ رَبَّنَا اغْفِرْل۪ى وَلِوَالِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ ٭ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْتَع۪ينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَ نَسْتَهْد۪يكَ ٭ وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ ٭ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ ٭ وَنُثْن۪ى عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلَا نَكْفُرُكَ ٭ وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ ٭
اَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُصَلّ۪ى وَنَسْجُدُ ٭ وَاِلَيْكَ نَسْعٰى وَنَحْفِدُ ٭ نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَنَخْشٰى عَذَابَكَ ٭ اِنَّ عَذَابَكَ بِالْكُفَّارِ مُلْحِقٌ ٭
— 32 —

ÂMENTÜ, EZÂN VE İKÂMET

اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ مَلٰٓئِكَتِه۪ وَ كُتُبِه۪ وَ رُسُلِه۪ وَ الْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَ بِالْقَدَرِ خَيْرِه۪ وَ شَرِّه۪ مِنَ اللّٰهِ تَعَالٰى وَ الْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ
اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ رَسُولُهُ
اللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ اللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ اللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ اللّٰهُ اَكْبَرُ
اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ٭ اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ ٭ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
حَىَّ عَلَى الصَّلَاةِ ٭ حَىَّ عَلَى الصَّلَاةِ
حَىَّ عَلَى الْفَلَاحِ ٭ حَىَّ عَلَى الْفَلَاحِ
اَلصَّلَاةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ ٭ اَلصَّلَاةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ
قَدْ قَامَتِ الصَّلَاةُ ٭ قَدْ قَامَتِ الصَّلَاةُ
اللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ اللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ

Ezan ve İkâmet: Ezan, müslümanlara namaz vaktini bildiren, beş vakit namaz ve Cuma gibi farz namazları için emredilmiş vacib kuvvetinde müekked bir sünnettir. İslâmın en büyük şiârından biridir. Ezan, Kur'ân lisanı olan Arapça lâfızla okunur. Sabah ezanında (Hayye alel-felâh)dan sonra, iki defa (essalâtü hayrün min'en-nevm) ilâve edilir. İkâmet de ezan gibidir. Ancak farzlardan önce yapılır ve ezandaki gibi ara vermeden biraz çabukça okunur. 9. satır İkâmette okunur.

— 33 —

NAMAZDA OKUNAN TESBİHAT

اللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ٭ رَبَّنَالَكَ الْحَمْدُ ٭ سُبْحَانَ رَبِّىَ اْلعَظ۪يمِ ٭ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْاَعْلٰى ٭ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَ الْاِكْرَامِ ٭ عَلٰى رَسُولِنَا صَلَوَاتْ ٭ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ وَ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَ اللّٰهُ اَكْبَرُ وَ لَا حَوْلَ وَ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ ٭ سُبْحَانَ اللّٰهِ ٭ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ٭ اَللّٰهُ اَكْبَرُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَاشَرِيكَ لَهُ ٭ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ لْحَمْدُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ٭ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ الْاَعْلَى الْوَهَّابِ ٭
— 34 —

CENÂZE DUÂSI

اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَٓائِبِنَا وَصَغ۪يرِنَا وَكَب۪يرِنَا وَذَكَرِنَا وَاُنْثَانَا ٭ اَللّٰهُمَّ مَنْ اَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَاَحْيِه۪ عَلَى الْاِسْلَامِ ٭ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الْا۪يمَانِ ٭وَخُصَّ هٰذَا الْمَيِّتَ بِالرَّوْحِ والرَّاحَةِ وَالرَّحْمَةِ وَالْمَغْفِرَةِ وَالرَّضْوَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ مُس۪ٓيئًا فَتَجَاوَزْ عَنْهُ وَلَقِّهِ الْاَمْنَ وَالْبُشْرٰى وَالْكَرَامَةَ وَالزُّلْفٰى ٭ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
Cenaze Kadın ise, kalın bölüm yerine alttaki dua okunur.
وَخُصَّ هٰذِهِ الْمَيِّتَةَ بِالرَّوْحِ والرَّاحَةِ وَالرَّحْمَةِ وَالْمَغْفِرَةِ وَالرَّضْوَانِ ٭ اَللَّهُمَّ اِنْ كَانَتْ مُحْسِنَةً
— 35 —
CENÂZE DUÂSI
فَزِدْ ف۪ٓى اِحْسَانِهَا ٭ وَ اِنْ كَانَتْ مُس۪ٓيئَةً فَتَجَاوَزْ عَنْهَا وَلَقِّهَا الْاَمْنَ وَالْبُشْرٰى وَالْكَرَامَةَ وَالزُّلْفٰى ٭ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ

Cenaze erkek çocuk ise, önceki sayfadaki renkli bölüm yerine alttaki dua okunur:

اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ لَنَا فَرَطًا ٭ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ لَنَٓا اَجْرًا وَذُخْرًا ٭ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ لَنَا شَافِعًا وَ مُشَفَّعًا ٭ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ

Cenaze kız çocuk ise, önceki sayfadaki renkli bölüm yerine alttaki dua okunur:

اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهَا لَنَا فَرَطًا ٭ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهَا لَنَٓا اَجْرًا وَذُخْرًا ٭ اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهَا لَنَا شَافِعَةً وَ مُشَفَّعَةً ٭ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ
— 36 —

Fatiha

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ﴿١﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ﴿٢﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ﴿٤﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ﴿٥﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ﴿٦﴾ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضَّٓالّ۪ينَ﴿٧﴾
— 37 —

Bakara

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الٓمٓۚ﴿١﴾ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَارَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ﴿٢﴾ اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ﴿٣﴾ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِهُمْ يُوقِنُونَۜ﴿٤﴾ اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ﴿٥﴾
— 38 —

Âyet-ül Kürsî

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَىُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظ۪يمُ﴿٢٥٥﴾

Kadr

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ى لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ﴿١﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَالَيْلَةُ الْقَدْرِۜ﴿٢﴾ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ﴿٣﴾ تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ﴿٤﴾ سَلَامٌ۠ۛ هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ﴿٥﴾
— 39 —

Zilzal

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ﴿١﴾ وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ﴿٢﴾ وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَالَهَاۚ﴿٣﴾ يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ﴿٤﴾ بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ﴿٥﴾ يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًاۙ لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ﴿٦﴾ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ﴿٧﴾ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ﴿٨﴾

Adiyat

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ﴿١﴾ فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًاۙ﴿٢﴾ فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحًاۙ﴿٣﴾ فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعًاۙ﴿٤﴾ فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعًاۙ﴿٥﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ﴿٦﴾ وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ﴿٧﴾ وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ﴿٨﴾ اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِى الْقُبُورِۙ﴿٩﴾ وَحُصِّلَ مَا فِى الصُّدُورِۙ﴿١٠﴾ اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ﴿١١﴾
— 40 —

101-Karia

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلْقَارِعَةُۙ﴿١﴾ مَاالْقَارِعَةُۚ﴿٢﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَاالْقَارِعَةُۜ﴿٣﴾ يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ﴿٤﴾ وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِۜ﴿٥﴾ فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُۙ﴿٦﴾ فَهُوَ ف۪ى ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۜ﴿٧﴾ وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَاز۪ينُهُۙ﴿٨﴾ فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌۜ﴿٩﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَاهِيَهْۜ﴿١٠﴾ نَارٌ حَامِيَةٌ﴿١١﴾

Tekâsür

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ﴿١﴾ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ﴿٢﴾ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ﴿٣﴾ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۜ﴿٤﴾ كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ﴿٥﴾ لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ﴿٦﴾ ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ﴿٧﴾ ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ﴿٨﴾
— 41 —

Asr

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَالْعَصْرِۙ﴿١﴾ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ى خُسْرٍۙ﴿٢﴾ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ﴿٣﴾

Hümezeh

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ﴿١﴾ ۨاَلَّذ۪ى جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۙ﴿٢﴾ يَحْسَبُ اَنَّ مَالَهُٓ اَخْلَدَهُۚ﴿٣﴾ كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِى الْحُطَمَةِۘ﴿٤﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَاالْحُطَمَةُۜ﴿٥﴾ نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ﴿٦﴾ اَلَّت۪ى تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْئِدَةِۜ﴿٧﴾ اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ﴿٨﴾ ف۪ى عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ﴿٩﴾

Fil

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ﴿١﴾ اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ى تَضْل۪يلٍۙ﴿٢﴾ وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَاب۪يلَۙ﴿٣﴾ تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ﴿٤﴾ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَاْكُولٍ﴿٥﴾
— 42 —

Kureyş

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
لِا۪يلَافِ قُرَيْشٍۙ﴿١﴾ ا۪يلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ﴿٢﴾ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَاالْبَيْتِۙ﴿٣﴾ اَلَّذ۪ٓى اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ﴿٤﴾

Mâûn

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَرَاَيْتَ الَّذ۪ى يُكَذِّبُ بِالدّ۪ينِۜ﴿١﴾ فَذٰلِكَ الَّذ۪ى يَدُعُّ الْيَت۪يمَۙ﴿٢﴾ وَلَايَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۜ﴿٣﴾ فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ﴿٤﴾ اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ﴿٥﴾ اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ﴿٦﴾ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ﴿٧﴾

Kevser

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ﴿١﴾ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ﴿٢﴾ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ﴿٣﴾
— 43 —

Kâfirun

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ﴿١﴾ لَٓا اَعْبُدُ مَاتَعْبُدُونَۙ﴿٢﴾ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ﴿٣﴾ وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَاعَبَدْتُمْۙ﴿٤﴾ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ﴿٥﴾ لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِىَ د۪ينِ﴿٦﴾

Nasr

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ﴿١﴾ وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ى د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًاۙ﴿٢﴾ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا﴿٣﴾

Tebbet

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
تَبَّتْ يَدَٓا اَب۪ى لَهَبٍ وَتَبَّۜ﴿١﴾ مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَاكَسَبَۜ﴿٢﴾ سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍۚ﴿٣﴾ وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ﴿٤﴾ ف۪ى ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ﴿٥﴾
— 44 —

İhlas

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ﴿١﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ﴿٢﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ﴿٤﴾

Felak

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ﴿١﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ﴿٢﴾ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ﴿٣﴾ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِۙ﴿٤﴾ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ﴿٥﴾

Nas

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِۙ﴿٢﴾ اِلٰهِ النَّاسِۙ﴿٣﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ﴿٤﴾ اَلَّذ۪ى يُوَسْوِسُ ف۪ى صُدُورِ النَّاسِۙ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ﴿٦﴾
— 45 —

KUR'AN NEDİR? Tarifi nasıldır?

KUR'AN, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi.. ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri... Ve zeminde ve gökte gizli esma-i İlahiyenin manevî hazinelerinin keşşafı.. ve sutûr-u hâdisatın altında muzmer hakaikın miftahı.. ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı.. ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatat-ı ebediye-i Rahmaniye ve hitabat-ı ezeliye-i Sübhaniyenin hazinesi.. ve şu İslâmiyet âlem-i manevîsinin güneşi, temeli, hendesesi.. ve avalim-i uhreviyenin mukaddes haritası... Ve zât ve sıfât ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı kàtı'ı, tercüman-ı sâtı'ı... Ve şu âlem-i insaniyetin mürebbisi.. ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetin mâ ve ziyası.. ve nev'-i beşerin hikmet-i hakikiyesi.. ve insaniyeti saadete sevkeden hakikî mürşidi ve hâdîsi... ve insana hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir kitab-ı emir ve davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci' olacak çok kitabları tazammun eden tek, câmi' bir KİTAB-I MUKADDES'tir. Hem bütün evliya ve sıddıkîn ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, her birindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhane hükmünde bir Kitab-ı Semavî'dir.

Kur'an, arş-ı a'zamdan, ism-i a'zamdan, her ismin mertebe-i a'zamından geldiği için, (Onikinci Söz'de beyan ve isbat edildiği gibi) Kur'an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın İlahı unvanıyla Allah'ın fermanıdır. Hem bütün Semavat ve Arzın Hâlıkı namına bir hitabdır. Hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir. Hem rahmet-i vasia-i muhita nokta-i nazarında bir defter-i iltifatat-ı Rahmaniyedir. Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazen şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır. Hem ism-i a'zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a'zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmetfeşan bir Kitab-ı Mukaddes'tir. Ve şu sırdandır ki, "Kelâmullah" unvanı kemal-i liyakatla Kur'ana verilmiş ve daima da veriliyor.

— 46 —

Kur'andan sonra sair enbiyanın kütüb ve suhufları derecesi gelir. Sair nihayetsiz Kelimat-ı İlahiyenin ise bir kısmı dahi has bir itibarla, cüz'î bir unvan ile, hususî bir tecelli ile, cüz'î bir isim ile ve has bir rububiyet ile ve mahsus bir saltanat ile ve hususî bir rahmet ile zahir olan ilhamat suretinde bir mükâlemedir. Melek ve beşer ve hayvanatın ilhamları, külliyet ve hususiyet itibariyle çok muhteliftir.

KUR'AN, asırları muhtelif bütün enbiyanın kütüblerini ve meşrebleri muhtelif bütün evliyanın risalelerini ve meslekleri muhtelif bütün asfiyanın eserlerini icmalen tazammun eden ve cihat-ı sittesi parlak ve evham u şübehatın zulümatından musaffa ve nokta-i istinadı, bilyakîn vahy-i semavî ve kelâm-ı ezelî.. ve hedefi ve gayesi, bilmüşahede saadet-i ebediye.. içi, bilbedahe hâlis hidayet.. üstü, bizzarure envâr-ı iman.. altı, biilmelyakîn delil ve bürhan.. sağı, bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan.. solu, biaynelyakîn teshir-i akıl ve iz'an... Meyvesi, bihakkalyakîn rahmet-i Rahman ve dâr-ı cinan... Makamı ve revacı, bilhadsi's-sadık makbul-ü melek ve ins ü cânn bir Kitab-ı Semavî'dir.

Said Nursî