(Barla Lâhikası sh: 58)
Sebeblerden herhangi bir sebebe binaen.
(Barla Lâhikası sh: 59)
O'nu (Allah'ın) adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Meleklerin, insanların ve cinlerin sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 60)
Muvaffakiyet ancak Allah'tandır.
(Barla Lâhikası sh: 61)
Uykunuzu bir dinlenme vasıtası kıldık. (Nebe Sûresi, 78:9)
(Barla Lâhikası sh: 62)
Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
Attığın zaman Sen atmadın, ancak Allah attı. (Enfâl Sûresi, 8:17)
(Barla Lâhikası sh: 63)
Onların duaları şöyle sona erer: Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (Yûnus Sûresi, 10:10)
(Barla Lâhikası sh: 64)
Yüce Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Yaş ve kuru ne varsa, hepsi ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
(Barla Lâhikası sh: 65)
Bu Rabbimin bir ihsânıdır. (Neml Sûresi, 27:40)
(Barla Lâhikası sh: 66)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
(Barla Lâhikası sh: 73)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 78)
Bana, benden sonra gelen ümmetler içinde hayırla, güzel bir medihle anılmayı nasib et! Bana, arkamdan hayırla yâd edilmeyi nasip et. (Şuarâ Sûresi, 26:84)
(Barla Lâhikası sh: 80)
Ey iman edenler! Pek acı bir azaptan kurtaracak kârlı bir ticareti size göstereyim mi? (Saf Sûresi, 61:10)
(Barla Lâhikası sh: 82)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 84)
Cehennem ehli ile Cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, muradına ermiş Cehennemden kurtulmuş olanların tâ kendisidir. (Haşir Sûresi, 59:20)
Din nasihattir. (Buhari, İman: 42; Müslim, İman: 95; Ebu Dâvud, Edeb: 59)
(Barla Lâhikası sh: 87)
Risâletü'n-Nur'un ve Nur mektuplarının harfleri sayısınca ve onların bin katı daha fazlası kadar, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 88)
Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. (Zümer Sûresi, 39:53)
İlk nüzulü ânından kıyâmet gününe kadar.
(Barla Lâhikası sh: 89)
Elhamdü lillâh, bu Rabbimin bir ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 90)
Takat ve imkan nisbetinde.
Yüce Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Barla Lâhikası sh: 92)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 94)
O'nun (Allah'ın) adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Elhamdü lillâh, yine elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 96)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Allah'ım, kalblerimizi iman ve Kur'ân nuruyla nurlandır.
(Barla Lâhikası sh: 97)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Bütün hamd ve minnetler Rabbimize aittir ki, bu Onun bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 102)
(Ahmed Galib'in Sözler hakkındaki arabî fıkrasının tercümesidir.)
1- Mânevî mücahedeyle, sünneti ihya edip, ikame eden,
Şu asrın fesad gününde dini kuvvetlendirip, Hakla yücelten.
2- Dalâlette olanların üzerine mânevî kılıncı çektin,
Ki onlar şaşmış, Hak yolundan sapmış ehl-i inâda karşı tektin.
3- Sözlerin, sanki nifaka karşı şimşekler çakan şedid kılınçtı,
Dîninden dönenlere, dalâlette kalanlara keskin bıçaktı.
4- Her tarafa nida ettin, Hakka gelin! Cevap verin! Nura gelin!
Hakikat yoluna girip, sıdk ve ihlâs ile her an sağlam durun!
5- Hakta nurla giden ehl-i kalb, sana itâatle cevap verdiler,
Muhabbetle dolan kalbler, aşk ve heyecanla coşup titrediler.
6- Evet sen onları gerek gizli, gerek açık Hakka davet ettin,
En uzak beldelerden sana şevkle gelip, o nurlara bend ettin.
7- Hak yolunda gördüler seni, istemediler delillerle isbat,
Çünkü inanmışlar doğruluğuna, sana etmişlerdi itimad.
8- Sözlerinizde gördüler, kalbler aydınlatan zâhir parlak bir nur,
Gün be gün artıyordu, kalblerde nur, yüzlere aksetmişti sürur.
9- Açmıştın Hakka giden çok kapıları, avamdan havasa kadar,
Esmâ ve sıfattan akseden, muhtelif ilimler tâ arşa kadar.
10- Mücâhedenize mükâfaten, Allah size versin hayr-ı kesîr,
Ağlayan gönlünüze, her yerde insin sürur ve safâ-yı kebîr.
11- Korusun kalbinizi Allah, her türlü sıkıntı gam ve kederden,
Korusun Mevlâ eserlerinizi, her türlü ziya ve hederden.
12- Hakîm ismine mazhar Sözler, bulsun hikmet çarşısında itibar,
Asrın karanlığını tard ile nurlandırsın kıyamete kadar.
13- Ey Üstad çekinme, Kur'ân'a çağır, insanları Hakka et dâvet,
Mükâfatı müjdele, kalbleri sevindir, Allah'tandır hidâyet.
(Barla Lâhikası sh: 103)
İlâhî, Sen ikrâm ve ihsân sahibisin; ben ise hatâların sahibiyim. Hatâlarımı af et!
(Barla Lâhikası sh: 104)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 106)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 107)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 109)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 111)
Her türlü halimiz için Allah'a hamd olsun.
Ey kardeşler, geliniz.
(Barla Lâhikası sh: 116)
(Barla Lâhikası sh: 118)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 119)
Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah'tır. (Zâriyat Sûresi, 51:58)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucûrât Sûresi, 48:10)
Allah'ın dinine ve Kur'ân'a hep birlikte sım sıkı sarılın; ayrılığa düşüp dağılmayın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Peygamberlerin Efendisi hürmetine ve Kur'ân-ı Mübîn hürmetine.
(Barla Lâhikası sh: 120)
Allah'ım, Mekkî, Medenî, Hâşimî ve Kureyşî olan Habîbinin hürmetine bizim arzumuzu ve Üstadımız Said Nursî'nin maksûdunu ver!
(Barla Lâhikası sh: 121)
Sevgi, yalnızca ve sadece bâki olan Allah içindir.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 123)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 124)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İhtilâfa düşmeyin; sonra gevşeyip cesaretiniz kırılır, cemaatinizin tadı (gücünüz) elden gider. (Enfâl Sûresi, 8:46)
(Barla Lâhikası sh: 126)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 127)
Muhakkak biz verdik.
(Barla Lâhikası sh: 128)
Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir. (İnsan Sûresi, 76:21)
(Barla Lâhikası sh: 129)
Güç ve takat nisbetinde.
Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 130)
Peygamberlerin Seyyidi olan Zât (a.s.m.) hürmetine.
(Barla Lâhikası sh: 133)
Bilin ki, Allah'ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar. (Yûnus Sûresi, 10:62)
(Barla Lâhikası sh: 134)
Hak ve hakikati açıklayan Kur'ân-ı Mübîn hürmetine kabul buyur Allah'ım ve geçmiş ve geleceğe ait her şeyin İlâhî ilimle takdir edildiği İmâm-ı Mübîn hürmetine
Güç ve takat nisbetinde.
(Barla Lâhikası sh: 135)
Muvaffak olmak Allah'dandır. (c.c.)
(Barla Lâhikası sh: 136)
Hamd ve minnet Allah'adır.
Allah'ın yardımı geldiği zaman... (Nasr Sûresi, 110:1)
(Barla Lâhikası sh: 138)
Baş göz üstüne (başüstüne)
(Barla Lâhikası sh: 140)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kur'ân'ın harfleri ve esrarı adedince, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 145)
Daha fazlası yok mu? Daha var mı?
(Barla Lâhikası sh: 148)
Güneşi bir ışık, ayı bir nur yapan Odur. (Yûnus Sûresi, 10:5)
Ayın ışığı güneşten gelir.
Tevâzu göstereni Allah yüceltir. (el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:108, hadis no: 8605; Aynı manayı ifade eden diğer rivayetler için bk. İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned, 3:76)
(Barla Lâhikası sh: 149)
Sen dârü'l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara.
Bir damla su, denize delâlet eder.
Yanınızdaki arkadaş... (Nisâ Sûresi, 4:36)
(Barla Lâhikası sh: 150)
De ki: 'Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. (Mü'minûn Sûresi, 23:97-98)
(Barla Lâhikası sh: 151)
Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım.
Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir. (Nisâ Sûresi, 4:79)
Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfâtını görür. Kim de zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür. (Zilzal Sûresi, 99:7-8)
(Barla Lâhikası sh: 153)
Hikmetin başı Allah korkusudur. (el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:574, hadis no: 4361)
Onun sonu, misk ü anberdir. (Mutaffifîn Sûresi, 83:26)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
(Barla Lâhikası sh: 154)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
(Barla Lâhikası sh: 157)
O gençler mağaraya sığındıklarında, 'Ey Rabbimiz,' demişlerdi. 'Bize yüce katından bir rahmet ver ve işimizde, (Senin rızana erişmek için) muvaffakiyet nasip et. (Kehf Sûresi, 18:10)
(Barla Lâhikası sh: 158)
Ölüm haktır.
(Barla Lâhikası sh: 159)
Hamd ve minnet Allah'adır. (c.c.)
(Barla Lâhikası sh: 160)
Muvaffakiyet Allah'dandır.
(Barla Lâhikası sh: 161)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 162)
Elhamdü lillâh. Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Barla Lâhikası sh: 163)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Ashab-ı Kütüb-ü Sitte'den İmam-ı Hâkim Müstedrek'inde ve Ebu Davud Kitab-ı Sünen'inde, Beyhakî Şuab-ı İman'da tahric buyurdukları:
Yani "Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." (Hâkim, Müstedrek, 4:522; Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 2:281, hadis no: 1845; Ebu Davud, Melâhim:1)
(Barla Lâhikası sh: 170)
Emrolunduğun gibi dos doğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Allah'tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kàdirdir. Herşeyin ve herkesin dönüşü de O'nadır. (Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta', Hac: 127, 243; Kur'ân: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320)
(Barla Lâhikası sh: 171)
Allah'a hamdolsun, bu Rabbimin bir ikramıdır.
(Barla Lâhikası sh: 174)
Allah'a hamdolsun, bu Rabbimin bir ikramıdır.
(Barla Lâhikası sh: 175)
Peygamberlerin Seyyidi olan Resûl-i Ekrem (a.s.m.)'in hürmetine.
(Barla Lâhikası sh: 177)
Hem dünyayı terketmek, hem nefis hesabına ahireti dahi maksat yapmamak, terk etmek, hem vücudunu unutmak, hem ucbe, fahre girmemek için bu terkleri düşünmemek.
(Barla Lâhikası sh: 178)
Bâkî olan, sonsuz olan Allah'dır. (c.c.)
Allah'a hamdolsun, bu Rabbimin bir ikramıdır.
(Barla Lâhikası sh: 181)
Allah'a hamdolsun, bu Rabbimin bir ikramıdır.
(Barla Lâhikası sh: 183)
Onlar Allah'ın kudret ve azametini hakkıyla bilemediler. Şüphesiz ki Allah mutlak kuvvet ve izzet sahibidir. (Hac Sûresi, 22:74)
Âmâya güçlük yoktur. (Ona yapamayacağı vazifeler yüklenmez. Yapamadığından dolayı da günahkâr olmaz) (Nûr Sûresi, 24:61)
(Barla Lâhikası sh: 186)
Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
(Barla Lâhikası sh: 187)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
(Barla Lâhikası sh: 188)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır. (Akilî, ed-Duafa'u'l-Kebîr, 2:252; Zehebî, Mîzanü'l-İ'tidâl, 2:419. Bu iki kaynakta aynı lafızlarla rivâyet edilmiştir. Aşağıdaki kaynaklarda ise, şu şekilde rivayet edilmiştir: "Muhakkak ki Allah Hz. Âdem'i kendi sûretinde yaratmıştır."Buharî, İsti'zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519)
(Barla Lâhikası sh: 192)
Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? (Saf Sûresi, 61:2)
(Barla Lâhikası sh: 196)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bir şeye sebep olan, onu işleyen gibidir. ["Hayrın yolunu gösteren, onu işleyen gibidir" (Feyzü'l- Kadîr, c.3, s. 537, hadîs no: 4250; Keşfü'l-Hafâ, c. 1, s. 399.) hadîsinden alınan bir ölçü.]
(Barla Lâhikası sh: 203)
Onun zâtından başka herşey helâk olup gidicidir. Hüküm ve hükümranlık Onundur; siz de Ona döndürüleceksiniz. (Kasas Sûresi, 28:88)
Ey Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiyâ Sûresi, 21:83'ten muktebes bir duadır)
Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum. (Enbiyâ Sûresi, 21:87)
Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir. (Bakara Sûresi, 2:153
(Barla Lâhikası sh: 205)
Ey Kur'an'ın Dellâlı! Sana dehâlet ediyorum. Sana sığınıyorum, Sana yalvarıyorum
(Barla Lâhikası sh: 206)
Sebep olan, yapan gibidir.
(Barla Lâhikası sh: 211)
Allah'ım, Nebiyy-i Ümmî olan Habîbin Muhammed'in (a.s.m.) hürmetine, arzumuzu ve üstadımız Said Nursî'nin maksudunu gerçekleştir. Ona ve âline salat eyle! Amin.
(Barla Lâhikası sh: 217)
Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. (Zümer Sûresi, 39:53)
(Barla Lâhikası sh: 218)
Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin. (Bakara Sûresi, 2:127)
(Barla Lâhikası sh: 219)
Onun zâtından başka, her şey yok olup gidicidir. Hüküm ve hükümranlık Onundur; siz de Ona döndürüleceksiniz. (Kasas Sûresi, 28:88)
Bâkî Sensin, ey Bâkî. Bâkî Sensin, ey Bâkî.
And olsun ki, Allah, Resulünün gördüğü rüyanın hak olduğunu tasdik etti. (Fetih Sûresi, 48:27)
Onun zâtından başka, her şey yok olup gidicidir. (Kasas Sûresi, 28:88)
(Barla Lâhikası sh: 220)
Allah'ın dinine ve Kur'ân'a hep birlikte sım sıkı sarılın; ayrılığa düşüp dağılmayın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Sonu ise misk gibi güzel ve bereketlidir. (Mutaffifîn Sûresi, 83:26)
(Barla Lâhikası sh: 221)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
İşittik ve emrine uyduk. (Bakara Sûresi, 2:285)
(Barla Lâhikası sh: 226)
Bâkî Sensin, ey Bâkî.
(Barla Lâhikası sh: 228)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 229)
Bâkî Sensin, ey Bâkî.
(Barla Lâhikası sh: 232)
Galib'in Fârisî fıkrası (Kerâmât-ı Gavsiye münasebetiyle yazmış.)
Galib Bey'in Fârisî fıkrasının tercümesi.
1- Kimim ben? Ben, gönlü kırık, sinesi dertlerle dolu, başında delilik sarhoşluğu (olan) âciz, güçsüz zavallı biriyim.
2- Gerçek dosttan (sevgiliden) ayrı olmanın üzüntüsünden çok gezip dolaştım, (lâkin), benim inleyen gönlüme yol gösterici (rehber) kimse yoktu.
3- Yıllarca ayrılığın eleminden perişandım, ne kafamın dengi bir dost, ne de sükûnet verecek bir (marifet) kadehi (vardı).
4- Günden güne gidişatım daha da çıkmaza giriyordu, (öyle ki), gece gündüz başımdaki cinnet arzusu artıyordu.
5- Neticede, (Allah'ın) takdir eli iyiye, doğruya gitmeme hidayet etti, Allah dostlarının himmeti yüz gösterip imdada yetişti.
6- Gönlüm pîrim sayesinde huzur buldu, hülâsa, onun lütuf ve inâyetinin saadetine nail olarak emniyete kavuştum.
7- Bahtsızlığıma, iyi talih imdada yetişti, biçare gönlüm onun feyzinden mennun oldu.
8- Onun nazarı ile kara toprak yâkuta dönüşürse garipsenmez, (zira), onun bu nazarı, Hakkın nurudur, efsane ve sihir değildir.
9- Ehl-i hak zemininde, Allah'ın tecellisinin nurları vardır, geçmiş ve gelecek onların nazarlarında bir "nun"un noktası gibidir.
10- Geçmişte olanı, gönüllerinde bir kitab gibi okurlar, hâl ve gelecek hepsi aynı şekilde, onların derûnundadır.
11- Onların gönülleri, levh-i mahfuzda (mevcut) âyetlerin aynasıdır, o sebepten "Ol" deyince "olur" sırrı gönüllerinde gizlidir.
12- Gördüklerini ve söylediklerini (onlara) Allah öğretiyor, (onlar), Hakkın mükemmel ve ölçülü kudreti ve aletidirler.
13- İşte Tevrat sahifelerinde Mahmud'un övülmesi ve işte Ze-bur sahifelerinde Mesih'in ziyadesiyle vasfı.
14- Hz. Muhammed'in ashabının vasfı hepsi İncil'dedir, hepsi eşi ve benzeri olmayan (Allah'tan gelen) ne güzel görüşlerdir.
15- Bu sırrı, ehl-i velâyetten her zaman görürsün, gelecekten ve halden haber vermişlerdir.
16- Celâl-i Rumî, Gülşenî'nin haberini veriyordu, Şeyh-i Ekber ise, Mısrî'nin haberini verir...
17- Ahmed-i Camî, Ahmed-i Fârukî'den haber veriyor, ben hangisini sayayım, zira, sayılmayacak kadar çoktur.
18- Her biri bir haber söylemiş, remz ve işaret vermişlerdir, es-kiler, sonra gelenlerden "olacak" diye müjde verdiler.
(Barla Lâhikası sh: 233)
19- Özellikle, Allah adamı Hz. Abdülkadir, Gavs-i Âzam, "ol" der "olur" dairesinin kutbu,
20- Cihanın geleceğinin haberini vermiş, her ne görmüş ise münasip bir beyanla
21- Parlak bir nazımla, "Kötülük ve fitneden müridimi koruyan emin bir sığınak olurum." dedi.
22- Cengiz ve Hülâgu'nun fitnesinden bahsetmiş. Onun sözünün remzi günümüze kadar bakıyor.
23- Bu devrin fitnesinin işareti, Onun sözlerinden anlaşılıyor. Yakîn ehli, Onun remzinden birçok sır bulmuştur.
24- Bu devrin fitnesi, haddinden fazla olduğundan dolayı, kötülerin şer ve fitneleri Hâmûn (çölünün) Ceyhûn'u (nehri) gibi olmuş.
25- İlim ehli, hepsi derin derin düşünüyorlardı, din sahası Al-lah dostlarından bomboştu.
26- Feleğin gözü, (böyle) bedbinlik dolu bir kargaşa (ortamı) görmemiştir. Fırat nehri akıp durduğu halde, halkın tümü susuzluk çekiyor.
27- Hiçbir asırda, bu asrın fitnesi mevcut değildi, halkın çoğu asrın (kötü) gidişatına kapılmıştı.
28- Mülhidler gece gündüz fitne çıkarıyorlardı. Halk çiçek gibi gülmezdi. Belki mecnun gibi ağlardı.
29- Bu fitne ve şerre karşı Hz. Üstad Said cephe aldı, saadet vesilesi ne mutlu insandır O.
30- Onun elindeki kalem, ucu keskin olmuş kılıç gibidir. Onun kalemi, mülhidler güruhunun hepsini zebûn ve perişan etmiştir.
31- Dinin heybeti, Onun hoş sözlerinden (yeniden) ortaya çıkmıştır. Bu nuru görmeyenin anlayışı kıt olur.
32- Üstad'ın kalemi, ilm-i ledün hakikatlerini açıklıyordu. Onun açık feyzi, tâ ebede kadar, bütün canlıların göz nurudur.
33- Hz. Gavs, meğer "Korkma, onu söyle!" diye buyurdu. Bütün metinlerin aslı Hz. Üstaddan bahsediyor.
34- Hz. Abdülkadir'in söylediği remz ne güzeldir, sa'd yıldızı gö-rünümünde olan Said'in yapmış olduğu beyan ne güzeldir.
35- Görüp beğendiği şeyi beyan ediyordu. Hakkı beğenen (ve tutan) Onun feyzine fazlası ile teşnedir -Gittikçe açılarak...
36- Bundan sonra, ben, biçare Gâlib dua ediyorum, benzeri ol-mayan Hûdanın zâtı, Said'den razı olsun!
37- Himmeti yüce, feyzi daima en yüce olsun! Hz. Hak, Ona ke-sintisiz bir neşe versin!
38- Felek döndükçe ve bu arz hareket ettikçe, Allah Onun ecrini yüceltsin ve gözü aydın olsun!
Galib
(Barla Lâhikası sh: 235)
Onun her şeye gücü yeter. (Mâide Sûresi, 5:120)
(Barla Lâhikası sh: 236)
Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 237)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 240)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 241)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 243)
Nice az topluluklar, nice kalabalık topluluklara, Allah'ın izniyle galip geldiler. (Bakara Sûresi, 2:249)
(Barla Lâhikası sh: 244)
Âlimler peygamberlerin vârisleridirler. (Buharî, İlim: 10; Ebû Dâvud, İlim: 1; İbn-i Mâce, Mukaddime: 17; Dârimî, Mukaddime: 32; Müsned, 5:196)
(Barla Lâhikası sh: 245)
Muhakkak ki Allah herşeye hakkıyla kàdirdir. (Bakara Sûresi, 2:20)
(Barla Lâhikası sh: 246)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 247)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 248)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 249)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Risaletü'n-Nur'un eczâlarını yazmak için harcadığınız zaman dakikalarının âşireleri sayısınca, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 250)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Risaletü'n-Nur eczâlarından okuduğun harfler adedinin ebced değerleri sayısınca, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 251)
Ona yumuşak söz söyleyin. (Tâhâ Sûresi, 20:44)
(Barla Lâhikası sh: 252)
Allah'ım selâm (selâmet ve esenlik veren ancak) Sensin; selâmet ve esenlik ancak Sendendir. Mübâreksin, ey Celâl ve İkrâm Sahibi! (Müslim, Mesâcid: 135, 136; Ebû Dâvud, Vitr: 25, 27; Tirmizî, Salât: 108; Nesâî, Sehv: 81, 82; İbn-i Mâce, İkâme: 32; Dârimî, Salât: 88; Müsned: 5:275, 280, 6:62, 184, 235)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Vücudunuzdaki zerrelerin ömür dakikalarınızla çarpımı sayısınca, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
O Allah'dır ki...
Eşit değildir, müsâvi olmaz..
(Barla Lâhikası sh: 253)
Yapmadıkları şeyleri söylerler. (Şuarâ Sûresi, 26:226)
(Barla Lâhikası sh: 254)
Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tesbih ettiği ve her şeyin ancak Onu övüp tesbih ettiği (İsrâ Sûresi, 17:44) Zât olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ayrılık günlerindeki dakikaların âşireleri sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!
(Barla Lâhikası sh: 256)
"Habîb'in diyarından gelen herşey mahbubdur."
(Barla Lâhikası sh: 257)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarılacaksınız. (Rum Sûresi, 30:19)
Halkı (mahlûkları) önce yaratan, sonra iade edecek olan Odur. (Rum Sûresi, 30:27)
(Barla Lâhikası sh: 258)
İnsan ruhu mahlûk (yaratılmış bir varlık) değildir.
De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. (İsrâ Sûresi, 17:85)
Onunla Allah arasında direkt bir bağ yoktur.
Sebep de yoktur.
Bizâtihi kâimdir. (Kendi kendine ayakta kalır, varlığını başka bir şeye dayanarak sürdürmez.)
Onun ayetlerinderdir ki.. Onun ayetlerinderdir ki.. Onun ayetlerinderdir ki..
(Barla Lâhikası sh: 259)
Hanımlarını ve çocuklarını da...
Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tesbih ettiği ve her şeyin ancak Onu övüp tesbih ettiği (İsrâ Sûresi, 17:44) Zât olan Allah'ın adıyla.
Ömür dakikalarınızın âşireleri sayısınca, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Cenâb-ı Hak hayatınızı selâmet ve âfiyet içinde devam ettirsin.
Gerçek hayır, ancak Allah'ın kulları için seçtiğindedir.
(Barla Lâhikası sh: 260)
"Yani: Semavat zemine gıbta eder ki; zeminde hâlisenlillah sohbet ve zikir ve tefekkür için, bir-iki adam, bir-iki nefes, yani bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sâni'-i Zülcelalinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü eser-i san'atını birbirine göstererek Sâni'lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler."
(Barla Lâhikası sh: 261)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 262)
Gökler; yıldızlar, güneşler, aylar ve gezegenlerin Kendisini tesbih ettiği Zâtın adıyla.
Gökteki yıldızlar sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin ve kardeşlerinizin üzerine olsun.
(Barla Lâhikası sh: 263)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 264)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 265)
Temsilde tartışma olmaz.
(Barla Lâhikası sh: 267)
Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona ittiba etmekle bi-zi rızıklandır.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12)
(Barla Lâhikası sh: 268)
Onu işittiğinizde, 'Bunu söylemek bize yakışmaz. Hâşâ, bu büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi? (Nûr Sûresi, 24:16)
(Barla Lâhikası sh: 270)
Namaz, dua, Peygamberimiz (s.a.v.)'e salavatı, halktan Hakka gidişinin ifadesi.
Selâm, selâmet, Peygamberimiz'in (s.a.v.) Hak'tan halka dönüşünü ifade, O'nun memuriyetini kabul edişimizin ifadesi.
Efendimiz, Reisimiz...
Allah'ım, Senin kulun ve resulün olan efendimiz Muhammed'e ve Onun bütün âl ve ashabına salât eyle.
(Barla Lâhikası sh: 272)
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi. Arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden tamamen münezzehtir. (Enbiyâ Sûresi, 21:22)
(Barla Lâhikası sh: 273)
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
Hz. Muhammed (a.s.m.) Allah'ın resulüdür. (Fetih Sûresi, 48:29)
Bütün dinlere üstün kılmak üzere Resulünü hidâyet ve hak din ile gönderen Odur. (Fetih Sûresi, 48:28)
(Barla Lâhikası sh: 274)
Sonra Allah, bu kederin ardından size bir emniyet, bir uyuklama hali verdi... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:154)
(Barla Lâhikası sh: 275)
Onunla beraber olanlar...
Kâfirlere karşı şiddetli...
Kendi aralarında merhametlidirler.
Sen onların rükû ve secde ettiklerini görürsün.
Onlar Allah'ın lütfunu ve rızasını şiddetle isterler.
Yüzlerinde secdelerin izlerinden nişanları, alâmetleri vardır.
Bu, onların Tevrattaki vasıflarıdır.
İncildeki vasıfları ise şöyledir: ...
(Barla Lâhikası sh: 276)
Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir... (Nûr Sûresi, 24:35)
(Barla Lâhikası sh: 277)
Ey bütün nurlar Onun nûrunun ancak bir kesif gölgesi olan Nurların Nûru, Ey maddî ve mânevî bütün nurlar ve umum nûrâniyat Ondan feyiz alan Nurların Münevviri, Ey her nûra ve nûrânîye ve herbir nurlu mahlûka meşîet ve kudretiyle sûret-i maddiye ve mâneviyesini veren Nurların Musavviri, Ey bütün nurların bütün keyfiyâtını ilim ve irâdesiyle takdir eden ve maddî ve mânevî miktarlarını veren Nurların Mukaddiri, Ey bütün nur ve nûrânîleri bütün levâzımâtıyla halk eden ve bütün nurları sevk ve idâre ve tedbir ve teshir eden Nurların Müdebbiri, Ey bütün nurları halk eden Nurların Hâlıkı, Ey her nurdan önce var olan Nûr-u Ezelî, Ey bütün nurların sönüp gitmesinden sonra bâkî kalan Nûr-u Sermedî, Ey Nûru bütün nurların fevkinde olan ve azamet-i nûrâniyetiyle bütün mevcûdâta hükmeden Nûr-u Semâvât ve Arz, Ey hiçbir nur hiçbir cihetle Onun nûruna misil olamayan Nûr-u Mukaddes ve Muallâ olan Allah'ım! Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok. El-aman, el-aman! Bizi (ve Ali'yi) Cehennem ateşinden kurtar. Bizi (ve Ali'yi) iyiler zümresiyle beraber Cennete koy. Bizim kalblerimizi ve onun kalbini, bizim kabirlerimizi ve onun kabrini iman ve Kur'ân nuruyla nurlandır, ya Rahîm, ya Gaffâr! Âlemlerde seçilmiş Mu-hammed'e, Onun tertemiz âline ve hayırlı Sahabîlerine salât et. Âmin, âmin, âmin.
(Barla Lâhikası sh: 278)
Gerçek Allah katındadır. Ancak O bilir.
(Barla Lâhikası sh: 279)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 280)
Bakî, sonsuz olan o (Allah) dır.
(Barla Lâhikası sh: 281)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin, annenin, kardeşinin ve diğer kardeşlerinin üzerine olsun.
(Barla Lâhikası sh: 283)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah göklerin ve yerin nurudur. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Barla Lâhikası sh: 284)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 285)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 286)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 287)
Yıldızlar saçıldığı zaman. (İnfitar Sûresi, 82:2)
(Barla Lâhikası sh: 289)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kur'ân'ın harfleri ve esrarı adedince, Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 291)
Yıldızlar saçıldığı zaman. (İnfitar Sûresi, 82:2)
(Barla Lâhikası sh: 293)
Allah onları rahmetine eriştirecektir. Muhakkak ki Allah'ın kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir. (Tevbe Sûresi, 9:71)
Allah (zulmedici, zalim) değildir. (Tevbe Sûresi, 9:70)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 294)
Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım. (Ali el-Kâri, Şerhü'ş-Şifâ: 1:6; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:164. Ayrıca el-Hâkim'in el-Müstedrek'inde bu mânâyı teyit eden şu sahih hadis naklediliyor: "Peygamber Efendimiz buyurdu: Allah İsâ'ya (a.s.) şöyle vahyetti, 'Ey İsâ, Muhammed'e iman et. Ümmetine de emret ki onlardan ona ulaşanlar da iman etsinler. Muhammed olmasaydı Âdem'i yaratmazdım. Muhammed olmasaydı Cennet ve Cehennemi yaratmazdım. Su üzerinde Arşı yarattığımda arş çırpındı. Üzerine Lâ ilâhe İllallah Muhammedun Resûlullah yazdım, sakinleşti." (el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:615) Ayrıca bk. et-Taberâni, El-Mu'cemü'l-Evsât, 6:314; et-Taberânî, El-Mu'cemü's-Sağîr, 2:182; El-Hallâl, es-Sünne, 1:237; el-Beyhakî, Delâilü'n-Nübüvve, 5:489)
(Barla Lâhikası sh: 295)
Bâkî olan sadece Odur.
Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz O da size yardım eder ve size sebat verir. (Muhammed Sûresi, 47:7)
(Barla Lâhikası sh: 296)
Birbirinizle iyilik ve takvâda yardımlaşın. (Mâide Sûresi, 5:2)
Allah'a da itaat edin, Peygambere de itaat edin. (Mâide Sûresi, 5:92)
Şüphesiz ki Allah katında makbul olan din İslâm dinidir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:19)
Allah'ın ipine hep birlikte sım sıkı sarılın; ayrılığa düşüp dağılmayın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Din nasihattır. Din nasihattır. Din nasihattır. (Müslim, İmân: 95; Tirmizî, Birr: 17; Nesâî, Bey'a: 31; Darimî, Rikak: 41; Müsned, 1:351, 2:297, 4:102)
Nûn. Yemin olsun kaleme ve yazdıklarına. (Kalem Sûresi, 68:1)
(Barla Lâhikası sh: 297)
Bil ki Allah'tan başka ilâh yoktur. (Muhammed Sûresi, 47:19)
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah'tan başka ilâh yoktur O Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Ve hamd, ancak Ona mahsustur.
(Barla Lâhikası sh: 298)
Onun zâtından başka herşey helâk olup gidicidir. Hüküm ve hükümranlık Onundur; siz de Ona döndürüleceksiniz. (Kasas Sûresi, 28:88)
Her nefis ölümü tadıcıdır. (Ankebût Sûresi, 29:57)
De ki: Onları (o kemikleri) ilk önce kim yaratmışsa tekrar O diriltecek. O herşeyin yaratılışını hakkıyla bilendir. (Yâsin Sûresi, 36:79)
Sonra bir daha sûra üflenir. Ve birden onlar kabirlerinden kalkmış bakıyorlar. (Zümer Sûresi, 39:68)
Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şeyleri (gerçekleri) indiriyoruz. (İsrâ Sûresi, 17:82)
Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. (Tevbe Sûresi, 9:28)
Nice az sayıdaki topluluklar, nice çok sayıdaki topluluklara (Al-lah'ın izniyle) galip gelmişlerdir. (Bakara Sûresi, 2:249)
Dünyadan da nasibini unutma. (Kasas Sûresi, 28:77)
Allah adaleti, iyilik yapmayı ve iyi kullukta bulunmayı emreder. (Nahl Sûresi, 16:90)
(Barla Lâhikası sh: 299)
Birbirinizle iyilik ve takvâda yardımlaşın. (Mâide Sûresi, 5:2)
Benim mükâfâtımı ancak Allah verir. (Yûnus Sûresi, 10:72; Hûd Sûresi, 11:29; Sebe Sûresi, 34:42)
Kim nefsini (kendini) tanırsa; O Rabbini tanımış olur. (Suyûtî, el-Hâvî li'l-Fetâvâ, 2:451)
(Barla Lâhikası sh: 303)
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ezelden ebede kadar hiç kesilmeden Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 304)
Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?
(Barla Lâhikası sh: 305)
Allah'a tâbi olan topluluk; gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56)
Akıbet, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlarındır. (Kasas Sûresi, 28:83)
(Barla Lâhikası sh: 306)
Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis dâimâ kötülüğe sevk eder. Rabbimin merhamet ettikleri müstesna! (Yûsuf Sûresi, 12:53)
En iyi koruyucu Allah'tır; merhametlilerin en merhametlisi de Odur. (Yûsuf Sûresi, 12:64)
(Barla Lâhikası sh: 308)
Allah için sevmek.
(Barla Lâhikası sh: 310)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun
(Barla Lâhikası sh: 312)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun
(Barla Lâhikası sh: 314)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 315)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin, anne ve babanızın ve kardeşlerinizin üzerine olsun.
(Barla Lâhikası sh: 317)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 318)
Şüphesiz ki zikri (vahyi, Kur'ân'ı) Biz indirdik ve onu koruyacak olan da Biziz. (Hicr Sûresi, 15:9)
(Barla Lâhikası sh: 319)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı sizin, anne ve babanızın, kardeşlerinizin, Kur'ân dersindeki arkadaşlarınızın üzerine olsun.
(Barla Lâhikası sh: 320)
Siz Allah'a ortak koşmaktan korkmazken, ben mi sizin ortak koştuklarınızdan korkacağım? (En'âm Sûresi, 6:81)
Bâtıl dinlerden uzak, İbrahim'in İslâm dinine uy!
(Barla Lâhikası sh: 322)
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ayrılık günlerindeki dakikaların âşireleri sayısınca, Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 323)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 324)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun
(Barla Lâhikası sh: 325)
Sonra ruh ve melek, sizin gününüzle bin sene kadar uzun olan bir günde Ona yükselir. (Secde Sûresi, 32:5)
Melekler ve Cebrâil, elli bin sene uzunluğunda olan bir günde Ona yükselirler. (Meâric Sûresi, 70:4)
(Barla Lâhikası sh: 326)
Gaybı ancak Allah bilir.
İlim ancak Allah katındadır.
Kendi kitabının sırlarını en iyi Allah bilir.
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Barla Lâhikası sh: 328)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 329)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 330)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:55)
(Barla Lâhikası sh: 331)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'ın Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddûs isimleri.
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 332)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'ın yardımı geldiği zaman... (Nasr Sûresi, 110:1)
(Barla Lâhikası sh: 333)
Bâkî olan sadece Odur.
Öyle bir zâtın adıyla ki, "Yedi gökle yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin (Onu şükran ve minnetle anıp şânına lâyık ifadelerle anmasın ve noksan sıfatlardan tenzih etmesin)." (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'ın mescidlerinde Allah'ın adının anılmasına mâni olandan daha zâlim kim vardır? (Bakara Sûresi, 2:114)
Derken mü'minlerle onların arasına bir sur çekilir ki, onun bir kapısı vardır; içerisi rahmet, onların (münafıkların) tarafı olan dış tarafında ise azap vardır. (Hadîd Sûresi, 57:13)
(Barla Lâhikası sh: 334)
Biz Ona (Peygambere) şiir öğretmedik. (Yâsin Sûresi, 36:69)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 335)
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
"Mevlâna Câmî'nin Divanıyla kardeşlerimle tefe'ül ettik. Dedik: Ya Câmî! Bu hurufat-ı Kur'aniyeye dair beyan ettiğimiz nüktelere ne dersin? Bir Fatiha okuyup falı açtık. İşte başta fal şu geldi:
Bu huruf öyle harf değildir ki, akıl ve idrak sahifesinden gitsin. Öyle kudsî harf, öyle güzel şirin hat, daima kalbimin sahifelerinde yazılmalı, silinmemeli."
(Barla Lâhikası sh: 336)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 337)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 338)
Gidiniz. Siz râfizîsiniz. (Defolun. Siz dinsizsiniz!)
(Barla Lâhikası sh: 339)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 340)
el-Muaydi'yi işitmen, onu görmenden daha hayırlıdır.
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 341)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 342)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Sebep olan yapan gibidir.
(Barla Lâhikası sh: 343)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 344)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
"Sahih-i Müslim'de Ümm-ül Mü'minîn Âişe-i Sıddıka (R.A.)'dan mervîdir ki, demiş:
Peygamber (a.s.m.), üzerinde siyah yünden yapılmış nakışlı bir örtüyle sabahleyin evden çıktı. O esnada Hasan bin Ali (r.a.) geldi. Hemen onu örtünün altına aldı. Sonra Hüseyin (r.a.) geldi. O da onunla beraber örtünün altına girdi. Sonra Fâtıma (r.a.) geldi. Onu da içeri aldı. Sonra Ali (r.a.) geldi. Onu da içeri aldı. Ve sonra şöyle dedi: 'Ey Peygamber âilesi, Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor. (Ahzâb Sûresi, 33:33.) (Müslim, Fadâilü's-Sahâbe: 61, hadis no: 2424; Tirmizî, Edeb: 49; Müsned, 6:162.)
Bir zât def'-i beliyyat için istişfâ
Şifa istemek.
Şefaat talep etmek.
Bende beş şey vardır ki, onlarla vebâ ateşinin yangınını söndürürüm: Mustafa (a.s.m.), Murtazâ (Ali r.a.), onun iki oğlu (Hasan ve Hüseyin (r.anhüma) ve Fâtıma (r.anha). (Mecmuatü'l-Ahzâb, 3:505)
(Barla Lâhikası sh: 345)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Erkek çocuk, kız gibi değildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:36)
(Barla Lâhikası sh: 346)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Erkek çocuk, kız gibi değildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:36)
(Barla Lâhikası sh: 347)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 348)
Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah'ın şânı ne yücedir! (Mü'minûn Sûresi, 23:14)
Kendisindeki mânâya delâlet eder. (İsim)
Başkasında olan mânâya delâlet eder. (Harf)
(Barla Lâhikası sh: 349)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 350)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 351)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 352)
Onlar, Allah'ın kendilerine pek büyük nimetler bağışladığı peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kimselerle beraberdirler. (Nisâ Sûresi, 4:69)
Sizden istediğim, ancak akrabaya (Ehl-i Beytime) sevgi ve muhabbettir. (Şûrâ Sûresi, 42:23)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 354)
Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin, seslerinizin ve simalarınızın farklılığı da yine Onun âyetlerindendir. (Rum Sûresi, 30:22)
(Barla Lâhikası sh: 355)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 356)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 363)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ey îmân edenler! Allah'ı çok zikredin. * Sabah akşam Onu tesbih edin. * Odur ki, sizi inkâr karanlıklarından nura çıkarmak için rahmetine eriştirir; melekler de bağışlanmanız için dua ederler. Mü'minler için O çok merhametlidir. * Ona kavuştukları gün Al-lah'ın mü'minlere hediyesi selâmdır, her türlü korkudan emniyet ve selâmet müjdesidir. Bir de onlar için hoş ve ardı arkası kesilmeyecek bir mükâfat hazırlamıştır. * Ey Peygamber! Biz seni insanlar için bir şahit, bir müjdeci, bir sakındırıcı, * Onun izniyle insanları Allah'ın yoluna çağırıcı ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. * Mü'minleri müjdele ki, Allah'tan onlara pek büyük bir lutuf ve ihsan vardır. (Ahzâb Sûresi, 33:41-47)
(Barla Lâhikası sh: 364)
Ki, sizi inkâr karanlıklarından nura çıkarsın. Mü'minler için O çok merhametlidir.
Nura çıkarmak için rahmetine eriştirir. Mü'minler için O çok merhametlidir.
Biz seni insanlar için bir şahit, bir müjdeci olarak gönderdik.
Ve sakındırcı. Allah yoluna çağırıcı.
Allah yoluna çağırıcı...
(Barla Lâhikası sh: 365)
Allah yoluna çağırıcı...
Ve Allah yoluna çağıran.
O'nun (Allah'ın) izniyle nur saçan bir kandil..
Nur saçan kandil.
Nurlu, nur saçan, etrafı aydınlatan..
Nûr..
Allah'tan (büyük bir lütfa erişeceklerini) mü'minlere müjdele.
(Barla Lâhikası sh: 366)
Pek büyük bir lütuf ve ihsan...
Bir lütuf olarak..
Ve Allah'ın salât ve selâmı Muhammed'in (a.s.m.) ve Onun âlinin, ashabının ve iyi ve temiz kimseler olan bütün ehl-i beytinin üzerine olsun. Âmin. Âmin. Âmin. Peygamberlerin efendisinin hürmetine... Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.
Ve Allah'ın yoluna davet eden, çağıran..
Davet edici..
Onun izniyle, nur saçan bir kandil...
Onun izniyle..
Bir lütuf olarak..
(Barla Lâhikası sh: 367)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Barla Lâhikası sh: 368)
Yardımlaşınız.
(Barla Lâhikası sh: 371)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Yazdığınız ve yazacağınız Risale-i Nur'ların harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 373)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ve Onun yardımıyla.
(Barla Lâhikası sh: 374)
De ki: Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş olan kullarım! (Zümer Sûresi, 39:53)
Belki sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlıdır. Bazan da sevdiğiniz birşey sizin için şer olur. Allah herşeyi bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara Sûresi, 2:216)
Eğer siz o şeyden hoşlanmayacak olsanız bile, olur ki sizin ho-şunuza gitmeyen birşeyde Allah pek çok hayır yaratır. (Nisâ Sûresi, 4:19)
Kim beni isterse beni bulur.
Mü'minler için Allah çok merhametlidir. (Ahzâb Sûresi, 33:43)
Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olarak bulur. (Nisâ Sûresi, 4:110)
(Barla Lâhikası sh: 375)
Âlimler peygamberlerin varisleridirler. (Buharî, İlim: 10; Ebû Dâvud, İlim: 1; İbn-i Mâce, Mukaddime: 17; Dârimî, Mukaddime: 32; Müsned: 5:196)
Ümmetimin âlimleri, İsrailoğullarının peygamberleri gibidir. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:64; Tecrid-i Sarih Tercümesi: 1:107)
(Barla Lâhikası sh: 376)
Onun rızasına ulaştıracak vesileleri arayın ve Onun yolunda cihad edin. (Mâide Sûresi, 5:35)
Onlar ise ne güzel arkadaşlardır! (Nisâ Sûresi, 4:69)
Onunla indirilmiş olan nura uyanlar... (A'râf Sûresi, 7:157)
Kitaba sım sıkı sarılanlara gelince... (A'râf Sûresi, 7:170)
Allah'ın ipine hep birlikte sım sıkı sarılın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Her kim Allah'a sığınır ve Onun dinine yapışırsa, işte o küfre düşmekten korunup doğru yola ulaştırılmıştır. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:101)
Allah'a iman eden, hiç kopmayacak bir zincir-i nuranîye yapışır, temessük eder. (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22)
Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifa ve rahmet olan hakikatleri indiriyoruz. (İsrâ Sûresi, 17:82)
İşte bu âyetler, insanlara hakikati ap açık gösteren bir beyan ve takvâ sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir öğüttür. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:138)
Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. (Bakara Sûresi, 2:187)
Gerçekten size bir nûr ve hakkı ap açık bildiren bir kitap gelmiştir. (Mâide Sûresi, 5:15)
İşte Benim dos doğru yolum budur. (En'âm Sûresi, 6:153)
Allah, Kendi rızâsına uyan kimseleri selâmet yollarına eriştirir. (Mâide Sûresi, 5:16)
(Barla Lâhikası sh: 377)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
(Barla Lâhikası sh: 378)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 379)
"Mevlâna Câmî, Mevlâna Celaleddin-i Rumî hakkında demiş:
O yüce zâtı tavsif etme konusunde ben ne söyleyeyim? Peygamber değildir, fakat Kitabı vardır.
(Barla Lâhikası sh: 380)
Allah'ın adıyla.
Ayrılık günlerindeki dakikaların aşireleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Barla Lâhikası sh: 381)
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 382)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Barla Lâhikası sh: 383)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı üzerinize olsun. Başınıza gelen bu musibetten dolayı size tahammül ihsan etsin ve sabr-ı cemîl versin. Mevtânızı affetsin. Kabrini iman ve Kur'ân nuruyla nurlandırsın. Ve onu, felsefe-i sakîmeye bedel kabrinde Risâle-i Nur'la meşgul kılsın.
(Barla Lâhikası sh: 384)
Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar. (İnsan Sûresi, 76:19; Vakıa Sûresi, 56:17)
Kastamonu Lâhikası
Kastamonu Lâhikası Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu'da sürgün olarak bulunduğu 1936-1943 yıllarında gerek kendisi gerek talebelerin yazdığı mektuplardır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 5)
Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tesbih ettiği ve her şeyin ancak Onu övüp tesbih ettiği (İsrâ Sûresi, 17:44) Zât olan Allah'ın adıyla.
Yazılan, okunan ve kıyamet gününe kadar havada temessül eden Nur risalelerinin harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 6)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ayrılık günlerindeki dakikaların âşireleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 7)
Ümmetimin âlimleri İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir. (Bu hadis-i şerif kaynaklarda haber-i meşhur olarak geçmektedir. el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:64; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 1:107)
(Kastamonu Lâhikası sh: 13)
Siracü'n-Nur (Nur Kandili) gizliden gizliye yanıp intişar eder; yayılır.
Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:21)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Yemin olsun fecre. Ve on geceye. (Fecr Sûresi, 89:1,2)
(Kastamonu Lâhikası sh: 14)
Kadere iman eden, kederden emin olur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 16)
(Bu servet), bilgim sayesinde bana verilmiştir. (Kasas Sûresi, 28:78)
(Kastamonu Lâhikası sh: 17)
Eğer hasta olup suyu kullanamayacak halde bulunursanız... (Mâide Sûresi, 5:6)
Toprakla teyemmüm edin. (Mâide Sûresi, 5:6)
(Kastamonu Lâhikası sh: 20)
türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Kastamonu Lâhikası sh: 21)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 22)
Bu Allah'ın bir lûtfudur ki dilediğine verir. (Mâide Sûresi, 5:54)
Pek büyük bir lûtuf ve ihsan. (Ahzâb Sûresi, 33:47)
(Kastamonu Lâhikası sh: 23)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ayrılık dakikalarının adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve be-reketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 27)
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Dünya ve âhiret hayatınızdaki dakikaların âşireleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır. (Buhari, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebû Dâvud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550)
Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir.
Gaybı yalnız Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65; Tirmizi, Sevâbü'l-Kur'ân: 7; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân: 21)
(Kastamonu Lâhikası sh: 28)
Hak üzerinde galip olacaktır.
Gerçek ilim ancak Allah katındadır.
Gaybı yalnız Allah bilir.
Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar).
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun kimseler. (Fâtiha Sûresi, 1:7)
Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir.
(Kastamonu Lâhikası sh: 29)
İlim Allah'ın katındadır.
Gaybı Allah'tan başkası bilemez.
Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tesbih ettiği ve her şeyin ancak Onu övüp tesbih ettiği (İsrâ Sûresi, 17:44) Zât olan Allah'ın adıyla.
Ayrılık günlerindeki dakikaların âşireleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 32)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. Allah'ın selâmı, üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 33)
Yedi gökle yerin ve onların içindekilerin Onu tesbih ettiği ve her şeyin ancak Onu övüp tesbih ettiği (İsrâ Sûresi, 17:44) Zât olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 34)
Allah'ım, iman ve Kur'ân hizmetinde onu muvaffak eyle.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kıyamete kadar, Risale-i Nur'un anlayışlarda ve havada temessül eden manaları ve harfleri sayısınca Allah'ın selâmı ve berekâtı üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 36)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Risalelerden yazdıklarımızın harfleriyle Ramazan'ın dakikalarının aşirelerinin çarpımının toplamı sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve berekâtı üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 37)
Ölü iken.. (îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse, inkâr karanlıkları içinde kalıp da ondan hiçbir zaman çıkmayacak olan) kimse gibi olur mu? (En'âm Sûresi, 6:122)
Allah'tan başka ilâh yoktur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 39)
Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 41)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 43)
Cennette sonsuza kadar kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ey îmân edenler! Allah'ı çok zikredin. * Sabah akşam Onu tesbih edin. * Odur ki, sizi inkâr karanlıklarından nura çıkarmak için rahmetine eriştirir; melekler de bağışlanmanız için dua ederler. Mü'minler için O çok merhametlidir. * Ona kavuştukları gün Al-lah'ın mü'minlere hediyesi selâmdır, her türlü korkudan emniyet ve selâmet müjdesidir. Bir de onlar için hoş ve ardı arkası kesilmeyecek bir mükâfat hazırlamıştır. * Ey Peygamber! Biz seni insanlar için bir şahit, bir müjdeci, bir sakındırıcı, * Onun izniyle insanları Allah'ın yoluna çağırıcı ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. /Mü'minleri müjdele ki, Allah'tan onlara pek büyük bir lutuf ve ihsan vardır. (Ahzâb Sûresi, 33:41-47) Yüce Allah doğru söyledi.
(Kastamonu Lâhikası sh: 44)
Ki, sizi inkâr karanlıklarından nura çıkarsın. Mü'minler için O çok merhametlidir.
Nura çıkarmak için rahmetine eriştirir. Mü'minler için O çok merhametlidir.
Biz seni insanlar için bir şahit, bir müjdeci olarak gönderdik.
(Kastamonu Lâhikası sh: 45)
Ve sakındırcı. Allah yoluna çağırıcı.
Allah yolunda çağırıcı...
Allah yolunda çağıran.
O'nun (Allah'ın) izniyle nur saçan bir kandil.
Nur saçan kandil.
Ve Allah (ın yolun)a çağıran.
Ve çağıran, davet eden.
O'nun (Allah'ın) izniyle.
(Kastamonu Lâhikası sh: 46)
Nur veren, ışık saçan.
Nûr
Allah'tan (büyük bir lütfa erişeceklerini) mü'minlere müjdele.
Pek büyük bir lütuf ve ihsan...
Lütuf ve ihsan...
(Kastamonu Lâhikası sh: 47)
Allahım salât ve selâm Muhammed'in (a.s.m.) ve Onun âlinin, ashabının ve iyi ve temiz kimseler olan bütün ehl-i beytinin üzerine olsun. Âmin. Âmin. Âmin. Peygamberlerin efendisinin hürmetine... Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve berekâti; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 49)
Birbirinize yardım ediniz, yardımlaşınız.
(Kastamonu Lâhikası sh: 53)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 54)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve berekâti; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 56)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Yazdığınız ve yazacağınız Risale-i Nur'ların harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve berekâtı üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 60)
Allah'ım, İsm-i Âzamının ve Resul-i Ekreminin hürmetine Nur risalelerinin İslâm âleminde, insanlar arasında devamlı olarak neşredilmesiyle Kur'ân hizmetinde bize kolaylık ihsan eyle. Âmin, âmin, âmin.
(Kastamonu Lâhikası sh: 64)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Bize gönderdiklerinizin harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve berekâtı sizin üzerinize olsun.
Kelime-i tayyibeyi (güzel ve hoş sözü) Allah nasıl hoş bir ağaca benzetmiştir ki... (İbrahim Sûresi, 14:24)
Kelime-i tayyibe (güzel ve hoş söz).
Nur Risalesi, nurlu risâle.
Güzel, hoş. Tayyib
(Kastamonu Lâhikası sh: 67)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kâinat kitabındaki kelimelerin ve o kelimelerin harflerinin te-vafukatı adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve berekâtı üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 68)
Allah birdir.
O (Allah'tır.)
O, Allah'tır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 69)
Bir, tek
Tek, yekta, bir.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 70)
Allah, melekler ve adâlette sebat eden ilim adamları şâhitlik etmiştir ki, Ondan başka ilâh yoktur. (Evet) kudreti herşeye galip Azîz, her işi hikmetle yapan Hakîm olan Allah'tan başka ilâh yoktur. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)
İlim sahipleri.
(Kastamonu Lâhikası sh: 71)
Adalette sebat eden ilim sahipleri.
Allah, melekler ve (adâlette sebat eden) ilim adamları şâhitlik etmiştir ki, Ondan başka ilâh yoktur.
En doğrusunu Allah bilir.
Gerçek ilim Allah katındadır.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Kastamonu Lâhikası sh: 73)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 74)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 76)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Kastamonu Lâhikası sh: 78)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Kastamonu Lâhikası sh: 82)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kur'ân harflerinin adedince, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Allah şahitlik etmiştir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)
Şeref ve kıymetleri pek yüksek olanların ve Allah'a itaatlilerin eliyle ulaştırılmıştır. (Abese Sûresi, 80:15-16)
(Kastamonu Lâhikası sh: 83)
Hatâdan ve şüpheden ter temiz olan sayfaları okuyor. O sayfalarda dos doğru yazılı kıymetli hükümler vardır. (Beyyine Sûresi, 98:2-3)
(Kastamonu Lâhikası sh: 84)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Bize, gönderdiğiniz Risale-i Nur'ların harfleriyle, bu Regaib Kandili, Miraç ve Kadir gecelerinin dakikalarındaki âşirelerin çarpımı adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Cenâb-ı Hak size bir o kadar sevap ve hasene ihsan etsin. Âmin.
(Kastamonu Lâhikası sh: 87)
Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. (Furkan Sûresi, 25:70)
(Kastamonu Lâhikası sh: 89)
Bâkî olan sadece Odur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 91)
Allah'ım! Bu Ramazan'da Leyle-i Kadrimizi bize ve sadık Risale-i Nur talebelerine bin aydan daha hayırlı kıl.
(Kastamonu Lâhikası sh: 93)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Muhakkak ki sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın.
Ey kadri yüce ismi taşıyan.
Savaş! Korkma!...
(Kastamonu Lâhikası sh: 94)
Bâkî olan sadece Odur.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kadir gecesindeki dakikaların âşirelerinin, Kur'an harfleriyle çarpımı adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 98)
Bâkî olan sadece Odur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 100)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 104)
Milyon kere salât ile milyon kere selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü.
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler... (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Kastamonu Lâhikası sh: 107)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ramazan'da bizim namımıza okuduğunuz Kur'ân harflerinin kıraatinin sevapları adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Biz Senin göğsüne genişlik vermedik mi? (İnşirah Sûresi, 94:1)
Gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. (İnşirah Sûresi, 94:6)
(Kastamonu Lâhikası sh: 110)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
Âhirete.
(Kastamonu Lâhikası sh: 111)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Kastamonu Lâhikası sh: 112)
Allah'ın yardımı geldiği zaman.
(Kastamonu Lâhikası sh: 113)
Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar. (Vâkıa Sûresi, 56:17; İnsan Sûresi, 76:19)
(Kastamonu Lâhikası sh: 117)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 118)
Bâkî olan sadece Odur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 119)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kar'ın taneleri adedince, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 122)
Allah için sevmek, Allah için buğz etmek. (Buharî, Îmân: 1)
Siyaset için sevmek, siyaset için buğz etmek.
(Kastamonu Lâhikası sh: 123)
Zarara razı olana merhamet edilmez, onun lehinde bakılmaz.
(Kastamonu Lâhikası sh: 124)
Âhirzamanda, ihtiyare kadınların samimî dinlerine ve kuvvetli itikadlarına tâbi' olunuz." (Keşfü'l-Hafâ, 2: 70)
(Kastamonu Lâhikası sh: 125)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle.
Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya ait olmayan mübarek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Kastamonu Lâhikası sh: 127)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
Gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor.
(Kastamonu Lâhikası sh: 131)
Ey yer (suyunu yut) ... Gemi Cûdî dağına oturdu. (Hûd Sûresi, 11:44)
(Kastamonu Lâhikası sh: 132)
Gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kur'ân'ın kelimeleri ve harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 134)
Gaybı Allah'tan başkası bilemez.
(Kastamonu Lâhikası sh: 135)
İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:55)
(Kastamonu Lâhikası sh: 137)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 152)
Söyle, korkma!
Korkma! Ürperme!
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Bu üç ayların dakikalarının âşireleri sayısınca Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 154)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Şâban ve Ramazan aylarının dakikalarının âşireleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 155)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 158)
Şer'î bir kaidedir. "Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez. Onun lehinde bakılmaz."
(Kastamonu Lâhikası sh: 160)
Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
Buna bir bakmak, tedkik etmek lâzım.
(Kastamonu Lâhikası sh: 164)
Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah'ın şânı ne yücedir! (Mü'minûn Sûresi, 23:14)
Onların duaları ise şu sözlerle sona erer: "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (Yûnus Sûresi, 10:10.)
(Kastamonu Lâhikası sh: 165)
Allahım! Bizi doğru yola ilet -kendilerine in'amda bulunduğun kimselerin yoluna. Yoksa gazabına uğrayanların yahut sapıtanların yoluna değil. Âmin.
(Kastamonu Lâhikası sh: 171)
Allahım, bizi doğru yola ilet. Âmin
(Kastamonu Lâhikası sh: 177)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd, Peygamberlerin Efendisi olan Zâta ve O'nun bütün âl ve ashabına salât olsun.
Ondan başka ilâh yoktur. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18; Tevbe Sûresi, 9:129; Hûd Sûresi, 11:14)
(Kastamonu Lâhikası sh: 178)
Ondan başka ilâh yoktur. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18; Tevbe Sûresi, 9:129; Hûd Sûresi, 11:14)
De ki: O...
(Kastamonu Lâhikası sh: 179)
Yani, Ondan başka o yoktur.
Ondan başka görünen birşey yoktur.
Allah birdir.
Ondan başka kendisine ibadet edilen kimse yoktur.
Allah Samed'dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
Ondan başka yaratıcı yoktur.
Ondan başka eşyanın varlığını devam ettiren yoktur.
O doğurmamıştır.
(Olumsuzluk edatı) "Değildir."
O doğurulmamıştır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 180)
Olmadı.
(Olumsuzluk edatı) "Değildir."
Gaybı Allah'tan başka kimse bilmez.
(Kastamonu Lâhikası sh: 181)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bizi mükâfatlandır, (bizi koru, bizi kurtar) bize merhamet et, bizi bağışla, bize muvaffakiyet ihsan et ve bizi doğru yoldan ayırma. Bu leyle-i Kadri, hakkımızda bin aydan hayırlı kıl.
Bizi
(Kastamonu Lâhikası sh: 183)
Ramazan ayının dakikalarının âşireleri adedince.
(Kastamonu Lâhikası sh: 185)
Allah kimin kalbini İslâma açmışsa, o kimse Rabbinden bir nur üzere değil midir? (Zümer Sûresi, 39:22)
Allah'ın, kalbini İslâma açtığı kimse (Rabbinden bir nur üzere) değil midir?
(Kastamonu Lâhikası sh: 186)
Kim? Kimse.
O, o kişi.
O kimse Rabbinden bir nur üzeredir... (Zümer Sûresi, 39:22)
Rabbinden bir nur... (Zümer Sûresi, 39:22)
Allah'ın, kalbini İslâma açtığı kimse (Rabbinden bir nur üzere) değil midir?
Ey iman edenler.
Allah'ım, göğsümü îmâna ve İslâma aç
(Kastamonu Lâhikası sh: 187)
O, o kişi.
İslâm'a, İslâm için..
Rabbinden bir nur... (Zümer Sûresi, 39:22)
Onun Rabbî
Bir nur
...den, ...dan
(Kastamonu Lâhikası sh: 188)
Gerçekten size bir nur ve hakkı ap açık bildiren bir kitap gelmiştir. Allah o kitap vasıtasıyla selâmet yollarına eriştirir. (Mâide Sûresi, 5:15-16)
Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, (dünyanızı ve ahretinizi) aydınlatıcı ap açık bir nur (olarak Kur'ân'ı) indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174)
Allah'ın kalbini açtığı kimse..
Muhakkak size geldi.
Allah'dan.
Bir nur.
(Kastamonu Lâhikası sh: 189)
Ve apaçık bir kitap.
Allah onunla doğru yola eriştirir.
Apaçık.
Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ramazan ayının dakikalarının âşireleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 190)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hu-curât Sûresi, 49:12)
Ölü olduğu halde
Ölmüş olarak..
(Kastamonu Lâhikası sh: 191)
Ölü iken îmân ile diriltip nura kavuşturduğumuz ve halk içinde o nur ile doğru yolda yürüyen kimse...midir? (En'âm Sûresi, 6:122)
Ölü olduğu halde.
Sizden biri hoşlanır mı?.. (Hucurât Sûresi, 49:12)
(Kastamonu Lâhikası sh: 192)
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hu-curât Sûresi, 49:12)
Ölü olduğu halde.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Okunan ve yazılan Risale-i Nur harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 194)
Buna bir bakmak lâzım, bu konuyu tedkik etmek lâzım!
(Kastamonu Lâhikası sh: 195)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Gaybı Allah'tan başkası bilemez.
(Kastamonu Lâhikası sh: 196)
Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
(Kastamonu Lâhikası sh: 197)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Kastamonu Lâhikası sh: 198)
Bu Rabbimin bir ihsânıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 199)
"Tekrarlanan yedi" mânâsında Fatiha Sûresinin adıdır.
(Kastamonu Lâhikası sh: 200)
Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar. (Vâkıa Sûresi, 56:17; İnsan Sûresi, 76:19)
(Kastamonu Lâhikası sh: 203)
Nur kandili, (Risale-i Nur) gizliden gizliye yanıp yayılır. Sirâcü's-Sürc (Kandiller Kandili), gizliden gizliye yanıp aydınlanır.
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
Îmân edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifâdır. (Fussilet Sûresi, 41:44)
(Kastamonu Lâhikası sh: 204)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Yemin olsun Asra. İnsan muhakkak hüsrandadır. (Asr Sûresi, 103:1-2)
Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar müstesnâ. (Asr Sûresi, 103:3)
(Kastamonu Lâhikası sh: 205)
Ancak îmân edenler...
Sâlih ameller, hayırlı işler.
Ancak, müstesna olanlar.
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbi olan sâlih kullarının yolu. (Fâtiha Sûresi, 1:7)
(Kastamonu Lâhikası sh: 206)
Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar [yani kıyâmetin kopmasına kadar] galibâne hak üzerinde devam edecektir. (Buhari, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbn-i Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550)
Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar müstesnâ. (Asr Sûresi, 103:3)
Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler. (Asr Sûresi, 103:3)
Sabırla.
(Kastamonu Lâhikası sh: 207)
İnsan şüphesiz ki çok zâlimdir. (İbrahim Sûresi, 14:34)
(Kastamonu Lâhikası sh: 208)
Zulmedenlere en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa ateş size de dokunur. (Hûd Sûresi, 11:113)
(Kastamonu Lâhikası sh: 209)
Kendilerine nimet verdiklerinin... (Fâtiha Sûresi, 1:7)
Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır. (Buhari, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebû Dâvud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550)
İman edenler müstesna. (Asr Sûresi, 103:3)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 210)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Yazdığınız ve bastığınız harfler adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 212)
Belki sevmediğiniz şey hakkınızda daha hayırlıdır. (Bakara Sûresi, 2:216)
(Kastamonu Lâhikası sh: 215)
Muhakkak Biz verdik.
(Kastamonu Lâhikası sh: 216)
Muhakkak Biz verdik.
(Kastamonu Lâhikası sh: 218)
Muhakkak ki Sen inayet gözüyle gözetilip korunmaktasın.
(Kastamonu Lâhikası sh: 224)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Görmedin mi nasıl..?
(Kastamonu Lâhikası sh: 225)
Onlara taşlar atıyorlardı. (Fil Sûresi, 105:4)
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? (Fil Sûresi, 105:2)
Boşa çıkarmak. (Fil Sûresi, 105:2)
Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? (Fil Sûresi, 105:1)
(Kastamonu Lâhikası sh: 226)
Onlara taşlar atıyorlar, taşlıyorlar.
Boşa çıkarmak. (Fil Sûresi, 105:2)
Ehl-i dünya, sadece dünyayı düşünenler..
Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? (Fil Sûresi, 105:1)
(Kastamonu Lâhikası sh: 227)
Fil ashabı, fil sahipleri.
Fil.
Dünya.
(Kastamonu Lâhikası sh: 228)
Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid,1:78)
(Kastamonu Lâhikası sh: 229)
Vakitler için.
Bizim sevaplarımızın sahifesinde ve ... sahifesinde...
Onun gibileri, onun benzerlerini.
Ve onların benzerlerini, onlar gibileri.
(Kastamonu Lâhikası sh: 231)
Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 4:409. (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)
Allah göklerin ve yerin nurudur. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Kastamonu Lâhikası sh: 238)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 246)
Muhakkak ki sen inayet gözüyle gözetilip korunmaktasın.
(Kastamonu Lâhikası sh: 247)
Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhâfaza ederek oradan geçip giderler. (Furkan Sûresi, 25:72)
(Kastamonu Lâhikası sh: 248)
En zayıflarınızın yürüyüşüne göre hareket ediniz. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:464, hadis no: 1518)
(Kastamonu Lâhikası sh: 250)
Allah'ın yardımı, nusreti geldiği zaman..
Muhakkak Biz verdik.
Muhakkak Biz indirdik.
Allah göklerin nurudur. (Nûr Sûresi, 24:35)
Güneşin hararetli ve çamurlu bir çeşme suyunda gurub ettiğini (gördü.) (Kehf Sûresi, 18:86)
(Kastamonu Lâhikası sh: 252)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 256)
Allah göklerin ve yeryüzünün nurudur. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Kastamonu Lâhikası sh: 257)
Küfür ve dalâlet haricinde her türlü hal için Allah'a hamd olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 263)
Bizi koru, bize merhamet et, bizi bağışla.
(Kastamonu Lâhikası sh: 265)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın bol bol nimet vermesinden dolayı Ona sonsuz hamd olsun.
(Kastamonu Lâhikası sh: 267)
Gizli olarak parlar, nurlanır aydınlanır.
Emirdağ Lâhikası-1
Emirdağ Lâhikası-l Bediüzzaman Hazretleri Emirdağı'nda sürgün olarak bulunduğu 1944-1948 yıllarında gerek kendisi gerek talebelerin yazdığı mektuplardır.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 10)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 12)
Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır (Enfâl Sûresi, 8:40)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 20)
Herbir musibet için derler: "Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 24)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
İşlerinde onlarla istişâre et. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:159)
Zaruretler haramı helâl derecesine getirir.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 26)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
Kopmaz ve kırılmaz, sapa sağlam bir kulpa... (Bakara Sûresi, 2:256)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 27)
Muhakkak insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 29)
Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 32)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 33)
Asr'a (zamana, çağa, ikindi vaktine..) yemin ederim ki..
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 34)
Bütün kâinatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 35)
De ki: Ey mülkün hakikî sahibi olan Allah'ım. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:26)
Şüphesiz münâfıklar Cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. (Nisâ Sûresi, 4:145)
Tam bir teslimiyetle Allah'a yönelen, Allah'a ihlâsla itaat ve ibadet ederek bâtıl dinleri bırakıp İbrahim'in dini olan İslâma uyan kimseden din yönüyle daha güzel kim vardır? İbrahim'i ise Allah dost edinmiştir. (Nisâ Sûresi, 4:125)
Ateşten, Cehennemden.
Zulümat, karanlıklar.
Ateşi, Cehennem.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 36)
Sen inâyet gözü altında gözetilip korunuyorsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 38)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 39)
Yani "Birisinin hatasıyla, başkası veya akrabası hatakâr olmaz; cezaya müstehak olmaz" (En'âm Sûresi,: 164)
İnsan ise, şüphesiz ki, çok zâlim ve çok nankördür. (İbrahim Sûresi, 14:34)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 43)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 44)
Yani: "Başkasının dalaleti sizin hidayetinize zarar etmez. Sizler lüzumsuz onların dalaletleriyle meşgul olmazsanız." (Mâide Sûresi, 5:105)
Düsturun manası: "Zarara kendi razı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz."
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 45)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Risale-i Nur harflerinin sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 49)
Ey Mevlâm! Âyetü'l-Kübrâ hürmetine, beni tüm sıkıntılardan kurtar.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 50)
Asâ-yı Mûsa ismi ki, mânevî karanlıklar onunla dağılır.
Ey Mevlâm! Âyetü'l-Kübrâ hürmetine, beni tüm sıkıntılardan kurtar.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 58)
Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. (Zümer Sûresi, 39:53)
Zulmedenlere en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur. (Hûd Sûresi, 11:113)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 60)
Allahtan başka ilah yoktur.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 67)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 69)
Allahtan başka ilah yoktur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 72)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 76)
Zulüm devam etmez, fakat küfür devam eder.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 83)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 85)
Ey idrak eden, anlayan!
"Kelimesinin hazf ve kalbiyle "Kürd" îma ve işaretinin bulunması, gerçekten Kürdlüğüne delalet etmez ve onun manevî silsile-i şerafet ve siyadetten tenzil ve teb'idini îcab ettirmez."
İki yay kadar, hattâ daha da yakın. (Necm Sûresi, 53:9)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 86)
Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır -kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Saf Sûresi, 61:8)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 89)
Bir saat tefekkür, (bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.) (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâ u Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)
Allahtan başka ilah yoktur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 93)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 94)
Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâ u Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 98)
Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. (Furkan Sûresi, 25:70)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 99)
Her peygamberi Biz ancak kendi kavminin diliyle gönderdik. (İbrahim Sûresi, 14:4)
Bu Rabbimin bir ihsânıdır.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 104)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 107)
Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.
Bu Rabbimin bir ihsânıdır.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 112)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır -kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Saf Sûresi, 61:8)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 122)
(Gayb perdesi açılsa) yakînim (şüphesizliğim) artmayacaktır. [Hz. Ali (r.a.)]
Ey idrak eden, anlayan! Ey (felâket asrına) ulaşan!
Zamanın kâdirîsi (Abdülkadir'i) ol.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 131)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 132)
...Onunla karanlıklar dağılır.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 134)
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 136, 141)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 145)
Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır. (Buharî, İsti'zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 146)
İnsanlık hakikati kendine mahsus lisanla; hayatı, duyguları, meziyetleri, Allah'ın güzel isimlerinin tecellilerini anlayan ve yansıtan bir ölçü ve bir ayna olması gibi kelimeleriyle; sıfatları, ahlâkı, halifeliği, Allah'ın güzel isimlerine fihriste oluşu ve enâniyeti gibi kelimeleriyle; kapsamlı yaratılışı, çeşitli kulluk görevleri, pek çok ihtiyaçları, sınırsız fakirliği, âcizliği ve noksanlığı ve sayısız istidatları gibi kelimeleriyle der: Allah'tan başka ilâh yoktur. O varlığı zorunlu olan Vâcibü'l-Vücud, birliği bütün kâinatı kuşatmış olan Vâhid ve her bir varlıkta, özellikle insanda birliği müşahede edilen Ehad'dir.
Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır. (Buharî, İsti'zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 150)
Asâ-yı Mûsa ismi ki, mânevî karanlıklar onunla dağılır.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 157)
Mü'min, musibete çok maruz kalır. (Süyûtî, el-Fethü'l-Kebîr, 1:325; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:295)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 163)
Gerçek ilim ancak Allah katındadır.
Gaybı yalnız Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65; Tirmizi, Sevâbü'l-Kur'ân: 7; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân: 21)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 166, 167)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 168, 169)
Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına musibet geldiğinde,) 'Biz Allah'ın kullarıyız; yine Ona döneceğiz' (derler). (Bakara Sûresi, 2:156)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 175)
Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım. (Ali el-Kâri, Şerhü'ş-Şifâ: 1:6; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:164.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 179)
Allah bize yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 181)
Güneş de akıp gider... (Yâsin Sûresi, 36:38)
Dağları hazineli birer kazık yapmadık mı? (Nebe Sûresi, 78:7)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 185)
Her musibet karşısında (deriz ki:) Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)]
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 190)
Mahşerde ulema-i hakikatin sarf ettikleri mürekkep şehidlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur. (Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 1:6; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:466; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:561; Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, no: 10026)
Bid'aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyeye ve hakikat-i Kur'âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir. (İbni Adiy, el-Kâmil fi'd-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve'Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu'l-Kebîr, 1394; Ali bin Hüsâmüddin, Müntehebâtü Kenzi'l-Ummâl, 1:100; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 7:282)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 193)
Ben Allah'a tevekkül ettim, O'na dayandım.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 196)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 197)
Her musibet karşısında deriz ki: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Her nefis ölümü tadar. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:185)
İman eden ve güzel işler yapanları, dâimî kalmak üzere, Cennette altından ırmaklar akan yüksek makamlara (saraylara) yerleştireceğiz. İyi işler yapanların mükâfâtı ne güzeldir! (Ankebût Sûresi, 29:58)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 199)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
Kadere iman eden, kederden emin olur. (ed-Deylemî, el-Müsned 1:113; el-Müsavî, Feyzu'l-Kadîr 3:187; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl 1:106)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 201)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 202)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 203)
Allahtan başka ilah yoktur.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 204)
De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi, yani Ehl-i Beytime muhabbettir. (Şûrâ Sûresi, 42:23)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 206)
Fitne kapılarını kapatmak şeriatın güzelliklerindendir.
Cenâb-ı Hak ellerimizi o kanlı hâdiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hâdiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım. (Ömer bin Abdülaziz'e ait bir söz. Şa'ranî, El-Yevâkit ve'l-Cevahir, 2:69; Bâcurî, Şerhü Cevheretü't-Tevhid, 334)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 207)
Allah'ın lâneti bütün zâlimlerin ve bütün münafıkların üzerine olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
Allah mübarek kılsın. Allah sizi başarılı kılsın. Allah sizi dünya ve âhirette mes'ut etsin.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 208, 209)
Muhakkak Biz verdik. (Kur'an'ın Yüzsekizinci Sûresi olan Kevser Sûresi)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 210)
Cenâb-ı Hak ellerimizi o kanlı hâdiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hâdiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım. (Ömer bin Abdülaziz'e ait bir söz. Şa'ranî, El-Yevâkit ve'l-Cevahir, 2:69; Bâcurî, Şerhü Cevheretü't-Tevhid, 334)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 215)
Hayır ve iyilik, Allah'ın seçtiği şeydedir.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 216)
Ölüm gelip çatmadan evvel, şehvet ve nefsî arzularınızla ilgili duygularınızı terk etmek suretiyle bir nevi ölünüz. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:29)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 230)
Onlara taş atıyorlardı. (Fil Sûresi, 105:4)
Dalâlet içinde... boşa çıkarmak, tesirsiz kılmak.. (Fil Sûresi, 105:2)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 231)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 232)
Onlar dünya hayatını severler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 237)
Hangi yüzü olursa olsun iman nurunu nasip ettiği için Allah'a hamd olsun!
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 239)
Ya Rabbi! Bizi koru, muhafaza et, bize merhamet et.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 240)
Salât ve selâmın en üstünü, o Ravzanın sahibine olsun.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 245)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin (Onu şükran ve minnetle anıp şânına lâyık ifadelerle anmasın ve noksan sıfatlardan tenzih etmesin). (İsrâ Sûresi, 17:44)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 250)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 253)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
Hû (O Allah)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 254)
Hû (O Allah)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 255)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
Hû (O Allah)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 257)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 258)
Allah göklerin nûrudur. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 261)
Sen Cenâb-ı Hakkın inayetiyle korunmaktasın.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 262)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 268)
Biz sana ap açık bir fetih yolu açtık. Ve Allah Sana pek şerefli bir zaferle yardım eder. (Fetih Sûresi, 48:1, 3)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 272)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 274)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 277)
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 278)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Emirdağ Lâhikası-l sh: 282)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Emirdağ Lâhikası-II
Emirdağ Lâhikası Bediüzzaman Hazretleri tekrar Emirdağı'nda bulunduğu 1950-1960 yıllarında gerek kendisi gerek talebelerin yazdığı mektuplardır.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 6, 7)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 9, 10)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 11)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 15)
Gizliden gizliye tenevvür eder, nurlanır.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 16)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 17)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 18, 22, 26)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 27)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 28)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 34)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 35)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 36,40)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 41)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 43)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 44,45,47,48)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 48)
Dindar ihtiyar kadınların dinine tâbi olunuz. (Süyûti, Ed-Dürerü'l-Müntesire, 115; İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Din, 3:75)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 51)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 53)
Bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 55)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 58)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 60)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 64)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 65)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 66)
Etraflarında ebediyen yaşlanmayacak çocuklar dolaşır. (Vâkıa Sûresi, 56:17)
Çocuklar.
"Vacip olmadığı halde, nafile nevinden yedi yaşından hadd-i bülûğa kadar büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, mütedeyyin büyükler gibi büyük mükâfatı görmek için otuz üç yaşında olacaklar"
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 67)
Güzel sözler Ona yükselir. (Fâtır Sûresi, 35:10)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 69)
Allah'dan başka hiçbir varlık yoktur.
Allah'dan başka görünen hiçbir şey yoktur.
Her bir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır. (İbnü'-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'ani'l-Azîm, 1:24)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 70)
Her bir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır. (İbnü'-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'ani'l-Azîm, 1:24)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 76)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 82)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 83)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 84)
Allah'ın dinine ve Kur'ân'a hep birlikte sımsıkı sarılın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Birbirinizle çekişmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider. (Enfâl Sûresi, 8:46)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 85)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Bütün hamdler ve övgüler sadece âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Allah'ın salât ve selâmı ebediyen ve daima Efendimiz Muhammed'in (a.s.m.) ve âl ve ashâbının üzerine olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 87)
--------
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 89)
Kısa bir tercümesidir
Şimdi bundan kırkbir sene evvel ve eski harb-i umumînin az evvelinde başlamış olduğu İşarat-ül İ'caz'ın ifadet-ül meramında diyor ki:
Madem Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan ulûm-u hakikiyenin enva'ına câmi' ve umum asırlarda umum tabakat-ı beşeriyeye müteveccih bir hutbe-i ezeliyedir. Elbette bir tek ferdin fehmi, ona lâyık ve mükemmel bir tefsir yapamaz ve mümkün olmuyor. Çünki bir ferd pek nâdir olarak kendi hususî meslek ve meşrebinin tesirinden kendi fikrini kurtarabilir. Onun hususî meşrebi tesir ettikçe, tam tamına hakikatı safî olarak ifade edemez. Ferdin fehmi ve manası ona hastır. O ferd, onu kabul eder. Fakat başkalarını ona davet edemez. Eğer cumhur-u ülema onun fehmini kabul ile başkalara şümulünü gösterse, o vakit başkasını o manaya davet edebilir ve hakikî tam tefsir olabilir. Hem ferdin ahkâmda istinbatı ve içtihadında (hevesi karışmamak şartıyla) o kendi nefsi için amel edebilir, fakat başkalarına hüccet tutamaz. Tâ bir nevi icma' o hükmü tasdik etsin.
Nasılki ahkâm-ı şer'iyeyi tatbik ve tanzim ve icra etmek ve hürriyet-i fikirden neş'et eden manevî anarşiliği kaldırmak için
gayet lâzımdır ki; ülema-i muhakkikînden bir heyet-i âliye bulunsun ki, o heyet umumun emniyetine mazhariyetleriyle ve cumhur-u ülemanın onlara itimadıyla ümmet için bir nevi zımnî kefalet ve dava vekili hükmünde olmaları cihetinde icma'-ı ümmet hüccetinin sırrına mazhar oluyorlar. O vakit içtihadın neticesi o icma' ile şer'an düstur olabilir. Ve icma'ın tasdik ve sikkesiyle umuma şamil oluyor. Aynen onun gibi lâzımdır:
Kur'anın manalarının keşfi ve tefsirlerde ayrı ayrı mehasininin cem'i, hem zamanın çalkamasıyla ve fenlerin keşfiyle cilvelenen, tezahür eden Kur'an'ın hakikatlerinin tesbiti için elzemdir ki: Muhakkikîn-i ülemadan herbiri bir fende mütehassıs, geniş fikre, ince nazara mâlik allâmelerden müteşekkil bir heyet bu vazifeye sahib çıksın.
Elhasıl: Kur'anı tefsir edene lâzım gelir ki; gayet âlî bir deha ve nüfuzlu derin bir içtihad ve bir nevi kuvve-i kudsiye sahibi olmak gerektir. Bu zamanda öyle bir zât, ancak bir şahs-ı manevî olabilir ki; o şahs-ı manevî, çok ruhların imtizacından ve tesanüdünden ve efkârın telahukundan ve birbirine yardımından ve kalblerin birbirine in'ikasından ve ihlas ve samimiyetlerinden, mezkûr bir heyetten çıkabilir. O heyetin bir ruh-u manevîsi hükmüne geçer.
Evet "mecmuunda bir hassa bulunur ki, ondaki her ferdde bulunmaz" düsturuyla çok defa içtihadın âsârı ve nur-u velayetin hassaları ve ziyası bir cemaatte görünüyor. Halbuki o cemaatin hangisine bakılsa, o hassa görünmüyor. Demek âmî adamların ihlasla tesanüdleri, bir velayet hassasını veriyor.
İşte bu hakikate binaen böyle bir maksad için bir heyetin çıkmasına muntazır ve daima bekliyordum. O ümid, küçüklüğümden beri gaye-i hayalim iken, birden hiss-i kabl-el vuku' kabilinden kalbime bir sünuhat oldu ki: Maddî ve manevî iki zelzele-i azîme yaklaşıyordu. Ben de acz ve kusurumla, sözlerimdeki izahsızlık ve muğlaklık ile beraber Kur'anın nazmındaki i'cazın işaratını ve kalbimde tahattur eden nüktelerini kaydedip kaleme almak ve âyâtın bazı imanî hakikatlerini yazmaya şiddetli bir ihtar-ı gaybî hissettim. Halbuki harbde acib bir vaziyette olduğumdan, tefsirlere müracaat etmek kabil olmadı. Kur'andan başka merci' yoktu. Ben de yazdım. Yazdıklarım tefsirlere muvafık geldiyse, güzel bir nimet ve bir muvaffakıyet.. yoksa mes'uliyet benim bîçare fehmime aittir.
Aynı zamanda zelzele-i kübra mahiyetinde olan maddî Birinci Harb-i Umumî ve o zelzele-i azîmenin âhirlerinde o mezkûr heyetin yuvalarını tahrib eden manevî zelzele-i azîme meydana çıktı ki, öyle bir heyet-i âliye-i ilmiyeye ve böyle bir vazife yapmak için bütün kapılar kapandı. Ben de o noksan fehmimle eski Harb-i Umumî'de fariza-i cihadda avcı hattında ne kadar fırsat buldumsa kalbime tulû' eden nükteleri yazıyordum. Derelerde, dağlarda
hücum ederken kaydederdim. Fakat o acib ayrı ayrı haletlerin tesiriyle çeşit çeşit olmasından tashih ve ıslah edilmesine çok ihtiyaç varken, benim kalbim tebdil ve tağyirine razı olmadı. Çünki her dakika şehid olmaya hazırlandığımız için bir niyet-i hâlise ile yazılmış ki; o halet her vakit bulunmuyor. Ben de o yazılarımı Tenzil'e bir tefsir olarak değil, belki tefsirin bazı vücuhuna bir nevi me'haz olarak ehl-i kemal olan ülema-i muhakkikînin enzarına arzediyorum. Hakikaten benim şevkim, benim tâkatimin pek fevkinde bir noktaya sevketti. Eğer ehl-i tahkik istihsan etseler, beni devama ve ileri gitmeye teşci' ve tergib ederler.
Said Nursî
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 91)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 92)
Tercümesinin bir hülâsası:
İnsanı halk edip Kur'anı ona talim eden Zât-ı Zülcelal'in Rahman ismiyle tecelli-yi kübrasına,... rahmetin tecelliyatı adedince Ona hamd ü sena ederek ve Seyyid-ül Beşer Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı Rahmeten lil'âlemîn gönderdiği o Resul-i Ekremine risaletin semereleri adedince Ona, âl ü ashabına salât ü selâm ve hadsiz şükrediyoruz ki: Onun mu'cize-i kübrası ve hakaik-i kâinatın remizleri ve işaretleri ile tamamıyla cem'edilen Kur'an-ı Azîmüşşan asırların geçmesi ile daim, bâki ve nev'-i beşere mürşid, tâ kıyamete kadar beka vermiş ve o Resul-i Ekrem'i onlara Üstad-ı A'zam eylemiş.
Emma ba'dü biliniz ki: Evvelâ bu yazacağımız işarat ve nüktelerdeki maksadımız Kur'anın nazmındaki bir kısım remizlerinin
tefsiridir. Çünki yedi nevi i'cazın en incesi, fakat kuvvetli ve lafzî fakat hakikatlı i'caz, Kur'anın nazmından tecelli ediyor. Evet, parlak i'caz elbette nazmın nakşından çıkıyor.
Sâniyen: Kur'anda esas maksadları ve anasır-ı asliyesi dört hakikattır: Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve Adalet'tir. Çünki: Vakta kâinat sahrasında benî-Âdem bir acib ve büyük bir kafile ve sair taifeler beraber birbiri arkasında asırlar üstünde geçmiş zamanın derelerinden, şehir ve meşherlerinden sefer edip vücud ve hayat sahrasında yürüyüşüyle istikbalin yüksek dağlarına azimetle oradaki bağlarına gözleri müteveccih olmak cihetiyle hilafet-i zemine mazhariyet noktasında ve sair zîhayata tasarrufatı cihetinde rûy-i zeminde ekser eşyanın nev'-i beşerle münasebatı iktizasıyla heyecana gelmesinden kâinat dahi onlara yüzlerini çevirip nev'-i beşerle ciddî alâkadar oluyor. Benî Âdem bir tek taife iken yüz binler taifelere karışmasında kâinat zemin gibi onlara netice-i hilkat-i âlem noktasında bakıyor.
Güya hilkat-i kâinat hükûmeti; o hükûmetin zabıta memuru hükmünde fenn-i hikmeti, bir müstantık ve sorgucu olarak o misafir kafileye gönderip ondan sual edip soruyor ki: "Ey benî-Âdem! Nereden geliyorsunuz ve nereye gideceksiniz? Ve ne yapacaksınız? Ve her şeye karışıyor ve bazan karıştırıyorsunuz. Sultanınız ve hatibiniz ve reisiniz ve ileri geleniniz kimdir? Tâ bana cevab versin."
O muhavereler içinde birden kafile-i benî-Âdem'den Muhammed-ül Hâşimî (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), emsalleri olan ulü-l azm peygamberler gibi fenn-i hikmete karşı kalktı. Ve Kur'anın lisanıyla dedi ki:
"Ey müstantık hikmet! Biz mevcudat kafilesi, adem karanlıklarından Sultan-ı Ezelî'nin kudretiyle çıktık, ziya-yı vücuda girdik, varlık nurunu bulduk. Her bir taifemiz bir vazifeye girdik. Ve biz benî-Âdem taifesi ise, bir emanet-i kübra rütbesi ve hilafet-i zemin vazifesiyle sair mevcudat kardeşlerimizin içinde imtiyazlı ve memuriyet sıfatı ile bu meşher-i kâinata gönderilmişiz. Her vakitte yola çıkmaya müheyya bir vaziyetteyiz ve haşir yolu ile saadet-i ebediyenin kazanmasının tedariki ile meşgulüz. Ve bizim re's-ül mâlimiz olan istidadlarımızın çekirdeklerini sünbüllendirmeye, iman ve Kur'anla inkişaf ettirmekle iştigal ediyoruz. İşte o kafilenin reisi ve hatibi benim. İşte elimdeki bu fermanı; manevî ve maddî hava, bir tek lisan gibi bütün kâinata o fermanın her kelimesini bir anda milyarlar yapıp işittiriyor. İşte o menşur u ferman, Ezel ve Ebed Sultanı'nın kelâmıdır. Ve emirleri ve konuşmaları olduğuna delil-i kat'î, üstünde parlayan sikke-i şahanesi ve turra-i sermediyesine bak, gör, git, söyle."
Said Nursî
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 94)
Şu kitap ki, onda asla şüphe yoktur. (Bakara Sûresi, 2:2)
Söyle
Allah'ın adıyla
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 95)
Her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim olan Allah'a mahsustur. O hesap gününün sahibidir. (Fâtiha Sûresi, 1:2, 4)
Âlemlerin Rabbi. (Fâtiha Sûresi, 1:2)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 96)
O hesap gününün sahibidir. (Fâtiha Sûresi, 1:4)
O hesap günü.
Şüphesiz ki Biz Sana Kevseri verdik. (Kevser Sûresi, 108:1)
Fenn-i sarfça bir manası istianedir.
Ben yardım, meded istiyorum.
Ben uğurlu, bereketli olmasını diliyorum.
Söyle
Oku!
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 97)
Oku!
İsim, ad.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 98)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
"Bir adamın cinayetiyle başkalar mes'ul olmaz." (En'âm Sûresi, 6:164)
Kim, bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. (Mâide Sûresi, 5:32)
"Hem bir mâsum, rızası olmadan, bütün insana da feda edilmez -kendi ihtiyarıyla, kendi rızasıyla kendini feda etse, o fedakârlık bir şehadettir ki, o başka meseledir"
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 99)
Yiyin, için, fakat israf etmeyin. (A'râf Sûresi, 7:31)
İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 101)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 102)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 103)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 104)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 107)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 109)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 110)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 112)
Said cevaben demiş:
Yani: Osmanlı hükûmetindeki hürriyete ne diyorsun ve Avrupa hakkında fikrin nedir? O vakit Eski Said demiş: Osmanlı hükûmeti Avrupa ile hamiledir, Avrupa gibi bir hükûmeti doğuracak. Avrupa da İslâmiyet'e hamiledir, o da bir İslâm devleti doğuracak."
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 114)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Bütün tahiyyeler, bütün mübarek şeyler, bütün salâvat ve duâlar ve bütün kelimat-ı tayyibe Allah'a mahsustur. (Buhari, Ezân: 148, 150, el-Amel Fi's-Salât: 4; Müslim, Salât: 56, 60, 62; Ebû Dâvud, Salât: 178; Tirmizî, Salât: 100, Nikâh: 17; Muvatta', Nidâ': 53, 55; Müsned, 1:292, 376, 382-4:409)
Bütün tahiyyeler, bütün mübarek şeyler..
Bütün tahiyyeler.. ezelden ebede kadar bütün zîhayatların hayat hediyeleri..
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 115)
Bütün tahiyyeler.. ezelden ebede kadar bütün zîhayatların hayat hediyeleri..
Bütün tahiyyeler.. ezelden ebede kadar bütün zîhayatların hayat hediyeleri.. Allah'a mahsustur.
Bütün mubarekler: suyun katreleri, çekirdekler, tohumlar
Bütün mubarekler: suyun katreleri, çekirdekler, tohumlar Allah'a mahsustur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 116)
Bütün mubarekler: suyun katreleri, çekirdekler, tohumlar Allah'a mahsustur.
Bütün dualar, ricalar, şükürler, namazlar Allaha mahsustur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 117)
Bütün güzel sözler, güzel mânâlar, güzel cemaller, esma-i hüsnanın cilveleri, imanlar, hamdler, şükürler, tesbihler, tekbirler...
Bütün güzel sözler, güzel mânâlar, güzel cemaller, esma-i hüsnanın cilveleri, imanlar, hamdler, şükürler, tesbihler, tekbirler.. Allah'a mahsustur.
Güzel sözler Ona yükselir. (Fâtır Sûresi, 35:10)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 119)
Bütün güzel sözler, güzel mânâlar, güzel cemaller, esma-i hüsnanın cilveleri, imanlar, hamdler, şükürler, tesbihler, tekbirler.. Allah'a mahsustur.
Selâm sana olsun ey Nebi, ey Peygamber!
Bize ve Allah'ın salih kullarına selâm olsun.
Ey Peygamber, Allah'ın selâmı üzerine olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 120)
Ey Peygamber, Allah'ın selâmı üzerine olsun.
Selâm size olsun
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 121)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Güzel sözler Ona yükselir. (Fâtır Sûresi, 35:10)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 123)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 126)
Herbir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır. (İbnü'l-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 1:24)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 127)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ancak Onun yardımını isteriz.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima üzerinize olsun.
Allah'tan başka dostlar edinenlerin hali, kendisine ağ ören örümceğe benzer. Halbuki evlerin en çürüğü örümcek yuvasıdır -eğer bilmiş olsalardı. (Ankebût Sûresi, 29:41)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 128)
Bugün gark olan cesedine necat vereceğim. (Yûnus Sûresi, 10:92)
Eğer bilmiş olsalardı.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 129) ---
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima üzerinize olsun.
Yemin olsun fecre. Ve on geceye. (Fecr Sûresi, 89:1-2)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 134)
Allah bize yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 148)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 150)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 153)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder. Rabbimin rahmetine mazhar olanlar müstesna.. (Yûsuf Sûresi, 12:53)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 154)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 155)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 157)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 160)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 163)
Milletin efendisi, onlara hizmet edendir. (el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml, 1:450, Hadis no: 1668; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 166)
Ey îmân edenler! Allah'a itaat edin; Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. (Nisâ Sûresi, 4:59)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 172)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 173)
Milletin efendisi, onlara hizmet edendir. (el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml, 1:450, Hadis no: 1668; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 174)
Allah'ım, erkek ve kadın bütün mü'minleri bağışla.
Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini kurşunla tutan bina gibidir. (Buharî, Salât: 88, Edeb: 36, Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Neseî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 176)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 178)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 179)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 181)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 182)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 184)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 189)
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi ebediyen, dâima üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 190)
Bütün zamanlardaki Ramazan aylarının âşireleri adedince Allah'a hamd olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 191)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 195)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
"Yani 'Birisinin hatasıyla başkası mes'ul olamaz' âyet-i Kur'aniyesi ve "Bir masumun hakkı yüz şerir için dahi feda edilemez"
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 198)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 199)
Her türlü halimiz için Allah'a hamd olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 203, 206)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 211)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 212)
Dindar ihtiyar kadınların dinine tâbi olunuz. (Süyûti, Ed-Dürerü'l-Müntesire, 115; İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Din, 3:75)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 213)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 214)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 216)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 219)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 220)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 223)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 226)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Sen inayet gözü altında korunmaktasın.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 227)
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 230, 231)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 233)
Geçiminde mesud olacaksın.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 234, 235)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Bâkî olan sadece Odur.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 236)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 237, 240)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Emirdağ Lâhikası-II sh: 242)
Zaruretler haramı helâl derecesine getirir.
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
Sikke-i Tasdîk-i Gaybî
Külliyattan derleme bir eserdir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 5)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 6)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 8)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 9)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 10)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 11)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh:14)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ashab-ı Kütüb-ü Sitte'den İmam-ı Hâkim Müstedrek'inde ve Ebu Davud Kitab-ı Sünen'inde, Beyhakî Şuab-ı İman'da tahric buyurdukları:
Yani "Her yüz senede Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor." (Hâkim, Müstedrek, 4:522; Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 2:281, hadis no: 1845; Ebu Davud, Melâhim:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 30)
Ondan başka ilâh yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 40)
Allah'ım, İsm-i Âzamının ve Resul-i Ekreminin hürmetine Nur risalelerinin İslâm âleminde, insanlar arasında devamlı olarak
neşredilmesiyle Kur'ân hizmetinde bize kolaylık ihsan eyle. Âmin, âmin, âmin.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 45)
Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. (Furkan Sûresi, 25:70)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 47)
İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 52)
Yemin olsun Asra. İnsan muhakkak hüsrandadır. (Asr Sûresi, 103:1-2)
İnsan muhakkak hüsrandadır. (Asr Sûresi, 103:2)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 53)
Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar müstesnâ. (Asr Sûresi, 103:3)
Yemin olsun Asra. (Asr Sûresi, 103:1)
Ancak îmân edenler...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 54)
Yemin olsun Asra. (Asr Sûresi, 103:1)
Sâlih ameller, hayırlı işler.
Ancak, istina olanlar
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbi olan sâlih kullarının yolu. (Fâtiha Sûresi, 1:7)
Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar [yani kıyâmetin kopmasına kadar] galibâne hak üzerinde devam edecektir. (Buhari, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbn-i Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550)
Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar müstesnâ. (Asr Sûresi, 103:3)
Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler. (Asr Sûresi, 103:3)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 55)
Yemin olsun Asra. (Asr Sûresi, 103:1)
Görmedin mi? Nasıl.. (Fil Sûresi, 105:1)
Onlara taşlar atıyorlardı. (Fil Sûresi, 105:4)
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? (Fil Sûresi, 105:2)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 56)
Boşa çıkarmak. (Fil Sûresi, 105:2)
Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? (Fil Sûresi, 105:1)
Fil sahipleri.
Fil
Dünya (sahipleri)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 57)
Onlara taşlar atıyorlardı. (Fil Sûresi, 105:4)
Boşa çıkarmak. (Fil Sûresi, 105:2)
Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? (Fil Sûresi, 105:1)
Fil.
Dünya (sahipleri.)
Allah kimin kalbini İslâma açmışsa, o kimse Rabbinden bir nur üzere değil midir? (Zümer Sûresi, 39:22)
Allah'ın, kalbini İslâma açtığı kimse (Rabbinden bir nur üzere) değil midir?
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 58)
İşte o.
O kimse Rabbinden bir nur üzeredir... (Zümer Sûresi, 39:22)
Rabbinden bir nur..
Allah'ın, kalbini İslâma açtığı kimse (Rabbinden bir nur üzere) değil midir?
Âlet ilimleri: Gramer, mantık, sarf, nahiv, belagat...
Yüksek ilimler: Tefsir, hadis, marifetullah, fıkıh, kelam...
Ey iman edenler.
Allah'ım, göğsümü îmâna ve İslâma aç
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 59)
İşte o..
İslâm için..
Rabbinden bir nur... (Zümer Sûresi, 39:22)
Gerçekten size bir nur ve hakkı ap açık bildiren bir kitap gelmiştir. Allah o kitap vasıtasıyla selâmet yollarına eriştirir. (Mâide Sûresi, 5:15-16)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 60)
Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, (dünyanızı ve ahretinizi) aydınlatıcı ap açık bir nur (olarak Kur'ân'ı) indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174)
Allah'ın göğsünü açtığı o kimse.. (Zümer Sûresi, 39:22)
Gerçekten size geldi.
Allah'dan..
Bir nur..
Apaçık bildiren bir kitap.
Allah o kitap vasıtasıyla hidayet yollarına eriştirir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 61)
Açık, apaçık
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 63)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12)
Ölü, ölmüş olduğ halde.
Ölü, meyyit, ölü olarak
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 64)
Ölü iken îmân ile diriltip nura kavuşturduğumuz ve halk içinde o nur ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122)
Ölü olarak, ölmüş olduğ halde.
Sizden biri hoşlanır mı?.. (Hucurât Sûresi, 49:12)
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 65)
Allah'ın adıyla..
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 67)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 68)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 69)
Birinci Şua
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ve Ondan yardım diliyoruz. Ve Ondan yardım diliyoruz.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 71)
Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya âit olmayan mübârek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kàbiliyettedir. O nûr üstüne nûrdur. Allah dilediğini
nûruna kavuşturur. İnsanlara Allah böyle misaller verir. Çünkü Allah herşeyi hakkıyla bilendir. (Nûr Sûresi, 24:35)
Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır.
... bir lâmba yuvası ki, onda bir kandil vardır. (Nûr Sûresi, 24:35)
Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 72)
Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı.
Bir ağaçtan. (Nûr Sûresi, 24:35)
Hak ile bâtılı ayıran hikmet dolu Kur'ân'dan...
O nûr üstüne nûrdur. Allah dilediğini nûruna kavuşturur.
Dilediğini. (Nûr Sûresi, 24:35
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 73)
Bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir.
Bir lâmba yuvası gibidir.
Cam fanus içinde.
Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer...
Mübarek bir ağaçtan
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 74)
Ne doğuya ne de batıya ait olan yakıt, zeytin ağacı, zeytin.
Onun yağı, yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 75)
Onun yakıtı ışık verecek kàbiliyettedir...
Kendisine ateş dokunmasa bile, o bir nurdur.
Neredeyse, ...se bile, yakın zamanda.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 76)
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112)
Hûd Sûresi beni ihtiyarlattı. (Tirmizî, 56. Sûrenin tefsiri; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:343)
Ve Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15)
O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105)
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15)
Bizim uğrumuzda cihad edenlere Biz yollarımızı gösteririz. (Ankebût Sûresi, 29:69)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 77)
Şüphesiz ki insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6)
Bizim uğrumuzda cihad edenler (Ankebût Sûresi, 29:69)
Onları hidayete erdiririz, onlara doğru yolumuzu gösteririz. (Ankebût Sûresi, 29:69)
And olsun ki Biz Sana, Seb'a Mesânî'yi (Fatiha süresini) verdik. (Hicr Sûresi, 15:87)
Seb'a Mesânî (iki defa tekrarlanan yedi, Fatiha süresi)
And olsun ki Biz Sana, Seb'a Mesânî'yi verdik. (Hicr Sûresi, 15:87)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 78)
Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122)
Ölü, ölmüş.
Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz kimse... (En'âm Sûresi, 6:122)
Diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 79)
Ölü iken... kimse...
Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse, inkâr karanlıkları içinde kalıp da ondan hiçbir zaman çıkmayacak olan kimse gibi olur mu? (En'âm Sûresi, 6:122)
Ölü iken..
Ölü.
İnkâr karanlıkları içinde kalan kimse gibi... (En'âm Sûresi, 6:122)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 80)
Ölü.
Ölü olan kimse..
Şakîlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:106)
Saidlere gelince, onlar da Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108)
Bedbaht olanlara gelince, onlar ateştedirler, orada onların (güçlükle ve fecî bir sesle) nefes alıp vermeleri vardır. (Hûd Sûresi, 11:106)
Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. (Tevbe Sûresi, 9:32)
Şakîlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:106)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 81)
Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir.
Cehennem ateşinde güçlükle ve fecî bir sesle nefes alıp verirler. (Hûd Sûresi, 11:106)
Cehennem ateşinde..
Yemin olsun burçlarla dolu gökyüzüne. (Burûc Sûresi, 85:1)
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara eziyet eden, sonra tevbe de etmemiş olan kimseler için Cehennem azâbıyla beraber bir başka yangın azâbı daha vardır. (Burûc Sûresi, 85:10)
Ölü olan... kimse...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 82)
Ve sizin için bir nur kılsın ki onunla yürürsünüz
Allah, delil ve mu'cizeleriyle hakkı ortaya çıkarır. (Yûnus Sûresi, 10:82)
Kelimeleriyle..
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 83)
De ki: Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161)
Dosdoğru bir yol... (En'âm Sûresi, 6:161)
Bir yol...
Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161)
(Şualar sh: 700)
"(Allah'a iman eden,) hiç kopmayacak bir zincir-i nuranîye yapışır, temessük eder." (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22)
Hiç kopmayacak bir zincir-i nuranî. (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22.)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 84)
Allah hikmeti dilediğine verir de (ona hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak gösterir.) (Bakara Sûresi, 2:269)
Onlara kitabı öğretecek, hikmeti (kâinatın yaratılış sırlarını ve gayesini) bildirecek ve onları inkâr ve isyan kirlerinden temizleyecek... (Bakara Sûresi, 2:129)
Sizi inkâr ve günah kirlerinden temizler, size Kur'an'ı, kâinatın gayesini ve sırlarını öğretir. (Bakara Sûresi, 2:151)
Alet ilimleri: sarf, nahiv, belagat, beyan, mantık...
Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah'tan ve Allah'ın kendilerine ilimde derinlik ve istikamet ihsan ettiği kimselerden başkası bilemez. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:7)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 85)
Fakat onlardan ilimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar... (Nisâ Sûresi, 4:162)
Allah'tan başka.
Şüphesiz ki insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6)
Allah'tan başka.
Derinlik sahibi olanlar...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 86)
İlimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar.
Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, dünyanızı ve âhiretinizi aydınlatıcı ap açık bir nûr olarak Kur'ân'ı indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174)
Apaçık.
Size geldi.
Apaçık bir delil.
Apaçık bir nur.
Size, ap açık bir delil olan bir peygamber geldi... (Nisâ Sûresi, 4:174)
Size, ap açık bir nûr olarak Kur'ân'ı indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 87)
O, îmân edenler için bir hidâyet rehberi ve bir şifâdır. (Fussilet Sûresi, 41:44)
Ey Peygamber, eğer insanlar Senden yüz çevirirse, Sen de ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim.' (Tevbe Sûresi, 9:129)
De ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim.'
Allah bana yeter.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 88)
Allah bana yeter.
Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56)
O gün Allah'ın, peygamberin maiyetinde bulunan mü'minleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. (Tahrîm Sûresi, 66:8)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 89)
'Ey Rabbimiz,' derler. 'Nûrumuzu tamamla... (Tahrîm Sûresi, 66:8)
Bizi bağışla.
Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şeyi indiriyoruz. (İsrâ Sûresi, 17:82)
Mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şey...
Allah da onu dos doğru bir yola iletti. (Nahl Sûresi, 16:121)
Dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 90)
Dosdoğru bir yol
Nûr
Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 91)
Onlardan yüz çevir. (En'âm Sûresi, 6:68)
Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161)
Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56)
Bu yüce kitabın âyetleridir. (Yûnus Sûresi, 10:1; Yûsuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2)
Tâ sîn. Bu, yüce Kur'an'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1)
Bu, yüce Kur'an'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 92)
Bu yüce kitabın âyetleridir. (Yûnus Sûresi, 10:1; Yûsuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 93)
İşte bunlar, işte onlar.
Dos doğru bir yol... (En'âm Sûresi, 6:161)
Umulur ki Rabbimiz bize bundan daha hayırlısını verir. (Kalem Sûresi, 68:32)
Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 94)
Ağaç dalları, filizler, furuat, teferruat. Her bir âyetin mânâ mertebeleri vardır; zâhirî (açık), bâtınî (açık ve görünür mânâsının içindeki, ehlinin anlayabileceği mânâ), haddi (kapsamı) ve muttala'ı (anlam çerçevesi) vardır. Bu dört mânâ tabakasından herbirinin de fürûatı (detayları), işaretleri, dalları ve ayrıntıları vardır. (bk. Ebu Yâ'lâ, el-Müsned 9:287; et-Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat 1:236)
Bu Kur'ân, indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 95)
"Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat ( 390 )
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 96)
Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 97)
Bu Kur'ân, indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1)
Hâ-mîm
"Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat ( 390 )
Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1)
Hâ mîm. Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. (Fussilet Sûresi, 41:1-2)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 98)
İndirildi
Hâ mîm. Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. (Fussilet Sûresi, 41:1-2)
Hâ-mîm
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 99)
O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105)
Saidlere gelince, onlar da Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108)
Cennet.
Saidlere gelince...
Saidler, mesut, mutlu olanlar.
O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105)
Saidler, mutlu kimseler..
Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi 11:108.)
Ebedî olarak kalıcıdırlar. (Hûd Sûresi 11:108.)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 100)
Saidlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:108)
Ebedî olarak Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 101)
Onlar Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nûrunu tamamlayacaktır -kâfirler hoşlanmasa da... (Saf Sûresi, 61:8)
(Onlar) Allah'ın nûrunu ağızlarıyla (söndürmek isterler. Fakat) Allah nûrunu tamamlayacaktır... (Saf Sûresi, 61:8)
Bu Yüce Kitabın âyetleridir. (Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Yûsuf Sûresi, 12:1)
Tâ sin. Bunlar yüce Kur'ân'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1)
Rabbim beni dosdoğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161)
Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56)
Onlardan yüz çevir. (En'âm Sûresi, 6:68)
Onlar Allah'ın nurunu ağzıyla (söndürmek istiyorlar. Halbuki) Allah nûrunu tamamlayacaktır
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 102)
Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. Allah nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz -kâfirler istemese de.. (Tevbe Sûresi, 9:32)
Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz... (Tevbe Sûresi, 9:32)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 103)
Damla denize delâlet eder.
Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle zulümattan çıkarman; kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık Allah'ın yoluna kavuşturman için onu Sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1)
İnsanları Rablerinin izniyle (inkâr karanlıklarından) îman nûruna...
Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın yoluna...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 104)
Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın...
İnkâr karanlıklarından. (İbrahim Sûresi, 14:1)
İnkâr karanlıkları. (İbrahim Sûresi, 14:1)
İnsanları çıkarsın. (İbrahim Sûresi, 14:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 105)
Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, onu Sana indirdik... (İbrahim Sûresi, 14:1)
Sana
Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, onu (Sana) indirdik... (İbrahim Sûresi, 14:1)
Onu (Kur'an'ı) indirdik
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 106)
Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle zulümattan (karanlıklardan) nura çıkarman için onu Sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1)
İnsanları Rablerinin izniyle (inkâr karanlıklarından) îman nûruna...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 107)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler, halkı Allah yolundan alıkoyarlar ve doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar. Öyleleri, haktan pek uzak bir sapıklık içindedirler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
Halkı Allah yolundan alıkoyarlar..
Doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar..
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 108)
Onlar dünya hayatını seve seve...
Doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar..
Allah'ın geçmişteki azap günleri (İbrahim Sûresi, 14:5)
Hak dini onlara açıklasın diye, her peygamberi Biz ancak kendi kavminin lisanıyla gönderdik. (İbrahim Sûresi, 14:4)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 109)
Resul, peygamber..
Kavmini karanlıklardan nûra çıkar ve Allah'ın geçmişteki azap günlerini onlara hatırlat. (İbrahim Sûresi, 14:5)
Allah'ın geçmişteki azap günlerini onlara hatırlat.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 110)
Sekizinci Şua -Üçüncü bir Keramet-i Aleviye
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 111)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Siracü'n-Nur (Nur Kandili) gizliden gizliye yanıp intişar eder, yayılır.
Tebareke, Nûn, Mearic, Hümeze, Tekvir, Zariyat ve Necm Sûrelerinin hakkı için ve Ikterabet (Kamer) Sûresinin hakkı için,
bütün işler bana yaklaşmış oldu. Hizb hizb, âyet âyet Kur'ân sûrelerinin hakkı için, bunları okuyanın okumaları adedince ve nazil olan âyet ve sûreler sayısınca, indirdiğin bütün faziletli kitapların faziletleri hakkı için ey Rabbim, Senden yardım diliyorum.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 112)
Tekvîr Sûresi hürmetine...
Güneş dürülüp toplandığında. (Tekvîr Sûresi, 81:1)
Yemin olsun esip savuran rüzgâra. (Zâriyat Sûresi, 51:1)
Yemin olsun esip savuran rüzgâra. (Zâriyat Sûresi, 51:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 113)
Battığı zaman yıldıza andolsun. (Necm Sûresi, 53:1)
(Tûr Sûresi, 52:1)
(Zâriyat Sûresi, 51:1)
(Necm Sûresi, 53:1)
Kıyâmet yaklaştı, ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1)
Ve Ikterabet (Kamer) Sûresiyle bütün işler bana yaklaşmış oldu.
Hizb hizb, âyet âyet Kur'ân sûrelerinin hakkı için.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 114)
Ey Mevlâm, lütfunla indirdiğin bütün faziletli kitaplarının hakkı için Senden yardım diliyorum.
Yedi gökle yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ey Mevlâm! Âyetü'l-Kübrâ hürmetine, beni bütün sıkıntılardan kurtar.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 115)
Ve içine muhkem sırlar yerleştirilen Duhan Sûresinin hürmetine.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 116)
Kur'ân'da geçen bütün "Hâ, Mîm"lerde bulunan sırların hakkı için ve risalelere bölünmüş Nur'un hakkı için beni koru ey Nur!..
Onun nurunun misali... (Nûr Sûresi, 24:35)
Nur kandili, gizliden gizliye yanıp yayılır. Sirâcü's-Sürc (Kandiller Kandili), gizliden gizliye yanıp aydınlanır.
Rahîm, Celâl, Raûf, Münezzeh, Kuddûs isimlerinin nuruyla fitne ve dalâlet ateşi söndürülecek.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 117)
Gizliden gizliye yayılır.
Gizli olarak yakılıp aydınlatılır.
Gizlice.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Onun kuvveti herşeye galiptir ve O herşeyi hikmetle yapar. (İbrahim Sûresi, 14:4)
Siracü'n-Nur (nur kandili) yanıp parlıyor.
Celâl, Rahim, Raûf isimlerinin nuruyla.
"İzzet, azamet ve celâl ve kibriyadır." Ve Rahîm.
Süryanîce Rauf''dir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 118)
Süryanîce Rahîm'dir.
Onun nuruyla dalâlet ve fitne ateşi söner.
Şüphesiz ki, Biz (Sana Kevser'i) verdik. (Kevser Sûresi, 108:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 119)
Ey fitne ve felâket asrına yetişen kişi! Şanı yüce Mevlâ'dan, her türlü fitne, bela ve musibetin şerrinden korunmayı iste ve yalvar ki o fitne, sıkıntı ve azabın şerrinden Seni korusun.
"Yani, ecnebi hurufarı bin üçyüz kırksekizde (1348) tamim edilecek, çoluk-çocuk, emirler ve fakirler icbar suretinde gece dersleriyle öğrenmeye çalışacaklar."
(Ecnebî harfleri gece dersleriyle) öğrenilmeğe çalışılacak.
Ey fitne ve dalâlet asrına erişen!
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 120)
Ey o fitne ve felâket asrına yetişen Said!
İdrak eden, erişen.
"Kürd kalbidir. (Yani; tersinden okunuşudur.)"
Onunla fitne ve dalâlet ateşi söndürülecek.
Geniş mânâları içeren kasem, kıymetli dua ve İsm-i Âzam...
Hiç şüphesiz bu kıymetli münacat ve muazzam dua ve geniş mânâlar ihtivâ eden kasem ve İsm-i Âzam ve bu büyük gizli sır, dünya ve âhiret hazinelerinden bir hazinedir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 121)
Sirâcü'n-Nur gizliden gizliye yanıp yayılıyor; Sirâcü's-Sürc (Kandiller Kandili), gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor.
Sonsuz izzet, azamet, celâl ve kibriya sahibi, bütün kusur ve noksanlıklardan münezzeh olan Zât-ı Rahîm'in nuruyla küfrün ateşi söndürülür.
Ma'bûd-u bilhak (el-İlâh) Hû, Samed, Zü'l-Batş (Düşmanlarını kıskıvrak yakalayan), Cebbar (Hükmüne karşı konulmaz) ve Halîm olan Zâtın yardımıyla (o nûr) düşmanlarının ateşini bastıracak.
Nurun kandili gizli olarak yakılıp apaçık aydınlatılır.
Kandiller kandili gizli olarak tutuşturulur; o da tenevvür eder.
Celâl ve Hâlık isimlerinin nuru, Kuddüs isminin bereketi ve kibriyan ile dalâlet ve fitne ateşi söndürülür.
Allah, Hû, Samed, Kahhar isimleriyle ve savaş deniziyle, yükselen düşmanlık ateşi söndürülür.
Allah, Hak, Cemîl, Vedûd ve Mucîb isimlerinin hürmetine;
Mürîd, Cemîl, Zahir isminle taksim edilen, yüce olan ve yüceltilen ayetlerin (ve tefsirlerinin) şanı hürmetine...
Yüce olan ve yüceltilen ayetlerin (ve tefsirlerinin) şanı hürmetine.
Yüce olan ve yüceltilen ayetlerin
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 122)
Mülk Sûresi (Tebareke) hakkı için.
..........................
..........................
Ondan sonra.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 123)
..................
"Yani "İsm-i Adl ve ism-i Hakemin tecellîsiyle ve adalet ve mizanıyla ve intizam ve hikmetiyle dünya tamir edilir, tahripten kurtulur."
"O iki ismin râyiha-i tayyibesiyle ve çok hoş kokularıyla, dünya güzel kokular alır, attar dükkânı gibi râyiha-i tayyibe verir."
İsm-i Adl..
Yıldızımı parlat.
Siracü'n-Nur (nur kandili) yanıp parlıyor.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 124)
Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı!
Muazzam isim.
"Hazine-i esrar olan بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ile başladım. Ruhum, onunla o hazineyi keşfetti"
..................
Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman. (Nasr Sûresi, 110:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 125)
Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı, .. Günler ve asırlar boyunca Sensin buna kàdir olan ey Nur.
Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı parlat.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 126)
Yıldızımı parlat.
Siracü'n-Nur (nur kandili) yanıp parlıyor.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 127)
Yâ Rab! Âyetü'l-Kübrâ hakkı için beni bütün sıkıntılardan kurtar, eman ve emniyet ver.
Güzel isimlerin ile beni sıkıntı ve perişaniyetten koru.
Öyle nurlu harfler ki Mars yıldızı gibi yücedir. Asâ-yı Mûsa ismiyle karanlıklar dağılır.
Esma-i Hüsna hakkı için beni teşettütten, perişaniyetten koru, kurtar.
Öyle nurlu harfler ki Mars Yıldızı gibi yücedir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 128)
Asâ-yı Mûsa ismiyle bütün karanlıklar dağılır.
Âyetü'l-Kübrâ hakkı için..
Sözdeki birbirine bağlı, işaretli manalar; telvihler, telmihler gibi.
Ayet-ül Kübra hakkı için: "Ya Rab! Beni kurtar, eman ve emniyet ver"
Esma-i Hüsnanın, güzel isimlerinin hakkı için.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 129)
Esma-i Hüsna hakkı için beni teşettütten, perişaniyetten koru, kurtar.
"Hazine-i esrar olan بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ile başladım. Ruhum, onunla o hazineyi keşfetti"
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 130)
Esma-i Hüsna hakkı için beni teşettütten, perişaniyetten koru, kurtar.
Öyle nurlu harfler ki Mars yıldızı gibi yücedir.
Asâ-yı Mûsa ismiyle bütün karanlıklar dağılır.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 131)
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlediysek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 130)
Rabbinin nimetini de yâd et. (Duhâ Sûresi, 93:11)
İçinde sırların dürülü olduğu hazinelerin keşfine ruhum onunla ulaştı.
Ey celâl sahibi Allah'ım, bana ilmin sırlarını lütfunla bildir, Seninle anlaşılır onlar ya Halîm!
Bu sözler Muhammedin (a.s.m.) amcasının oğlu Ali'nindir (r.a.) ve yaratılmış olan herşey hakkındaki ilimlerin sırlarını toplamıştır.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 134)
Yaratılmış olan herşey hakkındaki ilimlerin sırlarını toplamıştır.
Nurun kandili tutuşturulur.
Ondan sonra.
"Adl" ismi ve ondan sonra. Yirmiyedinci Söz'ün zeyline işaret: Sahabeler hakkında.
Otuzbirinci Söz'ün zeyline işaret: Şakk-ı Kamer Mu'cizesine dair.
Tehmiz (Hümeze) Sûresi.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 135)
Gaybı Allah'tan başka kimse bilmez.
Doğrusunu Allah bilir.
Hatâ ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah'tan mağfiret diliyorum. Risale-i Nur'un okunan, yazılan ve havada temessül eden harflerinin dünyada, berzahta ve âhiretteki
hayatımın dakikalarının âşireleriyle çarpımından çıkan netice kadar, iman ve Kur'ân nimetinden dolayı Allah'a hamd olsun.
Allah'ım Muhammed Aleyhisselâtü Vesselâma, Onun âl ve ashabına da o kadar salât ve selam et. Bize ve Nur talebelerine de o kadar rahmet eyle. Âmin. Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)
Yâ - Sin..
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 136)
Benden sonra hilâfet otuz sene devam edecektir." Müsned, 5:220, 221, 273; Ebu Davud, Sünnet: 8; Tirmizi, Fiten: 48.
Otuz.
Otuz sene.
Biz sana (fetih yolu) açtık. (Fetih Sûresi, 48:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 137)
Eğer ümmetim istikamet üzere olursa ömrü (İslâmiyetin hakimiyeti) bir gün (bin sene), aksi halde yarım gün (beş yüz sene) olacaktır.
Benden sonra hilafet..
Muhakkak.
Hilafet.
Benden sonra.
Muhakkak hilafet..
Otuz sene.
Otuz
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki, Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 138)
Onsekizinci Lem'a
Risale-i Nur'dan haber veren Birinci Keramet-i Aleviye Risalesidir. Teksir Lem'alar ve Teksir Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî mecmualarında neşredilmiştir.
Yirmisekizinci Lem'a
Risale-i Nur'dan haber veren İkinci Keramet-i Aleviye risalesidir. Tamamı teksir Lem'alar mecmuasında, Keramet-i Aleviye kısmı ise teksir Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî mecmuasında neşredilmiştir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 139)
Sekizinci Lem'a - Keramet-i Gavsiye Risalesi
Sekizinci Lem'a, 1933'te, Barla'da telif edilmiştir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 141)
Huzur ânımda fikren gittim, kalplerde tecelli eden ve bütün zamanları dahi kaplayacak bir sevgili gördüm.
Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap.
Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim. Doğuda, batıda ve hangi belde de olursa olsun, o fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun koruyucusuyum.
Ey benim şiirimi, meslek ve meşrebimi ve mücahedelerimi dile getiren müridim, "Sözler"ini söylemekten korkma. Muhakkak ki sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın.
Zamanın Abdülkâdir'i ol. Muhabbetimde sâdık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın.
Ben Abdülkadir-i Geylâni'yim. Ceddim Allah'ın Resûlu Muhammed-i Arabidir. Şeref ve hükümranlığım mânen devam edecek.
Geçiminde mesud olacaksın.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 142)
"Vaktin Abdülkadirî'si ol."
Kâdirî.
Zaman.
"Korkma, sözlerini söyle"
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 143)
"Korkma, sözlerini söyle"
Sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın.
"Ey biçare! Sen Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiyede bir âzâ olmak cihetiyle güya bir hekimsin, ehl-i İslâmın mânevi hastalıklarını tedavi ediyorsun. Halbuki, en ziyade hasta sensin. Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul; sonra başkasının şifasına çalış."
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 144)
Bizden öncekilerin güneşleri battı, bizim güneşimiz ise ebediyete kadar batmayacaktır.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 145)
Ben müridime...
Müridim.
Müridime, mürîdim için.
"Vaktin Abdülkadirî'si ol."
Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 146)
Ameller niyetlere göredir. (Buharî, Bed'ü'l-Vahy: 1, Îmân: 41, Nikâh: 5, Talâk: 11, Menâkıbu'l-Ensâr: 45, Itk: 6, Eymân: 33, Hıyel: 1; Müslim, İmâre: 155; Ebu Davud, Talâk: 11; Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd: 16; Nesâî, Tahâra: 59, Talâk: 24, Eymân: 19; İbn-i Mâce, Zühd: 26; Müsned, 1:25, 43)
Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen...
Müridim için , mürîdime.
Müridim...
Söyleyen, okuyan.
Kadirî (Abdülkadiri Geylânî (k.s.)
Mesud...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 147)
Âkibet ise, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlarındır. (A'râf Sûresi, 7:128, Hûd Sûresi, 11:49, Kasas Sûresi, 28:89)
Gaybı Allah'tan başka hiç kimse bilmez. (Neml Sûresi, 27:65 den iktibasen)
En doğrusunu Allah bilir.
Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen...
Nazmımı (Risalelerdeki diziliş)
Risale-i Nur..
Nur kitapları, risaleler..
Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen, onları söyle, korkma!
"Yâ Risaletü'n-Nur ve Sözler sahibi! Bana bak. Gafil davranma! Bin üç yüz otuz ikide mücahedeye başla. Sözleri korkma yaz, söyle."
Gerçek bilgi Allah katındadır.
Onu söyle! Korkma!
Ey Risaletü'n-Nur'un müellifi, mücahede et, korkma sözlerini söyle!
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 152)
Vaktin Abdülkadir'i ol, lillâh için ihlâs-ı etemmi kazan. Muhabbetimde sadık ve çalışmanda muhlis isen, maişetinde de mes'ud olursun.
İlm-i cifirle mânâsı:
"Ey Said! Sen, zamanın Abdülkadiri ol, ihlâs-ı tâmmı kazan, fakrınla beraber maişetini düşünme, nâstan minnet alma; ismin 'Said' olduğu gibi maişette de mes'ud olacaksın. Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, Hulusi gibi muhlis talebeler ve yardımcılar ve Süleyman, Bekir gibi sadık hizmetkârlar ve Sabri gibi tam takdir edici ve ciddi müştak talebeler size verilmiş."
Ben müridimin muhafızıyım korktuğu şeylerden. Korurum havl ve izn-i İlâhî ile onu her fitne ve şerden.
İlm-i cifirle mânâsı:
"On dördüncü asırda 'el-Kürdî' lakabıyla yâdedilen Molla Said, benim müridimdir. O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım."
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 153)
Müridim şark ve garbın ne zaman neresinde bulunsa; hangi beldeye seyr ü seyahate mecbur olsa havl ve kuvvet-i Rabbanî ile ona imdat ve istimdat ederim.
İlm-i cifirle mânâsı:
"O Gavs'ın müridi olan Said el-Kürdî, Rusya'da esaretle As-ya'nın şark-ı şimalîsinde ve ehl-i bid'anın eliyle Asya'nın garbına nefyolunarak kaldığı miktarca ve Sibirya taraflarından firar edip fevkalâde çok bilâdı seyr ü seyahat etmeye mecbur olduğu zaman,
Allah'ın izniyle, havl ve kuvvet-i Rabbânî ile ona imdat etmişim ve istimdadına yetişmişim."
Benim nazmımı, yani meslek ve meşrebimi ve mücahedatımı gösteren makalâtımı söyle, korkma! Muhakkak ki sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın.
İlm-i cifirle mânâsı:
"Bediüzzaman Molla Said" namıyla yâd olunan ve evrad-ı muntazamasını okuyan müridine der ki: "Benim nazmımı, yani meslek ve meşrebimi ve mücahedatımı gösteren makalâtımı söyle. Yani, nazmımdan murad, senin risalelerin ve Sözlerin ve Mektubatındır."
Onu söyle, korkma.
"Bin üç yüz otuz ikide o Sözler ile mücahedeye başla. Sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın."
Okuyan, söyleyen.
Nazmımı, makâlâtımı (yani, Risale-i Nurları)
Said-i Kürdî'nin kelimatı; Risale-i Nur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 154)
Onu söyle! Korkma!
Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle müridimin muhafızıyım.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 155)
Hafız, muhafaza eden, Kur'an-ı Kerimi ezberleyen.
O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım.
Nimeti zikrederek, anarak.
Doğuda, batıda ve hangi beldede olursa olsun, Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle müridimin imdadına yetişirim.
Müridim, şarkta (doğuda, Rusya'da) esarette olduğu zaman...
Batıda iken.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 156)
Batı, garb. Güneşin battiği taraf..
Batıda iken..
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 157)
"Şeyh Sa'di-i Şirâzî'nin Bostan'ından"
Meâli: Yani, "Gel, bak, güller bağı şeklinde hakikat gülleri açılmış. Böyle hakikat bahçesinde hiçbir bülbül, böyle şirin, hoş nağme etmemiştir. Nasıl oluyor ki, böyle bir bülbül öldükten sonra onun kemiklerinden güller açılmasın."
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
"Şarkta yahut Garpta yahut mağarada yahut dalgalı, azgın denizde beni çağırdığı vakit onun imdadına yetişeceğim."
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 158)
Müridim
...ı zaman.
Batıda beni çağırdı.
Mecmuatü'l-Ahzab'ın ikinci cildinin 379'uncu sahifesinde Hazret-i Gavs'ın "Virdü'l-İşâ" namındaki münâcâtında şu fıkra var.
Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran kimse, (Allah'ın kendine yakın kıldığı) mutlu (saîd) kimsedir.)
Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şâki) kimselerdir.
O gün onlardan bedbaht (şakî) da, mutlu (saîd) olan da vardır. (Hûd Sûresi, 11:105)
"Sözleriyle selâmete isal edici" Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran
Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (saîd) kimse
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 159)
Onlardan bedbaht (şakî) olan.
İzzetli ve mes'ud yaşarsın.
Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şâki) kimselerdir.
Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran kimse, Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (sâîd) kimsedir.
Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şâki) kimselerdir.
Allah'a hamd olsun ki bu Rabbimin fazlındandır.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 160)
Yatsı virdi. Bu münacat ve dua, Şeyh Ahmed Ziyaeddin-i Gümüşhanevî'nin üç ciltlik bir duâ mecmuası olan Mecmuat-ul Ahzab eserinde geçmektedir.
Bu vird, Hz. Abdulkadir-i Geylani'ye aittir. Mecmuatü'l-Ahzab'ın ikinci cildinin 379'uncu sayfasındadır.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 162)
Gaybı hiç kimse bilemez; onu ancak Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65)
Görünmeyen âlemleri bilen Odur. O hiç kimseyi gaybdan açıkça haberdar etmez. Ancak peygamberlerden bildirmek istediği müstesnâdır. (Cin Sûresi, 72:26-27)
Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105)
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112)
Sure-i Hud beni ihtiyarlattı. (Tirmizî, Tefsîru Sûre 56:6.)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 163)
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112)
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. "Fâ-yı atıf hariç olarak.."
Dosdoğru ol.
Rabbinin nimetini de yâd et. (Duhâ Sûresi, 93:11)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 164)
Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56)
Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap.
İlm-i cifirle mânâsı: "Yâ Said! Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. İnşaallah, senin herşeyinde ve her işinde uzun bir zamanda, yani tufûliyet zamanından, tâ ihtiyarlığın vaktinde işkenceli esaretine kadar, yani bin iki yüz doksan dörtten, tâ bin üç yüz kırk beş, belki altmış dörde, daha ziyade bir zamana kadar Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim."
Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar galibâne hak üzerine olacaktır. (Bu hadis-i şerif, hadîs kaynaklarında bu lâfızlarla rivayet edildiği gibi, aynı mânâyı ifade eden farklı lâfızlarla da rivayet edilmiştir. Buharî, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34, 269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450.)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 165)
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlediysek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 169)
Allah makbul kılsın, kabul etsin.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 170)
Allah bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehtir.
Bütün hamd, minnet ve şükürler Allah'a aittir.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 171)
Allah en büyüktür (Akla gelebilecek her şeyden daha büyüktür).
Allah'tan başka ilâh yoktur.
Milyon kere salât ile milyon kere selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü.
Biz senin göğsüne genişlik vermedik mi? (İnşirah Sûresi, 94:1)
Gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. (İnşirah Sûresi, 94:6)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 172)
Allah'ın yardımı geldiği zaman. (Nasr Sûresi: 1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 176)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 179)
Allah'a milyonlarca kez hamd olsun ki, bu Rabbimin bir ihsânıdır.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 181)
Ölüm gelip çatmadan evvel, şehvanî ve nefsanî hislerinizi terk etmek suretiyle bir nevi ölünüz. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:29)
Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid,1:78)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 182)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
Şüphesiz ki Kur'ân'ı Biz indirdik ve onu koruyacak olan da Biziz. (Hicr Sûresi, 15:9)
Gizlice nurlanma.
Kur'ân güneşinin nurları hükmünde olan Risale-i Nur'u ihsan eden Allah'a hamd olsun.
Akıl ve teslimiyetle ilgili delillerle desteklenmiş...
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 183)
Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum. (Hassan b. Sâbit (r.a.) ait bir sözdür. İbn-i Esir, el-Meselü's sair, 2/357; el- Kalkeşendî, Subhu'l Aşa, 2/321; İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 1/58, 44. Mektub.)
Ben sözlerimle Risale-i Nur'u övmüş olmadım; aslında sözlerimi Risale-i Nur'la övmüş ve güzelleştirmiş oldum.
Şifâ dilemek.
Şefaat istemek.
Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 184)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Ey yer (suyunu) yut ... (Gemi) Cûdî dağına oturdu. (Hûd Sûresi, 11:44)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 185)
Gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 187)
Ümmetimin âlimleri İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir. (Bu hadis-i şerif kaynaklarda haber-i meşhur olarak geçmektedir. el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:64; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 1:107)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 193)
Zarara razı olana merhamet edilmez
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 195)
Gaybı Allah'tan başkası bilemez.
Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 197)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
Kendilerine nimet verdiklerinin... (Fâtiha Sûresi, 1:7)
Ümmetimden bir taife, Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzere galip olacaktır. (Buhari, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550)
Asra yemin olsun. (Asr Sûresi, 103:1)
İman edenler salih amel işleyenler müstesna. (Asr Sûresi, 103:3)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 201)
Muhakkak ki sen inayet gözüyle gözetilip korunmaktasın.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 203)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Risale-i Nur harflerinin sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 204)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 205)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. Regaib gecesindeki yağmur damlaları sayısınca size selam olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 206,208)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 207,210)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 211)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 215)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 218)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 219)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır -kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Saf Sûresi, 61:8)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 226)
(Gayb perdesi açılsa) yakînim (şüphesizliğim) artmayacaktır. [Hz. Ali (r.a.)]
Ey (felâket asrına) ulaşan!
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 227)
Zamanın kâdirîsi ol. (Abdülkadir Geylânî ol!)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 228)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Yazılan ve okunan Risale-i Nur harfleri sayısınca Allah'ın rahmeti Onun üzerine olsun! Amin.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 229)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Onlara söyle ki: Allah'ın lütfuyla ve rahmetiyle -ancak bununla- ferahlansınlar. Bu, onların dünyada toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. (Yûnus Sûresi, 10:58)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 230)
Elif, Lam, Ra.
Ha, Mim.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 231)
Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum. (Hassan b. Sâbit (r.a.) ait bir sözdür. İbn-i Esir, el-Meselü's sair, 2/357; el-Kalkeşendî, Subhu'l Aşa, 2/321; İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 1/58, 44. Mektub.)
Yani, "Kur'ân'ın hakaik-i i'câzını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim. Belki Kur'ân'ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi."
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 235)
O herşeye kâdirdir. (Hûd Sûresi, 11:4; Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9; Mülk Sûresi, 67:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 238)
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah'a hamd olsun.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve Onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.
Allah'ım, İsm-i Âzamın sırrı hakkına bu risâlenin nâşirini Furkânının inâyetlerinin ve kerâmetlerinin mazharı eyle. Amin, amin, amin.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 240)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 242)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 247)
Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerine olsun.
Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107)
Allah'ın rahmeti onun sonsuza dek, ebediyyen üzerine olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 248)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 250)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 251)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. (İnsan Sûresi, 76:21)
Sen de beni görürsün. (A'râf Sûresi, 7:143)
Bâkî olan sadece Odur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 252)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
Hû (O, Allah)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 253)
Hû (O, Allah)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 254)
Hû (O, Allah)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 255)
Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22)
De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1)
Hû (O, Allah)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 256)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Allah göklerin ve yerin nurudur. (Nûr Sûresi, 24:35)
İlâhî, Sen benim Rabbimsin; ben ise kulum. Sen Hâlıksın, ben ise mahlûk. Sen Rezzâksın, ben ise merzuk...
Yahut onların amelleri, derin bir denizin karanlıklarına benzer ki, o denizi üst üste dalgalar kaplamış, dalgaları da bulutlar örtmüştür. Karanlıklar birbiri üstüne öylesine bastırmıştır ki, elini uzatsa onu dahi göremez olur. İşte, Allah'ın nur vermediği kimsenin nurdan hiçbir nasibi yoktur. (Nûr Sûresi, 24:40)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 258)
Göklerin ve yerin Rabbi. (Duhân Sûresi, 44:7)
Güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi.
Göklerin ve yerin Rabbi. (Duhân Sûresi, 44:7)
Meleklerin ve ruhun Rabbi.
And olsunki dünya semâsını Biz kandillerle süsledik. (Mülk Sûresi, 67:5)
Güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. (Ra'd Sûresi, 13:2)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 259)
Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fanus içindedir. Cam fanus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya ait olmayan mübarek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile
ışık verecek kabiliyettedir. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. (Nûr Sûresi, 24:35)
İmânın ve Kur'ân'ın nurundan dolayı Allah'a hamd olsun.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 260)
Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
Kulluk ederiz.
Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur. (Fâtiha Sûresi, 1:2)
Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Hz. Muhammed (a.s.m.) Allah'ın Resûlüdür.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 261)
Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
Kulluk ederiz.
Ey insanlar, Rabbinize kulluk edin." (Bakara Sûresi, 2:21)
Ancak Sana kulluk ederiz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
Birşey sabit olduğunda, bütün levazımatıyla birlikte sabit olur.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 262)
İman ve Kur'ân nurundan dolayı Allah'a hamd olsun.
Kulluk ederiz.
Yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
Ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 266)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 267)
Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. (Furkan Sûresi, 25:70)
(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 267)
Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Tarihçe-i Hayat
(Tarihçe-i Hayat sh: 5)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Ve ancak Onunla yardım dileriz.
(Tarihçe-i Hayat sh: 8)
yâni: "Âlimler, Peygamberlerin varisleridirler"
(Tarihçe-i Hayat sh: 9)
Meâl-i şerifi: "Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz. Ve hiç şüphe yok ki, Allah muhsinlerle -Allah'ı görür gibi ibadet eden mücahitlerle- beraberdir."
(Tarihçe-i Hayat sh: 14)
Benim mükâfâtımı vermek ancak Allah'a aittir. (Hûd Sûresi, 11:29)
(Tarihçe-i Hayat sh: 19)
Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Ve Allah'a hamdolsun Allah'tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Allah yüceler yücesidir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 29)
Muvaffakiyet ve başarı Allah'tandır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 30)
İlk Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 34)
Sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene yönel. (Buharî, Büyû': 3; Tirmizî, Kıyâme: 60; Müsned, 3:152; el-Münâvî, Fezü'l-Kadîr, 3:528-529, Hadis no: 4211-4214)
(Tarihçe-i Hayat sh: 37)
Cem'ü'l-Cevâmi' kitabının tamamını bir Cuma'da hıfzında cem etmiştir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 46)
Yüksek ilimler: İman hakikatları ilmi, tefsir, ilm-i kelam, hadîs, fıkıh.. gibi
Gramer ilimleri, dilbilgisi: Sarf ve nahiv, felsefe, mantık.. gibi.
(Tarihçe-i Hayat sh: 46)
Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun. Âmin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 53)
Yani, "Avrupa ve Osmanlılar hakkında ne diyorsunuz, fikriniz nedir?"
(Tarihçe-i Hayat sh: 54)
Yâni "Avrupa, bir İslâm devletine hâmiledir, günün birinde onu doğuracak; Osmanlılar da Avrupa ile hâmiledir, o da onu doğuracak."
(Tarihçe-i Hayat sh: 55)
Ölümden sonra yeniden diriliş (haktır).
(Tarihçe-i Hayat sh: 56)
Keşke toprak olsaydım. (Nebe Sûresi: 40)
Henüz beşikte çocukken konuştu.
(Tarihçe-i Hayat sh: 59)
Hiç şüphesiz ki, Allah kudretlidir., herşeye gücü yeter ve yücedir, izzetlidir. (Hac Sûresi, 40: 74)
(Tarihçe-i Hayat sh: 61)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Sırların ortaya çıktığı gün... (Tarık Sûresi: 9)
(Tarihçe-i Hayat sh: 62)
Yani, "Medar-ı iftiharım olan mehasinim, şimdi günah sayılıyor! Artık nasıl itizar edeyim, mütehayyirim!"
(Tarihçe-i Hayat sh: 63)
Milletin efendisi, onlara hizmet edendir. (el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml, 1:450, Hadis no: 1668; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463)
(Tarihçe-i Hayat sh: 72)
Gerçek hile, hileyi terk etmektedir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 73)
Bütün insanlar ve cinler şahit olsun ki, ben mürteciyim
(Tarihçe-i Hayat sh: 76)
Hakkın hatırı yücedir, hiçbir şey ondan yüce ve üstün olamaz.
(Tarihçe-i Hayat sh: 82)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 85)
Ne mutlu size! Sizi tebrik ederiz!
(Tarihçe-i Hayat sh: 87)
Ben susuzluktan ölürsem, tek damla bile yağmur yağmasın!
Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 88)
Vakit geçmiş değil, eskiden kaybettiklerinizi şimdi tadârik edin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 95)
Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz. (Zümer Sûresi, 39:53)
Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez.
Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim). (Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106)
(Tarihçe-i Hayat sh: 96)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 99)
Kimin himmeti yalnız nefsi ise; o insan değil. Çünkü insan fıtratı medenidir, ebna-yı cinsini mülâhazaya mecburdur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 100)
Onların yönetimi, aralarında yaptıkları istişare iledir. (Şûrâ Sûresi, 42: 38)
Yani,
İman bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdat ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek, ve zâlimlere tezellül etmemek...
Allah'a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz.
Birbirinizi, Allah'tan başka kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah'ı tanımayan, herşeye, herkese nispetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
Evet, hürriyet-i şer'iye Cenâb-ı Hakkın Rahmân, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 101)
Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itâb ve nefret, hevâ hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, hüdâya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 119)
Çocukları ihtiyarlatan bir gün... (Müzzemmil Sûresi, 73:17)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 126)
Ondan başka ilâh yoktur. (Bakara Sûresi 163; Al-i İmrân Sûresi: 2)
(Tarihçe-i Hayat sh: 128)
Yani, "Allah'tan başka bütün çağırdığınız ve ibadet ettiğiniz şeyler toplansalar da, asla bir sineği halk edemezler."
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Ondan başka ilâh yoktur. (Bakara Sûresi 163; Al-i İmrân Sûresi: 2)
(Tarihçe-i Hayat sh: 131)
Acile, hemen, peşin..
Bilâhere, sonradan, şarta bağlı olarak.
(Tarihçe-i Hayat sh: 134)
Verilecek cezâ yapılan iş ve davranışın türüne göredir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 135)
Herbir şeyde Onun bir olduğuna delâlet eden bir delil vardır. (İbnü'l-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 1:24)
(Tarihçe-i Hayat sh: 136)
Sen dârü'l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara kalbini tedavî etsin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 139)
Ey Mebuslar (Vekiller)! Şüphesiz siz azim bir gün için mebuslarsınız (diriltileceklersiniz).
(Tarihçe-i Hayat sh: 142)
Allah'ın dinine ve Kur'ân'a hep birlikte sımsıkı sarılın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 146)
Allahım, erkek, kadın bütün mü'minleri mağfiret et, bağışla.
Mü'minin ferasetinden sakının; çünkü o Allah'ın nuruyla bakar. (Tirmizî, Tefsiru Sûre 15:6; Ebû Nuaym, Hılyetü'l-Evliyâ, 4:94; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 10:268; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:42)
(Tarihçe-i Hayat sh: 147)
O gün dostlar birbirine düşman kesilir -ancak takvâ sahipleri müstesna. (Zuhruf Sûresi, 43:67)
(Tarihçe-i Hayat sh: 150)
Barla Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 168)
Mübârek (verimli, bereketli) bir ağaç. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Tarihçe-i Hayat sh: 172)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin ve arkadaşlarınızın, hususan ... ilâ âhir, üzerine olsun.
Kime hikmet verilmişse, işte ona pek çok hayır verilmiştir. (Bakara Sûresi, 2:269)
(Tarihçe-i Hayat sh: 173)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 174)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Gece ve gündüz devam ettikçe, devirler birbirini takip ettikçe, ay ve güneş durdukça iki kutup yıldızı karşılıklı bulundukça Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi de siz ikinizin ve kardeşlerinizin üzerine olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 175)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Eğer Senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
O, "ben Senin Rabbin değil miyim?" dedi. Sen "Evet" dedin. "Evet" demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır. (Dîvân-ı Kebîr, s. 157, Gazel 251)
(Tarihçe-i Hayat sh: 176)
"Cenâb-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden neyi kazanır?" yani, "Onu bulan herşeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur" İbn-i Atâillah el-İskenderî, Şerhü'l-Hikemi'l-Atâiye, s. 208
Ne mutlu gariplere! (Keşf-ül Hafa: 887, Müslim, Îman: 232; Tirmizî, Îman: 13; İbni Mâce, Fiten: 15; Dârimî, Rikâk: 42; Müsned, 1:184, 398, 2:177, 222, 389, 4:73)
Semâ'ın ne olduğunu bilir misin? O, şahsî varlıktan ve mevcuttan vazgeçip fenâ bulmak; mutlak yokluk içinde bekâyı zevk etmektir.
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 177)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Selâm, doğru yola tâbi olanlara olsun. (Tâhâ Sûresi, 20:47)
Kınama ve azarlama ise nefsin heves ve arzularına tâbi olanlara olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 179)
Öyle insanlarız ki, bir orta seviyemiz yoktur. Ya herşeyin üstünde, ya da kabirde oluruz.
(Tarihçe-i Hayat sh: 180)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 181)
Dediler: Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun; yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler. (A'râf Sûresi, 7:43)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 182)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah emrini mutlaka gerçekleştirir. Allah herşeye bir ölçü takdir etmiştir. (Talâk Sûresi, 65:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 187)
Ölüm haktır, kesin gerçektir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 190)
Ey muhafaza edici olan ve koruyucuların en hayırlısı olan Allahım! Beni ve arkadaşlarımı nefsin ve şeytanın şerrinden, insanların ve cinlerin şerrinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerrinden muhafaza et. Âmin, âmin, âmin.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 193)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onlara söyle ki: Allah'ın lütfuyla ve rahmetiyle ancak bununla ferahlansınlar. Bu, onların dünyada toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. (Yûnus Sûresi, 10:58)
(Tarihçe-i Hayat sh: 195)
Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum. (Hassan b. Sâbit (r.a.) ait bir sözdür. İbn-i Esir, el-Meselü's sair, 2/357; el-Kalkeşendî, Subhu'l Aşa, 2/321; İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 1/58, 44. Mektub.)
Yani, "Kur'ân'ın hakaik-i i'câzını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim. Belki Kur'ân'ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi."
(Tarihçe-i Hayat sh: 199)
O herşeye kâdirdir. (Hûd Sûresi, 11:4; Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9; Mülk Sûresi, 67:1)
(Tarihçe-i Hayat sh: 202)
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah'a hamd olsun.
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve Onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 206)
Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Tarihçe-i Hayat sh: 208)
İhtilâfa düşmeyin; sonra gevşeyip cesaretiniz kırılır, cemaatinizin tadı (gücünüz) elden gider. (Enfâl Sûresi, 8:46)
(Tarihçe-i Hayat sh: 211)
Güneşi bir ışık, ayı bir nur yapan Odur. (Yûnus Sûresi, 10:5)
Ayın ışığı güneşten gelir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 212)
Tevâzu göstereni Allah yüceltir. (el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:108, hadis no: 8605; Aynı manayı ifade eden diğer rivayetler için bk. İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned, 3:76)
Sen dârü'l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara, kalbini tedavi etsin.
(Tarihçe-i Hayat sh: 213)
Bir damla su denize delâlet eder.
Yanınızdaki arkadaşa... (Nisâ Sûresi, 4:36)
(Tarihçe-i Hayat sh: 215)
Eskişehir Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 226)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 234)
Ölüm haktır, kesin gerçektir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 244)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Ey Peygamber, eğer insanlar Senden yüz çevirirse, Sen de ki: 'Allah Bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
(Tarihçe-i Hayat sh: 248)
Annenin hakkı yine altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)
Erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)
(Tarihçe-i Hayat sh: 250)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 251)
Annenin hakkı yine altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)
Erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)
Ey Peygamber, hanımlarına de ki: ... (Ahzâb Sûresi, 33:28)
O zaman hoşunuza gideni... nikâh edebilirsiniz. (Nisâ Sûresi, 4:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 255)
Annenin hakkı yine altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)
Erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)
(Tarihçe-i Hayat sh: 257)
Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz ki Allah kullarını hakkıyla görür. (Mü'min Sûresi, 40:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 263)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar onlara 'Düşman size karşı büyük bir kuvvet topladı; onlardan korkun' dedikleri zaman onların imanı ziyadeleşti ve 'Allah bize yeter; O ne güzel vekildir' dediler. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(İkiniz) ona (Firavuna) yumuşak bir dille söz söyleyin. (Tâhâ Sûresi, 20:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 264)
Gerçek hile, hilesizliktir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 266)
"İslâm dini, kendinden önceki bâtıl olan fiil, hareket, âdet ve inanışları, ırkçılık ve kabileciği keser, kaldırır." Buharî, Ahkâm: 4, İmâra: 36, 37; Ebû Dâvud, Sünnet: 5; Tirmizî, Cihâd: 28, İlim: 16, Nesâî, Bey'a: 26; İbni Mâce, Cihad: 39; Müsned, 4:69, 70, 199, 204, 205, 5:381, 6:402, 403)
(Tarihçe-i Hayat sh: 267)
Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Muhakkak ki Allah kullarını hakkıyla görür. (Mü'min Sûresi, 40:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 269)
Rabbinin nimetini yâd et. (Duhâ Sûresi, 93:11)
(Tarihçe-i Hayat sh: 270)
Allah'a tevekkül ettik.
(Tarihçe-i Hayat sh: 271)
Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder. (Yûsuf Sûresi, 12:53)
(Tarihçe-i Hayat sh: 274)
Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez. (Bakara Sûresi, 2:286)
(Tarihçe-i Hayat sh: 275)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 278)
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.
Zilletle ele geçen âb-ı hayat, tıpkı Cehennem gibidir. İzzetle Cehennem ise, medar-ı iftihar bir menzilim olur. Dîvânü Antera, (Takdim ve şerh: Mecîd Tarrâd), 135
(Tarihçe-i Hayat sh: 280)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır! (Enfâl Sûresi, 8:40; Hac Sûresi, 22:78)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 281)
Kastamonu Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 284)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 285)
Ölü iken (îmân ile diriltip nûra ...) (En'âm Sûresi, 6:122)
(Tarihçe-i Hayat sh: 292)
Allah bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehtir.
Bütün hamd, minnet ve şükürler Allah'a aittir.
Allah en büyüktür (Akla gelebilecek her şeyden daha büyüktür).
Allah'tan başka ilâh yoktur.
Milyon kere salât ile milyon kere selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü.
(Tarihçe-i Hayat sh: 293)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler... (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 296)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
...Âhirete
(Tarihçe-i Hayat sh: 300)
Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 305)
Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59)
Ona bir bakmak, incelemek lâzım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 308)
Gaybı Allah'tan başkası bilemez.
Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
(Tarihçe-i Hayat sh: 310)
Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 313)
Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhâfaza ederek oradan geçip giderler. (Furkan Sûresi, 25:72)
(Tarihçe-i Hayat sh: 316)
Bizi koru, bize merhamet et, bizi bağışla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 317)
Yemin olsun Asra. İnsan muhakkak hüsrandadır. (Asr Sûresi, 103:1-2)
Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar, salih amel işleyenler müstesnâ. (Asr Sûresi, 103:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 318)
Ancak îmân edenler...
(Tarihçe-i Hayat sh: 320)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 322)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 323)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
Allah için sevmek, Allah için buğz etmek. (Buharî, Îmân: 1)
Siyaset için sevmek, siyaset için buğz etmek.
(Tarihçe-i Hayat sh: 324)
"Zarara râzı olana merhamet edilmez." Mânâsında
kaide-i esasiyesiyle, şefkat hakkını ve merhamet liyâkatını kendilerinden selbetmiştir. Onlara acınmaz ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz, başlarına belâ getiriyorlar.
(Tarihçe-i Hayat sh: 325)
Risale-i Nur'un yazılan ve okunan harfleri adedince Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 328)
Belâların en şiddetlisi insanların en iyisi, en kâmilleri olan peygamberlerin, sonra derecelerine göre Allah'ın velî kullarının üzerine gelir. (Buharî, Merdâ: 3: Tirmizî, Zühd: 57; İbni Mâce, Fiten: 23; Dârimî, Rikâk: 67; Müsned, 1:172, 174, 180, 185, 6:369; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:519, hadis no: 1056; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:343)
(Tarihçe-i Hayat sh: 329)
Allah Teâla bu ümmet için her yüz senenin başında dinlerini tecdid eden bir müceddid gönderir. (el-Hakim, el-Müstedrek, 4:522; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 2:281, hadis no: 1845)
(Tarihçe-i Hayat sh: 330)
Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret. Muhakkak Sen bizim himâyemiz altındasın. (Tûr Sûresi, 52:48)
(Tarihçe-i Hayat sh: 331)
Said (mutlu) olan annesinin karnında saîddir (mutludur). (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 452, hadis no: 1475; Süyûtî, el-Fethü'l-Kebîr, 2:171)
(Tarihçe-i Hayat sh: 332)
Ayet-ül Kübra ile beni musibetten emin kıl.
(Tarihçe-i Hayat sh: 333)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Yedi gökle yer ve onların içindekileri Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O Halîmdir, cezâ vermekte
acele etmez; Gafûrdur, günahları çokça bağışlar. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 334)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, vüs'at ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen teshir ve tedbir ve tedvir (döndürme) ve tanzim ve tanzif ve tavzif hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, semâvât bütün içindekilerle beraber Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 336)
Ve rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda... (Bakara Sûresi, 2:164)
(Tarihçe-i Hayat sh: 337)
İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan da Odur. O, kullarını gözetip koruyan ve her türlü övgüye lâyık olandır. (Şûrâ Sûresi, 42:28)
Gök gürültüsü Onu hamd ederek, tesbih eder. (Ra'd Sûresi, 13:13)
Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri alıverir. (Nûr Sûresi, 24:43)
(Tarihçe-i Hayat sh: 338)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, vüs'at ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen teshir ve tasrif ve tenzil ve tedbir hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, cevv-i semâ bütün içindekilerle beraber Onun vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 339)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir. (Rum Sûresi, 30:50)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, umumiyet ve şümul ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen, bütün zevilhayatın iaşesi için tohumların teshir ve tedbir ve terbiye ve feth ve tevzi ve muhafaza ve idaresi ve Rahmâniyet ve Rahîmiyet hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, arz bütün içindekiler ve üzerindekilerle Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 340)
Daha yok mu? (veya daha var mı?)
(Tarihçe-i Hayat sh: 341)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, genişlik ve intizamı gözle görünen teshir ve muhafaza ve iddihar ve idare hakikatlerindeki ihatanın büyüklüğünün şehadetiyle, denizler ve
nehirler bütün içindekilerle beraber Onun birlik içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 342)
Dağları direk (yapmadık mı?) (Nebe Sûresi, 78:7)
Yeryüzünde sâbit dağlar diktik." (Hicr Sûresi, 15:19)
Dağları sapa sağlam dikti. (Nâziât Sûresi, 79:32)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, Rabbânî ihtiyat maddelerinin bilmüşahede vâsi ve âmm ve muntazam ve mükemmel iddihar ve idare ve muhafaza ve tedbiri ve tohumların neşri hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, bütün dağlar ve sahrâlar bütün içindekiler ve üzerindekilerle beraber Onun vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 343)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
İman nimeti için Allah'a hamdolsun
(Tarihçe-i Hayat sh: 344)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mizanlı ve fesahatli yapraklarının ve süslü ve cezaletli çiçeklerinin ve intizamlı ve belâğatli meyvelerinin kelimeleriyle konuşan ve tesbih eden bütün ağaç ve nebat nevilerinin icmâı, birbirinin misli ve benzeri olan mahdut çekirdek ve habbeciklerden süslü ve birbirinden farklı ve mütenevvi, gayr-ı mahdut suretlerinin hepsinin birden fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, kasdî ve rahmetli in'âm ve ikram ve ihsan hakikatinin ve iradeli ve hikmetli temyiz ve tezyin ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, icmâ ile Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 345)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mevzun ve muntazam ve fasih hasselerinin ve kuvvelerinin ve hissiyat ve latîfelerinin kelimeleriyle ve mükemmel ve beliğ cihazat ve cevarih ve âlât ve âzâlarının kelimeleriyle hamd ve şehadet eden bütün
hayvanat ve tuyur nevilerinin ittifakı, birbirinin misli ve benzeri, mahsur ve mahdut sayıda yumurta ve katrelerden muntazam, muhtelif, mütenevvi ve gayr-ı mahsur suretlerinin fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, iradeli icad ve sun' ve ibdâ' hakikatinin ve kasdî temyiz ve tezyin hakikatinin ve hikmetli takdir ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 346)
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 347)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, bütün enbiyanın, tasdik edici ve tasdike mazhar mu'cizât-ı bâhirelerinin kuvvetiyle ittifakları, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 348)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, bütün asfiyanın, muhakkak ve müttefik ve parlak burhanlarının kuvvetiyle ittifakları, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
Ondan (C.C) başka ilah yoktur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 349)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, bütün evliyanın, muhakkak ve musaddak ve zahir keşif ve kerametlerinin icmâı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 350)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, insanların nazarına temessül eden ve beşerin havâs kısmıyla konuşan melâikenin ittifakı, birbirine tetabuk ve tevafuk eden ihbaratıyla, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 351)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, istidat ve mezheplerinin farklılığıyla beraber bütün münevver ve müstakim akıl sahiplerinin birbirine tetabuk eden kanaat ve yakînleri, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, birbirine mütebayin meslek ve meşreplerine rağmen bütün selim ve nuranî kalb sahiplerinin birbirine tetabuk eden keşifleri ve birbirine tevafuk eden müşahedeleri de, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 352)
Beşerin akıllarına ve fehimlerine göre konuşmak, bir tenezzül-ü İlâhîdir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 354)
(De ki:) Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi." (Kehf Sûresi, 18:109)
(Tarihçe-i Hayat sh: 355)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, tenezzülât-ı İlâhiyeyi ve mükâlemât-ı Sübhâniyeyi ve taarrüfât-ı Rabbâniyeyi ve kullarının münâcâtına mukabelât-ı Rahmâniyeyi ve mahlûkatına vücudunu ihsas eden iş'ârât-ı Samedâniyeyi mutazammın bütün hak vahiylerin icmâı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, teveddüd-ü İlâhiyeyi ve mahlûkatının duâlarına icâbât-ı Rahmâniyeyi ve kullarının istiğaselerine imdadat-ı Rabbâniyeyi ve masnuatına vücudunu bildiren ihsasat-ı Sübhâniyeyi mutazammın sadık ilhamların ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 356)
Ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1)
Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı. (Enfâl Sûresi, 8:17)
(Tarihçe-i Hayat sh: 362)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, Kur'ân'ının azamet-i saltanatı ve dininin haşmet-i vüs'ati ve kemâlâtının kesreti ve hattâ düşmanlarının tasdikiyle dahi ahlâkının ulviyetiyle, fahr-i âlem ve şeref-i nev-i benî Âdem olan Zât (a.s.m.), Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
Kezâ, O Zât (a.s.m.), zâhir ve bâhir ve musaddık ve musaddak yüzlerce mu'cizâtının kuvvetiyle ve dininin sâti' ve kàti' binlerce hakaik-i diniyesinin kuvvetiyle ve Ehl-i Beytinin icmâıyla ve basar sahibi Ashabının ittifakıyla ve ümmetinden burhan ve nuranî basiret sahibi muhakkiklerin tevafukuyla, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna şehadet ve Onu ispat eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 364)
Artık emrolunduğun şeyi, onların kafalarını çatlatırcasına apaçık bildir, söyle! (Hicr Sûresi, 15:94)
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. (Hadîd Sûresi, 57:1)
(Tarihçe-i Hayat sh: 368)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, melek ve ins ve cin ecnâsının makbulü ve mergubu olan, her dakikada bütün âyetleri nev-i insandan yüz milyonların lisanında kemâl-i ihtiramla okunan, saltanat-ı kudsiyesi arzın ve âlemlerin aktarında ve zamanın ve asırların yüzlerinde devam eden, nuranî hâkimiyet-i mâneviyesi arzın yarısında ve beşerin beşte birinde on dört asırdır kemâl-i ihtişamla cârî olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, Kur'ân, müşahede ve ayân ile, kudsî ve semâvî sûrelerinin icmâı ve nurânî ve İlâhî âyetlerinin ittifakı ve esrar ve envârının tevafuku ve hakaik ve semerât ve âsârının tetabukuyla Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna şehadet ve Onu ispat eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 370)
Amel defterleri açılıp yayınlandığında... (Tekvîr Sûresi, 81:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 373)
Allah'tan başka ilâh yoktur. Nazîri mümteni ve Ondan başka herşey mümkin ve Vâhid-i Ehad olan o Vâcibü'l-Vücud ki, mücessem bir kitab-ı kebîr, muazzam bir Kur'ân-ı cismânî, munazzam ve müzeyyen bir kasr ve muntazam ve muhteşem bir memleket olan bu kâinat, sûrelerinin ve âyetlerinin ve kelimelerinin ve harflerinin ve bablarının ve fasıllarının ve sayfalarının ve satırlarının icmâıyla ve erkânının ve envâının ve eczasının ve cüz'iyatının ve sekene ve müştemilâtının ve varidat ve masarifinin ittifakıyla, bütün ulema-i ilm-i kelâmın icmâına müstenit hudus ve tagayyür ve imkân hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle ve suret ve müştemilâtının hikmet ve intizamla tebdili ve huruf ve kelimatının nizam ve mizanla tecdidi hakikatinin şehadetiyle ve mevcudatında müşahede ve ayân ile görünen teâvün ve tecavüb ve tesanüd ve tedahül ve muvazene ve muhafaza hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
Yalnız Sana. (Fâtiha Sûresi, 1:5)
(Tarihçe-i Hayat sh: 376)
Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, (Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi.) (Kehf Sûresi, 18:109)
(Tarihçe-i Hayat sh: 377)
Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir." (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)
Allah'tan başka ilâh yoktur. O öyle bir Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehaddir ki, bütün güzel isimler, bütün yüce sıfatlar ve en yüce vasıflar Ona aittir. İrade ve kudretle icad ve halk ve sun' ve ibdâ' fiillerini, ihtiyar ve hikmetle takdir ve tasvir ve tedbir ve tedvir fiillerini, kasd ve rahmetle ve kemâl-i intizam ve muvazene ile tasrif ve tanzim ve muhafaza ve idare ve iaşe fiillerini tazammun eden faaliyet-i müstevliyenin devamı içinde görünen tezahür-ü
rububiyet ve onun içinde görünen tebarüz-ü ulûhiyet hakikatinin azametinin şehadetiyle; ve "Bütün kâinatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır" (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18.) meâlindeki âyet-i kerimenin hakikat-i esrarının azamet-i ihatasının şehadetiyle; bütün kudsî ve muhît sıfatlarının ve kâinatta tecellî eden bütün Esmâ-i Hüsnâsının icmâı ve kâinatta tasarruf eden bütün şuunat ve ef'âlinin ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.
(Tarihçe-i Hayat sh: 380)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, her türlü canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için Allah'ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden nice deliller vardır. (Bakara Sûresi, 2:164)
(Tarihçe-i Hayat sh: 394)
Ey su ile herşeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.
(Tarihçe-i Hayat sh: 397)
Allah, onların söyledikleri şeylerden pek münezzehtir ve pek büyük bir yücelikle yücedir. (İsrâ Sûresi, 17:43)
(Tarihçe-i Hayat sh: 398)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)
Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 399)
Denizli Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 401)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 402)
Kadere îmân eden kederden kurtulur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 405)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 408)
Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 409)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 410)
Biz, Allah'ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 411)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 412)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 414)
Namaza yaklaşmayın.. (Nisâ Sûresi, 4:43)
İçkili olduğunuz zaman.. (Nisâ Sûresi, 4:43)
(Tarihçe-i Hayat sh: 415)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 417)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 420)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
(Tarihçe-i Hayat sh: 421)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Rabbinin hükmüne sabret. Muhakkak ki Sen bizim gözetimimiz altındasın. Rabbini hamd ile tesbih et. (Tûr Sûresi, 52:48)
(Tarihçe-i Hayat sh: 422)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Yâ Rab! Âyetü'l-Kübrâ hakkı için beni helâketten kurtar, eman ve emniyet ver.
(Tarihçe-i Hayat sh: 423)
Yâni: "Sen, onların hassalarını topla ve mânalarını tahkik eyle, bütün hayır ve saadet onlar ile tamam olur."
Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir.
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Kadere îmân eden kederden kurtulur.
Rabbinin hükmüne sabret. Muhakkak ki Sen bizim gözetimimiz altındasın. Rabbini hamd ile tesbih et. (Tûr Sûresi, 52:48)
(Tarihçe-i Hayat sh: 424)
Allah neyi seçti ise, hayırlı olan odur.
Küfür ve dalâlet dışında her türlü halimiz için Allah'a hamd olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 425)
Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır. (Bakara Sûresi, 2:216)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 432)
İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1:55)
(Tarihçe-i Hayat sh: 438)
Gökleri ve yeri yarattı. (En'âm Sûresi, 6:1)
Göklerin ve yerin Rabbi. (Ra'd Sûresi, 13:16)
(Tarihçe-i Hayat sh: 439)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 440)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Kıyâmetin gerçekleşmesi ise göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır. (Nahl Sûresi, 16:77)
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir." (Rum Sûresi, 30:50)
(Tarihçe-i Hayat sh: 445)
Yine Onun âyetlerindendir ki, gök ve yer Onun emriyle ayakta durur. Sonra O sizi bir emirle çağırdığında derhal kabirlerinizden çıkarsınız. (Rum Sûresi, 30:25)
(Tarihçe-i Hayat sh: 446)
Amel defterleri açıldığında. (Tekvîr Sûresi, 81:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 447)
O Evveldir; O Âhirdir; O Zâhirdir; O Bâtındır (Hadîd Sûresi, 57:3)
"Evvel" olan Allah.
"Âhir" olan Allah.
"Zâhir" olan Allah.
"Batın" olan Allah.
(Tarihçe-i Hayat sh: 448)
Amel defterleri açıldığında. (Tekvîr Sûresi, 81:10)
O "Batın"dır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 449)
O Evveldir; O Âhirdir; O Zâhirdir; O Bâtındır (Hadîd Sûresi, 57:3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 453)
Emirdağ Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 460)
Herbir şeyde Onun bir olduğuna delâlet eden bir delil vardır. (İbnü'l-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, 1:24.
Bir saat tefekkür, bir sene nâfile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:78)
(Tarihçe-i Hayat sh: 476)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 477)
yâni "Birisinin hatâsiyle, başkası veya akrabası hatâkâr olmaz; cezaya müstehak olmaz."
İnsan ise, şüphesiz ki, çok zâlim ve çok nankördür. (İbrahim Sûresi, 14:34)
(Tarihçe-i Hayat sh: 478)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Yâni "Başkasının dalâleti sizin hidayetinize zarar etmez. Sizler, lüzumsuz onların dalâletleriyle meşgul olmayasınız..."
(Tarihçe-i Hayat sh: 479)
Düsturun mânası: "Zarara kendi râzı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz."
Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 482)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 483)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 485)
Bâkî olan sadece Odur.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 487)
Bazen sizin çirkin gördüğünüz, istemediğiniz bir şey, sizin hakkınızda hayırlı olur. (Bakara Sûresi, 2:216)
(Tarihçe-i Hayat sh: 490)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Bu, Rabbimin fadl ve ihsanıdır.
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 497)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar.
(Tarihçe-i Hayat sh: 498)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 500)
Birşey sizin için hayırlı olduğu halde, olur ki siz ondan hoşlanmayabilirsiniz. (Bakara Sûresi, 2:216)
Kadere iman eden, kederden emin olur. (ed-Deylemî, el-Müsned 1:113; el-Müsavî, Feyzu'l-Kadîr 3:187; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl 1:106)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 501)
De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi, yani Ehl-i Beytime muhabbettir. (Şûrâ Sûresi, 42:23)
(Tarihçe-i Hayat sh: 503)
Fitne kapılarını kapatmak şeriatın güzelliklerindendir.
Cenâb-ı Hak ellerimizi o kanlı hâdiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hâdiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım. (Ömer bin Abdülaziz'e ait bir söz. Şa'ranî, El-Yevâkit ve'l-Cevahir, 2:69; Bâcurî, Şerhü Cevheretü't-Tevhid, 334)
(Tarihçe-i Hayat sh: 504)
Allah'ın lâneti zâlimlerin ve münafıkların üzerine olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 508)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 514)
Hangi yüzü olursa olsun iman nurunu nasip ettiği için Allah'a hamd olsun!
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 516)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 518)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 520)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 521)
Biz sana ap açık bir fetih yolu açtık. Ve Allah sana pek şerefli bir zaferle yardım eder. (Fetih Sûresi, 48:1, 3)
(Tarihçe-i Hayat sh: 522)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
(Tarihçe-i Hayat sh: 524)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 528)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 529)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 533)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107)
(Tarihçe-i Hayat sh: 537)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107)
(Tarihçe-i Hayat sh: 541)
Afyon Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 551)
Öfkelerini yutanlar ve insanları affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134)
(Tarihçe-i Hayat sh: 556)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Onunla yardım isteriz..
(Tarihçe-i Hayat sh: 564)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 566)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
(Tarihçe-i Hayat sh: 568)
Her türlü musîbet karşısında söylediğimiz söz şudur: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
(Tarihçe-i Hayat sh: 573)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır. (Enfâl Sûresi, 8:40; Hac Sûresi, 22:78)
Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (Fâtiha Sûresi, 1:2)
(Tarihçe-i Hayat sh: 575)
Ey Peygamber, eğer insanlar Senden yüz çevirirse, Sen, de ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)
(Tarihçe-i Hayat sh: 581,84)
(Biz) her türlü musîbet karşısında (şöyle deriz): Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Tarihçe-i Hayat sh: 585)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır. (Bakara Sûresi, 2:216)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 591,93)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 594,95)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hayır, Allah'ın seçtiği şeydir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 596)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Kadere iman eden, kederden emin olur. (ed-Deylemî, el-Müsned 1:113; el-Müsâvî, Feyzu'l-Kadîr 3:187; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl 1:106)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 600)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hayır, Allah'ın seçtiği şeydedir.
(Tarihçe-i Hayat sh: 601)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 612)
Isparta Hayatı
(Tarihçe-i Hayat sh: 616)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 618)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164)
Milletin efendisi, onlara hizmet edendir. (el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml, 1:450, Hadis no: 1668; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463)
(Tarihçe-i Hayat sh: 620)
Allah'ım, erkek ve kadın bütün mü'minleri bağışla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 621)
Mü'minin mü'mine bağlılığı, parçaları birbirini kurşunla tutan bina gibidir. (Buharî, Salât: 88, Edeb: 36, Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Neseî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409)
(Tarihçe-i Hayat sh: 641)
Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara Sûresi, 2:153)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Tarihçe-i Hayat sh: 643)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Kim ciddî olarak arayış içine girerse, bulur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 653)
Bu Rabbimin lütfudur. (Neml Sûresi, 27:40)
(Tarihçe-i Hayat sh: 658)
Meali: "Haberiniz olsun ki o küfür edip halkı Allah yolundan meneyleyen ve hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra Peygambere karşı gelenler, hiçbir zaman Allaha zerrece bir zarar edecek değiller. O, onların amellerini heder edecektir." (Muhammed Sûresi, 47:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 659)
Meali: "Ey bütün iman edenler.. Allaha ve Resûlüne itaat edin de amellerinizi ibtal eylemeyin." (Muhammed Sûresi, 47:33)
(Tarihçe-i Hayat sh: 660)
Meali: "Onlar Allahın nurunu ağızlariyle söndürmek istiyorlar. Allah ise, -muhakkak- nurunu tamamlamak (tamamen parlatmak) istiyor.. kâfirler hoşlanmasalar da." (Tevbe Sûresi, 9:32)
(Tarihçe-i Hayat sh: 663)
Bâkî olan sadece Odur.
(Tarihçe-i Hayat sh: 666)
Ey îmân edenler! Allah'a itaat edin; Peygambere ve sizden olan idarecilere de onlar, şeriatın hükümlerine uydukları takdirde itaat edin. (Nisâ Sûresi, 4:59)
(Tarihçe-i Hayat sh: 690)
Göklerin ve yerin Rabbi, terbiye edicisi. (Zuhruf Sûresi, 43:82; Duhân Sûresi, 44:7)
Onun gücü herşeye yeter. (Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9)
(Tarihçe-i Hayat sh: 691)
Allah'a hamd olsun, bu Rabbimin bir ihsanıdır.
(Tarihçe-i Hayat sh: 704, 15,17,20)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164)
(Tarihçe-i Hayat sh: 707,713)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 714)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 726)
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
(Tarihçe-i Hayat sh: 735)
İmam Habiburrahman Şakir
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Tarihçe-i Hayat sh: 738)
Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
Âsâr-ı Bedîiyye
Bu Âsâr-ı Bedîiyye kitabındaki bahisler, 1908 ll.Meşrutiyet Hürriyet İnkılabından az önce İstanbula gelen Bediüzzaman Hazretlerinin 1922 yılına kadar gazetelerde yazdığı makalelerin, verdiği nutukların ve yazdığı kitapların tamamıdır. Ancak İşarat-ül İ'caz ve Mesnevi Nuriye ad-lı kitaplar da bu dönemde yazılmasına rağmen, hacim büyüklüğünden dolayı müstakil neşredilmiştir.
Nokta Risalesi
İman erkânının ispatının yapıldığı bu risale, 1919 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 7)
Marifetullahın (c.c.) nurundan bir nokta.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 8)
Duru ve saf olanı al.
Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine iman ettim. Ölümden sonra diriliş haktır. Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik ederim. Muhammed'in, Allah'ın resulü olduğuna da şahitlik ederim.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 9)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Peygamberlerin hâtemi olan Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm olsun.
Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hayydır, O Kayyûmdur. (Bakara Sûresi, 2:255)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 10)
Hiçbirşey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'a giden yollar, mahlukâtın nefesleri sayısıncadır.
Bir kitaba benzeyen kâinatın satırlarını düşünerek oku! Çünkü, onlar sana mele-i âlâdan gelen birer mektuptur.
"Sahife-i âlemin eb'âd-ı vâsiasında Nakkaş-ı Ezelînin yazdığı silsile-i hâdisâtın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Ta ki mele-i âlâdan uzanan şu selâsil-i resâil, seni âlâyı illiyyîn-i tevhide çıkarsın."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 11)
Sen her türlü noksandan münezzeh ve uzaksın. Bizim hiç bir kudretimiz yoktur. Şüphesiz ki Sen Azîzsin, Senin kudretin herşeye galiptir; Hakîmsin, Senin her işin hikmet iledir.
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 14)
Resûlüm) sen 'Allah' de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar. (En'âm Sûresi, 6:91)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 16)
Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun? (Mülk Sûresi, 67:3)
Onlar bilmiyorlar mı ki? (Bakara Sûresi, 2:77)
Hiç akletmiyorlar mı? (Yâsin Sûresi, 36:68)
Hiç düşünmez misiniz? (Yûnus Sûresi, 10:3)
İbret alınız. (Haşir Sûresi, 59:2)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 19)
Onun benzeri hiçbirşey yoktur. Münezzehtir o Zât ki, şiddet-i zuhurundan ihtifâ etmiştir. Münezzehtir o Zât ki, zıddı ve rakibi olmadığı için istitar etmiştir. Münezzehtir o Zât ki, esbabı izzetine perde yapmıştır.
Mükevvenatta Allah'tan başka müessir yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 20)
Serâ nerede, Süreyyâ nerede? Herşeyi gösteren ışık nerede, herşeyi örtüp saklayan zulmet nerede?
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 21)
Evliyaya tuzak olan hayaller, ilâhî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.
Allah'ın eserlerini, nimetlerini tefekkür edin; Onun zâtını tefekkür etmeyin. Çünkü buna güç yetiremezsiniz. (El-Münâvî, Fey-zü'l-Kadîr, 3:262-263)
İnsan, kendi hakikatini dahi idrak etmekten âciz iken, herşeyden önce var olan ve herşeyi ceberutiyet-i mutlaka ile hükmü altında tutan Zâtı nasıl idrak edebilir? O Cebbâr-ı Zîkıdem ki, herşeyi ilk olarak yoktan yaratmış ve inşa etmiştir; sonradan var olup can bulanlar Onu nasıl idrak etsin? (İmam-ı Ali'ye (r.a.) ait olduğu rivayet edilmektedir. bk. Dîvân u İmamı Ali, Beyrut)
Allah'a giden yollar, mahlûkatın nefesleri kadardır, nihayetsizdir. Mârifetullahın bürhanları nefesler kadar hadsizdir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 22)
Ey insanlar, ibadet ediniz. (Bakara Sûresi, 2:21)
Eğer indirdiklerimizden herhangi bir şüphe içindeyseniz. (Bakara Sûresi, 2:23)
Onlar, âhirete de kesin olarak iman etmiş kimselerdir. (Bakara Sûresi, 2:4)
Muvaffakiyet sadece Allah'tandır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 27)
Melekler ve Cebrâil o gecede Rablerinin izniyle yeryüzüne iner. (Kadir Sûresi, 97:4)
O ateşin başında, Allah'ın emrine karşı gelmeyen ve verilen emri yerine getiren haşin ve şiddetli melekler vardır. (Tahrîm Sûresi, 66:6)
O, evlât edinmekten ve her türlü kusurdan münezzehtir. Melekler ise, Allah'ın ikramda bulunduğu kullardır. Allah emretmedikçe bir söz söylemezler; ancak Onun emriyle hareket ederler. (Enbiyâ Sûresi, 21:26-27)
De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'ân'ı dinledikleri bana vahyolundu. (Cin Sûresi, 72:1)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 28)
Ölümden sonra diriliş hak ve gerçektir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 31)
O sizi halden hale sokarak yaratmıştır. (Nuh Sûresi, 71:14)
De ki: Onu ilk önce kim yaratmışsa tekrar O diriltecek. (Yâsin Sûresi, 36:79)
Rabbin, kullarına haksızlık edecek değildir. (Fussilet Sûresi, 41:46)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 33)
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 35)
Onun hiçbir benzeri yoktur. (Şûrâ Sûresi, 42:11)
En yüce sıfatlar Allah'ındır (En yüce misaller Allah'a ve Onun sıfatlarına aittir.) (Nahl Sûresi, 16:60)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 36)
"Ol ! "
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 37)
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Güneş dürülüp toplandığında, yıldızlar döküldüğünde; dağlar yürütüldüğünde. (Tekvîr Sûresi, 81:1-3)
Gök çatlayıp yarıldığı zaman; yıldızlar saçıldığı zaman; denizler kaynayıp fışkırdığı zaman. (İnfitar Sûresi, 82:1-3)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 38)
O gün yeryüzü başka bir şekle girer. (İbrahim Sûresi, 14:48)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 39)
Ayrılın bir tarafa bugün, ey suçlular! (Yâsin Sûresi, 36:59)
Daimî kalmak üzere Cennete giriniz. (Zümer Sûresi, 39:73)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 42)
Kur'ân'ın beyânından sonra artık beyân yoktur.
Evet, Güneş doğduğu zaman yıldızlar gizlenir, kandiller söner!
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan 'Ne oluyor buna?' der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir. O gün insanlar yaptıklarının karşılığını görmek için hesap yerinden bölük bölük dönerler. Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfatını görür. Kim de zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür. (Zilzal Sûresi, 99:1-8)
İman eden ve güzel işler yapanları müjdele: Altlarından ırmaklar akan Cennetler onlarındır. O Cennetlerden rızık olarak bir meyve yediklerinde, 'Bu daha önce yediğimiz rızıktandır' derler. Rızıkları, dünyadakine benzer şekilde kendilerine sunulur. Orada onlar için ter temiz kadınlar vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. (Bakara Sûresi, 2:25)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 43)
Şuâât-ü Mârifetü'n-Nebîyy
Risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) ispatının yapıldığı bu risale, 1921 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 45)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur, yine ben şehadet ederim ki, Muhammed (a.s.m.) Allah'ın kulu ve peygamberidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 46)
Allah'ım! Senin Vücub-u Vücuduna delâlet eden Muhammed'e (a.s.m.) salât ve selâm et.
Birşeye sebep olan onu yapan gibidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 50)
Fıtrî karagözlülük, sunî (yapma) karagözlülük gibi değildir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 51)
Bütünde bulunan hüküm, o bütünün hiç bir ferdinde tek başına yoktur.
Onun ahlâkı Kur'ân idi. (Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn: 139; Ebû Dâvud, Tatavvu': 26; Nesâi, Tetavvu': 2; Müsned, 6:54, 91, 163, 188, 216; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 5:170; İbni Hibban, Sahih, 1:345, 4:112.)
Hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin. (Kalem Sûresi, 68:4)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 52)
Korkma! Allah bizimle beraberdir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 53)
Ona bu kıssaları hikâye ederek ruhunu mâzinin derinliklerinde ve geleceğin şahikalarında gezdiren ve olayların karanlık köşelerindeki esrar perdesini onun için kaldırana yemin olsun ki, Onun
keskin gözü kendisini şaşırtmayacak kadar dikkatlidir. Ve Onun hak olan mesleği ise insanları aldatmaktan uzaktır. Buna da ihtiyacı yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 62)
(Kur'ân'ın) mislinden bir sûre getiriniz. (Bakara Sûresi, 2:23)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 65)
O (Kur'ân) ancak kendisine vahyolunan bir vahiydir. (Necm Sûresi, 53:4)
Harflerle muaraza, çekişme, kavga.
Kılınçla dövüşme, muharebede vuruşma.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 66)
O Rahmân ki, hükümranlığı Arşı kaplamıştır. (Tâhâ Sûresi, 20:5)
Cenab-ı Hakk'ın insanların akıl seviyelerine inerek hitap etmesi. "Yani, teşbihlerle beşerin akıl ve idrakleri seviyesine inen ilahî tenezzülleridir. Şu İlahî tenezzül ise, yani seviyelerine inerek, idraklerine göre hakikati anlatması, onların zihinlerini ünsiyetlendirmek içindir."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 67)
1333 h. (1915-1916) yılında, hasta halimde, uyku ile uyanıklık arasında "Güneş döner" ayeti hakkında kalbime bu mana doğdu.
Yâni, kendi müstakarrında mihveri üzerinde (yörüngesinde) Allah'ın emriyle cereyanı, manzumesini (gezegenlerini) tanzim eden câzibesinin tevlidi (çekim gücünün meydana gelmesi) içindir.
Eğer Şems (Güneş) silkinmese meyveleri düşecek. Silkinse yemişleri olan seyyaratın istikrarları temin edilir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 68)
Bahsini ettiğimiz, üzerinde durduğumuz, meselemiz.
İnsanlarla anlayış seviyelerine göre konuş.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 69)
Dedi, söyledi.
Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı Öğretene and olsun ki, Beşîr ve Nezîr olan Zâtın nazarı ve herşeyi inceden inceye tetkik eden basireti, hakikati hayale karıştırmak veya benzetmekten yüce, dakik ve parlak; hak olan mesleği ise, insanları aldatmak veya yanıltmaktan müstağni, münezzeh ve yücedir. Buna da ihtiyacı yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 70)
Hiç şüphesiz Sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin. (Kalem Sûresi, 68:4)
Onun (a.s.m.) ahlâkı Kur'ân idi.
Allah için buğz etmek.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 71)
Ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 72)
Allah'ım bütün nurların Onun nurundan meydana geldiği Peygambere salât olsun.
Zemin Onun hilmi ile sâkin, gökkubbe Onun aşkıyla coşkun.
İki nergiz gözlerin ki "Gözü şaşırıp kaymadı" âyetini okudu.
Anber kokulu zülüfleri ki "kararan geceye ond olsun" âyetini okudu.
Ey Câmi, "biz senin göğsünü açmadık mı?" âyetinin okunması, Onun göğsünün sırrına işaret eder.
"Sübhânellezî esrâ" âyeti Onun mi'racına işaret eder.
Molla Cezîrî-i Kürdî ne güzel söylemiş:
Ehadiyet güneşine ayna kıldı Muhammed adını, (ayna gibi O'nun rengiyle sıfatlanmış)
Acemde gösterdi Arap diyarında parlayan nurun tecellîsini. (Arabistanda parladı ama dünyanın her tarafında o nur tecellî etti.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 74)
Allah onların mükâfatını en güzel şekilde versin.
Bizi, kendisine iman etmeye çağırdığınız "Allah'ın varlığına ve birliğine" delâlet eden açık delil nedir?
Kâinatın satırlarını dikkatle mütalâa et. Zira onlar, Mele-i Âlâdan sana gönderilmiş mektuplardır.
Herşeyde Allah'ın birliğini gösteren bir delil vardır.
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi. (Enbiyâ Sûresi, 21:22)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 75)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
De ki: O... (İhlâs Sûresi, 112:1)
Yani: Hakikat nazarıyla bakıldığında âlemde görünen herşey Ondandır ve ancak Ona delâlet eder.
Allah birdir. (İhlâs Sûresi: 112:1)
Yani: Aslâ Ondan başka mâbud yoktur.
Allah Samed'dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbirşeye muhtaç değildir. (İhlâs Sûresi: 112:2)
Yani: Aslâ Ondan başka Hâlık ve Rab yoktur.
Yani, mutlak manada Allah'dan başka Kayyûm ve Gâniyy yoktur.
O doğurmamıştır. (İhlâs Sûresi, 112:3)
O doğmamıştır. (İhlâs Sûresi, 112:3)
Ve hiçbirşey Onun dengi değildir. (İhlâs Sûresi, 112:4)
Onun hiçbir benzeri yoktur. O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir. (Şûrâ Sûresi, 42:11)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 76)
Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka bir ilâh yoktur, yine ben şehadet ederim ki, Muhammed (a.s.m.) Allah'ın kulu ve peygamberidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 77)
Rumûz
Kur'anın i'cazının ispatı yapıldığı bu risale, 1921 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 79)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 80)
Allah için buğz etmek, kızmak, öfkelenmek.
Allah için muhabbet etmek, sevmek, memnun olmak.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 81)
Nûr üstüne nûr.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 82)
Hak daima üstün gelir; hakka galebe edilmez
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 84)
İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
Altın (ve gümüşü) yığıp da (onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!) (Tevbe Sûresi, 9:34)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 85)
Rabbinin ordularını Ondan başkası bilemez. (Müddessir Sûresi, 74:31)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 87)
İşârât
Bu risale, 1918-1922 yılları arasında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 88)
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 89)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3)
Sadaka verirler.
Tezkiye ederler (temizlerler).
O şeylerden.
...den, ...dan.
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden. (Bakara Sûresi, 2:3)
Rızık olarak verdik
Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Benim (Allah). (Ayrıca bk. Zâriyat Sûresi, 51:58)
Bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 90)
Bağışta bulunurlar. (Bakara Sûresi, 2:3)
Zekat İslamın köprüsüdür. (el-Münzirî, et-Terğîb ve't-Terhîb, 1:517)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 91)
Eğer sizden (sabırlı) yirmi (kişi) bulunursa (iki yüz kişiye gâlip gelir. Sizden sabreden yüz kişi olsa, kâfirlerden bin kişiye gâlip gelir. Çünkü onlar anlayıştan mahrum bir topluluktur.) (Enfâl Sûresi, 8:65)
Denizde akıp giden gemilerde... (Bakara Sûresi, 2:164; İbrahim Sûresi, 14:32; Hac Sûresi, 22:65; Lokman Sûresi, 31:31)
Uhdud Ashâbına lânet olundu. (Tutuşturdukları ateşin karşısına oturur, mü'minlere yaptıkları işkenceleri seyrederlerdi.) (Burûc Sûresi, 85:4)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 92)
(Aşura)
Türkçesi:
S- Kimsin? Ölsen yine sen misin? Bedenin inhilali ruhun şahsiyetine tesir etmez mi?
C- Ben bu anda, seksen Said'den telhis ile tezahür etmişim. Onlar müselsel şahsî kıyametler ve müteselsil istinsahlar ile çalkalanıp şu zamana beni fırlatmışlar.
(Haşiye: Müstensih kalem-i kudrettir.)
Şu (Said) yetmiş dokuz meyyit, bir hayy-ı nâtıkın fihristesidir. Eğer zamanın suyu donup dursa, mütemessil olan o Saidler birbirlerini görseler, şiddet-i tehalüften birbirlerini tanımayacaklardır.
Ben onların üstünde yuvarlandım; hasenat, lezzat dağıldı kaldı. Seyyiat, âlâm toplandı, yüklendi. Nasıl ki şimdi o merhalelerde daima ben benim.
Öyle de: Mevtimle gelecek menzillerde de yine ben benim. Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir; yırtılmış Said'i atar, yeni Said'i giyer.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 93)
Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan Allah'ın şânı ne yücedir! (Mü'minûn Sûresi, 23:14)
Süreyya (Ülker Takım Yıldızı) nerede, sera (yer, dünya) nerede? Yani yerden göğe kadar farklı. (İmkansızlık ifadesi.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 94)
Her türlü kusurdan münezzehtir o Zat ki, şiddet-i zuhurundan gizlenmiştir.
Evet, adem-i zıttı olmadığından istitar etmiş olan Zât-ı Akdes her türlü noksandan münezzehtir. Cennet olmasa, Cehennem tâzip etmez. Zemherir olmasa, yakmaz.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 95)
Allah'ım aramıza düşmanlık verme, bizi birbirimize düşürme!
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 97)
Tulûât
İçtimai mevzular ihtiva eden bu risale, 1921 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 99)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Allah'a hamd olsun ki, şöyle buyurmuştur: "İhtilâfa düşmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider... Sabredin..." (Enfâl Sûresi, 8:46)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 100)
Allah için muhabbet etmek.
Allah için buğz etmek.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 103)
Herşeyin en güzel ve hoş olan yönünü al!
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 105)
Allah için muhabbet etmek.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 106)
Musibet geldikçe bana bağırıyorlar. Tatlı yendikçe Cündüp (bir nevi çekirge) çağrılıyor. Kötü günde beni arayanlar, iyi günde neden beni arayıp sormazlar." diyerek serzenişte bulunuyor. Yani musibette de sevapta da adilane paylaşmak esas olmalıdır. İyiliği kuvvetlilere kötülüğü zayıflara taksim etmek adilane bir yaklaşım değildir.
Katil miras alamaz. (Tirmizî, Ferâiz: 17; Ebû Dâvud, Diyât: 18; Dârimî, Ferâiz: 41; İbn-i Mâce, Ferâiz: 8:, Diyât: 14; Müsned, 1:49)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 107)
Keşke tamamen unutulmuş olaydım.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 109)
Rıza gözü, ayıplara karşı kördür. Lâkin kem göz, düşmanlık bakışı ise kusurları ortaya çıkarır. (Ali Mâverdî, Edebü'd-Dünyâ ve'd-Dîn, s.10; Dîvânü'ş-Şâfiî, s.91)
Gerçek hile, hileleri terk etmektir.
(Resûlüm) sen 'Allah' de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar. (En'âm Sûresi, 6:91)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 110)
Beni rüyada gören, hakikaten Beni görmüştür. (Buharî, İlim: 38; Müslim, Rüya: 10-11; Tirmizî, Rü'ya: 4)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 111)
Hutuvât-ı Sitte
Bu eser, 1920'de İngilizlerin İstanbul'u işgali zamanında hem Türkçe ve hem Arabça olarak müellifi tarafından yazılmış ve neşredilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 113)
Kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım
Şeytanın izini takip etmeyin. (Bakara Sûresi, 2:168, 208; En'âm Sûresi, 6:142)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 116)
Allah kimseyi şaşırtmasın. Şaşırtırsa süründürmesin. Süründürürse de fahişce (deli) etmesin. Fahişce (deli) ederse, rezil etmesin. Rezil ederse de, perişan etmesin. Perişan ederse de sersem ve sarhoş, âvâre etmesin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 117)
Zaruretler, yasakları mübah kıldığı gibi zorlukları da kolaylaştırır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 119)
Sünûhât
Çeşitli âyet tefsirlerini ihtiva eden bu risale, 1920 yılında İstanbul'da Türkçe olarak te'lif edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 120)
Her şeyin en güzelini ve hoş olan yönünü al
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 121)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
İmân edip güzel işler yapanlar. (Ra'd Sûresi, 13:29)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 122)
Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir. (İnfitar Sûresi, 82:14)
Birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız ve aranızdaki münasebetleri bilesiniz diye, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. (Hucurât Sûresi, 49:13)
Yoksa, sizi kabile kabile yaptım ki, yekdiğerinize karşı inkârla yabanî bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir.
Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah'a ait olmasın. (Hûd Sûresi, 11:6)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 123)
Asıl hayata mazhar olan ise âhiret yurdudur. (Ankebût Sûresi, 29:64)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 124)
Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Doğrusu onlar diridirler; lâkin siz farkına varmazsınız. (Bakara Sûresi, 2:154)
Yani: Onlar kendilerini ölmemiş diriler olarak hissederler.
Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de birisini diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur (Yani, kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur) (Mâide Sûresi, 5:32)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 126)
Yani: Kim de birisini diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 127)
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Kim bütün insanları diriltmeye muktedir olamazsa; bir tek nefsi de diriltmeye muktedir olamaz.
Ve sâire... Diğerlerini de buna kıyas et!
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 128)
En yüce misaller, sıfatlar Allah'a mahsustur. (Nahl Sûresi, 16:60)
Onun hiçbir benzeri yoktur. (Şûrâ Sûresi, 42:11)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 130)
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
Allah'ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim. (Âl-İ İmrân Sûresi, 3:64)
Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor. (Rum Sûresi, 30:19)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 131)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
Gerçekten o (insan), çok zâlim ve çok câhildir. (Ahzâb Sûresi, 33:72)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 132)
Yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın? (Bakara Sûresi, 2:30)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 133)
Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın; ayrılığa düşüp dağılmayın. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:103)
Elif lâm mim. Şu yüce kitap ki, onda asla şüphe yoktur. O, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlar için bir yol göstericidir. (Bakara Sûresi, 2:1-2)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 135)
Onların işleri, aralarında yaptıkları istişare iledir. (Şûrâ Sûresi, 42:38)
İşlerinde onlarla istişare et. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:159)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 138)
Muvaffakiyet, başarı Allah'dandır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 143)
Verilecek cezâ yapılan iş ve davranışın türüne göredir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 144)
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.
Mânâsı kendisinden başkasına delâlet eder
Mânâsı kendisine delâlet etmez.
Mânâsı kendisine delâlet eder.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 146)
İnsan ise, şüphesiz ki, çok zâlimdir. (İbrahim Sûresi, 14:34)
Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (En'âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 147)
Ve buna kıyas et.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 148)
İbret alınız! Ders çıkarınız!
Zaruretler, yasakları mübah kıldığı gibi zorlukları da kolaylaştırır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 151)
Deva-ül Ye's
Bu küçük risale, Miladi 1912 de ikinci tab'ı yapılan Arabî "Hutbe-i Şamiye" eserinin ikinci zeyli olarak İstanbul'da "Matbaa-i Ebuzziya" da tab' edilmiştir. Bilâhere 1920 Miladi tarihinde "Evkaf-ı İslâmiye" matbaasında tab' edilen "Sünûhât" kitabının âhirinde yeniden Arabçalarıyla beraber tab' edilmişlerdir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 153)
Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla.
Birbirinizi gıybet etmeyin (arkadan çekiştirmeyin)! [Hucurât Sûresi, 49:12] buyuran Allah'a hamd olsun. Salât da "Kim ki insanlar helâk oldu, insanlar helâk oldu derse, o kimse onların en fazla helâk olanıdır." [Müslim, Birr: 139; Ebû Dâvud, Edeb: 77; Muvatta', Kelâm: 2; Müsned, 2:272, 342, 465, 517] buyuran Muhammed'e olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 156)
Birbirinizi gıybet etmeyin (arkadan çekiştirmeyin)! (Hucurât Sûresi, 49:12)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 158)
Dünya mü'minin zindanı, kâfirin Cennetidir. (Müslim, Zühd: 1; Tirmizî, Zühd: 16; İbni Mâce, Zühd: 3; Müsned, 2:197, 323, 389, 485)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 159)
Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır. (İnşirah Sûresi, 94:6)
Her gelecek şey yakındır. (İbni Mâce, Mukaddeme:7)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 161)
Muhâkemat (Türkçesi)
Bu eserin Türkçesi "Muhakemat", Arapçası "Reçetetül Ulema" veya "Reçetetül Havas" olarak her iki tarzda, 1910 yılında te'lif edilip, 1911 ve 1912 de tab' edilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 163)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 164)
Cihanın bütün arslanlarının bağlandıkları bir zinciri hileci bir tilkinin koparmasına imkân var mıdır?
.. Namaza yaklaşmayın. (Nisâ Sûresi, 4:43)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 174)
Yani: "Tanin sizden, bal benden..." (Ses vermek sizden, bal vermek benden.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 180)
İki dağın arası. (Kehf Sûresi, 18:96)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 181)
Bilmeden,hissetmeden..
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 186)
Muhakkak Hak geldi, bâtıl yok oldu. (İsrâ Sûresi, 17:81)
Düşmanların engellemelerine rağmen.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 187)
Bakmazlar mı? (Gâşiye Sûresi, 88:17)
Bakınız! (Âl-i İmrân Sûresi, 3:137; Nahl Sûresi, 16:36; Neml Sûresi, 27:69; Ankebût Sûresi,; 29:20; Rum Sûresi, 30:42)
Onlar hiç düşünmezler mi? Hâlâ gereği gibi düşünmeyecekler mi? (Nisâ Sûresi, 4:82; Muhammed Sûresi, 47:24)
Düşünmüyorlar mı? (En'âm Sûresi, 6:80; Secde Sûresi, 32:4)
Düşünün! (Sebe Sûresi, 34:46)
Farkında değiller. (Bakara Sûresi, 2:9; Âl-i İmrân Sûresi, 3:69; En'âm Sûresi, 6:26,123; Nahl Sûresi, 16:2)
Aklını kullanıyorlar. (Bakara Sûresi, 2:164; Ra'd Sûresi, 13:4; Nahl Sûresi, 16:12, 67; Hac Sûresi, 22:46; Furkân Sûresi, 25:44; Ankebût Sûresi, 29:35; Rum Sûresi, 30:24, 28; Câsiye Sûresi, 45:5)
Aklını kullanıp anlamazlar. (Bakara Sûresi, 2:170, 171; Mâide Sûresi, 5:87, 103; Enfâl Sûresi, 8:22; Yûnus Sûresi, 10:42, 100; Ankebût Sûresi, 29:63; Zümer Sûresi, 39:43)
Biliyorlar. (Bakara Sûresi, 2:75. (Kur'ân'da 32 yerde geçmektedir.))
Bundan ibret alın, ey basiret sahipleri! (Haşir Sûresi, 59:2)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 192)
Sonra (Allah) Arş'a istiva etti (oturdu, yükseldi, onu kapladı, onda karar kıldı). (A'râf Sûresi, 7:54; Yûnus Sûresi, 10:3; Ra'd
Sûresi, 13:2; Furkan Sûresi, 25:59; Secde Sûresi, 32:4; Hadîd Sûresi, 57:4)
Allah'ın eli (kudreti) onların ellerinin (güçlerinin) üstündedir.(Fetih Sûresi, 48:10)
Allah (ın emri) geldi. (Fetih Sûresi, 48:10)
(Nihâyet gün batısına vardı ve güneşin hararetli ve) çamurlu bir çeşme suyunda gurub etti(ğini gördü.) (Kehf Sûresi, 18: 86)
Güneş de (onlar için bir delildir ki,) kendisine tâyin edilmiş bir yörüngede akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
Kendisinde hiçbir şekilde şüphe olmayan O kitap (Kur'ân). (Bakara Sûresi, 2:2)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 193)
Yani: Ben ve kıyamet bu iki parmak gibiyiz. Mabeynimizde tavassut edecek peygamber yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 194)
Şikâyetler yalnızca Allah'adır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 199)
Güneş (de onlar için bir delildir ki,) kendisine tâyin edilmiş bir yörüngede akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
Yayılmış. (Gâşiye Sûresi, 88:20)
Yeri yayıp döşedi. (Nâziât Sûresi, 79:30)
Gökteki dağ gibi bulutlardan Allah dolu taneleri indirir. (Nûr Sûresi, 24:43)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 201)
İsteyerek emrine uyduk, geldik. (Fussilet Sûresi, 41:11)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 203)
Kâinatta Allah'tan başka Müessir-i Hakiki yoktur.
İşte bu dilediğini yapmaya kàdir olan ve herşeyi hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir. (En'âm Sûresi, 6:96; Yâsin Sûresi, 36:38; Fussilet Sûresi, 41:12)
Bütün av, yaban eşeğinin karnındadır (Yani onu avlayan av ihtiyacını karşılar ve başka avlara ihtiyacı kalmaz).
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 204)
İşitenin, beklemediği bir cevapla karşılaşması (Beklenilmeyen şeyi işitmek).
Sana yeni doğan aylardan soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için birer zaman ölçüsüdür. (Bakara Sûresi, 2:189)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 205)
Kaf. Şerefi pek yüce olan Kur'ân'a yemin olsun. (Kâf Sûresi, 50:1)
Aslı yoktur. (Hadis tahrîci yapan âlimlerin, kaynağını tesbit edemedikleri hadisler için "Bu hadisin kaynağı yoktur veya bu hadis, temel kaynaklarda yer almamaktadır" anlamında Hadis ilminde kullanılan bir ifade.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 209)
(Nihayet gün batısına vardı ve güneşin) hararetli ve çamurlu bir çeşme suyunda gurub etti(ğini gördü.) (Kehf Sûresi, 18: 86)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 212)
Dağları zemininize kazık ve direk yaptık. (Nebe Sûresi, 78:7)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 213)
Yeri yayıp döşedi. (Nâziât Sûresi, 79:30)
Yayılmış. (Gâşiye Sûresi, 88:20)
Döşenip düzenlendi. (Zâriyat Sûresi, 51:48)
(Nihayet gün batısına vardı) ve güneşin hararetli ve çamurlu bir çeşme suyunda gurub ettiğini (gördü). (Kehf Sûresi, 18: 86)
Fakat benden önce ağladılar, ağlamak için beni heyecana getirdiler. Benim ağıtlarıma acıyan merhamet sahipleri nerede?
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 216)
Gökteki dağ gibi bulutlardan Allah dolu taneleri indirir. (Nûr Sûresi, 24:43)
Güneş (de onlar için bir delildir ki,) kendisine tâyin edilmiş bir yörüngede akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
Onlar gümüş beyazlığında, billûr berraklığında kaplardır. (İnsan Sûresi, 76:16)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 217)
Gökteki dağ gibi bulutlardan dolu taneleri. (Nûr Sûresi, 24:43)
Güneş (de onlar için bir delildir ki,) kendisine tâyin edilmiş bir yörüngede akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
Akıp gider...
Yörüngesinde...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 218)
Akıp gider...
Yörüngesinde...
Balı ye, kaynağını sorma.
Söyledi, dedi.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 219)
Unsurlar dört tane olup melekler de onlardan (nur unsurundan) yaratılmışlardır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 222)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Bütün kelimat-ı tayyibeler Allah'a mahsustur ve bütün salâvat ve dualar Onun Nebisinin üzerine olsun
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 224)
Yani, "Mumâtala-i hak perdesi altında hulfü'l-va'd benimle konuşuyor. Der: Aldanma! Onun için, sînemde ümitlerim yeis ile kavgaya başladılar; o mütezelzilhane olan sadrımı harap ediyorlar."
"Yani: Yağmurun geç gelmesini ona teşekki eder, mahbubun ağız suyu gibi suyunu emer."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 226)
Haramla dolmuş olan gözlerinden gözyaşı akıt ve pişmanlık perhizine sarıl.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 227)
Yasin
Çürümüş kemikleri kim diriltecek? (Yâsin Sûresi, 36:78)
Var mı meydana çıkan!
İbarelerimiz ayrı ayrı ise de, senin hüsnün birdir. Hepsi de o hüsne işaret ediyorlar.
Zenav. (Havuz)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 228)
And olsun ki, Rabbinin azabından küçük bir esinti onlara hafifçe dokunacak olsa... (Enbiyâ Sûresi, 21:46)
Şayet.
Hafifçe dokundu.
Küçük bir esinti, bir üfürük
...dan
(Az) bir azap
Rabbin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 229)
Yani, dedi: "İhtiyar oldun." Dedim: "Değildir; belki mesaib-i dehrin gürültüsünden ayakları altında çıkıp sakalıma konmuş bir beyaz gubardır."
Hem de:
Yani: Sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zîrâ nur-u mütecessim gibi dimağdan erimiş, sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.
Hem de:
Yani: Gece gibi gençlikte gözün nevm-i gaflette dalmış, ancak subhmisal olan sakalın beyazıyla uyanabildi.
Hem de:
Yani: Ciriti istemek yolunda; sabah, atımın yüzüne yed-i beyzasıyla bir tokat vurdu. Atım dahi kısasını almak için tayyar olan subha erişti, yere vurdu, içinde dört ayağıyla gezindi. Demek atım çal'dır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 230)
Hem de:
Yani: Kalbim mâşukumun kemeri gibi hareket ve hışhış etmekte; onun kalbi ise onun bileziği gibi sükûn ve sükûttadır. Demek beli ince, bileği kalın olduğu gibi; kalbim müştak, onun kalbi müstağnidir. Demek hüsün ve aşkı ve istiğnayı ve iştiyakı bir taş ile vurmuştur.
Hem de:
Yani: Tacir-i Yemenî gibi yağmurdan gelen sel, yüklerini, eskallerini "Gabît" sahrasına attı.
Hem de:
Yani: "Vefa, gavr-ı in'idama çekildi.. tufan-ı gadr feverana başladı. Kavl ve amel ortasında uzun bir mesafe açıldı..."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 231)
İsteyerek emrine uyduk, geldik. (Fussilet Sûresi, 41:11)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 232)
Allah'ın tutuşturduğu, tâ kalplerin üstüne çıkacak bir ateş.
Göz ucuyla yanaklara bir gül diktim, diktiği gülü koparmak gözümün hakkıdır.
Beni ziyaret eden doktor, göz ve iç organlarım için "Hel etâ" Sûresinin birinci âyetiyle "Tebbet" Sûresinin üçüncü âyetini okudu.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 233)
Niçin dudağındaki koyu renk, benim seni şiddetle sevmeme engel oldu. Halbuki aşkından kalbim param parça olmuştur.
İç organlarım dikenli ağaçtan tutuşmuş ateş koru üzerindedir. Gözlerim ise güzellikten oluşan bir bahçede dolaşmaktadır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 236)
... Üzerinde..
.... İçinde...
Denizde akıp gider. (Bakara Sûresi, 2:164)
Dama merdivenle çıktım.
...e, a, kadar..
Ta ki, ...kadar.
Güneş (de onlar için bir delildir ki, kendisine tâyin edilmiş) bir yörüngede akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 237)
...Boş, ...sız.
Kur'ân'ı öğreten Rahmân'ın kelâmına bir bak: Rabbinin âyetlerinden hangi biri var ki, bu hakikat onda tecellî etmesin? Yazıklar olsun o zahirperestlere ki, anlamadıkları şeyi tekrara hamlederler.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 238)
Kıssa-i Mûsâ'ya bir bak. Bu kıssanın tamamında, büyük bir kuvvet vardır ki, Kur'ân onu yed-i beyzâsına aldığı vakit, ilm-i beyanın sâhirleri, onun belâgati karşısında secdeye varmışlardır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 241)
Kur'ân'ı öğreten Rahmân'ın kelâmına bir bak: Rabbinin âyetlerinden hangi biri var ki, bu hakikat onda tecellî etmesin? Yazıklar olsun o zahirperestlere ki, anlamadıkları şeyi tekrara hamlederler.
Bu hakikati görmek istersen, kıssa-i Mûsâ'ya bak. Bu kıssanın tamamında, büyük bir kuvvet vardır ki, Kur'ân onu yed-i beyzâsına aldığı vakit, ilm-i beyanın sâhirleri, onun belâgatine hayran kalmış ve muhabbetle secdeye varmışlardır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 242)
Alet ilimleri: Beyan, sarf, nahiv, mantık, felsefe.
Muhakkak, mutlaka.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 243)
Özür, büyük insanların yanında makbuldür.
O halde işte..
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 246)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed (a.s.m.) Allah'ın resulüdür.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 247)
Bizi, kendisine iman etmeye çağırdığınız Allah'ın varlığına delâlet eden açık delil nedir? Mahlukat neden yaratılmıştır? Yoktan mı? Maddeden mi? Yoksa onun zâtından mı? Ve diğer tereddütlü sorular...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 248)
Yani, "Eb'âd-ı vâsia-i âlemin sahifesinde Nakkaş-ı Ezelînin yazdığı silsile-i hâdisatın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Tâ ki mele-i âlâdan gelen selâsil-i resâil, seni âlâ-yı illiyyîn-i yakîne çıkarsın."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 251)
Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun? (Mülk Sûresi, 67:3)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 258)
Allah'a yemin olsun ki hayır. Serâ nerede, Süreyyâ nerede? Herşeyi gösteren ışık nerede, herşeyi örtüp saklayan zulmet nerede?
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 259)
Evliyaya tuzak olan hayaller, ilâhî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.
İnsan, kendi hakikatini dahi idrak etmekten âciz iken, herşeyden önce var olan ve herşeyi ceberutiyet-i mutlaka ile hükmü altında tutan Zâtı nasıl idrak edebilir? O Cebbâr-ı Zîkıdem ki, herşeyi ilk olarak yoktan yaratmış ve inşa etmiştir; sonradan var olup can bulanlar Onu nasıl idrak etsin? (İmam-ı Ali'ye (r.a.) ait olduğu rivayet edilmektedir. bk. Dîvân u İmamı Ali, Beyrut.)
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi. (Enbiyâ Sûresi, 21:22)
Herbir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır. (İbnü'l-Mu'tez'in bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'âni'l-Azîm, 1:24)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 260)
Onun benzeri hiçbir şey yoktur, celle celâluhu.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 261)
O halde, işte başlıyorum.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 262)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Allah'ım, Senin Vücub-u Vücuduna delâlet eden Muhammed'e (a.s.m.) salât ve selam et.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 269)
Fıtrî karagözlülük, sun'î (yapma) karagözlülük gibi değildir.
Mecmûda bulunan bir kuvvet ve hasiyet var ki, eczâda bulunmaz. Yani, cemaatte bulunan kuvvet fertte yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 272)
Ona bu kıssaları hikâye ederek ruhunu mâzinin derinliklerinde ve istikbalin şahikalarında gezdiren ve hadisatın karanlık köşelerindeki esrar perdesini Onun için kaldırana yemin olsun ki, Onun keskin gözü kendisini şaşırtmayacak kadar dikkatli, Onun hak olan mesleği ise insanları aldatmaktan uzaktır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 278)
O Rahmân ki, hükümranlığı Arşı kaplamıştır. (Tâhâ Sûresi, 20:5)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 281)
İnsanlarla anlayış seviyelerine göre konuş. (Buharî, İlim: 49'da şöyle geçmektedir: "Haddisu'n-nâse bimâ ya'rifûne.")
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 282)
Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı öğretene and olsun ki, Beşîr ve Nezîr olan Zâtın bakışı ve herşeyi inceden inceye tetkik eden basireti, hakikati hayale karıştırmak veya benzetmekten yüce, dakik ve parlaktır; hak olan mesleği ise, insanları aldatmak veya yanıltmaktan müstağni, münezzeh ve yücedir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 283)
Ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 284)
Bizi, kendisine iman etmeye çağırdığınız Allah'ın varlığına delâlet eden açık delil nedir?
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 287)
Öyle ise: Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 288)
(Küçük biraderim Abdülmecid'in takrizidir)
Allah-u Tealaya hadsiz derecede hamd eder ve O'nun elçisi Efendimiz Muhammed (a.s.m.)'e ve doğru yolda O'nu takib eden âl ve ashabına da salât ederim.
Bundan sonra imdi:
Şunu bilesin ki, her kim; hakikatlerin semasına yükselmek, fikirlerini ince mânâlar ve derin bilgiler bahçesinde beslemek, doğru ve gerçek olanı yalan ve sahte olandan ayırd etmek, ihtilaflı meselelerden vehim tozlarını süpürüp temizlemek, içinde fikir küheylanlarının beslenip geliştiği bir bahçeye sahip olmak, istikametli fikirleri sakat düşünce ve fikirlere karşı bir kalkan bulmak, içinde önde gelen büyük âlimlerin yarışacağı bir meydan isterse onun kitabı okuması ve okutması gerekir. Çünkü bu kitap, iki temel ve iki esas üzerine bina edilmiştir:
a) Yanlışı yıkıp ortadan kaldırmak ve doğruyu tamir etmek.
b) İslamiyet'i leke ve utanç verici vehmiyattan temizlemek ve inanç esaslarını (akîdeyi) de ona bulaşan hurafelerden arındırmak, tasfiye etmek.
Nasıl böyle olmasın ki;
Bu kitap: örtülü ve gizli hakikatleri gün yüzüne çıkardı ve bu gizli nükteleri vehimlerin hücumundan kurtardı. Akıllara nüfuz edip, daha önce haberdar olmadıkları mânâları büyük âlimlerin fikirlerine, zihinlerine yerleştirdi. Keskin ve ince fikirlerin önünü açtı. Akılları fikirlerle donattı ve hakkında dile getirilen bütün vasıfları ve medhiyeleri gölgede bırakmıştır. Zira o bütün bu vasıfların, medhiyelerin üstündedir.
Eğer, bütün bu söylediklerimde bir şüphen varsa, müellifin ağzından çıkan inci-misal şu sözlere bak. Bu kitap hakkında şöyle söylenmeyi hak etmiştir.
1- Bu kitap, dokuması ve örgüsü, eşi benzeri olmayan bir inşadır. Ayıplanma ve kusurlu olma ihtimalinden uzaktır.
2- İncilerle süslü, en iyi metinlerle dolu, noksanlardan arınmış bir kitaptır.
3- O, doğru olanları, hakikatleri açıkça gösterir. Ve sık ağaçlar altında gizli hazinelere işaret eder.
4- Dindarların ve dostların süsü, koğuculuk yapanların (lâf taşıyanların) ve hased edenlerin (çekememezlik yapan, kıskananların) da ayıbıdır.
5- Hakikatlerin yüzündeki tüm yalan ve iftiraları parçalar, mülhidlerin (dinsizlerin, kafirlerin) gözlerini kör eder.
6- Doğru bilgileri uydurma hikâyelerden ayıran bir mihenk, yüksek âlimlerin akıllarını hataya düşmekten koruyan bir bağdır.
7- Gerdanlık gibi boyna takılmaya layıktır. Hudutları ve düşmanların giriş yerlerinin muhafızıdır.
8- Nifakın başının ortasına vurup yarmak için kuşanmaya, gerdanlık gibi boyna takılmaya layıktır.
9- Onun satırları bir defa göze göründü mü, o göze ebediyen körlük gelmez.
10- O, senin onu kalbinin üzerine mürekkep yerine altınla yazmana lâyıktır.
11- Hacmi küçük ama eşsizdir. Kemalin zirvesine ulaştıran bir merdivendir.
12- Remizleri çok, mânâları pek ince ve derindir. Ona dil uzatan, onu anlamaktan pek uzaktır.
13- Onun mânâsı "şek günü"nün hilali gibidir. Keskin ve derin nazarla ona bak! Sürme ile gözünü keskinleştir de öyle o mânâlara dal!
14- Bu, nasıl böyle olmasın ki, çünkü çıkıp herkese meydan okuyor.
15- En güzel biçimde zamanın Râzî'si onu inşâ etti, yazdı. Zamanın şereflisi Bediüzzaman yazdı, te'lif etti.
16- Bu asrın rütbesi onunla yükselir. Bunun te'lifinin tam tarihi budur.
Abdülmecid
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 291)
Münâzarat
Muhakemat eseri gibi, Münazarat Risalesi de hem Arabça hem Türkçe olarak 1910'da te'lif edilip 1913'de tab' edilmişlerdir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 293)
Yazmaktan maksat, bizden bir nakşın bâki kalmasıdır. Çünkü varlığımızda bekâ yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 296)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Salât, âlemin efendisinin üzerine olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 297)
Ebu'l-Âlâ el Maarri'nin burnunun rağmına (karamsarlığına) rağmen" anlamında bir deyim.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 298)
İşlerinde onlarla istişare et. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:159)
Onların işleri, kendi aralarında şura iledir. (Şûrâ Sûresi, 42:38)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 299)
Ölüm gelmeden önce ölünüz.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 300)
Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz. (Hadis: Buharî, Nikâh: 81 Tirmizî, Cihad: 27, Müslim, İmare: 20)
Güzel gördüğün şey veremlidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 301)
Hayır! Aksine, ben bir nehirden su almak istedim. Bir bulutun bolca yağmur indirmesini arzu ettim. Ahu gözlü bir güzel beğendim ve hûri gibi güzel, hür bir hürrıyeti methettim.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 304)
İnsanlar yöneticilerinin yolunda giderler. (Keşfü'l-Hafa: 2/311)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 306)
Bir kavmin efendisi, onların hizmatkarıdır. (Suyutî, el-Fethü'l-Kebir: 2/168; Aclûnî, Keşfû'l-Hafâ: 1/409)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 307)
Havuz
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 308)
Zaruretler mahzurları mubah kılar. Haramı helâl derecesine getirir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 316)
Bölünmeyin, ayrılığa düşmeyin. (Şûrâ Sûresi, 42:13)
Ümidinizi kesmeyin. (Zümer Sûresi, 39:53)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 317)
Hürriyetin kemâli, firavunluk taslamamak ve başkasının hürriyetini hafife almamaktır. Murad haktır; fakat mücahede o yolda değil...
Allah'ı bırakıp da birbirinizi rab edinmeyin. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:64)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 318)
Hürriyet, ateşe lâyıktır, çünkü o ancak kâfirlere hastır.
Hürriyet Rahmân'ın ihsânıdır, zira o imanın bir hassası ve seçkin bir özelliğidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 320)
Hemen, şimdi.
Sonra, bilahere.
Sağlam, keskin ve bilenmiş hüccetten kılıcı sağ eline ve hürriyeti de, parlak renkli Arap atının dizgini gibi sol eline alacak olan İslâm, bağ ve bahçelerimizin kökünü kurutan istibdadın başını parçalayacaktır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 321)
Ümitsizliğin babasının burnu yere sürtmesine rağmen...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 322)
Her gelecek (uzak da olsa) yakındır. (İbn Mâce, Mukaddime, 7:46)
Şeytan ve siyasetten Allah'a sığınırım.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 323)
Önünde dikenli bir ağacın kabuğunu soymak kadar güç engeller var. (Arap Atasözü)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 324)
Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. (Mâide Sûresi, 5:51)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 325)
Kim bir zimmiye eziyet ederse... (Hadis-i şerifin devamı şöyledir: "ben onun hasmıyım. Ve kimin hasmı ben olursam, kıyamette onunla hesaplaşırım." (Kenzü'l-Ummal, 4.cilt, hadis no: 10909))
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 328)
İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
Çalışıp kazanan, Allah'ın sevdiği bir kuldur.
Âhiretin tarlası olması...
İnsanların en hayırlısı onlara en faydalı olandır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:481, hadis no: 4044)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 330)
Şu kaideye binaendir ki: Hoşgören gözün ziyneti, lütuf ve şefkatle hüsn-ü nazar etmekte ve kalbin nuru dahi rıfk ve rahmettedir. Hakka tevfikle (başarı ihsanıyla) çıkılır. "Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim." (Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1) misbahıyla aydınlanmayı ihtiyar eden, saadete erişir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 331)
Himmet bu noktada kaldı, mukavemete güç yetiremedi. Garazların tantanası dahi hürriyet musikisinin sadasını müşevveş etti. Meşrutiyet ise, isme münhasır olarak, ekalliyetin üzerine kaldı ve baştan beri onun şeref ve haysiyetini müdafaa edenler ondan ayrıldılar.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 334)
Ne mutlu size! Sizi tebrik ederiz.
Misafirin hayali üzerinden yapılan müşahede kabilinden olsa bile...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 335)
Sözüne kulağımızı açtık. Hoş geldi safâ geldi.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 336)
Bak, gereksiz şeylerin içinde nasıl da kalakaldılar. Ne zaman saadet önlerini aydınlatsa reislerini överler; ne zaman da üzerlerine karanlık çökse zamanı kötülerler.
Şiirin koyduğu o kaide ve yollar olmasaydı, yüce şeyleri yapan ustalar o şeylerin nasıl yapılacağını bilemezlerdi (Suriyeli Ebû Temâm)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 337)
Onların kirlisi, bizim temizimize (Tahir'e) galebe ediyor.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 338)
"Bazı avamın hâtırı için hakikatı gizlemem."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 339)
Sor, fakat bu konuda bilgi sahibi olanı bulamazsın.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 340)
Ben susuzluktan ölürsem, tek damla bile yağmur yağmasın!
Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 341)
Eğer o su çekilip gitmez de, bu hazineye dökülüp taşarsa ne âlâ!
Sizde öyle bir zekâ var ki, ancak zekât ile çiçek açar.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 342)
Vakit geçmiş değil, eskiden, yazda kaybettiklerinizi şimdi tadârik edin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 343)
İşte bu meyelân, şakîliğin yolunu kesmiştir.
Bir daneye benzer ki, ondan yedi başak sümbüllenir; her bir başakta da yüz dane bulunur. (Bakara Sûresi, 2:261)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 344)
Zaman, işte şu âdetin sırtından yiyip içti. Asırlarca böyle devam etti.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 345)
Millet ve millete destek veren şey bâkîdir. Ferd ve ferdi temsil eden şey de fânîdir
Ümmetin emin ve reşid kişileri, devletin de kılıç ve salâhı olan selefin, bir arpa tanesi etmeyen bir şiire on dinar bağışta bulunmak gibi ihsanat-ı şahsiyelerinde ortaya çıkan hazin hale ne dersin?
Buna bakmak lâzım... Bununla beraber bu bağışlar, nev'e ve millete döner; çünkü şiirin hizmet ettiği lisân, milliyetin ipidir. Nitekim bu zaman, milliyet ihtiyacını ortaya çıkarmış ve bu maksad-ı âlinin kapısını açmıştır.
"Evet, içlerinde gayet hamiyetli adamlar var; onlara teşekkür ederiz. Bazı tenbeller var; onlardan şikâyet ederiz. Bazı şaşkın ve tereddütlü olanlar var; onları irşad etmek isteriz. Bazı ölmüşler var; miraslarını muhafaza etmek isteriz. Ta yeni çıkmalar almasınlar."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 346)
Gerçekten onların temiz kalblerinin merkezine sıbğa-i Rabbâniye ve gönüllerine de hakikatin ziyası nakşolunmuştur.
Âşıklar şarabı içip gittiler; şarap mahzenini boşaltıp gittiler.
Maatteessüf, onlar oturmakla kötülük ettiler ve hizmetlerinde tembellik gösterdiler. Şimdi ben onların himmetlerini eski ve hakikî mecrâsına yöneltmek istiyorum.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 347)
Çünkü istibdad, ittihada mâni idi. Ben de kor üstünde duruyor ve sükût ediyordum!
Cahillikle onlara dokunup da yaptığına pişman olmaktan hiç korkmaz mısın?
Mevlâ (celle celâluhu) onların yüksek alınlarına nakş-ı hakikati resmetmiştir. Benim muradım ise, bu nakşın mânâsını anlamakta zorlanan kimseleri irşad etmektir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 349)
Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)
Sizden hiçbiriniz kendisi için istediğini din kardeşi için istemedikçe tam iman etmiş olamaz. (Müslim, İman: 71, 72; Buharî, İman: 7; Tirmizî, Kıyâme: 59; Nesâî, İman: 19, 33; İbn-i Mâce, Mukaddime: 9, Cenâiz: 1; Dârimî, İsti'zân: 5, Rikâk: 29; Müsned, 1:89, 3:176, 206, 251, 272, 278, 289)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 350)
Ameller niyetlere göredir. (Buharî, Bed'ü'l-Vahy: 1, İman: 41, Nikâh: 5, Talâk: 11, Menâkıbu'l-Ensâr: 45, Itk: 6, İman: 23, Hıyel: 1; Müslim, İmâra: 155; Ebû Dâvud, Talâk: 11; Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd: 16; Nesâî, Tahâra: 50, Talâk: 24, Eymân: 19; İbn-i Mâce, Zühd: 26; Müsned: 1:25, 43)
Birşey bütünüyle elde edilmezse, tamamen de terk edilmez.
Bütün levm ve itâb ve nefret, hevâ ve hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, hüdâya tâbi olanlar üstüne olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 353)
Her kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse... (Mâide Sûresi, 5:44)
Her kim hükmetmezse...
Her kim tasdik etmezse...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 355)
Şüphesiz bu (tek eğitimciye dayalı eğitim sistemi) zamanın imha edip yerle bir ettiği bir âdettir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 358)
Emanetleri ehline verin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 360)
Ümidinizi kesmeyin. (Zümer Sûresi, 39:53)
Allah için olunuz.
İbadette, musibette ve günahtan kaçınmakta sabırlı olun; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın; her an cihada hazırlıklı bulunun ve murabıt olun. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:200)
İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır. (el-Aclûnî, Keş-fü'l-Hafâ, 2:463; el- Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:481, no: 4044)
Tevekkül etmek isteyenler, sadece Allah'a tevekkül etsinler (başkalarına değil). (İbrahim Sûresi, 14:12)
Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez. (Mâide Sûresi, 5:105)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 361)
Emrolunduğun gibi dos doğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15)
Efendine efendi olmaya çalışma... Âmirlik taslama!
İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
Size, meşakkatta büyük rahatlık var. Çünkü fıtratı, yaratılışı heyecanlı olan insanın rahatı ancak çalışmak ve mücadele ile olabilir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 263)
Hutbe-i Şâmiye
Bu Hutbe-i Şâmiye eseri, 1911 yılı baharında Üstad Bediüzzaman Said-i Nursî Hazretleri otuzbeş yaşlarında iken Şam'da, Şam ülemasının ısrarı üzerine Câmi-i Emevî'de irad ettiği bir hutbedir. Aynı sene içinde İstanbul'da 1. baskısı, 2. tab'ı da 1912'de yapılmıştır. Bilâhere müellifi Bediüzzaman Said-i Nursî tarafından 1951'de Türkçeye tercüme edilerek neşredilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 265)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbirşey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı rahmeti ve bereketi ebediyyen üzerinize olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 266)
Yani, "Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz."
Hem hadsiz salât ve selâm ol Peygamberimiz Muhammed Mustafa Aleyhissalâtü Vesselâm üzerine olsun ki, demiş:
Yani, "Benim insanlara Cenâb-ı Hak tarafından bi'setim ve gelmemin ehemmiyetli bir hikmeti, ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 376)
O (Allah) ki, yarattığı herşeyi çok güzel yaptı. (Secde Sûresi, 32:7)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 379)
Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz. (Zümer Sûresi, 39:53)
Birşey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez.
Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim). (Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 380)
Şeytan ve siyasetten Allah'a sığınırım.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 382)
Ya doğruyu söylemek, ya da sükût etmek.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 386)
Yani, "Kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil. Çünkü, insanın fıtratı medenîdir."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 387)
Onların yönetimi, aralarında yaptıkları istişare iledir. (Şûrâ Sûresi, 42: 38)
"Yani: İman bunu iktiza ediyor ki; tahakküm ve istibdad ile başkasını tezlil etmemek, zillete düşürmemek; ve zalimlere tezellül etmemek. Allah'a hakikî abd olan, başkalara abd olamaz. Birbirinize -Allah'tan başka- kendinize Rab yapmayınız!... Yani Allah'ı tanımayan; her şeye, herkese nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder. Evet hürriyet-i şer'iye; Cenab-ı Hakk'ın Rahman, Rahîm tecellîsiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır."
Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itâb ve nefret, hevâ hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, hüdâya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 389)
Teşhis-ül İllet (Türkçesi)
İlk tabında, Hutbe-i Şamiye'ye ikinci zeyl olarak girmiş olan "Teşhis-ül İllet" risalesi, müellifi tarafından bir kısmı Türkçeye çevrilmiş metnidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 391)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 397)
Hırsız erkeğin ve hırsız kadının elini kesin. (Mâide Sûresi, 5:38)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 400)
Dinde zorlama yoktur. (Bakara Sûresi, 2:256)
De ki: Ey kitap ehli olanlar (Yahudi ve Hristiyanlar): Sizinle bizim aramızda eşit olan bir kelimeye gelin. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:64)
Gelin, geliniz. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:64)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 407)
İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi Yahud Divan-ı Harb-i Örfî ve Said-i Kürdî
Bu eser, Bediüzzaman Hazretlerinin 1909 yılında İstanbul'da Sıkıyönetim Mahkemesinde 1911 ve 1912 yıllarında iki defa tab'edilmiş, her iki tab' da Kürdîzâde Ahmed Ramiz tarafından gerçekleştirilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 412)
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Sâlat ve selâm ise Efendimiz Muhammed (a.s.m.) üzerine olsun.
Sırların ortaya çıktığı gün... (Tarık Sûresi: 9)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 413)
Yani, "Medar-ı iftiharım olan mehasinim, şimdi günah sayılıyor! Artık nasıl itizar edeyim, mütehayyirim!"
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 415)
Toplumun efendisi, onlara hizmet edendir. (Suyutî, el-Fethü'l-Kebir: 21168; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1/409)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 424)
Gerçek hile, hileyi terk etmektedir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 425)
Bütün insanlar ve cinler şahit olsun ki, ben mürteciyim
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 430)
Hakkın hatırı yücedir, hiçbir şey ondan yüce ve üstün olamaz.
Akıllı olanlar için bu söylediklerim yeterlidir. Köye seslendim, şayet köyde sesimi duyan varsa...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 431)
Şayet büyük sorumluluklar, ulvi gayeler ve hadiselerin yarın ne getireceği düşünülmeseydi..
Nefsimizin isteklerine kavuşmasına yol verirdim.. Bu, benim çocukluktan beri izlediğim yol ve ulaşmak istediğim gayemdir.
Bazı şeyler de var ki onları da gizliyorum, şayet onları da söylersem barış için bir yer bırakmamış olurum.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 434)
Bütün insanlar mecnundur. Fakat insanların arzu ve istekleri sayısınca delilik çeşitleri vardır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 437)
Doğru ve sağlam olan bir işi ayıplayanlar çok olur. Oysa bunu ayıplamaları onların sakat anlayışlarından kaynaklanmaktadır.
Divane için kalem gerekmez, yani sorumluluk yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 439)
Yırtık, yamadan daha geniş hale geldi.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 441)
İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. (Necm Sûresi, 53:39)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 443)
Nutuklar ve Makaleler
1908 ll. Meşrutiyet devrinde bazı gazetelerde neşredilip, sonra herhangi bir topluluğa hitab edilmiş... ya da evvela nutuk suretinde irad edilip, bilahere bazı gazetelerde neşredilmiş nutuklardan müteşekkildir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 447)
Nutuk - 1
Bu nutuk; Hürriyet ilanının (ll. Meşrutiyetin) üçüncü gününde 21 Temmuz 1908 tarihine nutuk olarak İstanbul'da; Ve bir hafta sonra da Selânik'te irad edildiği gibi; 02 Ekim 1908 - 08 Ekim 1908 tarihleri arasında Misbah Gazetesi'nde neşredilmiş ve sonra; "Kütübhane-i İctihad" sahibi Ahmed Ramiz tarafından "Nutuk" diye derlenen Bediüzzaman Hazretlerinin sair bazı makaleleri ile birlikte 1910 tarihinde İstanbul İkbal-i Millet matbaasında tab' ettirilmiştir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 448)
Büyüklük Allah'a mahsustur, minnet Onadır.
Ölümden sonra yeniden diriliş (haktır).
Keşke toprak olsaydım. (Nebe Sûresi, 78:40)
Henüz beşikte çocukken konuştu.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 451)
Temiz ve saf olanı al, bulanık olanı bırak.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 456)
İbarelerimiz ayrı ayrı ise de, senin güzelliğin birdir; hepsi de o güzelliğe işaret ediyorlar.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 457)
Nice doğru işleri ayıplayanlar vardır ki, bu durum onların hasta anlayışlarından kaynaklanmaktadır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 458)
Nutuk - 2
Prens Sabahaddin Bey'in Sû-i Telakki Olunan Güzel Fikrine Cevap
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 460)
Nutuk - 3
İstanbul'da Bulunan Kürdlere Edilen Telkinat
Aşkı henüz bilmezken, onun aşkıyla karşılaştım. Kalbimi boş bulup oraya yerleşti.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 462)
Nutuk - 4
Herkes Vazifesini Bilmeli Sû-i İsti'mal Etmemeli
Hanımım benden üç talakla boştur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 463)
Zavallının günahı nedir? Dedi: Kafiye sıkıntısıdır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 464)
Nutuk - 5
Niyazi Bey'e
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 465)
Nutuk - 6
Kürdistan Ulema ve Meşayih ve Rüesa ve Efradına Meşrutiyete Dair Telkinattır
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 467)
Nutuk - 7
Benim gibi bir asabi ve sinirli ve hakikati hiçbir şeye feda etmeyen, gayet insafsızlığa karşı sözlerindeki şiddet ve ifratı ile muaheze ederseniz, insafsızlığa bir insafsızlık daha ilave edersiniz.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 468)
Günahı ve zararı faydasından daha çok.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 469)
Toplumun efendisi, onlara hizmet edendir. (Suyutî, el-Fethü'l-Kebir: 21168; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1/409)
Bâtılın baskın bir dönemi vardır amma daha sonra yok olup gider.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 470)
Ana-babanın terbiye etmediği kişiyi zaman terbiye eder.
Kim Allah için çalışırsa, Allah da onunla beraberdir.
Söz tamam oldu.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 471)
Makaleler Kısmı
1908-1909 ve sonra 1920'lerde siyasî ve dinî gazetelerde neşredilen Bediüzzaman Said-i Nursî Hazretlerinin elde edilmiş makaleleridir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 473)
Makale - 1
"Kürd'ler Neye Muhtaçtır?"
Şark ve Kürdistan Gazetesi Sayı: 119 Teşrin-i Sani 1324 / 3 Aralık 1908 / İstanbul
Hazret-i Üstadın 19 Eylül 1324 - 02 Ekim 1908'de Misbah Gazetesinde neşredilmiş "Hürriyete Hitab" nutkundan sonra gazetelerde neşredilmiş makalelerin birincisi, her ne kadar Şûra-yı Ümmet Gazetesi 6 Teşrinisani 1324 - 19 Kasım 1908 tarih ve 46. sayılı nüshasında neşredilmiş olan, "...Hamidiye Alaylarına Dair Beyan-ı Hakikat" makalesi ise de; fakat 1908'in ilk yarısı içerisinde (tahminen Mart başlarında) merhum Sultan İkinci Abdülhamid'e dilekçe olarak arz edilip, bilahere (Şark ve Kürdistan Gazetesi sayı: 1, 19 Teşrinisani 1324 - 02 Aralık 1908 de neşredilen yazısı birinci makale olarak dercedilmiştir..
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 475)
Makale - 2
Hamidiye Alaylarına Dair Beyan-ı Hakikat
Şûra-yı Ümmet Gazetesi, 06 Teşrinisani 1324 / 19 Kasım 1908 tarih ve 46. sayılı nüshası sahife: 1'de neşredilmiştir. Bediüzzaman-ı Kürdî
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 477)
Makale - 3
(Bu makale Kürdçedir, aslı Osmanlıca Âsâr-ı Bediiyye'dedir)
Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi 21 Teşrinisani 1324 / 4 Aralık 1908
Sayı: 1. Nüshası
Bediüzzaman Said Nursî'nin Nesayihi
Kürdçe Lisanımız Türkçe Tercümesi A.Badıllı
Kürdçe Lisanımız
Türkçe Tercümesi
(Mütercim: Abdülkadir Badıllı)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 479)
Makale - 4
Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi,29 Teşrinisâni 1324 / 12 Aralık 1908 Sayı: 2. Nüshası Sayfa 13
Kürdler Neye Muhtaç?
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 481)
Makale - 5
Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi, 6 Kânun-ı Evvel 1324 19 Aralık 1908 Sayı: 3. Nüshası
Sayfa 20-22
Bediüzzaman Said-i Kürdî'nin Mebusana Hitabı
Ey mebuslar, şüphesiz sizler büyük bir gün için diriltileceksiniz.
Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın (En'am Sûresi: 59)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 482)
Hikmet müminin kaybolmuş malıdır, nerde bulursa alır. (Hadis. Bkz. Tirmizi Kitabu'l-İlim: 19. Ibn Mace, Kitabü'z-Zühd: 15)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 484)
Fazilet odur ki. düşmanlar dahi onu tasdik etsin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 485)
Makale - 6
Kürd Teavün ve terakki Gazetesi,13 Kânun-ı evvel 1324 / 06 Aralık 1908 Sayı: 4. Nüshası
Sayfa 29-30
Bediüzzaman Molla Said-i Kürdî'nin Mebusana Hitabı
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 486)
Bir şeyi korudunuz ama bir çok şeyi de yitirdiniz.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 488)
Şüphesiz ki, Allah gerçek güç ve kuvvet sahibidir.
Akıllı olanlar için bu söylediklerim yeter. Köye seslendim, sesimi duyan varsa eğer.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 490)
Makale - 7
Kürd Teavün ve terakki Gazetesi, 27 Kânunuevvel 1324 / 09 Ocak 1909 Sayı: 6. Nüshası Sayfa 43-44
"Musahabe" Nutk-u Sâbıkın Neticesi
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 492)
Birbirinizin kusurlarını araştırmayınız. (Hucurat Sûresi: 12)
Bazılarınız, bazılarını gıybet etmesin. (Hucurat Sûresi: 12)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 493)
Bütün için geçerli olan hüküm, her fert için geçerli olmaz.
Selâm, hidayete tabi olanların üzerine olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 494)
Makale - 8
Kürd Teavün ve terakki Gazetesi, 27 Kânunuevvel 1324 / 09 Ocak 1909 Sayı: 6. Nüshası Sayfa 43-44
İLMİYE !
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 496)
Kıyasları da kendileriyle birlikte olan cümlelerim.
Meali: "Nurefşan nazarına karşı hayal hakikati setredemez. Hak olan mesleği tesvilâta, tedlisata muhtaç değildir." (Bu kelâm iki fırka-i dâllenin reddine işarettir.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 497)
Makale - 9
VOLKAN
26 Şubat 1324 - 11 Mart 1909
Sayı: 70
HAKİKAT
Vahdet sırrı ezelden ebede kadar kâinatı bütünüyle kaplamıştır. (Ahmed-i Cizirî, Divan, sayfa:46)
Muhakkak ki Allah güç ve kudret sahibidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 499)
Makale - 10
VOLKAN
No: 73 - 29 Şubat 1324
14 Mart 1909
YAŞASIN ŞERİAT-I GARRA
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 501)
Makale - 11
VOLKAN
No: 77 - 5 Mart 1325 / 18 Mart 1909
YAŞASIN ŞERİAT-I AHMEDÎ (A.S.M.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 503)
Makale - 12
VOLKAN
No: 83 - 11 Mart 1325
23 Mart 1909
Bu makale,Volkan 83 ve 84 sayılarında yayınlanmıştır.
DAĞ MEYVESİ ACI DA OLSA DEVADIR
"Bediüzzaman-ı Kürdî'nin fihriste-i makasıdı ve efkârının programıdır."
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 507)
Dinde zorlama yoktur. (Bakara Sûresi, 2:256)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 509)
Selâm, hidayete tabi olanların üzerine olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 510)
Makale - 13
VOLKAN
14 Mart 1325 / 27 Mart 1909
Sayı: 86
SADÂ-YI HAKİKAT
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 511)
Bütün dünya arslanlarının bağlandığı bir zinciri tilki hile yapıp nasıl koparabilir ki?
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 512)
Makale - 14
VOLKAN
18 Mart 1325 / 31 Mart 1909
Sayı: 90
REDD-ÜL EVHAM
İttihad-ı Muhammedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) cemaatine isnad ettikleri dokuz evham-ı fâsideyi reddedeceğim.
Din olmadan dünyada hayır yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 514)
Zorlama yoktur. (Bakara Sûresi, 2:256)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 518)
Selâmet hidayete tabi olanların üzerine olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 519)
Makale - 15
VOLKAN
Sayı: 97
25 Mart 1325 / 7 Nisan 1909
ZİYA-YI HAKİKAT
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 520)
Dinde zorlama yoktur. (Bakara Sûresi, 2:256)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 522)
Onlar erkekse, biz de erkeğiz. (İmam-ı Âzam'a atfedilen bir söz)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 524)
Makale - 16
VOLKAN
Sayı: 101
29 Mart 1325 / 11Nisan 1909
LEMEÂN-I HAKİKAT VE İZÂLE-İ ŞÜBEHÂT
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 526)
Din olmadan dünyada hayır yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 532)
Ömrüme yemin olsun ki, asıl garip olan şey, acaib kişilerin gözünde benim garip sayılmamdır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 533)
Selâmet, hidayete tabi olanların üzerine olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 534)
Makale - 17
Şu gelecek makaleler Otuzbir Mart hâdisesinde isyan eden sekiz tabur askeri itaâta getiren ve musibeti yüzden bire indiren iki derstir. ŞMüellifM
MMMVolkan
Serbestî
Mizân
No:107
Sayı: 111
Sayı: 128
4 Nisan 1325
2 Nisan 1325
17 Nisan 1909
15 Nisan 1909
KAHRAMAN ASKERLERİMİZE
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 536)
Makale - 18
Volkan
Mizân
No: 110
Sayı: 129
7 Nisan 1325
4 Nisan 1325
20 Nisan 1909
17 Nisan 1909
ASÂKİRE HİTAB
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 539)
Makale - 19
İKDAM
22 Şubat 1336 / 7 Mart 1920
Sayı: 8273
KÜRDLER VE OSMANLILIK
İkdam Ceride-i Muteberesine! Sadat-ı Berzenciye'den Dava Vekili Ahmet Arif
Hizan Sadat-ı Kiramından İhtiyat Binbaşısı
Muhammed Sıddık
Ulema-i Ekrad'dan
Said-i Kürdî
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 540)
Makale - 20
SEBİL-ÜR REŞAD
4 Mart 1336 / 17 Mart 1920
Sayı: 461
KÜRDLER VE İSLÂMİYET
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 541)
İslâm cahiliyet asabiyetini ortadan kaldırmıştır. (Hadis. Bkz. Müsned: 4/199, 204-205; Müslim, imare: 53-54; Ebu Davud, Edeb: 111-112; ibn Mâce, Fiten: 7)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 543)
Lemeât
Evkaf-ı İslâmiye Matbaası İstanbul 1337-1339 (1921)
Ramazan hilâli ile bayram hilâli arasından..
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 544)
Kişi bilmediği şeyin düşmanıdır. (Ali ibni Ebî Talib, Nehcü'l-Belâğa, s. 780)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 545)
"Sahabelerin gazevâtına dair Kürtçe "Kavl-i Nevâlâ Sîsebân" namında bir destan."
Yani, "Ramazan'ın iki hilâlinden doğmuş bir edep yıldızıdır." (1337 eder.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 546)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd, Peygamberlerin Efendisi olan Zâta ve Onun bütün âl ve ashabına salât olsun.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 547)
Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz, ey Rabbimiz! Sen ezelî Kadîrsin ve celâl sahibisin. Bizde güç kuvvet yoktur.
Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 550)
Ay ikiye ayrıldı, yarıldı. (Kamer Sûresi: 1)
Gece seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. (İsrâ Sûresi, 17:1)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 557)
Katil miras alamaz. (Tirmizi, Ferâiz: 17; Ebû Dâvud, Diyât: 18; Dârimî, Ferâiz: 41; İbn-i Mâce, Ferâiz: 8, Diyât: 14; Müsned, 1:49.)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 559)
Güzel ve huzur vereni al, çirkin ve keder vereni bırak.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 567)
Kim bir cana kıymamış bir kimseyi öldürürse... (Mâide Sûresi, 5:32)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 569)
İçinde tesanüd bulunan cemiyet, durgunlukları harekete geçirmek için bir âlettir. İçinde tehasüd bulunan cemaat ise hareketleri ve faaliyetleri durdurmak için vardır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 575)
Ya Rab.. Gayretimin içinde olan rızık -konusunda- bizi kendimize -nefsimize- havale etme..
Ya Rab.. Başlangıcımda ve tekrar dönüşümde sana tevekkül ettim.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 576)
Biz yalnız Allah'ın malıyız -O'na aidiz-, O'ndan geldik ve -yine- O'na döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 579)
Aaah!
Aaah!
Oooh!
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 584)
Sefih erkekler hevesâtına uyarak kadınlaştığında; nâşize kadınlar da hayasızlıkla erkekleşir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 587)
Muhakkak ki insan, içinde Yâsin Sûresi yazılmış bir Yâsin kelimesinin çizimi gibidir. Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 588)
Onu (Kur'ân'ı) koruyacak olan da Biziz. (Hicr Sûresi, 15:9)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 595)
"Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-i Hevesbâr-ı Hevakâr-ı Dehadâr / De'b-i Edeb, Ebed-Müddet, Kur'ân-ı Ziyabâr-ı Şifakâr-ı Hüdadâr"
Batının heva ve hevese dayalı dehasından kaynaklanan edebiyatı, Kur'ân'ın sonsuza kadar ışık ve şifa saçan hidayet verici ve saf edep olan edebiyatına ulaşmaz.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 600)
Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir! (Mü'minûn Sûresi, 23:14)
Duamızın sonu, 'Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun'dan ibarettir. (Yûnus Sûresi, 10:10'dan iktibas edilmiştir.)
Allahım! Bizi doğru yola ilet -kendilerine in'amda bulunduğun kimselerin yoluna. Yoksa gazabına uğrayanların yahut sapıtanların yoluna değil. Âmin.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 606)
Allahım, bizi doğru yola ilet. Âmin.
Şüphesiz Kur'an-ı Kerim'in parlak eline aldığı Hz. Musa'nın kıssası "tefarikü'l-asâ"dan çok daha faydalı olmuştur. Böylece edebiyat sihirbazları onun keskin belagatı karşısında secde etmekten kendilerini alamadılar.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 607)
Bugün senin cesedini kurtaracağız. (Yûnus Sûresi, 10:92)
Ey Hâmân, bana bir kule yap! (Mü'min Sûresi, 40:36)
Muhakkak ki Karun Musa'nın kavmindendi. (Kasas Sûresi, 28:76)
Ve onu (Yahudiler ölümü) asla istemiyeceklerdir. (Bakara Sûresi, 2:95)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 608)
Kızlarınızı sağ bırakıp yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı. (Bakara Sûresi, 2:49)
Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu. (Bakara Sûresi, 2:61)
..Yeryüzünde muhakkak fîtne-fesad çıkarırsınız. (İsrâ Sûresi, 17:4)
Yeryüzünde muhakkak (fitne) fesad çıkarmaya çalışmayın. (Bakara Sûresi, 2:66)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 612)
Elbette yaratan bilmez mi? (Mülk Sûresi, 67:14)
Elbette bilen konuşur
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61444
De ki: O...
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61555
Allah birdir.
Allah Samed'dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
O doğmamıştır.
(Olumsuzluk edatı) "Değildir."
O doğurmamıştır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61666
Olmadı.
Gaybı Allah'tan başka kimse bilmez.
Kainatta Allahtan başka müessir yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61777
Ondan başka Halık yoktur.
Ben.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 626((
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 631ss
Sabredin ve sabırda yarışın ve (cihad için) daima hazırlıklı olun. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:200)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 634((
Emrolunduğun gibi dos doğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112)
. De ki: O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1)
Allah faizin bereketini giderip onu mahveder. (Bakara Sûresi, 2:276)
Allah alışverişi helâl, faizi haram kıldı. (Bakara Sûresi, 2:275)
Namazı dos doğru kılın, zekâtı verin. (Bakara Sûresi, 2:43)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 635)
İnsan için, ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
Altını ve gümüşü biriktirip de onu Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdele. (Tevbe Sûresi, 9:34)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 636)
Muhakkak ki biz insanoğlunu mükerrem kıldık. (İsra Sûresi, 17:70)
İşlerin hayırlısı -en iyi olanı- ortancası olanıdır. (hadis)
Allah'a malum olan şeylerin sayısı kadar.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 638)
(Aya gelince, biz ona da menzil menzil miktarlar tayin ettik.) Nihayet o, eski hurma salkımının eğri çöpü gibi bir hale dönmüştür (döner). (Yâsin Sûresi, 36:39)
Eski hurma salkımının eğri çöpü gibi.. (Yâsin Sûresi, 36:39)
Ona -aya- konaklar yaptık. (Yâsin Sûresi, 36:39)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 63966
Hakikat Çekirdekleri
Camii/Biraderzadesi Abdurrahman-ı Nursî
Evkaf-ı İslâmiye Matbaası 1336
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 641ss
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Allah tarafından gönderilmiş elçilerin efendisi Muhammed'e salât ve selamda bulunarak Allah'a hamd ederim.
Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin bize verdiğinden başka bizim hiçbir kudretimiz yoktur. Muhakkak ki Sen yüce olansın ve her şeyi hikmetle yapansın.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 650((
"Her söz doğru olmalı; her doğru, söz olmamalı!"
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 655((
İçinde dayanışma olan cemiyet, durgun halleri harekete geçirmek için bir vasıtadır, içinde kıskanma olan cemaat ise işleri karıştırıp faaliyetleri durdurur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 661ss
Erkekler hevâ ve hevesle kadınlaşırsa, kadınlar da hayasızlıkla erkekleşir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 662((
Hurdebinî bir hayvanın hasseleri insanın hasseleriyle muvazene edildiğinde, acip bir sır görürsün.
İnsan, içinde Yâsin Sûresi yazılmış bir Yâsin sureti يس gibidir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 665BB
Hakikat çekirdekleri (2)
Mürettibi Biraderzadesi Abdurrahman
Evkaf-ı İslâmiye Matbaası 1337-1339
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 667((
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun. Salât ve selâm peygamberlerin efendisi Muhammed'in üzerine olsun.
De ki, O...
Yani: Hakikat nazarıyla bakıldığında şahit olunan herşey Ondandır ve ancak Ona delâlet eder.
Allah birdir.
Yani: Asla Ondan başka mâbud yoktur.
Allah Sameddir (Yani herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbirşeye muhtaç değildir.)
Yani: Asla Ondan başka Hâlık ve Rab yoktur
Kâinat ve içindeki yaratıkları ayakta tutan ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ancak Odur.
Doğmamıştır.
Doğurmamıştır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 668((
Hiçbirşey Onun dengi değildir.
Onun hiçbir benzeri yoktur. O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir. (Şûrâ Sûresi, 42:11)
Allah'tan başka ilâh yoktur.
Allah. Ondan başka ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:255)
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 669((
Ondan başka yaratıcı yoktur.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 673
Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânı öğretene and olsun ki, Beşîr ve Nezîr olan Zâtın nazarı ve herşeyi inceden inceye tetkik eden basireti, hakikati hayale karıştırmak veya benzetmekten yüce, dakik ve parlak; hak olan mesleği ise, insanları aldatmak veya yanıltmaktan müstağni, münezzeh ve yücedir.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 674((
Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12)
Yardımlaşma sırrını idrak etmeyen insan taştan daha camiddir. Çünkü öyle taşlar vardır ki, kardeşine yardım etmek için eğilip bükülür. Taş, taşlığıyla beraber iyi bir ustanın eliyle kavisli tavandaki yerine konulunca, kardeşinin düşmesini önlemek için başını eğer ve ona yaslanır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 67666
Söz mala benzer, onda yapılan israf câiz olmaz.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 677((
Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı
Müellifi Müküslü Hamza Rumi 1334, milâdi 1918 yılında yazılmıştır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 687((
Tarihçe-i Hayatın Zeyli
Biraderzadesi Abdurrahman Rumi 1337, milâdi 1921 yılında yazılmıştır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 691ss
Ramazan'ın iki hilâlinden doğmuş bir edep yıldızıdır.
(Âsâr-ı Bedîiyye sh: 694((
Onların en son duaları: "Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" dur.
Derleme ve Karton Kapak Risaleler
Asâ-yı Mûsa
Risale-i Nur Külliyatının muhtelif kitaplarında bulunan bahislerdir.
Birinci Kısım olan Meyve Risalesi'nin mealleri ve me'hazleri, bu kitabın Şualar kısmında;
Birinci Hüccet-i İmaniye olan Ayet-ül Kübra Risalesi'nin mealleri ve me'hazleri, bu kitabın Şualar kısmında;
İkinci Hüccet-i İmaniye olan Otuzikici Söz'ün Birinci Mevkıfı bu kitabın Sözler kısmında;
Üçüncü Hüccet-i İmaniye olan Tabiat Risalesi yani Yirmiüçüncü Lem'a bu kitabın Lem'alar kısmında;
Dördüncü Hüccet-i İmaniye olan Otuzuncu Lem'a İkinci Nüktesi bu kitabın Lem'alar kısmında;
Beşinci Hüccet-i İmaniye olan Otuzuncu Lem'a Üçüncü Nüktesi bu kitabın Lem'alar kısmında;
Altıncı Hüccet-i İmaniye olan Onuncu Sözün Dokuzuncu Hakikatı bu kitabın Sözler kısmında;
Yedinci Hüccet-i İmaniye olan Otuzüçüncü Söz olan Pencereler Risalesinin Onyedinci Penceresi bu kitabın Sözler kısmında;
Sekizinci Hücceti İmaniye olan Münacat Risalesi bu kitabın Şualar kısmında;
Dokuzuncu Hüccet-i İmaniye olan Dokuzuncu Şua, bu kitabın Şualar kısmında;
Onuncu Hücceti İmaniye olan Yirminci Mektub, bu kitabın Mektubat kısmında;
Onbirinci Hüccet-i İmaniye olan Yirmiikinci Söz'ün Birinci Makamı bu kitabın Sözler kısmında;
Enson kısmındaki Önsöz ise bu kitabın Tarihçe-i Hayat kısmında mealleri ve me'hazleri verilmiştir.
Muhâkemat
Muhâkemat Risalesinin mealleri ve me'hazleri bu kitabın Âsâr-ı Bediyye kısmında verildiğinden tekrar edilmemiştir.
İman ve Küfür Müvazeneleri
Risale-i Nur Külliyatının muhtelif kitaplarında bulunan bahislerdir. Bu kitabın ilgili yerlerine bakılabilir.
Nur'un İlk Kapısı
Nur'un İlk Kapısı 1925 yılında Burdur'da esaretin ilk yılında telif edilmiştir.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 5)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 8)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ve sadece Ondan yardım diliyoruz.
Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Salât ü Selâm, mahlukâtın en hayırlısı olan Hz. Muhammed'in (a.s.m.) ve Onun bütün âl ve ashâbının üzerine olsun. Âmin.
Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek sûretiyle satın almıştır. (Tevbe Sûresi, 9:111)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 12)
Asıl hayata mazhar olan, elbette âhiret yurdudur. (Ankebût Sûresi, 29:64)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 13)
Hayat, sadece şu bizim dünya hayatıdır. (En'âm Sûresi, 6:29; Mü'minûn Sûresi, 23:37)
Kim bu dünyada hakka karşı körlük ederse, işte o âhirette de kördür ve yolca daha şaşkındır. (İsrâ Sûresi, 17:72)
Allah'ım! "Bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbi olan sâlih kullarının yoluna ilet -gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil." Âmin.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 14)
O gün Cennet, takvâ sahiplerinin gözleri önüne getirilir. Cehennem de azgınlara gösterilir. (Şuarâ Sûresi, 26:90-91)
Allah'a tevekkül ettim (Hûd Sûresi, 11:56)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 16)
Yani: Kulum beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim. Ben kulumun zannı üzereyim.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 21)
Ey Allah!
Kendisinden başka İlâh olmayan Allah.
Allah O'dur ki; Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hayydır, Kayyûmdur. (Bakara Sûresi, 2:255)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 22)
Allah'ım! Bizi saadet, Kur'an, ve iman ehlinden kıl. Âmin.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 23)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı şeytan da Allah ile (yani Allah'ın azâbını unutturup sadece affına güvendirerek) sizi aldatmasın (isyana sürüklemesin.) (Lokman Sûresi, 31:33)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 26)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. (Lokman Sûresi, 31:33)
Kur'ân okunduğu zaman onu dinleyin. (A'râf Sûresi, 7:204)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 30)
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı şeytan da Allah ile (yani Allah'ın azâbını unutturup sadece affına güvendirerek) sizi aldatmasın (isyana sürüklemesin.) (Lokman Sûresi, 31:33)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 32)
Bilin ki, Allah'ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar. Onlar iman eden ve Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınan takvâ ehlidir. Dünya hayatında da, âhirette de onlar için müjde vardır. Allah'ın sözlerinde değişiklik olmaz. En büyük kurtuluş işte budur. (Yûnus Sûresi, 10:62-64)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 33)
Hatâ ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah'tan mağfiret diliyorum.
Allah, her türlü noksandan münezzehtir.
Allah bize yeter.
Allah'a hamd olsun.
Allah en büyüktür.
Havl ve kuvvet ancak Ondandır.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 34)
İhlâs ile kulluk edenler, nimetlerle dolu Cennet içindedir. Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir. (İnfitar Sûresi, 82:13-14)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 38)
Ondan başka İlah yoktur.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 39)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Bu dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka birşey değildir. Asıl hayata mazhar olan ise âhiret yurdudur. (Ankebût Sûresi, 29:64)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 42)
Vakti çıkmadan namaz kılmakta; ölüm gelmeden tevbe etmekte acele edin!
(Nur'un İlk Kapısı sh: 43)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir. (Nisâ Sûresi, 4:79)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 46)
Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir. (Nisâ Sûresi, 4:79)
Kim Allah'ın huzuruna bir iyilikle gelirse, kendisine on kat sevap vardır. Kim bir kötülükle gelirse, o da ancak o kötülüğün misliyle cezâlandırılır. (En'âm Sûresi, 6:160)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 48)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Cinleri ve insanları ancak Bana iman ve ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum; Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah'tır. (Zâriyat Sûresi, 51:56-58)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 51)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır! (Enfâl Sûresi, 8:40; Hac Sûresi, 22:78)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 52)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Kullarım, Beni Senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten Ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. (Bakara Sûresi, 2:186)
De ki: Eğer duanız olmasa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?" (Furkan Sûresi, 25:77)
Bana duâ edin, size cevap vereyim. (Mü'min Sûresi, 40:60)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 54)
Nûr üzerine nûr.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 55)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. (Tîn Sûresi, 95: (1-5)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 57)
Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. (Furkan Sûresi, 25:70)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 62)
Allah bize yeter; O ne güzel vekildir (koruyucu sahiptir). (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 67)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
O gün Cennet ehli büyük bir zevk ve safâ içindedir. Kendileri ve eşleri gölgeliklerdeki koltuklara kurulurlar. Orada onlar için meyveler ve diledikleri herşey bulunur. Rahmet sahibi Rablerinden onlara selâm vardır. Sizler, ayrılın, ey mücrimler! Ben size emretmedim mi, ey Âdemoğulları, 'Şeytana kulluk etmeyin, o sizin ap açık düşmanınızdır. Bana kulluk edin; doğru yol işte budur' diye. (Yâsin Sûresi, 36:55-61)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 71)
Selâm senin üzerine olsun
(Nur'un İlk Kapısı sh: 73)
Salavatın ve selâmın en faziletlisi Senin ve onların üzerine olsun.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 74)
Sağır-dilsiz olan.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 75)
Ey Sübhanımız! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 76)
Ey Sübhanımız! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 83)
Ben göklere ve yere sığmam, fakat mü'min kulumun kalbine sığarım. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:165; İmam-ı Gazâlî, İhyâ u Ulûmi'd-Dîn, 3:14)
Bu beyit yukarıdaki hadis-i kudsînin Farsça ifadesidir.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 84)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Yemin olsun kaplayan geceye. Ve parlayan güneşe. Ve erkeği ve dişiyi Yaratana. Sizin işiniz türlü türlüdür. Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve (dinin) en güzelini tasdik ederse, Biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız. Kim cimrilik eder, kendisini (âhiret nimetlerine) muhtaç hissetmez ve (dinin) en güzelini yalanlarsa, Biz de ona kötülüğün ve Cehennem gibi zorlu bir âkıbetin yolunu kolaylaştırırız. (Leyl Sûresi, 92:1-10)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 85)
Hedmedici, yıkıcı
(Nur'un İlk Kapısı sh: 96)
Biz O'nunuz, Allah'dan geldik. ("Ben, Onun hizmetindeyim. Ey musibet! Eğer Rabbimin izin ve rızasıyla gelmiş isen, merhaba safa geldin.)
"Biz Ona gideriz ve onun rüyetine müştakız. (Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzâd edecektir. Ne var, o azatlık bugün olsun. Hem, ey musibet, senin elinde olsun. Yok, eğer Rabbimin irade ve emriyle beni tecrübe ve imtihan için gelmişsen, fakat Rabbimin beni azat etmeye izin ve rızası yoksa, kuvvetim yettikçe ben, emaneti emin olmayana teslim etmeyeceğim. Haydi git, ey zâlim musibet!")
(Nur'un İlk Kapısı sh: 99)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Nice az topluluklar, nice kalabalık topluluklara Allah'ın izniyle galip gelmişlerdir. (Bakara Sûresi, 2:249)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 101)
Yani, "Bazı gözü hasta olan kimse, güneşin ziyasını; ve vücudu hasta olan kimse de, suyun tadını inkâr ediyorlar."
(Nur'un İlk Kapısı sh: 102)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Kime hikmet verilmişse, işte ona pek çok hayır verilmiştir. (Bakara Sûresi, 2:269)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 105)
Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. (Talâk Sûresi, 65:3)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 107)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Allah herşeyin yaratıcısıdır. O herşey üzerinde hakkıyla görüp gözeticidir. Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir."(Zümer Sûresi, 39:62-63) )
Her türlü kusurdan münezzehtir o Zât ki, herşeyin hüküm ve tasarrufu elindedir. Siz de Ona döndürüleceksiniz. (Yâsin Sûresi, 36:83)
Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Herşeyi Biz belirli bir miktar ile indiririz. (Hicr Sûresi, 15:21)
Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adalet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 114)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir. (Rum Sûresi, 30:50)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 123)
Allahtan başka ilah yoktur.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 124)
Doğru söyledin ve hakkı konuştun.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 127)
Allahtan başka ilah yoktur.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 129)
Bu Kur'ân, kendisine vahyolunandan başka birşey değildir. (Necm Sûresi, 53:4)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 130)
O Kaaria, o şiddetli ses çıkararak çarpan! (Kâri'a Sûresi 101:1)
Gök çatlayıp yarıldığı zaman. (İnfitar Sûresi, 82:1)
Güneş dürülüp doplandığında. (Tekvîr Sûresi, 81:1)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 134)
İmkân dairesinde, şu varlık âleminden daha mükemmeli, daha üstünü yoktur. (İmam-ı Gazalî)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 135)
Rahmânü'r-Rahîmden, Arş-ı Âzamdan gelen Furkan-ı Hakîmin kendisine indiği Efendimiz Muhammed'e, ümmetinin hasenatı adedince milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun.
Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur'da müjdelenen; nübüvveti irhâsâtla, cinlerin hâtifleriyle, insanlık âleminin evliyalarıyla, beşerin kâhinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed'e, ümmetinin hasenâtı adedince milyonlar salât ve selâm olsun.
Davetine ağaçların koşup geldiği, duâsıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah'ın, kertenkeleyi (keleri), ceylânı, kurdu, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı, çakıl taşını ve ağacı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrâda ruyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefîimiz Muhammed'e, Kur'ân'ın bidâyet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan her bir okuyucunun okuduğu her bir kelimenin temevvücât-ı havâiye aynalarında Rahmân'ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salât ve selâm olsun. Bütün bu salâvatlardan her biri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlâhımız, bize merhamet et. Âmin.
Yani "Güneş döner."
Güneşi bir kandil yaptı. (Nuh Sûresi, 71:16)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 143)
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı şeytan da Allah ile (yani Allah'ın azâbını unutturup sadece affına güvendirerek) sizi aldatmasın (isyana sürüklemesin.) (Lokman Sûresi, 31:33)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 145)
Fakrım, iftiharımdır.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 146)
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O çok aldatıcı şeytan da Allah ile (yani Allah'ın azâbını unutturup sadece affına güvendirerek) sizi aldatmasın (isyana sürüklemesin.) (Lokman Sûresi, 31:33)
Kur'ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, rahmete erişesiniz. (A'râf Sûresi, 7:204)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 148)
Bilin ki, Allah'ın dostları için ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar. (Yûnus Sûresi, 10:62)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 160)
Hak daima üstün gelir; hakka galebe edilmez.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 162)
Gerçek sonuç takvâ sahiplerinindir. (A'râf Sûresi, 7:128)
Hak daima üstün gelir; hakka galebe edilmez.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 164)
Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 165)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 166)
Onlar, hayvan gibi, hattâ daha da aşağıdırlar. (A'râf Sûresi, 7:179)
Neredeyse öfkeden parçalanacak! (Mülk Sûresi, 67:8)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 168)
Allah'a hamd olsun ki, bu Rabbimin bir ihsânıdır.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 170)
İyi davranışlar içinde kendini bütünüyle Allah'a veren kimse, (gerçekten en sağlam kulpa) yapışmıştır. (Lokman Sûresi, 31:22)
Yapışmıştır.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 171)
İyi davranışlar içinde kendini bütünüyle Allah'a veren kimse, (gerçekten en sağlam kulpa) yapışmıştır. (Lokman Sûresi, 31:22)
(Nur'un İlk Kapısı sh: 172)
En sağlam kulpa..
Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. (En'âm Sûresi, 6:59)
Dinde zorlama yoktur. (Bakara Sûresi, 2:256)
En sağlam bir kulpa.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 174)
Bâkî olan sadece Odur.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 199)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; üzerinize olsun.
(Nur'un İlk Kapısı sh: 202)
Her zamanda gelen bütün Ramazan aylarının dakikalarının âşireleri adedince Allah'a hamd olsun.
Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 289)
Gözlerindeki hastalıklarla bu hakikat güneşinin ziyasını görmezler ve dillerindeki marazla, ab-ı hâyât olan şu tatlı suyun lezzetini hissedip tatmazlar.
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 291)
Şüphesiz, Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. (Kadir Sûresi, 97:1)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 292)
Şüphesiz, Biz, Onu indirdik.
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 295)
Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. (En'âm Sûresi, 6:59)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 297)
Allah'ın yardımı ve fethi geldiği zaman. (Nasr Sûresi, 110:1)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 298)
Biz Sana (ap açık bir fetih yolu) açtık. (Fetih Sûresi, 48:1)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 299)
O'ndan bağışlama dile.
Artık tesbîh et Rabbına, hamdiyle ve mağfiretini dile,
Rabbine hamd ederek tespihte bulun
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 300)
İnsanların Allah'ın (son) dinine bölük bölük akın ederek girdiğinde..
Allah'ın yardımı geldiğinde..
Allah'ın yardımı.
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 301)
Allah'ın yardımı
O'ndan bağışlama dile.
Ve Fetih (geldiğinde..)
Allah'ın yardımı geldiğinde..
Allah'ın nusreti ve fethi (geldiği zaman.)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 305)
Şüphesiz ki, Biz (Sana Kevser'i) verdik. (Kevser Sûresi, 108:1)
Rabb'ın için namaz kılmaya devam et
Ya Rabbi Kevser Sûresinin sırrıyla, Kevserin Sahibinin hürmetine bizi ve arkadaşlarımızı mahşer gününde Kevser suyundan içir. Amin..
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 311)
Şüphesiz Biz Sana apaçık bir fetih verdik. (Fetih Sûresi, 48:1)
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 313)
Ey Allah'ım! Fatiha Sûresinin hürmetine amellerimizin başlangıcını Fatiha Sûresi anahtarıyla aç. Ve yine amellerimizin sonunu da Fatiha Sûresi anahtarıyla yani "Elhamdü lillahi Rabbil âlemin.." ile mühürle..
(Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi sh: 328)
اِعْلَمْ Ey kardeş bil ki; Kur'anın i'cazının letaifinin bürhanı ve kâffe-i insan için bir rahmet-i amme olmasının delili budur: Nasıl herkes için umumî âlemden ona hâs bir âlem varsa, öyle de, herkesin meşrebi itibariyle Kur'an'dan hususî bir Kur'anı vardır ki,, onu terbiye ve tedavî eyler.
Hem Kur'anın lütf-u irşadının mezayasının birisi de budur ki; âyetlerinin arasındaki kemal-i insicamı ve gayet irtibatı ve tamam ittisali ile, herkes kendi hidayeti ve şifası için müteaddid sûrelerden müteferrik âyetleri ahzeylemesi müyesser olabiliyor.. Nasıl da, umum ehl-i meşarib ve bütün ehl-i ulûm, herbiri kendi meşrebine göre Kur'andan âyetler çıkarıp ahzeylemişlerdir.
İşte sen böylece Kur'anı, menazil ve nüzûl itibariyle çeşitli ulûm ve füyûz'un menbaı olarak gördüğün zaman; elbette onun ayetlerini, güya incilerden dizilmiş bir gerdanlık olmuş da, herbirisi yeni gelen ahavatıyla teellüf ve ittisal peyda etmiş olduğunu da göreceksin. Demek oluyor ki; Hazret-i Kur'an, ne asıldan fasla gitmekle noksanlaşır; ne de diğer âyât ile vasletmekle ürkütür.
İşte bu sır işaret etmektedir ki; ekser âyât-ı Kur'aniye, sair diğer âyâtla o kadar dakik münasebetler içindedir ki; o münasebetler ile bunların o, diğer âyâtla beraber zikredilmesi ve bunun ötekilerle ittisalkârane bir vaziyet içinde bulunması caiz oluyor. Nasılki sure-i İhlas'ın (matbu Lemaat kitabının 29. sahifesinde zikredildiği gibi,) cümleleri, yek diğerleriyle zam edilmekle, birbirine delil ve netice olup, otuz sure-i İhlası tazammun etmektedir.
Öyle de, Kur'an dahi bir küllî-i cüz'î.. Ve nev-ün münhasırun fişşahs'dır ki, âyâtının câmiiyeti ile, müteaddit manaları müştemil bulunmaktadır. Hem her hepsi, hepsi ile münasebettardır ki, nefs-i Kur'an, milyonlarca Kur'anları ihtiva eylemekte ve her bir ehl-i hakikat, Kur'an içinde kendisine mahsus ve ona tabi' olacak bir kitap ve bir Kur'anı bulabilmektedir.
Ey Kur'an-ı Kerim'i inzal eden, indiren Allah'ım! Kur'an-ı Kerim hakkı ve hürmeti için Kur'an'ı bana hayatımda, vefatımdan sonra enis ve yoldaş eyle ve kalbim ve kabrim için de nûr kıl. Lâilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah.
Konferans
7-59 sahifelerdeki me'hazler Sözler kısmının sonundadır.
(Konferans Risalesi sh: 60)
Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla..
Hiçbirşey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun.
(Konferans Risalesi sh: 62)
(O Allah) Gökleri yedi tabaka (olarak tanzim etti.) (Bakara Sûresi, 2:29)
Akletmezler mi? Düşünmezler mi? Düşünmez misiniz?
(Konferans Risalesi sh: 66)
Eğer kulumuz Muhammed'e indirdiğimiz Kur'ân'dan bir şüpheniz varsa, haydi, onun benzeri bir sûre getirin. (Bakara Sûresi, 2:23)
(Konferans Risalesi sh: 67)
(O Rahmân ki,) hükümranlığı Arşı kaplamıştır. (Tâhâ Sûresi, 20:5)
Biz demiri de indirdik ki, onda hem kuvvet ve şiddet, hem de insanlar için faydalar vardır. (Hadîd Sûresi, 57:25)
(Konferans Risalesi sh: 68)
Çıkardık.
İndirdik.
Çıkarmak.
İndirmek.
(Konferans Risalesi sh: 69)
Külü çok.
Kılıncının kayışı, bendi uzundur.
Benim gözüm uyur, fakat kalbim uyumaz. (Buhari, Teheccüd 16, Teravih 1, Menâkıb 24; Tirmizi, Edeb 86; Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl 36; Ebû Dâvud, Tahâret 79; Müsned, 1:274)
Göz ne şaştı, ne de başka birşeye baktı. (Necm Sûresi, 53:17)
(Konferans Risalesi sh: 72)
Taşlardan öyleleri var ki, bağrından nehirler çağlar." (Bakara Sûresi: 2:74)
(Konferans Risalesi sh: 73)
Güneş de (onlar için bir delildir ki,) kendisine tâyin edilmiş bir yörüngede akıp gider. (Yâsin Sûresi, 36:38)
(Konferans Risalesi sh: 74)
(Kendisine tâyin edilmiş) bir yörüngede..
(Konferans Risalesi sh: 75)
Halbuki evlerin en çürüğü örümcek yuvasıdır -eğer bilmiş olsalardı. (Ankebût Sûresi, 29:41)
Eğer, şayet..
(Konferans Risalesi sh: 77)
"Dünyanın, Cenâb-ı Hakkın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirler bir yudum suyu ondan içmeyecek idiler."
Tabiri "âlem-i bekàdan" demektir. Allah katında, Allah'a göre..
(Konferans Risalesi sh: 79)
Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim. (Yûnus Sûresi, 10:92)
(Konferans Risalesi sh: 81)
Bâkî olan sadece Odur.
(Konferans Risalesi sh: 82)
Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla..
(Konferans Risalesi sh: 83)
Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla..
Hiçbirşey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fanus içindedir. Cam fanus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya ait olmayan mübarek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. (Nûr Sûresi, 24:35)
(Konferans Risalesi sh: 90)
Ölüm gelmeden önce ölünüz. Yani kendi ihtiyarınızla şehvanî ve nefsanî hislerinizi terketmekle; ölmeden evvel ölünüz! demektir.
(Konferans Risalesi sh: 96)
İki yay kadar, hattâ daha da yakın. (Necm Sûresi, 53:9)
(Konferans Risalesi sh: 99)
Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır. (Tirmizî, Menâkıb: 20; el-Hakim, el-Müstedrek, 3:126)
Beni kaybetmeden önce her istediğinizi bana sorunuz. Çünkü benden sonra hiç kimse her soruya böyle cevap veremez.
İstediğiniz herşeyi benden sorunuz..
(Konferans Risalesi sh: 101)
De ki: O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1)
(Konferans Risalesi sh: 103)
Meâli: Enes (R.A.)'dan rivayet: Resul-i Ekrem (A.S.M.) ferman ettiler ki: "Siz kendi dünya işleriniz benden daha iyi bilirsiniz..."
Sahih-i Müslim 4/1836 hadîs no: 2363; Cem'-ül Fevaid 1/440 Sahih-i Müslim'den nakil; Kenz-ül Ummal 11/465; Tefsir-i Ruh-ul Beyan 6/349; Müsned-ül Bezzar hadîs no: 937.
(Konferans Risalesi sh: 106)
İki yay kadar, hattâ daha da yakın. (Necm Sûresi, 53:9)
Meali: "Onlar Allahın nurunu ağızlariyle söndürmek istiyorlar. Allah ise, -muhakkak- nurunu tamamlamak (tamamen parlatmak) istiyor.. kâfirler hoşlanmasalar da." (Tevbe Sûresi, 9:32)
Hanımlar Rehberi
(Hanımlar Rehberi sh: 22)
Âhirzamanda, ihtiyare kadınların samimî dinlerine ve kuvvetli itikadlarına tâbi' olunuz." (Keşfü'l-Hafâ, 2: 70)
(Hanımlar Rehberi sh: 23)
Âhirzamanda, ihtiyare kadınların samimî dinlerine ve kuvvetli itikadlarına tâbi' olunuz." (Keşfü'l-Hafâ, 2: 70)
Yâni: "Kızların babasının rızkına bereket düşer"
(Hanımlar Rehberi sh: 27)
O zaman hoşunuza gideni... nikâh edebilirsiniz. (Nisâ Sûresi, 4:3)
-ev kema kal- Yani: "İzdivaç ediniz, nikahlanınız; çoğalınız." (Aclûni, Keşfü'l-Hafa, 1:318; Münavi, Feyzü'l-Kadîr, 3:269, hadis no: 3366.)
"Ruhbaniyet İslâmiyette yoktur." mânası, "ruhbanîler gibi tecerrüt merduttur, hakikatsızdır, haramdır" demek değildir, Belki;
İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:463; el- Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:481, no: 4044)
Nur Çeşmesi
Meyve Risalesi Altıncı, Yedinci Meselesi ve Münacat Risalesi Şualar kısmında; Yirmiikinci Söz'ün Birinci Makamı, Sözler kısmında; Tabiat Risalesi Lem'alar kısmında; Otuzikinci Söz'ün Birinci Mevkıfı Sözler'de, Pencereler Risalesi'nden 31. Pencere Sözler'de; Otuzuncu Lem'anın Beşinci Nüktesi, Lem'alarda; Yirmiikinci Söz'ün İkinci Makamı Sözler'de; İkinci Mesele-i Mühimme Lem'alardan Onikinci Lem'a'da; Aziz Sıddık Kardeşlerim ve Büyük Cihad Gazetesinde neşredilen mektup ise, Emirdağ Lahikası-ll de ilgili yerde yayınlanmıştır.
Gençlik Rehberi
Gençlik Rehberi 1952 yılında tab' edilmiştir. Bu basımdan dolayı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde Bediüzzaman Hazretleri yargılanmış ve beraat etmiştir.
Risale-i Nur Külliyatının muhtelif yerlerinde bulunan ve Üstad Bediüzzaman Hazretleri tarafından hazırlanan mevzu ile ilgili bahislerdir. Mehazleri ilgili yerlerdedir.
Hizmet Rehberi
Hizmet Rehberi merhum Zübeyir Gündüzalp Ağabey tarafından 1962 yılında Risale-i Nurlardan derlenmiştir.
Bu kitabın mehazleri Risale-i Nur Külliyatında muhtelif yerlerdedir. Hususan Barla, Kastamonu ve Emirdağ Lahikalarında bulunmaktadır.
Küçük Sözler
Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci, Sekizinci ve Dokuzuncu Sözler olan Küçük Sözler Risalesi 1926 yılında Barla'da telif edilmişlerdir.
Buradaki dokuz Söz'ün me'hazleri, bu kitabın Sözler kısmındadır. Yirmibirinci Söz'ün Birinci Makamı yine Sözler kısmında ve Hatime Ondördüncü Söz'dedir. Mukaddime ise İşarat-ül İ'caz kısmında verilmiştir. İlgili kısımlara bakılmalıdır.
Ayet-ül Kübra
Yedinci Şua olan Ayet-ül KübraRisalesi 1938 yılında Kastamonu'da, diğer bir me'hazde de 1941 yılında yine Kastamonu'da te'lif edilmiştir.
Bu Ayet-ül Kübra Risalesinin me'hazleri, bu kitabın Şualar/Yedinci Şua kısmında, verildiğinden burada tekrar verilmemiştir. Âhirindeki parçalardan Sual-Cevap'ın me'hazi Şualar El-Hüccet-üz Zehra'nı ikinci makamı kısmında, Yirmiüçüncü Söz'ün Birinci Mebhasi Sözler'in ilgili yerinde, Otuzikinci Söz'den İkinci Nokta'nın İkinci Mebhasi Sözler kısmında, ensondaki takriz de;
(Ayet-ül Kübrâ sh: 214)
Allah (c.c.) bir kavim, bir millet getirecek. (Maide Sûresi, 5:54)
Rabbine dön. (Fecir Sûresi, 89:28)
(Ayet-ül Kübrâ sh: 215)
Kullarımın arasına dahil ol. (Fecir Sûresi, 89:29)
Cennetime gir. (Fecir Sûresi, 89:30)
Bize göster, ey nuruyla ateşi azdıran, kızdıran ve Habibî üzerine salat eden!
İman Hakikatleri
Dördüncü Söz, Dokuzuncu Söz, Yirmibirinci Söz, bu kitabın Sözler kısmında; Onüçüncü Lem'a (Hikmet-ül İstiaze Risalesi), Onyedinci Lem'a ise, Lem'alar kısmında ve Hasan Feyzi Ağabeyin bir takrizi ise Emirdağ Lahiksı-l de bulunmaktadır. Me'hazler için verilen yerlere müracaat edilmelidir.
Haşir Risalesi
Onuncu Söz 1926 Matbu' nüshanın üstündeki tarih 1342'dir.
Onuncu Söz olan Haşir Risalesi mehazleri bu kitabın Sözler kısmında verildiğinden tekrar verilmemiştir.
İhlas Risaleleri
Yirminci ve Yirmibirinci Lem'alar 1934 yılında kat'î olarak Barla'da te'lif edilmiştir.
Yirminci ve Yirmibirinci Lem'alar olan İhlas Risaleleri'nin me'hazleri bu kitabın Lem'alar kısmında verildiğinden burada tekrar verilmemiştir.
Pencereler Risalesi
Otuz Üçüncü Söz, Barla'da 1928-30 yılları arasında Türkçe olarak telif edilmiştir.
Pencereler Risalesi olan Otuzüçüncü Söz'ün me'hazleri Bu kitabın Sözler kısmındadır.
Yirmiüçüncü Söz
Yirmiüçüncü Söz, Barla'da 1929'da telif edilmiştir.
Bu risalenin mehazleri de bu kitabın Sözler kısmındadır.
Divan-ı Harbî Örfî
1909 yılında Sıkıyönetim Mahkemesinde yapılan müdafaadır. 1911 ve 1912 yıllarında iki defa tab'edilmiştir.
Bu eserin me'hazleri bu kitabın "Asâr-ı Bediyye" bölümünde verilmiştir.
Zühretünnur
Bu Risalenin me'hazleri bu kitabın "Mektubat" ve "Lem'alar" bölümünde verilmiştir. O bahislere müracaat olunmalıdır.
El-Hüccet-üz Zehra Risalesi
On Beşinci Şua bu risale, Afyon hapishanesinde 1949'da telif edilmiştir.
Bu El Hüccet-ül Zehra Risalesinin me'hazleri de Şualar kısmında verilmiştir.
Mu'cizat-ı Ahmediye Risalesi
On Dokuzuncu Mektup, Barla'da 1929'da telif edilmiştir.
Mu'cizat-ı Ahmediye (a.s.m.) risalesi olan bu risalenin mehazleri bu eserin Mektubat bölümünde verilmiştir.
Hutbe-i Şamiye
Hutbe-i Şâmiye eseri, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin otuz beş yaşında iken, 1911 yılında Şam ulemasının ısrarı üzerine Câmi-i Emevîde irad ettiği bir hutbenin kendisi tarafından yapılmış tercümesidir.
(Hutbe-i Şamiye sh: 6)
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.
Hiçbirşey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)
Allah'ın selâmı rahmeti ve bereketi ebediyyen üzerinize olsun.
(Hutbe-i Şamiye sh: 9)
Onlar dünya hayatını seve seve (ahirete) tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3)
(Hutbe-i Şamiye sh: 18)
Bu kısımdan sonraki sayfaların me'hazleri, Asar-ı Bediyye kitabının "Hutbe-i Şamiye", "Teşhis-ül İlllet", "Nutuklar", "Makaleler", "Hakikat Çekirdekleri"; ve "Emirdağ Lahikası-ll" kısmında yazılmıştır.
Muhakemat
Türkçesi "Muhakemat", Arapçası "Reçetet-ül Ulema" veya "Reçetet-ül Havas" olarak 1910 yılında te'lif edilip, 1911 ve 1912 de tab' edilmiştir.
Muhakemat'ın me'hazleri bu kitabın Asar-ı Bediyye kısmında verilmiştir.
Sünuhat - Tulûat - İşarat
Bu risaleleri Bediüzzaman Hazretleri 1918-1921 yılları arasında Dar-ül Hikmet-ül İslâmiyede iken telif etmiş ve bilahere tab' etmişlerdir.
Bu risalelerin mehazleri Asâr-ı Bediyye kitabının ilgili kısmında verilmiştir.
Münazarat
Münazarat Risalesi, hem Arabça hem Türkçe olarak 1910'da te'lif edilip 1913'de tab' edilmişlerdir.
Münazarat Risalesinin me'hazleri bu kitabın Asâr-ı Bediyye kısmında verilmiştir.
Uhuvvet Risalesi
Bu risale Bediüzzaman Hazretleri Barlada iken 1926-1934 yılları arasında telif edilmiştir.
Uhuvvet Risalesinin me'hazleri, bu kitabın "Mektubat" kısmında verilmiştir. (22. Mektub)
Mi'rac ve Şakk-ı Kamer Risalesi
Bu risale Bediüzzaman Hazretleri Barlada iken 1928 yılında telif edilmiştir.
Otuzbirinci Söz, Sözler'de; Yirmidördüncü Mektub'un İkinci Zeyli, Mektubat'ta Otuzbirinci Söz'ün Zeyli, Otuzbirinci Pencere, Lemaat'dan bazı parçalar Sözler kısmındadır.
İçtihad Risalesi
Bu Risale 1929 yılında Barla'da te'lif edilmiştir.
İçtihad Risalesinin me'hazleri bu kitabın Sözler mecmuası kısmında (27. Söz) ve Mektubat Mecmuasının 29. Mektubun Birinci kısmında ve 7. Kısmı olan İşarat-ı Seb'a olan bölümünde verildiğinden oraya bakılmalıdır.
Hastalar Risalesi
Yirmibeşinci Lem'a olan Hastalar Risalesi 1934 yılında Isparta'da te'lif edilmiştir.
Yirmibeşinci Lem'a olan Hastalar Risalesi'nin me'hazleri bu kitabın Lem'alar kısmında ve Onyedinci Mektup ise, Mektubatta, İkinci Lem'a ise, Lem'alar'da verilmiştir.
(Hastalar Risalesi sh: 30)
(Herbir musibet için sözümüz:) "Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)
Tabiat Risalesi
Yirmi Üçüncü Lem'a olan Tabiat Risalesi önce Ankara'da Arabî olarak 1921'de sonra da Barla'da 1933'te Türkçe olarak telif edilmiştir.
Yirmiüçüncü Lem'a olan Tabiat Risalesi'nin me'hazleri bu kitabın Lem'alar bölümünde verilmiştir.
Ene ve Zerre Risalesi
Otuzuncu Söz olan Ene ve Zerre Risalesi 1929 ve 1930 yılları arasında Barla'da te'lif edilmiştir.
Bu Risalenin me'hazleri, bu kitabın Sözler kısmında verildiğinden tekrara ihtiyaç kalmamıştır. İlgili yere bakınız.
Ramazan ve İktisad ve Şükür Risalesi
Ramazan Risalesi olan Yirmi Dokuzuncu Mektup [Birinci Kısım] 1934'te Barla'da telif edilmiştir.
* İktisad Risalesi olan Ondokuzuncu Lem'a ise, Isparta'da 1935'te telif edilmiştir.
* Şükür Risalesi de olan Yirmi Sekizinci Mektubun bir kısmı 1931'de, bir kısmı da 1933'te Barla'da telif edilmiştir.
Ramazan Risalesi'nin me'hazleri Mektubat Yirmidokuzuncu Mektupta, İktisad Risalesi'nin Lem'alar Ondokuzuncu Lem'a'da ve Şükür Risalesi'nin me'hazleri de Mektubat Yirmisekizinci Mektupta verildiğinden burada tekrarlanmamıştır.
Nur Aleminin Bir Anahtarı
Bu Risale 1941 yılından başlayarak 1953 yılına kadar devam eden bir süre içinde Emirdağ'ında te'lif edilmiştir.
Hava ve Nur unsurunun tevhid ve Vahdet-i Rabbaniye ve emir ve İrade-i İlahiyeye gâyet aşikâr bir tarzda delâlet ve işaretlerini gösteren bir risaledir.
Me'hazleri bu kitabın Emirdağ Lahikaları l ve ll. kısımlarında verilmiştir.
1. Asâ-yı Musa Risalesi (Müstakil Kitap)
2. Âyet-i Feth Risalesi, (Yedinci Lem'a)
3. Âyet-i Hasbiye Risalesi, (Dördüncü Şua)
4. Âyet-ül Kübra Risalesi, (Yedinci Şua)
5. Bismillah Risalesi, (Birinci Söz)
6. Deva-ül Y'es, (Âsâr-ı Bediyye)
7. Elhüccet-üz Zehra Risalesi, (Onbeşinci Şua)
8. Es'ile-i Sitte Risalesi, (Yirmidozuzuncu Mektup)
9. Esma-i Sitte Risalesi, (Otuzuncu Lem'a)
10. Fihriste Risalesi, (Onbeşinci Lem'a)
11. Hakikat Çekirdekleri Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
12. Hastalar Risalesi, (Yirmibeşinci Lem'a)
13. Haşir Risalesi, (Onuncu Söz)
14. Hikmet-ül İstiaze Risalesi, (Onüçüncü Lem'a)
15. Hutbe-i Şamiye Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
16. Hutuvat-ı Sitte Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
17. Hüccetullah-il Bâliğa Risalesi (Asa-yı Musa)
18. Hüccet-ül Kur'an Aleşşeytan Ve Hizbihi, (Yirmialtıncı Mektub)
19. Hücumat-ı Sitte Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub)
20. İçtihad Risalesi, (Yirmiyedinci Söz)
21. İhlas Risaleleri, (Yirmi ve Yirmibirinci Lem'alar)
22. İhtiyarlar Risalesi, (Yirmibeşinci Lem'a)
23. İkinci Keramet-i Aleviye Risalesi (Yirmisekizinci Lem'a)
24. İktisad Risalesi, (Ondokuzuncu Lem'a)
25. İşarat-ı Huruf-u Kuraniye Risalesi (Lem'alar)
26. İşarat-ı Kur'aniye Risalesi, (Birinci Şua)
27. İşarat-ı Seb'a Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub)
28. İşarat-ı Selase Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub)
29. Kader Risalesi, (Yirmialtıncı Söz)
30. Keramet-i Aleviye Risalesi, (Birinci) (Onsekizinci Lem'a)
31. Keramet-i Aleviye Risalesi (İkinci) Yirmisekizinci Lem'a)
32. Keramet-i Aleviye Risalesi, (Üçüncü) (Sekizinci Şua)
33. Keramet-i Gavsiye Risalesi, (Sekizinci Lem'a)
34. Lâhika Risalesi (Lahikalar)
35. Lemeat Risalesi, (Asâr-ı Bediyye)
36. Mektubat Risalesi (Mektubatın tamamı)
37. Meyve Risalesi, (Onbirinci Şua)
38. Mi'rac Risalesi, (Otuzbirinci Söz)
39. Minhac-üs Sünne Risalesi, (Onbirinci Lem'a)
40. Mirkat-üs Sünne Risalesi, (Onbirinci Lem'a)
41. Mu'cizat-ı Ahmediye Risalesi, (Ondokuzuncu Mektub)
42. Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi, (Yirmibeşinci Söz)
43. Muhakemat Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
44. Müdafaat Risalesi, (Onikinci ve Ondördüncü Şualar ve Lâhikalarda)
45. Münacat Risalesi, (Üçüncü Şua)
46. Münazarat Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
47. Nokta Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
48. Nasr Risalesi (Rumuzat-ı Semaniye)
49. Notalar Risalesi, (Onyedinci Lem'a)
50. Nur Âleminin Bir Anahtarı Risalesi, (Emirdağ Lâhika-sı-ll)
51. Nurun İlk Kapısı Risalesi, (Karton Kapak müstakil)
52. Nübüvvet-i Ahmediye Risalesi, (Ondokuzuncu Söz)
53. Onaltıncı Mektub Risalesi (Mektubat Onaltıncı Mektub)
54. Pencereler Risalesi, (Otuzüçüncü Söz)
55. Ramazan Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub)
56. Rehber Risalesi (Emirdağ Lahikası-l)
57. Rumuzat-ı Semaniye Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub)
58. Üçüncü Keramet-i Aleviye Risalesi (Sekizinci Şua)
59. Sırr-ı İnna A'tayna Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub, Rumuzat-ı Semaniye)
60. Sikke-i Gaybiyye Risalesi (Müstakil Sikke-i Gaybiye)
61. Sünuhat Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
62. Şakk-ı Kamer Risalesi, (Otuzbirinci Söz)
63. Şefkat Tokatları Risalesi, (Onuncu Lem'a)
64. Şuaat-ı Marifet-in Nebi Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
65. Şükür Risalesi, (Yirmisekizinci Mektub)
66. Tabiat Risalesi, (Yirmiüçüncü Lem'a)
67. Telvihat-ı Tis'a Risalesi, (Yirmidokuzuncu Mektub)
68. Tevhid Risalesi. (İkinci Şua)
69. Tesettür Risalesi, (Yirmidördüncü Lem'a)
70. Uhuvvet Risalesi, (Yirmiikinci Mektub)
71. Yirmidördüncü Söz Risalesi (Yirmidördüncü Söz)
72. Yirminci Mektub Risalesi (Yirminci Mektub)
73. Zerrat Risalesi. (Otuzuncu Söz)
74. Zülfikâr Risalesi (Müstakil kitap)
Arabî Risaleler:
75. Hutbe-i Şamiye Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
76. Münazarat Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
77. Teşhis-ül İllet Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
78. Muhakemat Risalesi, (Âsâr-ı Bediyye)
79. İşarat-ül İ'caz, (Otuzuncu Mektub, Müstakil)
80. Katre, (Mesnevi-i Nuriye)
81. Kızıl İcaz, (Müstakil)
82. Habbe, Hubab (Habab), (Mesnevi-i Nuriye)
83. Lasiyyemalar (El-Lasiyyemat) , (Mesnevi-i Nuriye)
84. Lem'alar (El-Lemeat), (Mesnevi-i Nuriye)
85. Reşhalar (Er-Reşahat), (Mesnevi-i Nuriye)
86. Şemme, (Mesnevi-i Nuriye)
87. Şu'le, (Mesnevi-i Nuriye)
88. Ta'likat, (Müstakil)
89. Zerre, (Mesnevi-i Nuriye)
90. Zühre (Zehre) (Mesnevi-i Nuriye)