Âyet ve Hadis Fihristleri
— 808 —

Emirdağ Lâhikası-1

Emirdağ Lâhikası-l Bediüzzaman Hazretleri Emirdağı'nda sürgün olarak bulunduğu 1944-1948 yıllarında gerek kendisi gerek talebelerin yazdığı mektuplardır.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 10)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 12)

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

نِعْمَ الْمَوْلٰى وَ نِعْمَ النَّص۪يرُ

O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır (Enfâl Sûresi, 8:40)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 20)

لِكُلِّ مُص۪يبَةٍ قَالُوا اِنَّا لِلّٰهِ وَ اِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Herbir musibet için derler: "Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 24)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

وَ شَاوِرْهُمْ فِى الْاَمْرِ

İşlerinde onlarla istişâre et. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:159)

— 809 —
اِنَّ الضَّرُورَاتِ تُب۪يحُ الْمَحْظُورَاتِ

Zaruretler haramı helâl derecesine getirir.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 26)

عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ

Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)

بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى

Kopmaz ve kırılmaz, sapa sağlam bir kulpa... (Bakara Sûresi, 2:256)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 27)

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰى

Muhakkak insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 29)

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 32)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 33)

وَ الْعَصْرِ

Asr'a (zamana, çağa, ikindi vaktine..) yemin ederim ki..

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 34)

شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ

Bütün kâinatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 35)

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ

De ki: Ey mülkün hakikî sahibi olan Allah'ım. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:26)

اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ فِى الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِ

Şüphesiz münâfıklar Cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. (Nisâ Sûresi, 4:145)

وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ
— 810 —

Tam bir teslimiyetle Allah'a yönelen, Allah'a ihlâsla itaat ve ibadet ederek bâtıl dinleri bırakıp İbrahim'in dini olan İslâma uyan kimseden din yönüyle daha güzel kim vardır? İbrahim'i ise Allah dost edinmiştir. (Nisâ Sûresi, 4:125)

مِنَ النَّارِ

Ateşten, Cehennemden.

اَلظُّلُمَاتِ

Zulümat, karanlıklar.

النَّارِ

Ateşi, Cehennem.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 36)

فَاِنَّكَ مَحْرُوسٌ بِعَيْنِ الْعِنَايَةِ

Sen inâyet gözü altında gözetilip korunuyorsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 38)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 39)

وَ لَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى

Yani "Birisinin hatasıyla, başkası veya akrabası hatakâr olmaz; cezaya müstehak olmaz" (En'âm Sûresi,: 164)

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ

İnsan ise, şüphesiz ki, çok zâlim ve çok nankördür. (İbrahim Sûresi, 14:34)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 43)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 44)

لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْ

Yani: "Başkasının dalaleti sizin hidayetinize zarar etmez. Sizler lüzumsuz onların dalaletleriyle meşgul olmazsanız." (Mâide Sûresi, 5:105)

— 811 —
اَلرَّاض۪ى بِالضَّرَرِ لَا يُنْظَرُ لَهُ

Düsturun manası: "Zarara kendi razı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz."

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ

Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 45)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ رَسَٓائِلِ النُّورِ

Risale-i Nur harflerinin sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 49)

وَ بِالْاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنّ۪ى مِنَ الْفَجَتْ

Ey Mevlâm! Âyetü'l-Kübrâ hürmetine, beni tüm sıkıntılardan kurtar.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 50)

وَ اسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

Asâ-yı Mûsa ismi ki, mânevî karanlıklar onunla dağılır.

وَ بِالْاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنّ۪ى مِنَ الْفَجَتْ

Ey Mevlâm! Âyetü'l-Kübrâ hürmetine, beni tüm sıkıntılardan kurtar.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 58)

لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ

Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. (Zümer Sûresi, 39:53)

لَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ

Zulmedenlere en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur. (Hûd Sûresi, 11:113)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 60)

لَا اِلٰهَ اِلَّا للّٰهِ

Allahtan başka ilah yoktur.

— 812 —
اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 67)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 69)

لَا اِلٰهَ اِلَّا للّٰهِ

Allahtan başka ilah yoktur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 72)

عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ

Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 76)

اَلظُّلْمُ لَا يَدُومُ وَالْكُفْرُ يَدُومُ

Zulüm devam etmez, fakat küfür devam eder.

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 83)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 85)

يَا مُدْرِكًا

Ey idrak eden, anlayan!

"Kelimesinin hazf ve kalbiyle "Kürd" îma ve işaretinin bulunması, gerçekten Kürdlüğüne delalet etmez ve onun manevî silsile-i şerafet ve siyadetten tenzil ve teb'idini îcab ettirmez."

قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنَى

İki yay kadar, hattâ daha da yakın. (Necm Sûresi, 53:9)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 86)

يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır -kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Saf Sûresi, 61:8)

— 813 —

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 89)

تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ

Bir saat tefekkür, (bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.) (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâ u Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)

لَا اِلٰهَ اِلَّا للّٰهِ

Allahtan başka ilah yoktur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 93)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 94)

تَفَكُّرُ سَاعَةٍ

Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâ u Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 98)

يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ

Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. (Furkan Sûresi, 25:70)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 99)

وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ اِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِه۪

Her peygamberi Biz ancak kendi kavminin diliyle gönderdik. (İbrahim Sûresi, 14:4)

هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Bu Rabbimin bir ihsânıdır.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 104)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 107)

لَهُ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةِ

Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Bu Rabbimin bir ihsânıdır.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 112)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
— 814 —

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır -kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Saf Sûresi, 61:8)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 122)

مَا ازْدَدْتُ يَقِينًا

(Gayb perdesi açılsa) yakînim (şüphesizliğim) artmayacaktır. [Hz. Ali (r.a.)]

يَا مُدْرِكًا

Ey idrak eden, anlayan! Ey (felâket asrına) ulaşan!

كُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ

Zamanın kâdirîsi (Abdülkadir'i) ol.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 131)

عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ

Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 132)

بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

...Onunla karanlıklar dağılır.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 134)

اَجِرْنَا وَ اَجِرْ وَالِدَيْنَا وَ اَجِرْ طَلَبَةَ رَسَائِلِ النُّورِ وَوَالِدَيْهِمْ مِنَ النَّارِ

Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar.

— 815 —

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 136, 141)

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 145)

اِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ

Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır. (Buharî, İsti'zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 146)

لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الْوَاحِدُ الْاَحَدُ بِلِسَانِ الْحَق۪يقَةِ الْاِنْسَانِيَّةِ بِكَلِمَاتِ حَيَاتِهَا وَ حِسِّيَّاتِهَا وَ سَجِيَّاتِهَا وَ مِقْيَاسِيَّتِهَا وَ مِرْاٰتِيَّتِهَا وَ بِكَلِمَاتِ صِفَاتِهَا وَ اَخْلَاقِهَا وَ خِلَافَتِهَا وَ فِهْرِسْتِيَّتِهَا وَ اَنَانِيَّتِهَا وَ بِكَلِمَاتِ مَخْلُوقِيَّتِهَا الْجَامِعَةِ وَ عُبُودِيَّتِهَا الْمُتَنَوِّعَةِ وَ اِحْتِيَاجَاتِهَا الْكَث۪يرَةِ وَ فَقْرِهَا وَ عَجْزِهَا وَ نَقْصِهَا الْغَيْرِ الْمَحْدُودَةِ وَ اِسْتِعْدَادَاتِهَا الْغَيْرِ الْمَحْصُورَةِ

İnsanlık hakikati kendine mahsus lisanla; hayatı, duyguları, meziyetleri, Allah'ın güzel isimlerinin tecellilerini anlayan ve yansıtan bir ölçü ve bir ayna olması gibi kelimeleriyle; sıfatları, ahlâkı, halifeliği, Allah'ın güzel isimlerine fihriste oluşu ve enâniyeti gibi kelimeleriyle; kapsamlı yaratılışı, çeşitli kulluk görevleri, pek çok ihtiyaçları, sınırsız fakirliği, âcizliği ve noksanlığı ve sayısız istidatları gibi kelimeleriyle der: Allah'tan başka ilâh yoktur. O varlığı zorunlu olan Vâcibü'l-Vücud, birliği bütün kâinatı kuşatmış olan Vâhid ve her bir varlıkta, özellikle insanda birliği müşahede edilen Ehad'dir.

اِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ

Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır. (Buharî, İsti'zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 150)

وَ اسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ

Asâ-yı Mûsa ismi ki, mânevî karanlıklar onunla dağılır.

— 816 —

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 157)

اَلْمُؤْمِنُ بَلَوِىٌّ

Mü'min, musibete çok maruz kalır. (Süyûtî, el-Fethü'l-Kebîr, 1:325; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:295)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 163)

وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ

Gerçek ilim ancak Allah katındadır.

لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ

Gaybı yalnız Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65; Tirmizi, Sevâbü'l-Kur'ân: 7; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân: 21)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 166, 167)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 168, 169)

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına musibet geldiğinde,) 'Biz Allah'ın kullarıyız; yine Ona döneceğiz' (derler). (Bakara Sûresi, 2:156)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 175)

لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ لَمَا خَلَقْتُ الْاَفْلَاكَ

Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım. (Ali el-Kâri, Şerhü'ş-Şifâ: 1:6; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:164.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 179)

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

Allah bize yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 181)

وَ الشَّمْسُ تَجْر۪ى

Güneş de akıp gider... (Yâsin Sûresi, 36:38)

وَ الْجِبَالَ اَوْتَادًا

Dağları hazineli birer kazık yapmadık mı? (Nebe Sûresi, 78:7)

— 817 —

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 185)

لِكُلِّ مُص۪يبَةٍ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Her musibet karşısında (deriz ki:) Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)]

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 190)

يُوزَنُ مِدَادُ الْعُلَمَٓاءِ بِدِمَٓاءِ الشُّهَدَٓاءِ

Mahşerde ulema-i hakikatin sarf ettikleri mürekkep şehidlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur. (Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 1:6; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:466; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:561; Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, no: 10026)

مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَه۪يدٍ

Bid'aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyeye ve hakikat-i Kur'âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir. (İbni Adiy, el-Kâmil fi'd-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve'Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu'l-Kebîr, 1394; Ali bin Hüsâmüddin, Müntehebâtü Kenzi'l-Ummâl, 1:100; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 7:282)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 193)

تَوَكَّلْتُ عَلَ اللّٰهِ

Ben Allah'a tevekkül ettim, O'na dayandım.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 196)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 197)

لِكُلِّ مُص۪يبَةٍ اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Her musibet karşısında deriz ki: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ

Her nefis ölümü tadar. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:185)

وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْر۪ى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَ

İman eden ve güzel işler yapanları, dâimî kalmak üzere, Cennette altından ırmaklar akan yüksek makamlara (saraylara) yerleştireceğiz. İyi işler yapanların mükâfâtı ne güzeldir! (Ankebût Sûresi, 29:58)

— 818 —

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 199)

عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ

Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)

مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ

Kadere iman eden, kederden emin olur. (ed-Deylemî, el-Müsned 1:113; el-Müsavî, Feyzu'l-Kadîr 3:187; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl 1:106)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 201)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 202)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 203)

لَا اِلٰهَ اِلَّا للّٰهِ

Allahtan başka ilah yoktur.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 204)

قُلْ لَٓا اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبٰى

De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi, yani Ehl-i Beytime muhabbettir. (Şûrâ Sûresi, 42:23)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 206)

مِنْ مَحَاسِنِ الشَّر۪يعَةِ سَدُّ اَبْوَابِ الْفِتَنِ

Fitne kapılarını kapatmak şeriatın güzelliklerindendir.

طَهَّرَ اللّٰهُ اَيْدِيَنَا فَنُطَهِّرُ اَلْسِنَتَنَا

Cenâb-ı Hak ellerimizi o kanlı hâdiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hâdiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım. (Ömer bin Abdülaziz'e ait bir söz. Şa'ranî, El-Yevâkit ve'l-Cevahir, 2:69; Bâcurî, Şerhü Cevheretü't-Tevhid, 334)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 207)

لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِم۪ينَ وَ الْمُنَافِق۪ينَ

Allah'ın lâneti bütün zâlimlerin ve bütün münafıkların üzerine olsun.

— 819 —
اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

بَارَكَ اللّٰهُ وَ وَفَّقَكُمُ اللّٰهُ وَ اَسْعَدَكُمُ اللّٰهُ فِى الدَّارَيْنِ

Allah mübarek kılsın. Allah sizi başarılı kılsın. Allah sizi dünya ve âhirette mes'ut etsin.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 208, 209)

اِنَّا اَعْطَيْنَا

Muhakkak Biz verdik. (Kur'an'ın Yüzsekizinci Sûresi olan Kevser Sûresi)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 210)

طَهَّرَ اللّٰهُ اَيْدِيَنَا فَنُطَهِّرُ اَلْسِنَتَنَا

Cenâb-ı Hak ellerimizi o kanlı hâdiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hâdiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım. (Ömer bin Abdülaziz'e ait bir söz. Şa'ranî, El-Yevâkit ve'l-Cevahir, 2:69; Bâcurî, Şerhü Cevheretü't-Tevhid, 334)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 215)

اَلْخَيْرُ ف۪ى مَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ

Hayır ve iyilik, Allah'ın seçtiği şeydedir.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 216)

مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا

Ölüm gelip çatmadan evvel, şehvet ve nefsî arzularınızla ilgili duygularınızı terk etmek suretiyle bir nevi ölünüz. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:29)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 230)

تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ

Onlara taş atıyorlardı. (Fil Sûresi, 105:4)

فِى تَضْلِيلٍ

Dalâlet içinde... boşa çıkarmak, tesirsiz kılmak.. (Fil Sûresi, 105:2)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 231)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)

— 820 —
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 232)

يَسْتَحِبُّونَ الْحَيَوةَ الدُّنْيَا

Onlar dünya hayatını severler. (İbrahim Sûresi, 14:3)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 237)

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاِيمَانِ مِنْ كُلِّ وَجْهٍ

Hangi yüzü olursa olsun iman nurunu nasip ettiği için Allah'a hamd olsun!

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 239)

اَجِرْنَا اِرْحَمْنَا

Ya Rabbi! Bizi koru, muhafaza et, bize merhamet et.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 240)

عَلٰى صَاحِبِهَا اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَالسَّلَامِ

Salât ve selâmın en üstünü, o Ravzanın sahibine olsun.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 245)

اَلْبَاقِى هوَ الْبَاقِى

Bâkî olan sadece Odur.

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin (Onu şükran ve minnetle anıp şânına lâyık ifadelerle anmasın ve noksan sıfatlardan tenzih etmesin). (İsrâ Sûresi, 17:44)

عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ

Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 250)

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 253)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

— 821 —
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.

لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ

Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)

قُلْ هُوَ اللّٰهُ

De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)

هوَ

Hû (O Allah)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 254)

هوَ

Hû (O Allah)

لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ

Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)

قُلْ هُوَ اللّٰهُ

De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 255)

لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ

Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ

De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)

هوَ

Hû (O Allah)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 257)

لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ

Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)

— 822 —
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ

De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 258)

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ

Allah göklerin nûrudur. (Nûr Sûresi, 24:35)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 261)

فَاِنَّكَ مَحْرُوسٌ بِعَيْنِ الْعِنَايَةِ

Sen Cenâb-ı Hakkın inayetiyle korunmaktasın.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 262)

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 268)

اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُب۪ينًا ٭ وَ يَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا

Biz sana ap açık bir fetih yolu açtık. Ve Allah Sana pek şerefli bir zaferle yardım eder. (Fetih Sûresi, 48:1, 3)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 272)

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ

Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 274)

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 277)

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 278)

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ

Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.

(Emirdağ Lâhikası-l sh: 282)

حَسْبُنَا اللّٰهِ وَ نِعْمَ الْوَكِيلُ

Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)